Samsunspor'da bugün yaşananları sadece 90 dakikalık bir futbol maçı üzerinden değerlendirmek büyük hata olur.
Çünkü bu tablonun temelleri bugün değil, aylar önce atıldı.
Geçen sezonun kadrosundan 11 futbolcuyla yollarınızı ayırdınız.
Üç yıl boyunca yan yana oynayan, birbirinin ne yapacağını bilen savunma hattını dağıttınız. Geçen sezonun iki stoperini gönderdiniz. Bununla da kalmadınız; bu sezon ligin ilk üç haftasında oynattığınız iki stoperle de yollarınızı ayırdınız.
Sonuç?
Geçen sezon ve bu sezon ilk 11'de forma giyen dört stoperiniz de ligin henüz 4. haftasında kadronuzda yok.
Bir takımın savunma düzeni sadece kaliteli futbolcu transfer ederek kurulmaz. Birlikte oynama alışkanlığı, uyum, birbirini tanıma ve saha içerisindeki iletişim zaman ister. Siz üç yıldır beraber oynayan bir yapıyı kısa sürede dağıtırsanız bunun sahada mutlaka bir karşılığı olur.
Üstelik yapılan transferlerin bir bölümü cezalı, bir bölümü sakat, bazıları da geldikten sonra sakatlanıyor.
Sezon başında mikrofon uzatıldığında Başkan Yüksel Yıldırım, teknik direktörün tecrübeli bir stoper istediğini ancak kendisinin takımda dört tane pırıl pırıl genç stoper bulunduğunu ve bunlarla sezonun tamamlanabileceğini düşündüğünü ifade etmişti. Hatta bu konuda hocayla anlaşamadığını söylemişti.
Ardından ne oldu?
Takımdaki iki stoperle daha yollar ayrıldı.
Şimdi ortaya çıkan savunma problemini yalnızca teknik heyete veya sahadaki futbolculara yüklemek ne kadar doğru?
Ligin zorlaşacağı belliydi
Üstelik bütün bunlar Süper Lig'in geçen sezona göre çok daha rekabetçi olacağının açıkça görüldüğü bir dönemde yapıldı.
Son yıllarda ağırlıklı olarak Galatasaray ile Fenerbahçe arasında geçen zirve yarışına Beşiktaş ve Trabzonspor'un da güçlü şekilde dahil olmasının beklendiği, kadro kalitesinin ve rekabet seviyesinin yükseldiği bir sezona girildi.
Böyle bir ligde sizin daha güçlü, daha oturmuş ve daha geniş bir kadroya ihtiyacınız varken üç yıldır birlikte oynayan takımın omurgasında bu kadar büyük değişiklik yaparsanız, yalnızca mağlubiyetlere değil, zaman zaman ağır ve ezici mağlubiyetlere de hazırlıklı olmak zorundasınız.
Bu nedenle ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu yalnızca futbolculara veya teknik direktöre yüklemek kolaycılık olur.
Bu sonuç, Samsunspor'un transfer yapılanmasının içerisinde bulunan ve bu kadronun oluşmasında karar veren Yüksel Yıldırım, Fuat Çapa ve diğer yetkililere yazar.
Çünkü tercihleri onlar yaptı.
Başarı mı, oyuncudan para kazanmak mı?
Samsunspor geçen sezon çok önemli bir başarı yakaladı.
Asıl mesele o başarıyı bir sezonluk hikâye olmaktan çıkarıp sürdürülebilir hale getirmekti.
Fakat yapılan tercihlere baktığımızda ortaya başka bir soru çıkıyor:
Samsunspor'da kalıcı sportif başarı mı hedeflendi, yoksa alınan futbolcuları geliştirip satarak para kazanmak mı öncelik haline geldi?
Eğer ikinci yolu tercih ederseniz bunun sportif bir bedeli olur.
Bugün o bedelin ilk örneklerinden birini gördük.
Üstelik sakat oyuncular dönmedikçe ve kadro istikrarı sağlanmadıkça, ligin ilk yarısı boyunca bunun sancılarını yaşamaya devam etmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.
Ama asıl kayıp tribünde
Futbolda mağlubiyet vardır.
Beraberlik vardır.
Kötü oyun vardır.
Hatta zaman zaman ağır yenilgiler de vardır.
Bunların tamamı futbolun içerisinde.
Ama Samsunspor açısından asıl üzerinde düşünülmesi gereken başka bir mesele var:
Siz bugün sadece sahada kaybetmediniz, tribünde de kaybettiniz.
Sahadaki problemi yarın para harcayarak çözebilirsiniz.
Bir stoper alırsınız.
Bir orta saha alırsınız.
Bir forvet alırsınız.
Eksik bölgeyi transferle tamamlarsınız.
Ama tribünde oluşturduğunuz yalnızlığı parayla kapatamazsınız.
Taraftar ile kulüp arasındaki bağı zedelerseniz, insanları tribünden uzaklaştırırsanız, Samsunspor'u kendi şehrinde yalnızlaştırırsanız bunu birkaç milyon euroluk transferle düzeltemezsiniz.
Çünkü Samsunspor yalnızca sahaya çıkan 11 futbolcudan ibaret değildir.
Samsunspor sahadır, Samsunspor tribündür, Samsunspor şehirdir.
Herkes bugün sahadaki mağlubiyete bakıyor.
Ben ise bir o kadar da tribünlere bakıyorum.
Çünkü saha kadar tribün de önemlidir.
Ve bu yönetim anlayışı, bu mantalite değişmediği sürece sahadaki eksikleri transferle kapatsanız bile tribünlerde bıraktığınız o büyük boşluğu kapatmanız çok daha zor olacaktır.
Bugünün hesabını sadece skorbord üzerinden yapmayın.
Çünkü Samsunspor bugün sahada maçı, tribünde ise çok daha değerli bir şeyi kaybetti.