Köylüler, 10 kilometrelik su kanalını imece usulü açıyor
Köylüler, 10 kilometrelik su kanalını imece usulü açıyor
İçeriği Görüntüle

Kazım BULUT-Memet Can YEŞİLBAŞ/BURSA, (DHA)-BURSA Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, Marmara Denizi'ndeki alg patlamasının müsilajın habercisi olabileceğine dikkat çekerek, 'Çünkü alg patlaması demek, orada organik bir kirliliğin yüksek olduğu anlamına gelir. Ve müsilajın ana sebeplerinden bir tanesi de zaten azot, fosfor gibi organik kirlilik yükünün yüksek olması' dedi.

Marmara Denizi'ndeki alg patlaması, müsilaj tehdidini yeniden gündeme getirdi. Gemlik Körfezi'nde Kumla ve Karacaali sahillerinde deniz yüzeyindeki renk değişimi, görenleri endişelendirdi. Deniz yüzeyi bir süre sonra eski berrak görünümüne dönerken, Gemlik Su Ürünleri Kooperatifi Başkan Yardımcısı Kadir Aksu, müsilaj zannedilen değişimin alg patlaması olduğunu söyleyerek, 'Şu anda bir müsilaj olayı yok. Gemlik halkı yanlış biliyor. Bazı medya kuruluşlarında çıkıyor ama denizimizde şu anda herhangi bir müsilaj olayı, herhangi bir şekilde kıştan beri bu zamana kadar da yok. Müsilaj insanların gördüğü gibi yaz aylarında su yüzüne çıkan bir şey değil. Müsilajın başlaması için önce kış aylarında ekimden itibaren, kasım ayında ağlara zarar verir, salya gibi olur ama suyun üstünde gözükmez. Denizde sadece balığa çıkanlar onu görebilir. Suyun üzerinde bazen belirginleşir ama asıl suyun içindedir. Yaz ayları geldikten sonra müsilaj varsa eğer denizde zaten suyun üstüne çıktığı zaman, insanlar onu gördüğü zaman 'Müsilaj var' deniliyor ama aslında müsilaj kışın oluşan bir şey. Bu yıl öyle bir durum yaşanmadı. Son zamanda görülen, denize vakıf olan insanların bildiği bir şey. Her sene mayıs-haziran aylarında, bazen mevsimsel olarak değişebiliyor. Alg patlaması denilen şeydir. Bu genelde halk dilince 4 isimle anılır. Alg patlaması, plankton patlaması, İngilizcesi red tide, Türkçesi kızıl gelgit olarak da geçiyor' diye konuştu.

'MİDYELERİN ÜREME DÖNEMİNDE DENİZ TURUNCUYA DÖNER'

Av yasağının sürdüğüne dikkat çeken ancak sezonda da geçmiş yıllarda olduğu gibi ağlara deniz salyası takılmadığını belirten Aksu, 'Aslında bu mayıs-haziran aylarında her zaman olan bir şey. Midyelerin üreme dönemi diye söylerler, deniz turuncuya döner, 10-15 gün gibi bir süre devam eder. 20 gün sonra biter. Ama bunun müsilajla alakası yok. Suda gördükleri zaman turunculuğu, bazen ölen denizanaları suyun üstüne çıkıyor. Ama onun müsilaj ile alakası yok' dedi.

'GEMLİK KÖRFEZİ'NDE FİTAPLANKTON DEDİĞİMİZ ALG PATLAMASI GÖRÜLÜYOR'

BUÜ Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar ise Marmara Denizi'ndeki alg patlamasının müsilajın da habercisi olabileceğine dikkat çekip, 'Gemlik Körfezi'nde 2021 yılından beri müsilajla ilgili dönem dönem konuları konuşuyoruz. Bu konuların başında da müsilajın sebep olduğu hem çevresel etkiler hem de bu zamana kadarki oluşumun kaynakları ve sebeplerin neden önlenemediğini de değerlendiriyoruz. Gemlik Körfezi'nde havaların ısınmasıyla birlikte müsilaj benzeri, bizim fitoplankton dediğimiz bir alg patlaması ilkbahar aylarından başlamak üzere deniz yüzeyinde görülmeye başlandı. Aslında alg patlaması normal bir doğa olayıdır. Ancak maalesef Körfez'de ve özellikle Marmara Denizi'nde azot gibi, fosfor gibi besleyici elementlerin yükünün çok daha yüksek seviyelerde denize ulaşmasıyla birlikte, maalesef bu sayı doğal bir olayın dışına çıkıp, aşırı miktarda çoğalıyor. Bazen bunu pas renginde görüyoruz, bazen yeşilimsi farklı renklerde, kırmızı renklerde görebiliyoruz. Tabii bu müsilaj demek değil ama müsilajın bir habercisi. Çünkü müsilajın da sebepleri biliyoruz ki özellikle evsel nitelikli atık suların tam olarak arıtılamadan denizle buluşuyor olması, tarımsal faaliyetler sonucunda zirai ilaçların, gübrelerin özellikle azot ve fosfor içeriği yüksek gübrelerin yıkanarak gerek Nilüfer Çayı ile olsun gerek Susurluk Çayı ile olsun gerek Karsak Deresi ile olsun, Körfez'e ulaşmasıyla birlikte buradaki besin yükü oldukça artıyor ve burada da bizim tek hücreli canlar dediğimiz algler hızla çoğalıyor ve çoğalınca da deniz yüzeyinde bizim çok da hoş olmadığını gördüğümüz hem estetik açıdan hem turizm açısından hem de su kalitesi açısından riskli bir boyuta getirebiliyor. Fitaplanktonlar aşırı miktarda çoğaldığı zaman sümüksü beyaz bir yapıya dönüşüyor ve yüzeyi kaplıyor. Yüzeyi kapladığında da hem oksijenin suya girmesini engelliyor hem balıkçılık açısından hem turizm açısından hem de denizin su kalitesi açısından baktığınızda sıkıntılı bir duruma geliyor' diye konuştu.

'MÜSİLAJIN VARLIĞI ZATEN BELİRLİ BÖLGELERDE DEVAM EDİYOR'

Müsilaj deniz yüzeyinde görülmese de varlığının Marmara Denizi'nde hala devam ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Dindar, 'Müsilaj 2021 yılından beri aslında Marmara Denizi'nde dönem dönem yüzeyde ama kış aylarında ise 10 ile 20 metre derinliklerde halen devam eden bir durum. Biz bunu yazın neden daha belirgin görüyoruz? Çünkü su sıcaklıkları, deniz suyu sıcaklığı çok hızlı ısınıyor, su durgunlaşıyor, rüzgarlar azalıyor ve böylece bizim bunu yüzeyde görme potansiyelimiz çok daha fazla artıyor. Bu da aslında deniz kirliliğinin olduğunu, başta Gemlik Körfezi olmak üzere Marmara Denizi'nde çeşitli bölgelerde azot ve fosforun yüksek olmasıyla alg patlaması ve buna bağlı olarak da müsilajın habercisi olduğunu söylememiz mümkün. Müsilajın varlığı zaten denizde belirli bölgelerde devam ediyor ve deniz kirliliği, azot ve fosfor açısından yük hafifletilmezse maalesef tekrar görme durumumuz söz konusu. Bazen bazı bölgeler temizlendi gibi görüyoruz ama aslında bunlar rüzgarla birlikte başka bölgelere taşınıyor. Dolayısıyla müsilaji çok kolay temizlemek ya da sadece yüzeyden sıyırmak müsilaj için çözüm değil' dedi.

'YÜZEYDE GÖRMÜYOR OLMAMIZ OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ'

Doç. Dr. Efsun Dindar, 'Şu anda yüzeyde görünen yok. Ama müsilajin habercisi bu aşırı alg patlamaları. Çünkü alg patlaması demek, orada organik bir kirliliğin yüksek olduğu anlamına gelir. Ve müsilajın ana sebeplerinden bir tanesi de zaten azot, fosfor gibi organik kirlilik yükünün yüksek olması. Bu bir doğa olayı ancak aşırı miktarda çoğalması ve deniz suyunun hızla ısınması ile bu müsilajin bir habercisi olabilir. Şu anda yüzeyde görmüyor olmamız olmadığı anlamına ya da olmayacağı anlamına gelmez. Şu an balıkçılık açısından sıkıntılı bir durum söz konusu değil. Çünkü o 2021 yılında gördüğümüz o üstteki ağdalı, beyaz, böyle jelimsi yapı şu anda yok. Ama bu olmayacağı anlamına da gelmiyor. Deniz suyu sıcaklığı çok hızlı bir biçimde ısınırsa ve biz o organik kirlilik yükünü düşüremezsek yine benzeri bir şekilde olumsuz bir durum ortaya çıkabilir' diye konuştu. (DHA)

Kaynak: DHA