En son 9 Kasım’da Eyüpspor’u yenebildi Samsunspor. O tarihten sonra oynanan Beşiktaş, Alanya ve Breidablik maçları beraberlikle sonuçlandı; Galatasaray, AEK, Başakşehir, Mainz ve Göztepe karşılaşmaları ise kaybedildi.
Ortaya çıkan tablo oldukça net:
8 maçta yalnızca 3 puan, son 5 maçta 5 mağlubiyet.
Beşiktaş ile başlayıp Göztepe ile sona eren bu 8 karşılaşma, 23 Kasım–21 Aralık tarihleri arasında oynandı. Yani Samsunspor, 30 günde 8 maça çıktı.
Bu da her 3 günde 1 maç anlamına geliyor. Üstelik bu 8 maçın 5’i deplasmanda oynandı.
Yoğun takvimde Thomas Reis, iki maç arasında çoğu zaman yalnızca 1 taktik antrenmanı yaptırabildi.
Ne Reis ne de futbolcular bu yükü yalnızca taşıyabildi.
Yaşanan kayıpları tek bir kavramla açıklamak mümkün: Tükenmişlik sendromu.
Peki, nedir tükenmişlik sendromu?
1970’li yıllarda Alman psikolog Herbert Freudenberger tarafından tanımlanan bu sendrom; kişinin uzun süreli stres, yoğun iş yükü, duygusal baskı ve yaşam dengesizliği sonucunda yaşadığı fiziksel, zihinsel ve duygusal tükenme halidir.
Rakamlar da bu teşhisi doğruluyor:
· Okan, Zeki, Drongelen, Makoumbou, Emre ve Holse, 9 maçın 9’unda 11’de oynadı.
· Musaba, bu maçların 8’inde,
· Tomasson 7’sinde 11’de sahadaydı.
Bu yoğunluk, bir insanın –hatta bir takımın– kaldırabileceği bir trafik değildi. Nitekim kaldıramadılar.
Teşhis bu.
Peki ya tedavi?
Tedavi için ilk adım, kadronun güçlendirilmesi ve alternatifli hale getirilmesi.
Unutmayalım!
İkinci yarıda Samsunspor; Süper Lig, UEFA Konferans Ligi ve Türkiye Kupası’nda oynayacak. Ve ilaveten Süper Kupa var.
Sakatlıklar ve cezalılar hesaba katıldığında, bu takıma net 5 transfer gerekiyor.
Ancak yabancı sayısı bir sorun ve bu nedenle önce kontenjan açılması şart.
Mevcut performansları, takıma katkıları göz önüne alındığında; Posiadala, Mendes ve Borevkovic, elden çıkarılacak ilk oyuncular olarak öne çıkıyor.
Yönetenler bu süreci nasıl yürütür, hangi yöntemi izler, bunu bilemem.
Ancak ilk yapılması gereken iş, bu üç oyuncunun kontratından çıkmak.
Yerlerine;
· Okan ve Zeki ile rekabet edebilecek, onları dinlendirebilecek ya da kesebilecek,
· Savunma hattındaki Satka ve Drongelen’den daha önde oyuncular gerekiyor.
Peki bu yeterli mi? Hayır. Bu üç pozisyonun yanı sıra sol bek ve orta saha için de net şekilde takviye şart.
Başkan transfer yapar mı?
Bunu ben bilemem. Bazen transfer yapmayacağını söylüyor, bazen de “gerekeni yapacağız” diyor. Hangi açıklamayı esas almamız gerektiğini kestirmek zor.
Yöneten O. Son sözü söyleyen O.
Eğer kadro güçlendirilmezse, ikinci yarıda da seri mağlubiyetler yaşanabilir. Ve bunun faturası, hepimizin ağır bedeller ödemesi olabilir. Bunu istemeyiz.
Sözün özü;
Bu takım yoruldu!
Sorun hocada, futbolcularda değil, üzerlerine binen yükte.
Yük hafifletilmezse, bedeli ağır olur!