Samsunspor tribünlerine bakıyorum…
Bir eksiklik var.
Sadece koltukların boş kalması değil bu.
Atmosferde bir seyrelme var.
Eskiden maç başlamadan saatler önce yükselen o uğultu, o kolektif heyecan, o “birlikte yüklenme” duygusu artık daha zayıf.
Ve açık konuşalım:
Bunun nedeni yalnızca takımın performansı değil.
Asıl mesele hayatın kendisi.
Taraftar Gelmiyor Değil, Gelemiyor
Bugün bir maça gitmenin maliyetini hesaplayın.
Bilet fiyatı…
Ulaşım…
Statta yenilen içilen…
Bir aile için bu artık ciddi bir bütçe demek.
Asgari ücretle geçinmeye çalışan, kira ödeyen, faturalarla boğuşan bir insan için hafta sonu maça gitmek lüks kalemine dönüşmüş durumda.
Yani mesele ilgisizlik değil.
Ekonomik gerçeklik.
Taraftar “istemiyorum” dediği için değil, “karşılayamıyorum” dediği için gelemiyor.
Stadyumlar Değişti, Tribün Sosyolojisi De
Bir başka gerçek daha var.
Yeni statlar konforlu.
Modern.
Isıtmalı, düzenli, temiz.
Elbette bunlar kötü şeyler değil.
Ama futbol sosyolojisinin bize söylediği başka bir detay var:
Mekan değiştikçe kültür de değişiyor.
Eskinin daha ham, daha sert, daha içgüdüsel tribün kültürü; yerini daha kontrollü, daha steril bir atmosfere bırakıyor.
İngiltere’de bunun üzerine yıllardır tartışmalar yapılıyor.
İşçi sınıfı, kendi kurduğu futbol kültürünün dışına itiliyor.
Çünkü artık o biletleri almak kolay değil.
Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yavaş yavaş hissediliyor.
Futbolun Ruhu Tüketim Değildir
Eskiden insanlar maça “takımın yanında olmak” için giderdi.
Şimdi giderek daha fazla kişi “maç deneyimi” satın alıyor.
Bakın bu iki cümle arasında ciddi fark var.
Birinde aidiyet var.
Diğerinde tüketim.
Oysa tribün kültürü satın alınan bir şey değildir.
Yaşanır.
Kutuplaşma Tribüne de Sızıyor
Bir diğer mesele de toplumsal iklim.
Eskiden farklı görüşler, farklı hayat tarzları tribünde erirdi.
Ortak payda formaydı.
Bugün sokaktaki kutuplaşma statlara da yansıyor.
İnsanlar daha mesafeli.
Daha kabuklu.
O eski “omuz omuza” hali biraz aşınıyor.
Çözüm Nerede?
Önce gerçeği kabul etmekte.
Tribünler boşsa, taraftarı suçlamak kolaycılık olur.
Kulüplerin fiyat politikası, ulaşım kolaylığı, aile ve öğrenci paketleri gibi çözümler üretmesi gerekiyor.
Ama en önemlisi şu:
Taraftar yeniden kendini o hikayenin parçası hissetmeli.
Çünkü futbol sadece sahadaki 11 kişiyle oynanmıyor.
Bir takımın gerçek gücü kadro değeri değildir.
Tribündeki aidiyetidir.
Eğer 12. adam yavaş yavaş dışarıda kalıyorsa, orada sadece tribün değil, kültür kaybedilir.
Günün Sözü:
“Tribün boşsa mesele bazen futbol değil, hayatın ağırlığıdır.”