Yıl içinde çok arazi geziyorum. Mesleğimde en sevindiğim dönemlerden biridir. Tütün fidelikleri, dikim dönemi, çapalama ve kırım. Tarla zamanı; üretici ile en samimi en doğal iletişim kurduğumuz dönemdir.

Aşırı gübre kullanımı nedeniyle tüm çiftçilerimize toprak tahlili yapmalarını her daim mutlaka söyler, tavsiye eder, maliyet düşürmede çok önemli bir operasyon olduğunu anlatırız. Maalesef günün sonunda çiftçi tatmin olmaz ve eski geleneksel metodlar ile gübre kullanımına devam eder. Tabii burada çiftçilerin de haklı olduğu konular var fakat mevzumuz şu an o değil.

Konumuz NTV de gözüme çarpan ve sürekli gün içinde vurgulanan haber.

“ Dünyada gübre fiyatlarının artmasından endişe ediliyor.”

Peki Körfez savaşı ile Gübrenin ne alakası var diyeceksiniz, demeyin. Adamlar çölde yaşıyor. Tarım neredeyse sıfır. Fakat Doğal gaz üretimleri inanılmaz.

Gübrede meşhur N harfi varya yani AZOT işte bunun üretilmesi için Doğal Gaz gerekli.

Özellikle en çok kullanılan Üre ve Amonyum Nitrat gübreleri kabaca Doğal gaz - Amonyak - Üre gübresi zinciri ile elde ediliyor. Körfezde doğal gaz bol, fiyatlar düşük, enerji de sürekli olduğu için hem gübre hammaddesi üretiyorlar hem de gübrenin kendisini.

Savaş nedeniyle şimdi payasada panik başlamış durumda. Ne olacak bu gübrenin hali ?

Katar, Suudi Arabistan, BAE ve Umman bu konuda zirvede. Bu ülkeler en büyük Üre ihracatçıları arasında. QAFCO isimli şirket kendi başına 6 Milyon ton üre üretiyor düşünün Katar’da. Umman’daki Fertiglobe da bir o kadar büyük. Yani sizin anlayacağınız Azot sıkıntıya girebilir eğer bu dramatik savaş sonlanmaz ise.

Azotun kardeşi Fosfat ise Fas, Çin ve Abd nin tekelinde, ikizi Potasyum; Kanada, Belarus ve Rusya’da. Nerede ise tüm dünya çiftçileri bu ülkelerin insafına kalmış durumda.

Peki Türkiye’de durum ne.

7 Milyon ton gübre üretim kapasitesine sahip fakat 3-4 Milyon ton anca üretebiliyor. Sıkıntı ise maliyetler. Doğal gaz pahalı, nakliye sıkıntısı var ve hammaddeye ulaşmak zor. Bu yüzden gübrenin neredeyse yarısını ithal etmek zorunda kalıyoruz.

Çünkü yıllık gübre kullanım miktarımız 6-7 milyon ton aralığında. 2 milyon ton Üre ( 46% N) ise kullanımda başı çekiyor, arkasından ise CAN (Kalsiyum Amonyum Nitrat) gübresi geliyor. 20-20, Amonyum Sülfat ve DAP gübresi ise onu takip ediyor. Bunlar olmazsa olmazı tarımımızın.

Hep söylerim ülkemizde her alan ve kademede ayaklar baş, başlar ayak olduğundan, siyasi erk ayakta kalabilmek için yandaş ve candaş bürokratları tepelere sürdüğünden, en sıkışık anlarda yanlış planlama ve hatalı kararlar sonucu meydana gelen fiyat dalgalanmaları, ürün tedarik zincirinde kırılmalar her zaman halka yansır. Siyasetçi ise suçu dış güçlere atar. Bedeli yine gariban öder.

Kaosun önüne geçmek ise mümkün.

Gübre kullanımı savurganlığı kesinlikle son bulmalıdır.

Teknik elemanların söyledikleri mutlaka çiftçiler tarafından dinlenmeli. Arazilerin durumu dikkate alınarak gübreleme tahlil sonucuna göre yapılmalıdır. Benim kanaatim ülke gereğin iki katı gübre kullanmaktadır. Bu da toprağı çoraklaştırmakta, ürün kalitesini bozmakta, maliyeti, emeği ve işçiliği de arttırmaktadır.

Zaten tarımsal gıda üretimimiz tam bir fiyasko. Gübrenin dengesiz kullanımı, su israfı, pestisit savurganlığı, standart dışı ürün satma çabası derken halkımız kendi kendini hasta etmektedir.

Bilinçli tarım, doğru ve saygılı üretim; hem malımızın bereketini arttırır hem de yediğimiz gıdanın güvenini sağlar.

Savaşın gideceği yönü hiç kimse kestiremez. Herkes tahmin yürütüyor, bizler yapabileceğimiz işlere konsantre olmalıyız, etki edemeyeceğimiz işlere değil.