Samsunspor’un son dönemde aldığı sonuçlarla taraftar beklentisi örtüşmeyince, sahadaki tablo ister istemez tribüne, tribündeki duygu da sosyal medyaya yansıdı.
Aslında bu tablo sürpriz değil. Çünkü Samsunspor, son iki sezonda çıtayı o kadar yukarı koydu ki artık sıradan puan kayıpları bile “normal” karşılanmıyor.
Şunu en baştan net söyleyelim:
İçinde hakaret, küfür ve kişisel saldırı barındırmadığı sürece eleştiri iyidir.
Eleştiri yol gösterir, diri tutar, hatırlatır.
Asıl tehlike, eleştiriden korkmak ve her itirazda bir art niyet aramaktır.
Eleştiri düşmanlık değildir, sessizlik daha tehlikelidir
Samsunspor’da yaşanan tam olarak budur.
Takımın performansı tartışılıyor, oyunun temposu, fiziksel düşüş, kadro derinliği, rotasyon eksikliği konuşuluyor. Bunlar futbola dair son derece doğal başlıklar. Ancak bu eleştiriler karşısında yönetim cephesinden uzun süre net, kapsayıcı ve sakin bir dil gelmeyince, boşluk oluşuyor. Ve o boşluk maalesef başkaları tarafından dolduruluyor.
Oysa en başından beri söylediğimiz şuydu:
Başkan Yüksel Yıldırım ve yönetim, sağduyulu bir birlik çağrısıyla ortamı yumuşatmalı.
Çünkü bu kulübün en büyük gücü, taraftarın aidiyet duygusudur.
Yönetim konuşmadığında, taraftarın yerine konuşmaya çalışanlar çıkıyor ve bu da tansiyonu düşürmek yerine yükseltiyor.
Bu yüzden Samsunspor İcra Kurulu üyeleri Fazlıhan Carus ve Serkan Kaya’nın sosyal medya üzerinden yaptığı birlik ve beraberlik çağrısı son derece kıymetlidir. Geç kalınmış olabilir ama doğrudur. Çünkü bu kulübün mayasında kavga değil, kenetlenme vardır.
“Başka Samsunspor yok” cümlesi bir slogan değil, bir gerçektir.
Bu camia ne zaman taraftarıyla bütünleştiyse, ne zaman iç tartışmaları kendi içinde tutabildiyse, işte o zaman tarih yazdı. Bugün de ihtiyaç duyulan tam olarak budur.
Yönetim cephesinden yapılacak her sağduyulu açıklama, taraftarın aidiyet duygusunu pekiştirir. Taraftar kendisini sürecin bir parçası olarak hisseder. Eleştirirken bile kulübünü korur. Ama yönetimin geri çekildiği, sessiz kaldığı anlarda bu bağ zayıflar.
Samsunspor’un bugün ihtiyacı olan şey yeni cepheler açmak değil; aynı hedefe bakan gözleri yeniden hizalamaktır.
Bu kulüp, krizleri tribünle kavga ederek değil; tribünle omuz omuza aşmıştır. Bugün de yol budur. Yönetim daha fazla sorumluluk almalı, daha görünür olmalı ve bu birlik çağrısını daha güçlü bir dille sürdürmelidir.
Çünkü Samsunspor, ancak taraftarıyla bir bütün olduğunda gerçek gücüne ulaşır.
Şimdi herkesin şapkasını önüne koyup diline hakim olması, yeni ve temiz bir sayfa açılması gerekiyor.
Futbol jargonuyla söyleyelim:
Kriz anlarında kulübün savunma hattı yönetimdir.
Orta sahayı boş bırakırsanız, oyun kontrolünü kaybedersiniz.
İSTENİNCE OLUYOR: CANİK VE İLKADIM ÖRNEĞİ
Şehirde futbolu konuşurken, yerel yönetimleri es geçmek haksızlık olur. Çünkü Samsun’da son yıllarda iki ilçe, “yönetim nasıl yapılır” sorusuna sahada cevap veriyor: Canik ve İlkadım.
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, iki dönemdir görevde.
Görevi devraldığında nasıl bir tabloyla karşılaştığını bu şehir iyi biliyor. Bugün gelinen noktada ise ortaya çıkan manzara inkar edilemez. Borçsuz bir belediye, planlı bir kentsel dönüşüm, gençlerden yaşlılara uzanan sosyal projeler, kültür-sanattan çevre politikalarına kadar dolu dolu bir belediyecilik anlayışı…
Kolay işler değil bunlar. Yedi yılda alınan 8 ödül, yapılan işlerin vitrin süsü değil, sahadaki karşılığıdır.
Bir diğer örnek İlkadım Belediyesi.
Samsun’un nüfus olarak en büyük ama alan olarak en sıkışmış ilçesi. Büyük bir borç yüküyle görevi devralan İhsan Kurnaz, bugün belediyeyi borçsuz hale getirmiş durumda. Üstelik sadece borç ödemekle kalmıyor; yatırımı da, hizmeti de aksatmıyor. Ödemeler gününde, planlama yerinde, yönetim sakin.
Burada ortak bir nokta var:
Kriz anında sorumluluk almak.
Futbolda da belediyecilikte de kural değişmiyor.
Oyundan kaçan değil, oyuna çıkan kazanıyor.
Son Olarak;
Samsunspor için de, Samsun için de çözüm belli:
Sağduyu, iletişim ve sorumluluk.
Eleştiriden korkmadan, savunmaya geçmeden, tribünü karşıya almadan…
Çünkü bu şehir, ne futbolda ne de yönetimde kaosu sevmez.
İstenince oluyor.
Hem sahada, hem şehirde.