Medya mecralarında Samsun’u yöneten aktörlerin, Samsun ekonomisine ilişkin söylemlerinden öne çıkan ifadelere birlikte göz atalım:
· Türkiye’nin lojistik gücüyle öne çıkan üretim ve ihracat üssü
· Türkiye’nin yeni yatırım ve üretim merkezi
· Türkiye’nin yeni üretim noktası
Şehrimiz adına iyi niyet taşıyan herkes için umut veren cümleler…
Hepimizin malumu.
Samsun’un “ticaret ekosistemi” içinde yer alan oyun kurucu aktörlerin gündeminde, ağız birliği etmişçesine, tek bir konu var: OSB yatırımları.
Merkez başta olmak üzere birçok ilçede organize sanayi bölgeleri için fiziki altyapı tamamlanıyor, yer tahsisleri yapılıyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş sürecin liderliğini üstlenirken; Samsun Valisi Orhan Tavlı ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, yetki ve sorumluluk alanları içinde adeta iki ticari ortak gibi hareket ediyor.
Samsun, bölgesel değil, ulusal ölçekte rekabet gücü yüksek bir ticaret merkezine dönüştürülmek isteniyor.
Bu iddia boş değil.
Bu nedenle orta ve uzun vadeli yatırım taleplerini karşılayabilecek ölçekte hamleler yapılıyor.
Kent içi ulaşım, sağlık ve güvenlik başta olmak üzere yaşam altyapısına yönelik müdahaleler de bu süreçle paralel ilerliyor.
Samsun’a yeni bir terminal binası yapılacak ve bu yatırımla birlikte havalimanı, yılda 6 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasiteye ulaşacak.
Ancak tam da bu noktada, Samsun’un kanayan yarası olan havayolu ulaşımındaki lokasyon kısıtlılığı, sefer sayılarının yetersizliği ve kalkış saatlerinin uygunsuzluğu gibi can sıkıcı sorunlar gündeme geliyor.
Bu büyük sorun, Halk Gazetesi tarafından manşete taşındı. Gazetenin kurucusu ve yayın danışmanı, meslek büyüğümüz Yener Cabbar, bu kanayan yaraya parmak bastı ve çözüm için adeta bir seferberlik çağrısı yaptı.
Önemli bir sorun. Çözüm bulunması gereken, gerçekten çok önemli bir sorun.
Yener ağabey meseleyi yazdı; tekrara düşmek istemem. Ancak ben de birkaç cümle söylemek isterim.
Ticaret için fırsatlar sunan komşu coğrafyalara; Gürcistan’a, Irak’a, Suriye’ye gidilemiyor.
Güney ticaret aksının başkenti olarak konumlandırılan Mersin’e gidilemiyor.
Diyarbakır’a, Gaziantep’e, Şanlıurfa’ya, Bursa’ya, Adana’ya gidilemiyor.
Trabzon’dan gidilebiliyor ama ne yazık ki Samsun’dan gidilemiyor.
· Samsun bugün 1,6 milyar dolar ihracat yapan bir şehir.
· Orta vadede 4 milyar dolar, uzun vadede ise 5 milyar dolar ihracat hedefi var.
Böylesine iddalı hedef koyan bir kent için “zaman maliyeti”nin bu denli yüksek olması kabul edilebilir değil.
Chery (olursa ya da başka bir otomotiv markası), Baykar, MKE gibi dev firmaların ve çok sayıda ulusal ölçekli şirketin Samsun’a geldiği bir atmosferde, bu sorun daha da büyüyebilir.
Üstelik bu mesele yalnızca Samsun’un, buradaki iş insanlarının değil çevre illerdeki iş dünyasının da sorunudur. Bu konu öğrencilerin de sorunudur, bürokrasinin de sorunudur, turizmcilerin de sorunudur.
Samsun büyümek istiyor ama uçamıyor. Bu ne yaman çelişki!
Milletvekillerinin, belediye başkanlarının, ticaret ve sanayi odalarının, ticaret borsalarının, iş insanlarını temsil eden derneklerin, bürokrasinin ve medyanın bu meseleyi ortak bir dert haline getirmesi gerekiyor.
Ve bu doğrultuda, bir plan dahilinde bakanlıklar, ilgili müdürlükler ve havayolu şirketleri nezdinde etkin bir lobi faaliyeti yürütülmelidir.
Bu sadece bir tespit yazısı değil bir çağrıdır.