Kutlu olsun.
Dediğimizde çok derin bir kültürel mirası yaşattığımızın farkındamıyız.
Kut kavramı eski Türklerde çok temel siyasi ve dini bir kavramdı.
Modu’dan Bumin Kağan’a, Bilge Kaan’dan Tanrının kırbacı Attila’ya kadar kutsal güç, devlet yönetme yetkisi, ilahi meşruiyet yani KUT Gök Tanrı tarafından o dönemin Hakanlarına verilmiş bir hediyeydi. Bu insanlar sadece askeri lider değil aynı zamanda kutsal birer otoriteydiler.
Antik dönemlerde neredeyse tüm hükümdarlar aynı sistem ama farklı yöntemlerle bu yönetim biçimini kullanmışlardı. Tanrının nasibi. Eski Türklerde ise durum biraz farklıydı. KUT un sahibi olmak sonsuz kudreti sana vermiyordu. Başarısız olur, halkı aç bırakır, devleti zayıflatırsan Kutunu kaybetmiş sayılıyordun. Ayrıca KUT sadece en büyük oğlana değil, tüm erkek çocuklar, kardeşler, amcalara da verildiği inancı yaygındı. Bu yüzden taht kavgaları, bölünmeler, iç savaşlar bitmek bilmezdi.
Yani KUT hediye olduğu kadar deli gömleği giydiren de bir güçtü. Üvey annesinin ısrarı ile babası Teoman tarafından Yüeçiler’e rehin gönderilen Mete kendine kurulan tuzaktan kurtulup, babasını okçularına öldürtmüş ve KUT’un yönünü değiştirmişti. Meşhur Islıklı Oklar Teoman’a yüzlerce askerden aynı anda geldiğinde oğlu ile göz göze gelmiş midir acaba ?
Attila kardeşi Bleda ile birlikte tahta çıktıktan hemen sonra kardeşinin vadesinin dolması bir tanrısal KUT un tezahürü mü ?
Ya Attila’nın Got prensesi İldiko ile düğün gecesinde ağız ve burnundan boşalan kan yine KUT un bir tecellisi mi, yoksa kalleş bir planın parçası mı ?
Felsefe ve mitolojik olarak KUT’a değinmeden olmaz.
Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i var, en önemli Türk- İslam eserleri arasında gösteriliyor. “Mutluluk veren bilgi” anlamı taşıyan eser insan ve yöneticiler için gerekli olan erdemleri anlatıyor. Hedef dünya ve ahiret mutluluğuna yani KUT a ulaşmak.
Mitolojide KUT ise daha soyut ve mistik anlam taşıyor. Canlılık, bereket ve talih getiren ilahi bir enerji. Yıldız yüksekliği gibi. Kut sahibi başarıdan başarıya koşuyor olağanüstü işlere imza atıyor. Bor, İye, Sal isimli mitolojik “Kut” lar da var tarihte.
Nihayet günümüze yansıyan KUT daha çok kutlama, iyi dileklerde bulunma ve mutluluk paylaşma üzerinden hayatımızın bir parçası oluyor. Dilimizde ve kültürümüzde yaşamaya devam ediyor.
Öyleyse bu kutsal kelimenin hakkını verelim ve 19 Mayıs 1919 da Samsun’dan başlayan kutlu yürüyüşü yeniden yâd edelim.
KUT u hanedana değil, doğrudan milletin azim ve iradesine bağlayan, kut un kaynağının ulusal egemenlik olduğunu tüm dünyaya ilan eden yolun başlangıcı 19’Mayıs KUTLU olsun.