Bir şehrin büyüklüğü sadece nüfusuyla, fabrikalarıyla ya da yükselen binalarıyla ölçülmez.
Bazen bir meydanda farklı kültürlerin aynı ritimde buluşmasıyla, bazen de dünyanın dört bir yanından gelen sporcuların aynı kortta mücadele etmesiyle de ölçülür.
İşte Samsun son günlerde tam da bunu yaşadı ve yaşıyor.
Geçtiğimiz hafta 12 farklı ülkeden halk dansları ekiplerini ağırlayan şehrimiz, bugün ise 27 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Samsun Open ATP Challenger Turnuvası ile dünyanın 25 ülkesinden 60 uluslararası tenisçiyi ve A Milli Takım sporcularımızı misafir ediyor.
Bir tarafta kültür, diğer tarafta spor. Ortak payda ise aynı.
Samsun artık kendisini sadece burada yaşayanlara değil, dünyaya da anlatıyor.
Çünkü bu tür organizasyonlar yalnızca birkaç gün süren etkinlikler değildir.
Bir tenis turnuvası; otellerin dolması, restoranların hareketlenmesi, şehrin ekonomisinin canlanması ve Samsun adının uluslararası spor takviminde yer alması demektir.
Bir halk dansları festivali ise farklı kültürlerin aynı şehirde buluşması, dostlukların kurulması ve Samsun'un kültürel zenginliğinin dünyaya taşınması anlamına gelir.
Bugün dünyanın birçok şehri spor ve kültür organizasyonlarını sadece bir etkinlik olarak değil, şehir markalaşmasının en önemli araçlarından biri olarak görüyor.
Çünkü şehirlerin rekabeti artık sadece sanayiyle değil; kültür, spor ve turizmle de şekilleniyor.
Bu nedenle "Samsun Open" fikrini sadece bir tenis turnuvası olarak değerlendirmek eksik olur.
Asıl başarı bir turnuva düzenlemek değildir.
Asıl başarı, o turnuvayı her yıl dünyanın dört bir yanındaki sporcuların ve tenis severlerin takvimine yazdığı güçlü bir markaya dönüştürebilmektir.
Bugün Wimbledon denildiğinde tenis akla geliyor.
Roland Garros denildiğinde tenis akla geliyor.
Monte Carlo denildiğinde tenis akla geliyor.
Peki...
Neden yıllar sonra "Samsun Open" da uluslararası tenis dünyasının önemli duraklarından biri olmasın?
Neden Samsun, yalnızca Karadeniz'in değil, Avrupa'nın da takip ettiği bir spor organizasyonu merkezi haline gelmesin?
Bu hedef ulaşılmaz değil.
Yeter ki bu vizyon korunabilsin, organizasyon kalitesi sürdürülebilsin ve bu başarılar tek seferlik etkinlikler olarak görülmesin.
Elbette böylesine büyük organizasyonlar kendiliğinden ortaya çıkmıyor.
Aylar süren hazırlıklar, güçlü bir koordinasyon ve kurumlar arası iş birliği gerektiriyor.
Bu nedenle Samsun Valisi Orhan Tavlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Turnuva Koordinatörü Seracettin Turan, Turnuva Direktörü Cemre Anıl ve emeği geçen tüm kurumlar ile organizasyon ekibini kutlamak gerekiyor.
Çünkü onlar sadece bir turnuva düzenlemiyor.
Samsun'un marka değerine yatırım yapıyorlar.
Aynı şekilde Halk Dansları Festivali'ni şehrimize kazandıran ve başarıyla tamamlanmasını sağlayan herkese de teşekkür etmek gerekiyor.
Bu organizasyonlar gösteriyor ki Samsun, doğru planlama ve ortak akılla hem kültürde hem de sporda uluslararası organizasyonlara başarıyla ev sahipliği yapabilecek kapasiteye sahip.
Şimdi önemli olan, bu başarıları alkışlayıp geçmek değil; daha da büyütmek.
Çünkü bir şehrin gerçek tanıtımı reklam filmleriyle değil, insanların yeniden gelmek istediği organizasyonlarla yapılır.
Samsun bunu önce kültürle, şimdi sporla göstermeye başladı.
Bundan sonrası ise bu organizasyonları istisna olmaktan çıkarıp, şehrin kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirebilmek.
Çünkü şehirler binalarıyla değil, oluşturdukları markalarla hatırlanır.