Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, aileleri uykusuz bırakacak bir gerçeğe parmak bastı. Akran zorbalığı artık sadece okul bahçesindeki itiş kakıştan ibaret değil. Uzmanlar, zorbalığın "kasıt, süreklilik ve güç dengesizliği" üçgeninde şekillendiğini belirterek; sözel, ilişkisel ve hatta dijital mecralarda 7/24 devam eden türlerine dikkat çekiyor. Çocuğunuzun odasına kapanması sadece ergenlik mi, yoksa bir imdat çığlığı mı?
Belirtileri Iskalıyor Olabilirsiniz: Morluklar Buzdağının Görünen Kısmı
Her çocuk yaşadığı baskıyı ailesine anlatmıyor. "İspiyoncu" damgası yeme korkusu, çocukları derin bir sessizliğe itiyor. Prof. Dr. Karabekiroğlu'na göre; açıklanamayan morluklar, kıyafetlerin yırtılması, okula gitme isteksizliği, karın ağrısı gibi psikosomatik şikayetler ve akademik başarıdaki ani çöküşler en büyük uyarı fişekleri. Eğer çocuğunuz okul servisini kullanmaktan kaçınıyorsa, orada yolunda gitmeyen çok ciddi bir şeyler olabilir!

Siber Zorbalık Kabusu: Evin İçindeki Görünmez Düşman
Teknolojiyle birlikte zorbalık evin içine, çocuğunuzun yatağına kadar girdi. Siber zorbalığın anonim yapısı nedeniyle daha yıkıcı olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu durumun 7/24 kesintisiz sürdüğünü belirtiyor. "Sessiz kalmak çözüm değil" diyen Karabekiroğlu, ailelerin çevrim içi aktiviteleri takip etmesini ve en önemlisi; delil niteliği taşıyan mesaj veya görüntülerin asla silinmemesi gerektiğini savunuyor. Bu dijital izler, hukuki süreçlerde tek dayanağınız olabilir.
Yanlış Müdahale Felakete Yol Açabilir!
Çocuğunuzun zorbalığa uğradığını öğrendiğinizde vereceğiniz aşırı tepki, onun size olan güvenini tamamen bitirebilir. Uzmanlar uyarıyor: Zorba çocuğun ailesiyle doğrudan kavgaya tutuşmak yerine okul yönetimiyle iş birliği yapın. Şiddeti teşvik eden "sen de ona vur" gibi tavsiyeler, sorunu çözmek yerine çocuğunuzu daha büyük bir sarmala sokabilir. Unutmayın, zorbalık yapan çocukların da empati becerisi düşük ve aile içi ilgisizlikten beslenen bireyler olma ihtimali çok yüksek.




