Samsun’da artık bir soruyu herkesin yüksek sesle sorması gerekiyor:

Deplasman tribününe tanınan bu ayrıcalığa kim son verecek?

Her maçta aynı manzara…

Rakip takım taraftarlarının bulunduğu tribünden sahaya, çevreye, insanların üzerine torpil atılıyor, meşale fırlatılıyor. Üstelik bunun hedefinde çoğu zaman sadece tribünler değil; kadınlar, çocuklar, aileler de oluyor.

Peki bu pervasızlığın cesaretini kim veriyor?

Bu rahatlığı kim sağlıyor?

Bu ihmale, bu kayıtsızlığa, bu çifte standarda kim göz yumuyor?

Samsunspor yönetimi, tribün kültürünü güzelleştirmek için önemli bir adım atıyor. Çocuklar gelsin, kadınlar gelsin, aileler maç atmosferini korkmadan yaşasın diye kale arkası biletleri ücretsiz hale getiriliyor. Ama ne oluyor? Tribüne gelen çocukların, annelerin, ailelerin üzerine torpil yağıyor, meşale yağıyor.

Buna sessiz kalanlar hiç empati yapmıyor mu?
Sizin çocuğunuz yok mu?
Sizin eşiniz, aileniz yok mu?

Allah korusun, bir çocuğun gözü çıksa, bir kadının yüzünde telafisi olmayan bir yara oluşsa, bunun hesabını kim verecek? Hangi açıklama bu acıyı örtecek? Hangi ihmal, hangi savunma, hangi “gerekli önlemler alındı” cümlesi yaşanacak bir felaketi geri çevirebilecek?

Bu olay artık bir kez yaşanmış, münferit bir hadise değil.
Bir değil, iki değil…
Bu, göz göre göre büyüyen bir tehlikedir.

Daha açık söylemek gerekirse, bu bir güvenlik zaafıdır ve giderek vahşete dönüşmektedir.

Samsunspor taraftarı her maç öncesi sıkı aramadan geçirilerek tribüne alınıyor. Doğru olan da budur; arama olacak, tedbir alınacak, güvenlik sağlanacak. Ancak aynı statta, aynı maçta, aynı atmosferde Samsunspor tribünlerinden bir tane bile meşale ya da torpil çıkmıyorsa; buna karşılık deplasman tribününde neredeyse her maç benzer görüntüler yaşanıyorsa, burada iki ihtimal vardır:

Ya görev layıkıyla yapılmıyordur,
Ya da açık bir çifte standart vardır.

Çünkü aynı statta oynanıyor, aynı kapılardan giriliyor, aynı güvenlik prosedürleri uygulanıyor olması gerekiyor. O halde neden bir tarafta disiplin ve kontrol varken, diğer tarafta bu kadar rahat bir suistimal yaşanıyor?

Bugün ses çıkarılmazsa, yarın çok geç olabilir.

Bugün “bir şey olmadı” diye geçiştirilen her olay, yarının daha büyük felaketine davetiye çıkarır.

İnsanların canı yanmadan, bir ailenin hayatı kararmadan, Samsun 19 Mayıs Stadyumu’nda geri dönülmez bir acı yaşanmadan bu rezilliğe son verilmelidir.
Türk futbolu yakın geçmişte benzer acıları gördü. Tribünde yaşanan bir anlık taşkınlığın, bir ihmalin, bir zafiyetin nelere mal olabileceğini hepimiz biliyoruz. O yüzden bugün yapılan uyarılar abartı değil, aksine hayati bir çağrıdır.

Bir kez daha söylüyorum:

Kale arkasında kafasına meşale ve torpil yağan çocuklar sizin çocuklarınız da olabilirdi.

Korkan, ağlayan, panik yaşayan kadınlar sizin ailenizden biri de olabilirdi.

Bu vebalin altından kimse kalkamaz.

Ne yönetici, ne güvenlik sorumlusu, ne de üç maymunu oynayan herhangi bir yetkili…
Artık bu sorumsuzluğa, bu başıboşluğa, bu açık tehlikeye “dur” denmelidir.

Yarın çok geç olmadan.
Bir can yanmadan.
Bir hayat kararmadan.
Benden söylemesi.