Nazif Cemhan ŞEN- Mehmet Can YEŞİLBAŞ/ ÇANAKKALE, (DHA)- ÇANAKKALE'NİN Gelibolu ilçesinde yaşayan ve 8 yıldır evli olan Volkan (35) Şeydanur Ercan (29) çifti Bursa'da olduğu tüp bebek tedavisiyle oğulları Ömer Asaf'ı kucağına aldı. Tedavi sonrası elde edilen 'altın yumurta' ile anne olduğunu söyleyen Şeydanur Ercan, '21 yaşında erken menopoz teşhisi konuldu. Hayal kırıklığı yaşadım. İlk başlarda kabul edemedim. Sonra tedaviye başladık. Bu benim ilk Anneler Günüm olacak, evladıma kavuştum. Artık buruk geçmeyecek bir Anneler Günüm var. Bu Anneler Günü'nde artık ağlamayacağım' dedi. Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Betül Dündar da 'Şeyda Hanım'la tanıştığımızda yumurtalık rezervi son derece azalmıştı ve erken menopoza doğru ilerleyen bir süreci vardı. Yaklaşık 1 yıl süren tedavi sonunda o çok kıymetli yumurtayı elde edebildik. Yani bir anlamda 'altın yumurta' ile anne oldu diyebiliriz. Yumurtalık rezervi bu kadar azalmış, erken menopoza ilerleyen hastalarda elde edilen her bir yumurta son derece değerlidir' diye konuştu.
Volkan-Şeydanur Ercan çifti 2018 yılında evlenerek, hayatını birleştirdi. 2019 yılında Van'dan Çanakkale Gelibolu'ya taşınan aile, normal yolla çocuk sahibi olamadı. Üç tüp bebek denemesinden de olumsuz sonuç alan çift, son çare olarak Bursa'da bulunan Bahçeci Tüp Bebek Merkezi'nde başvurdu. Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Betül Dündar ile tüp bebek tedavisine başlayan çift, buradaki tedavinin ardından 'Ömer Asaf' adını verdikleri bir erkek çocuk sahibi oldu.
'ANNELER GÜNÜ'NDE ARTIK AĞLAMAYACAĞIM'
7 yıllık mücadelenin sonunda anne olduğunu söyleyen Şeydanur Ercan 'Yaşadığım o 7 yılı bir köşeye atıyorum. Çünkü o dünyaya geldikten sonra bütün yaşadığım sıkıntıları, bütün yaşadığım o moral bozuklukları, yaşadığım eksiklikler hepsi bitti. Bu benim ilk Anneler Günüm olacak, evladıma kavuştum. Artık buruk geçmeyecek bir Anneler Günüm var. Bu Anneler Günü'nde artık ağlamayacağım. Bana ilk kez 21 yaşında erken menopoz teşhisi konuldu. Hayal kırıklığı yaşadım. İlk başlarda kabul edemedim. Benim için çok zor bir süreçti. Sürekli aşılama yaptırdık. Normalde bir ya da iki yapmaları gerekirken ben üst üste 5 aşılama yaptırdım. Çünkü tüp bebeği kabullenemiyordum' dedi.
'BENİM İÇİN DOKTOR FAKTÖRÜ ÇOK ÖNEMLİYDİ'
Tedavilere 2 sene ara verdikten sonra asla pes etmemesi gerektiğini düşündüğünü anlatan Şeydanur Ercan, şöyle devam etti:
'Ondan sonra tedavilere başladım. Başka merkezlerde 3 tüp bebek tedavisi gördük. Daha sonra Bursa'da Betül Hanım'ı bulduk. Doktor faktörü çok önemliydi. Çünkü bir şeyler sormam gerekiyordu. Kafanızda milyonlarca soru oluyor bu tüp bebek tedavisinde. Sürekli aklınıza, saçma sapan bir şeyler geliyor. Doktorunuz o kadar iyi olması gerekiyor ki ona sorular sorabilmeniz gerekiyor. Saçma sapan sorular sorduğum zamanlar da oldu ama hep Betül Hanım'ın bana çok güzel cevapları oldu. Hiçbir zaman suratı asık olmadı. Çünkü bu dönemlerde biz anne babalar aşırı stresli, aşırı gergin oluyoruz. Bu durumda karşıdaki doktorla arkadaş gibi ilerlendiği zaman gerçekten her şey çok güzel gidiyor. Oğlum Ömer Asaf'ı kucağıma aldığımda Betül Hanım'a önce Rabbim sonra 'Sizin sayenizde' dedim. O yüzden bizim durumuzda olanlara doktor seçimini güzel yapmalarını ve ona güvenmelerini öneriyorum.'
'İYİ Kİ GELDİN OĞLUM'
Normalde Anneler Günü'nde çok buruk olduğunu belirten Ercan, 'Çünkü 7 yıldır böyle bir süreç vardı. Her anneler gününde mutlaka kendimi gözyaşları içinde bulurdum. Bu sene benim için çok farklı. Bu sene sevinçten ağlayabileceğim bir yıl. Evladımı kucağıma aldım ve o duyguyu tattım. Rabbim isteyen herkese nasip etsin. Bu duygudan kimseyi mahrum bırakmasın. İyi ki geldin oğlum. Seni çok seviyorum' diye konuştu.
BABA ERCAN: GEÇMİŞİMİZDE KÖTÜ OLAN HİÇBİR ŞEYİ HATIRLAMIYORUZ
Gittikleri doktorların herhangi bir sıkıntılarının olmadığını söylemelerine rağmen çocukları olmadığını belirten baba Volkan Ercan ise yaşadıkları süreci şöyle anlattı:
'Farklı farklı doktorlara gittiğimizde farklı farklı sonuçlar öğrenmeye başladık. Askeri personel olduğum için göreve gidiyordum. Göreve gittiğimde eşimin farklı bir hastanede yumurtalıklarının az olduğunu ve yumurta tembelliğinin olduğunu öğrendik. İlk önce aşılama tedavilerine başladık. 5 aşılama tedavisi gördük. Bu aşılama tedavisine rağmen anne ve baba olamadık. Bunun sonucunda doktorumuz bizi tüp bebek merkezlerine yönlendirdi. 3 kere de tüp bebek tedavisi gördük. Bu tedavilere rağmen yine olumsuzluklarla karşılaştık. Bu süreç bizi maddi ve manevi anlamda yordu. Kendimizi toparladıktan sonra son bir kez daha denemeye karar verdik. Betül hanım, eşime farklı bir yöntem, farklı bir tedavi uyguladı. Bu tedaviyle çok şükür çocuğumuza kavuştuk. Tedaviler sonucu çok yıprandık ama şu an geçmişimizde kötü olan hiçbir şeyi hatırlamıyoruz. Geleceğe bakıyoruz, artık bir çocuğumuz var. Çok şükür biz de anne baba olduk.'
'BİR YUMURTAYLA DA OLSUN ÇOCUK SAHİBİ OLMAYI HEDEFLEDİK'
Bu süreçte eşi Şeydanur'un bir tane yumurtasının olduğunu öğrendiklerini söyleyen Ercan, 'Hiçbir zaman pes etmeden o bir yumurtayla da olsun çocuk sahibi olmayı her zaman hedefledik. Onun için savaştık. Doktorumuz da bunun için bizi savaştırdı. Çok şükür doktorumuzla bu savaşı kazandık. Kimse umudunu yitirmesin. Genç yaşta olmamıza rağmen hiçbir zaman ümidimizi yitirmeyip maddi ve manevi anlamda kendimizi toparlayarak çocuk sahibi olmayı başarabildik. Bunun için de bizim durumumuzda olan ailelere pes etmeyip, devamlı mücadele etmelerini öneriyoruz. Anne, baba olmak istiyorlarsa bir şekilde savaşıp bunu kazanabilirler' ifadelerini kullandı.
DOÇ. DR. DÜNDAR: ERKEN MENOPOZA DOĞRU İLERLEYEN BİR SÜRECİ VARDI
Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Betül Dündar da 'Şeyda Hanım'la tanıştığımızda yumurtalık rezervi son derece azalmıştı ve erken menopoza doğru ilerleyen bir süreci vardı. Yapılan hormon tahlillerinde de menopoz sürecine yaklaştığını görmüştük. Bu tanıyla bize başvurmuştu. Uzun yıllar süren tedavi süreci ve yaşadığı stres hem kendisini hem de eşini oldukça yormuştu. Her ikisi de oldukça kaygılıydı. Ancak vazgeçmemiş olmaları ve umutlarını korumaları çok önemliydi. Çok şükür ki olumlu bir sonuç elde ettik. Ancak bu süreç kolay olmadı. Yaklaşık bir yıl süren tedavi sonunda o çok kıymetli yumurtayı elde edebildik. Yani bir anlamda altın yumurta ile anne oldu diyebiliriz.Yumurtalık rezervi bu kadar azalmış, erken menopoza ilerleyen hastalarda elde edilen her bir yumurta son derece değerlidir. Çünkü çok sınırlı bir biyolojik materyalle tedavi planlanır ve yürütülür. Bu nedenle elde edilecek yumurta sayısını artırmaya yönelik, hastaya özel planlanan tedavi protokolleri başarı şansını ciddi şekilde artırır' dedi.
'SPERM SEÇİMİNDE YAPAY ZEKA VE IMSI YÖNTEMİ KULLANILDI'
Doç. Dr. Dündar, 'Biz Şeyda Hanıma standart ve geleneksel protokollerin dışına çıkarak kişiye özel bir tedavi uyguladık. Bu tür hastalarda klasik yöntemlerle yumurta elde etmek bazen çok zor, hatta mümkün olmayabilir. Uyguladığımız farklı tedavi yaklaşımı sayesinde olgun bir yumurta elde etmeyi başardık. Bu, tedavinin önemli bir başarısıydı. Ancak bu noktadan sonraki süreç en az bunun kadar kritiktir. Bu aşamada sperm seçiminden başlayarak ileri teknolojilerin kullanıldığı bir süreç yürütüldü. Sperm seçiminde yapay zeka ve IMSI yöntemi birlikte kullanıldı ve yumurta en uygun koşullarda spermle bir araya getirildi' diye konuştu.
'BİZİM İÇİN DE UNUTULMAZ BİR ANDI'
Doç. Dr. Dündar, 'Döllenme sağlandıktan sonra embriyoyu yakından takip ettik ve gelişiminin son aşaması olan blastokist evresine ulaştığını gördük. İyi kalitede bir embriyo elde ettikten sonra transfer sürecine geçtik. Embriyoyu dondurduk ve rahim iç zarının embriyo ile en uyumlu hale gelmesini sağlamak için doğal bir hazırlık süreci yürüttük. Tüm şartlar ideal olduğunda embriyoyu transfer ettik. Transfer sonrası bekleyiş hem bizim hem de hasta için oldukça heyecanlı geçti. Test günü geldiğinde sonucun pozitif olduğunu ve hastamızın gebe kaldığını öğrendik. Bu haberi kendisi ve eşiyle paylaşmak sürecin en mutlu ve en heyecan verici anlarından biriydi. Şeyda Hanım ve eşi o gün aileleriyle birlikteydi; büyük bir mutluluk yaşandı. Bizim için de unutulmaz bir andı. Çok şükür ki bugün bebeklerini kucaklarına aldılar ve sağlıklı bir şekilde büyütüyorlar. Bu süreçte fırsatları kaçırmamak, doğru zamanda harekete geçmek ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının uygulandığı, deneyimli ekiplerle çalışmak hastaları başarıya en kısa sürede ulaştıracaktır. En önemli tavsiyemiz, vakit kaybetmeden harekete geçmeleridir' ifadelerini kullandı.





