Başkan Yüksel Yıldırım'ın Samsunspor için yaptıklarını inkar eden kimseye rastlamadım.
Maddi fedakarlıkları, kulübü getirdiği nokta, Avrupa hedefi, tesisleşme ve Samsunspor'un yeniden güçlü biçimde Türk futbolunun gündemine girmesi…
Bunların karşılığı var. Taraftarın büyük bölümü de bunları görüyor ve kendisine teşekkür ediyor.
Ama tam da bu yüzden bugün başka bir şeyi konuşmamız gerekiyor.
Geçmişte tribünleri dolduran, içeride ve dışarıda takımının peşinden giden taraftarın sayısı her geçen gün azalıyorsa burada sorgulanması gereken ciddi bir mesele var.
Bilet fiyatını indiriyorsunuz, yine tribün dolmuyor.
Demek ki mesele sadece bilet fiyatı değil.
İcra Kurulu üyelerinin açıklamalarını, özürlerini, taraftara verdikleri mesajları çok değerli buluyorum. Samimiyetlerinden de şüphem yok.
Ama görünen o ki problem orada da değil.
Bana göre asıl problem Başkan Yüksel Yıldırım'ın taraftarla kurduğu iletişim dili.
Aslında bu daha da düşündürücü.
Eğitimi, yaptığı işler, uluslararası bağlantıları ve iş hayatındaki başarıları Yüksel Başkan'ın iletişim kurmayı bilen bir insan olduğunu zaten gösteriyor.
İstediğinde son derece doğru ve birleştirici bir dil de kullanabiliyor.
Ama konu Samsunspor taraftarına geldiğinde, zaman zaman kullandığı dil, kendi birikimine de Samsunspor Başkanlığı makamına da yakışmıyor.
Şehirle, yöneticilerle, taraftarla sürekli yeni bir tartışma alanı açmak yerine onları yanınıza almak zorundasınız.
Çünkü futbol başka bir şey.
3 yıl çok doğru işler yaparsınız, birkaç kötü sonuç gelir ve bir anda bütün hava değişir.
Futbolda dün yaptığınız doğrular, bugün insanlarla kurduğunuz bağı garanti etmiyor.
O bağı her gün yeniden kurmanız gerekiyor.
Bugün Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ya da başka camialara baktığınızda da başkan-taraftar ilişkisinin ne kadar hassas olduğunu görürsünüz. Başkan eleştirilebilir, taraftar da eleştirilebilir. Ama sürekli karşı karşıya geldiklerinde bundan kazanan kulüp olmaz.
Bir noktayı da özellikle ayırmak gerekiyor.
Ben “taraftar” derken tribün gruplarından söz etmiyorum.
Asıl büyük kitle münferit Samsunspor taraftarı.
Kombinesini alan, biletini alan, formasını alan, çocuğunu maça götüren ama herhangi bir grubun içinde olmayan binlerce insan var.
O insanlar tribünden uzaklaşıyorsa, “Neden gelmiyorsunuz?” demeden önce “Neden uzaklaştınız?” diye sormak gerekiyor.
Bir başka haksızlığı da düzeltmek lazım.
Özellikle son iki sezonda İcra Kurulu'nun ve dernek yönetiminin Samsunspor aidiyetini büyütmek için ortaya koyduğu çaba ortada.
“Bu Şehrin Çocukları Samsunsporludur” diyerek iki sezonda on binlerce çocuğa dokunmak, voleybol ve diğer amatör branşlarda yüzlerce sporcuyu Samsunspor armasının altında buluşturmak, bunların devamlılığı için kaynak üretmek küçümsenecek işler değil.
Tam tersine, Samsunspor'un geleceğine yapılan yatırımdır.
Üstelik bütün bunlar Yüksel Yıldırım'ın dernek başkanlığı döneminde yapılıyor.
O nedenle kendi ekibinizi "Tembeller" diyerek değersizleştiren, taraftarla mesafeyi artıran veya şehrin dinamikleriyle yeni tartışmalar üreten bir iletişim dili, aslında kulüp içinde yapılan bu güzel işlerin etkisini de azaltıyor.
Bence bugün Samsunspor'un ihtiyacı yeni bir tartışma değil.
Bir gönül almaya duyulan ihtiyaç var.
O nedenle, "Yüksel Başkanım, taraftarın tamamı size karşı değil. Eleştiren herkes de düşmanınız değil."
"İnsanların önemli bir bölümü Samsunspor için yaptıklarınızı görüyor. Ama aynı insanlar kendilerine değer verildiğini, dinlendiklerini ve bu hikayenin parçası olduklarını da hissetmek istiyor."
Bazen bunun için uzun açıklamalara da ihtiyaç yok.
Samimi birkaç cümle yeter.
“Kırdığım insanlar olduysa gönüllerini almak istiyorum. Gelin, Samsunspor için yeniden yan yana yürüyelim.”
Bunu söylemek kimseyi küçültmez.
Tam tersine büyütür.
Haydi, bir adım siz atın.
Taraftarın nasıl karşılık verdiğini hep birlikte görelim.
Bundan yalnız siz değil; Samsunspor da, Samsun şehri de kazanır.
Samsunspor'da Artık Mesele Sadece Gönül Almakta
Murat SANDIKÇI
Yorumlar