Bazı tarihler vardır… Takvimde bir yaprak gibi durur ama bir şehrin hafızasında hiç eskimez. 20 Ocak, Samsun için tam da böyle bir gündür.
20 Ocak 1989 sabahı Samsunspor sadece bir deplasman yolculuğuna çıkmadı.
O otobüste bir şehrin umudu vardı, hayali vardı, inancı vardı.
Malatya yolunda yaşanan kaza, sadece canlarımızı almadı; Samsun’un yüreğinde hiç kapanmayan bir boşluk bıraktı.
Teknik Direktör Nuri Asan…
Futbolcular Muzaffer Badaloğlu, Zoran Tomic, Mete Adanır…
Ve direksiyon başında görevini yapan Asım Özkan…
O gün kaybettiklerimiz, Samsunspor tarihinde birer satır değil; birer vicdan, birer sembol, birer hatıradır artık.
İsimleri bu kulübün sadece geçmişine değil, karakterine de kazınmıştır.
Samsunspor o gün yalnızca bir takım kaybetmedi.
Bir masumiyetini yitirdi.
Bir geleceğini yarım bıraktı.
Ve belki de bu yüzden Samsunspor’un hikayesi hiçbir zaman sıradan olmadı.
Bu kulüp acıyı tanıyarak büyüdü.
Direnmeyi erken öğrendi.
Ayağa kalkmanın ne demek olduğunu, daha yolun başında tecrübe etti.
Samsunspor’da forma giymek bu yüzden sıradan bir görev değildir.
Bu forma, geçmişi olan bir emanettir; giyene de sorumluluk yükler.
20 Ocak, Samsunspor için sadece bir yas günü değildir.
Aynı zamanda hatırlama günüdür.
Birlik olmanın, kenetlenmenin, birbirine tutunmanın günüdür.
Çünkü bu camia, en karanlık günde bile dağılmamayı başarmış bir camiadır.
Bugün tribünlerde yükselen her alkışta,
Atılan her golde,
Söylenen her “Samsunspor” tezahüratında
Bir parça 20 Ocak vardır.
Kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz.
Unutmuyoruz.
Unutmayacağız.
Çünkü Samsunspor’un hikayesi 20 Ocak’ta bitmedi…
O gün yaralandı ama yürümekten vazgeçmedi.