Bundan böyle haftada bir gün, bu köşede sizlerle buluşacağız.
Kimi zaman bir hatırayı, kimi zaman bir düşünceyi, kimi zaman da içime sığmayan bir itirazı paylaşacağım. İlahiyattan felsefeye, edebiyattan hayata uzanan bir yelpazede bazen düşündürmeye, bazen bir soruyu birlikte sorgulamaya çalışacağız.
Biliyorum, her hafta yazmak kolay değil. Ama insan, birkaç samimi okurunun yüreğine dokunabilmek için bile yazmaya değer buluyor.
Dileğim, bu köşede zaman zaman buluşmak ve düşüncelerimizi paylaşabilmek.
Gönlünüzde bir yer bulabilirsem ne mutlu bana.
Mustafa İlhan
***
İtiraf
Emekli olduktan sonra özel bir okulda dört yıldır derse giriyorum. Öğrencilerim arasında Dindar, Ateist, Deist ve Agnostik olanlar var. Cuma günleri okulun mescidinde cuma namazlarını ben kıldırıyorum.
Ders işlerken öğrencilerin zihinlerindeki sorulara cevap verme ve dini sevdirme noktasında; hem donanımlı ve birikimli olmak hem de rol model olmak gerekiyor. Sadece alan bilgisi yetmez birçok konuda eğitimli olmamız, güncel bilgiler ve teknolojiden haberdar olmamız gerekiyor.
Dinî bilgiyi ve İslam’ın mesajını yeni nesle sunma görevini üstlenmiş olan bizler öğrencilerin gerisinde kaldık. Gençliğe ulaşabilecek bir iletişim dili geliştiremedik ve onları büyük oranda kaybettik.
Gençler ateist ve deist internet sitelerini izliyorlar. Felsefi sorular soruyorlar. Kafaları allak bullak olmuş. Bugün Avrupa; kültürel emperyalizm ile; teknolojisiyle, sosyal medya aygıtları ile bir zamanlar Avrupa'yı feth edenlerin torunlarını her yönüyle fethediyor.
Gençlerin dine dair yeni sorularına ve itirazlarına bilimsel yöntemlerle, onların anlayacağı bir dille açıklamak gerekiyor.
Gençler bizden dinle ilgili konularda ikna edici açıklama istiyor, özgür tartışma ortamı istiyor. İmanın gider üzerinden kuru ve şekilci ilmihal dindarlığı baskı istemiyor.
Gençlere sadece kuru bir din eğitimi vererek, sure ezberleterek veya gözlerimizi bu türden hadiselere kapatarak, bu din dili ve söylemleri ile bunlarla yüzleşmek mümkün değil. Bu alanda görev alan arkadaşlarımızın sorumlulukları çok. İşimiz gerçekten zor.
Hamaset yaparak kendimiz çalıp kendimiz söylemeye devam ettiğimiz takdirde yakın gelecekte Türkiye’deki gençlerin fikir dünyalarında büyük bir tehlike söz konusudur. Buna neden ise İslam dünyasının ve Müslümanların içinde bulunduğu durum etkili oluyor
Bugün hemen her ortamda duyduğumuz, "gençlik elden gidiyor, yeni kuşak nesil, deist yetişiyor" diyen bizler acaba ne yapıyoruz?
Gençliğin bu halde olmasının sebebi sakın ola ki, bizler olmayalım!
Mazeret üretmek kolay, peki çözüm için biz ne yapıyoruz? Fedakârlık olmadan başarı olur mu? Adanmışlık olmadan inandırıcılık olur mu? İnanç olmadan söylediğimiz sözün bir tesiri olur mu? Ve bizler örnek olmadan, örnek bir nesil yetişir mi?
Beşir Fuad Harp Okulunda okurken , Tefsir derslerine giren Mehmet Zihni Efendiye;
- Ben Allah'a inanmıyorum ! Sen bana tefsir anlatıyorsun ! der,
Bu çıkış karşısında Zihni Efendi ağlar...
Geçen derste bir öğrencim hocam, ben özüne yani Allah'a inanmıyorum. Siz onun sözünden yani ayet ve hadisten bahsediyorsunuz dedi.
Ayetler ve hadisleri merkeze alarak verdiğimiz (vaaza döndürdüğümüzde) cevaplar gençler açısından anlaşılabilir olmaktan çıkıyor. Bu ikisi elbette olacak ancak aklî mantığı merkeze almalıyız.
Var mı bu konuda tatmin edici bir cevabı olan?
Kesinlikle ümitsiz değilim “Yunus Gibi Yaşamazsak Sinan Gibi İnşa Edemeyiz diyor” Nazif Gürdoğan. Toplumu dönüştürmek uzun soluklu bir iştir.
Bu toplum neden bu hale geldi. Bunun sosyolojik felsefi tahlilinin yapılması gerekir. Toplumsal değişim şart…
Bu toplum neden bozuldu? Çürümenin sadr'e şifa tedavi yolları ve önerileri nelerdir?
Eleştiri güzel ama sonuç yine yok . Niye’nin cevabı yok “İyi de hocam, çözüm ne?” diyeceksiniz. Bu konu ile ilgili ayrı bir makale yazmam gerek
Selam ve saygılar.