Bundan sonra bu köşede, Günaydın Samsun okurları için Samsunspor üzerine yazılar kaleme alacağım. Amacım; oyunun sadece görünen değil, görünmeyen teknik ve idari detaylarını, yönetim süreçlerindeki doğruları ve yanlışları tecrübelerim ışığında sizlere aktarmak.

Eleştirirken yapıcı, takdir ederken gerçekçi olacağız.

Ama her zaman bir kulağım tribünde, bir gözüm o şanlı armada olacak. Umarım bu yazılarla Samsunspor’umuza bir nebze de olsa fayda sağlarız.

***

Kıymetli Samsunspor Sevdalıları;

Bugün bu satırlarda size sadece yeni bir spor yazarı olarak değil; bu güzel şehrin bir evladı, o kutsal armalı formayı sırtında taşımış eski bir futbolcu ve yönetim kademelerinde kulübün geleceği için mesai harcamış eski bir yönetici olarak sesleniyorum.

Nuri Asan Tesisleri’nin koridorlarında yankılanan krampon sesini de bilirim, yönetim kurulu odasındaki o ağır ve sorumluluk dolu sessizliği de...

Ancak tüm bu unvanların ötesinde bugün karşınızda en saf halimle; boynunda atkısı, kalbinde dinmeyen heyecanıyla bir Samsunspor taraftarı olarak duruyorum.

Samsunspor, bizim için sadece hafta sonuna sığdırılan 90 dakikalık bir hobi değildir.

Bizim hikayemiz, dünyada eşi benzeri olmayan o "Atatürklü Arma"nın gölgesinde başlar.

Şahlanan atın üzerindeki o figür; bir şehrin karakteri, bağımsızlık ruhu ve pes etmemeye dair yeminidir.

Kırmızımız asaletimiz, beyazımız saf sevdamız, siyahımız ise hiç dinmeyecek olan o derin yasımız ve vefamızdır.

Yıllarca sahanın içinde ter dökerken de yönetim masasında Genel Sekreterlik veya

Futbol Şube Sorumluluğu yaparken de tek bir gerçeği gördüm:

Samsunspor’un gerçek sahibi, bu armanın peşinden yağmur çamur demeden koşan büyük taraftarıdır.

Bugün futbol dünyasında "şirketleşme", "endüstriyel dönüşüm" ve "kurumsallık" gibi kavramlar havada uçuşuyor. Elbette çağın gerekliliklerini yerine getirmek ve profesyonel bir yapıyla yönetilmek hayati önem taşıyor.

Ancak burada çok ince ve kritik bir çizgi var:

Şirket kimliği, camia özelliğinin önüne geçmemelidir.

Hukuki ve ticari olarak bir sahibi olabilir ama unutulmasın ki; Samsunspor bir halk hareketidir. Şirket soğuktur, kar edebilmek için hesap yapar; oysa camia sıcaktır, ruhu vardır ve fedakarlık yapar.

Eğer o "mahalle kültürünü", o "şehrin takımı" olma bilincini ve tribünden gelen kolektif gücü şirketleşme çarkları arasında eritirsek, geriye sadece tribünleri boşalmış ruhsuz bir futbol takımı kalır.

Oysa biz, sadece bir takım değil, "Samsunspor"uz!

Kurumsal yapı; camianın değerlerini yok etmek için değil, o değerleri korumak ve daha yukarı taşımak için bir araç olmalıdır.

Samsunspor’un sadece güçlü ekonomisiyle değil; aynı zamanda güçlü duruşu ve sarsılmaz ruhuyla da devleşeceği günlere olan inancımla...

Yolumuz açık, armamızın ışığı daim olsun.