Samsunspor’un yoğun fikstür ve kısıtlı kadro nedeniyle yaşadığı düşüş, Göztepe mağlubiyetinde netleşti.

“Perşembenin gelişi Çarşamba’dan bellidir” derler.
Doğru bir söz.
Samsunspor’un bugün yaşadığı düşüş de haftalardır bağıra bağıra geliyordu.

Bu takım yorgun.
Hem de öyle sıradan bir yorgunluk değil; fikstür yorgunluğu, seyahat yorgunluğu ve en önemlisi kadro yorgunluğu.

Thomas Reis’in elinde döndürüp durduğu bir 12-13 kişilik çekirdek var.
Rotasyon yapma şansı sınırlı.
Aynı oyuncular haftada üç maç, binlerce kilometre yol, farklı iklimler, farklı tempo…
Bu yük bir yerde sizi bitirir.

Göztepe deplasmanında yaşananlar da bunun doğal sonucu oldu.
İsabetli tek bir şut bile atamadan mağlup olmak, sadece bir maçın değil, bir sürecin fotoğrafıydı.

Samsunspor ne ön alanda baskı kurabildi,
ne ikinci bölgede pas istasyonlarını çalıştırabildi,
ne de geçiş oyununda tehdit üretebildi.

Topa sahip olmak kağıt üstünde vardı ama oyuna hükmetmek yoktu.
Merkez bağlantılar koptu, kanatlar yalnız kaldı, üçüncü bölgeye geçişler ezberden çıktı.
Bu tablo, fiziksel olduğu kadar mental yorgunluğun da göstergesiydi.

Teknik Direktör Thomas Reis’in maç sonu açıklamaları da bu gerçeği doğruluyor zaten.
Kısıtlı kadrodan, yoğun maç trafiğinden, uzun seyahatlerden bahsediyor.
Yani teknik adam sahadaki sorunu inkâr etmiyor.
Görünen köy gerçekten kılavuz istemiyor.

Ancak burada altını kalın çizmek gerekir:
Bu tabloyu dile getirmek düşmanlık değildir.
Eleştiri, doğru yerde ve doğru dille yapıldığında gelişimin en önemli parçasıdır.

Samsunspor beş haftadır kazanamıyor.
Bu bir veri.
Bunu görmezden gelmek, sorunu halının altına süpürmek kimseye fayda sağlamaz.

Kimse bu takımdan mucize beklemiyor.
Kimse her maçı kazanmasını da istemiyor.
Ama doğru planlama, doğru rotasyon ve doğru kadro derinliği bekliyor.

Bir dost düşünün…
Şık giyindiğinizde sizi över.
Ama paçanıza çamur bulaştığında da sessiz kalmaz.
“Temizle” der.
Bu düşmanlık değil, samimiyettir.

Samsunspor’un bugün ihtiyacı olan şey de budur:
Kör alkış değil, sağduyulu destek.
Sorgusuz sessizlik değil, yapıcı eleştiri.

Çünkü futbol, gerçeği inkâr edenlerin değil;
gerçekle yüzleşenlerin oyunudur.