Gezegenimizin yaklaşık 4,5 milyar yıl önceki oluşum sürecinde, erimiş haldeki ağır metaller merkeze doğru çökerken beraberinde altını da götürdü. Bilimsel tahminlere göre, yer çekirdeğinde bulunan altın miktarı tüm yeryüzünü 50 santimetre kalınlığında bir tabaka ile kaplamaya yetecek kadar fazla. Bugüne kadar bu hazinenin çekirdekte hapsolduğu ve asla yüzeye ulaşamayacağı düşünülüyordu.

Hawaii Volkanlarında "Altın" İzleri

Göttingen Üniversitesi'nden jeokimyacı Nils Messling ve ekibinin Nature dergisinde yayımlanan çalışması, bu teoriyi kökünden değiştirdi. Hawaii gibi okyanus adalarını oluşturan bazaltik lavları inceleyen araştırmacılar, çekirdeğin karakteristik imzasını taşıyan Rutenyum (Ru) izotoplarına rastladı. Rutenyum, altınla benzer kimyasal özelliklere sahip "demir seven" (siderofil) bir elementtir ve çekirdekte yoğun miktarda bulunur.

Nijerya'da kaza: 11 ölü, 7 yaralı
Nijerya'da kaza: 11 ölü, 7 yaralı
İçeriği Görüntüle

3 Bin Kilometrelik Yolculuk

Araştırma, çekirdek ile manto arasındaki sınırın (yaklaşık 2.900 km derinlik) sanıldığı kadar sızdırmaz olmadığını kanıtlıyor. Süper sıcak manto malzemesi, çekirdekten aldığı metalik imzaları yüzlerce milyon yıl süren bir yolculukla yüzeye taşıyor.

Dr. Nils Messling: "Verilerimiz ilk geldiğinde kelimenin tam anlamıyla 'altın bulduğumuzu' anladık. Çekirdekten gelen materyallerin, altın ve diğer değerli metaller dahil olmak üzere, üstteki mantoya sızdığını kanıtladık."

Bu Altınları Çıkarmak Mümkün mü?

Haber her ne kadar heyecan verici olsa da, çekirdekten sızan bu altınlar doğrudan "külçe" halinde yeryüzüne fışkırmıyor. Magma içinde atomik düzeyde taşınan bu metaller, ancak jeolojik süreçler sonunda eser miktarda yüzeye ulaşıyor. Mevcut teknoloji ile 3.000 kilometre derinlikteki ana kaynağa ulaşmak ise imkansız görünüyor. Ancak bu keşif, maden yataklarının nasıl oluştuğunu anlamak ve gezegenimizin iç dinamiklerini çözmek için devrim niteliğinde bir adım kabul ediliyor.

Kaynak: popsci.com