2016’da Claudio Ranieri, mucizevi bir şekilde Leicester City’i şampiyon yaptıktan sonraki sezon ortasında işler kötü gittiği için kovulmuştu.
Dönemin karar vericileri yeni teknik direktörleri ile son anda ligde kaldıktan sonra şöyle demişti: Aslolan Leicester ve onun çıkarları…
Bu yaşanmışlık, Reis’in şekil olarak yanlış gördüğüm bir gece yarısı operasyonu ile gönderilmesinin ardından yine aklıma geldi.
Bir kere, sosyoloji diyor ki; Olayları sonuçları ile değil nedenleri ile değerlendirin.
Evvel buradan bakmakta fayda var. Yaşanmışlıklar, okları öncelikle kulübümüzün yönetim şekline yöneltiyor.
Gereksiz ve zamansız açıklamalar yapılırken kullanılan dil, yapılamayan transferler, oluşturulamayan kadro derinliği ve işler kötü giderken yönetilemeyen süreç…
Bugün gelinen noktanın ve yaşananların ana nedenidir. Bunu bir kenara not edelim.
Ama şunu da unutmayalım: Oyun devam ediyor!
Kabul edelim ki, Sayın Başkan ve ekibi ile Reis arasındaki ilişki artık köhneleşmişti.
Meselenin ‘bam teli’ işte tam olarak burası.
Hayat böyledir, kaçınılmaz hale gelir bazen…
Arınma ve yenilenme ihtiyacı hisseder.
Bir ‘şok’un kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.
Bir günah keçisi lazımdı, o da doğal olarak en güçlü figür haline gelen Reis oldu.
Kimse masum değil!
Ama bu oyunun yazılı olmayan kurallarından biridir bu.
Başkan gitmeyeceğine göre teknik adam gider!
Şöyle bakalım: Her ilacın yararlılıktan kaynaklı kullanma süresi var.
Reis yoruldu, bu sisteme yeterli cevabı veremiyor olabilir artık.
O nedenle, yeni bir güncelleme şarttı.
Ama bu palyatif tedbir olmaktan ileriye gitmez, dönemi kurtarır, sonuç odaklı yaklaşım olur.
Doğrusu süreç odaklı yaklaşıma sarılmış ve gereklerini yerine getiren yönetim şeklidir.