Sikke biliminin adı Numismatik. Bankamatik ile karıştırmayalım. Numismatik tarihte kullanılan sikkeleri inceliyor. Bu nedenle olaya bilimsel bakacağız.

İnsan evladı önce öküz ile başlıyor ticaret yapmaya. Yani değerlemeyi öküz üzerinden yapıyor. Sonra buğday, arpa, kumaş kullanıyor. Şimdi de öküz var ama bunlar eski öküzler gibi değil akıllı; önce değeri yaratıyor sonra çalıyor. 800 milyar sikke.

İlk Sikkeyi basan Karun ilk godoş hırsızlardan. Bastığı gümüş paranın gramından çalıyor pezevenk. Tabii halk bunu fark edince parasının değeri düşüyor, al sana enflasyon.

Zaten büyük paraları yukarının haberi olmadan çalamazsın. Bu tarihte de böyleydi, bugün de böyle.

MÖ 324 de Büyük İskenderin hazinedarı Harpalos; Kaş ile Göz arasında millet can derdindeyken Hindistan sınırlarında, büyük bir meblayı cukkalıyor. Ve Atinaya uzuyor. Oradaki siyasilere “seçimlerde kullanırsınız çocuklar helal para rahaat olun” şeklinde kolaylaştırıcı bir sikke bağışı yapıyor.

Atinalılar nerden buldun bu sikkeleri diyerekten soruşturma açıyorlar eli bol kardeşimize, başınada Demosthenes isimli güzel insanı koyuyorlar. Demosthenes sahip çıkalım dedemize modunda önceleri. Sonra Aaaa bi bakıyorlar ki Demosthenes’in şekli değişiyor. Şemali ve Cemali güzelleşiyor. Ve ünlü repliğini söylüyor:

- Parayı çalmadım, ancak paranın bir kısmının nasıl kaybolduğunu açıklayamam.

:)))) Devir değişebilir ama eski çağdada inanın insanın bugünden farkı yok.

En sevdiğim bir başka sikkeli replikte Roma’dan;
“ Roma’da her şeyin bir fiyatı vardır.”

Bunu söyleyen adam Numidya kralı Jugurtha. Üzerine gelen Romalı lejyonerler ile uğraşacağına, merkezi yemleyerek işini görmüş tarihteki bu özel profil.

Bizans’ta ise Justinianus ile tek aşkı Teodora’nın en parlak dönemlerinde hazineyi nasıl iç ettiklerini anlatır tarihçiler. Daha doğrusu sarayın resmi tarihçisi Prokopios ölmeden önce yazmış, ben öldükten sonra yayınlayın demiş. Şimdi yüz göz olmayalım sarayla, nemelazım, ölmeden önce ölmemeli şeklinde.

Sikkenin sevimliği gümüş ve altın olmasında yatıyor. Paranın ne kağıdı ne sanalı bulunuyor o dönemde. Cazibesi etkili.

Belirgin olan ise büyük çalmaların yukarıda gerçekleşmesi.

Osmanlı da bundan payını almıştır.

Osmanlı'daki en ilginç ve yıkıcı uygulama ise arpalıktır. Kelime anlamı "at yemi" olan bu sistemde, valilere maaş yerine bir bölgenin vergilerini toplama hakkı veriliyor, Üstelik Vali bunu bizzat yapmıyor, vergiyi mültezim adı verilen yerel eşkıyaya ihale ediyor. Halk isyan edince de "Ben bilmiyorum, mültezim yapmış" deyip suçu üstünden atıyordu.

Rumeli Beylerbeyi Kenan Paşa, 3 yılda topladığı 300 yük sikke altınla İstanbul'a dönerken, sadrazamın adamları tarafından yolda karşılanıp "Bu servetin yarısı sadrazama, dörtte biri hazineye, kalanını da sen al. Yoksa İstanbul'a girdiğin an boynun vurulur" denilerek soyulmuş, canını zor kurtarmıştır.

Netekim eskiden bu yana değişmeyen tek şey soygundur idari sistemlerde. Çaresi ise sıkı denetim ve ağır cezalar.

Boşuna dememiş atalarımız ya Devlet başa, ya kuzgun leşe diye….

Bu hafta soyulmamak dileğiyle…Sikkelere sahip çıkalım Sikke önemli.