Birkaç yıl öncesine kadar “yapay zeka” dediğimizde çoğumuzun aklına bilim kurgu filmleri gelirdi. Şimdi ise cebimizde. Telefonumuzda. İş yerimizde. Çocuklarımızın ödevlerinde.
Artık mesele teknolojinin gelip gelmeyeceği değil.
Mesele şu: Bu dönüşümde kim ayakta kalacak?
Tarih boyunca her büyük teknolojik sıçrama bazı meslekleri bitirdi, bazılarını ise dönüştürdü. Buhar makinesi geldiğinde arabacılar kaygılandı. İnternet çıktığında gazetecilik bitecek denildi. Bitmedi. Şekil değiştirdi.
Bugün de benzer bir eşikteyiz.
Özellikle rutin ve tekrar eden işler ciddi risk altında. Veri girişi yapanlar, basit raporlama yapan ofis çalışanları, standart muhasebe işlemleri yürüten personeller… Yapay zekâ bu işleri daha hızlı, daha ucuz ve hatasız yapabiliyor.
Çağrı merkezleri de aynı şekilde dönüşüyor. Artık birçok müşteri temsilcisi yerine akıllı sistemler konuşuyor. İnsan, yalnızca karmaşık ve duygusal konularda devreye giriyor.
Uzun vadede şoförlük mesleği bile değişim yaşayacak. Otonom araç teknolojileri gelişiyor. Belki yarın değil ama yakın gelecekte lojistik ve taşımacılık sektöründe ciddi bir yeniden yapılanma göreceğiz.
Basit içerik üretimi de artık eskisi gibi değil. Ortalama metinler, sıradan tasarımlar saniyeler içinde üretilebiliyor. Bundan sonra sıradan olan değil, özgün olan kazanacak.
Peki her şey kötü mü?
Hayır.
Yapay zeka bazı işleri azaltırken bazı alanları güçlendirecek. Veri analizi, yazılım geliştirme, siber güvenlik, yapay zekâ eğitmenliği gibi alanlar daha da değerli hale gelecek. Ama en önemlisi, insan ilişkileri gerektiren meslekler önemini koruyacak.
Çünkü yapay zekâ hesap yapar ama vicdan üretmez.
Veri analiz eder ama vizyon kurmaz.
Asıl mesele mesleklerin gitmesi değil, ezberlerin bitmesidir.
Artık tek bir diplomayla ömür boyu aynı işi yapma dönemi kapanıyor. Öğrenmeye açık olan, kendini güncelleyen ve değişime uyum sağlayan kazanacak.
Gelecek bir meslek çağı değil, bir yetenek çağıdır.
Ve bu çağda ayakta kalmak isteyenler için tek bir şart var:
Sürekli öğrenmek.