Samsun’da esnaflık yapan Süreyya Çelebi, yıllar önce fark ettiği küçük bir detayın hayatını değiştireceğini o gün bilmiyordu.
Sakarya İlkokulu’nun yanında bulunan işyerinde çalışırken, tam gün eğitim nedeniyle okuldaki bazı çocukların aç kaldığını fark etti. Bu görüntü onun kabul edeceği, ‘bana ne’ diyeceği bir manzara değildi.
Bir çocuğun açlığıyla başlayan bu hikâye, yıllar içinde yüzlerce ailenin hayatına dokunan büyük bir iyilik hareketine dönüştü.
Önce Çocuklara, Sonra Ailelere Ulaştı
Çelebi, önce öğretmenlerle iletişime geçti. İhtiyaç sahibi çocuklara küçük yardımlar yapmaya başladı. Zamanla bu yardımlar büyüdü. Çocukların aileleriyle iletişim kurdu.
Bugün ise Samsun’un farklı mahallelerinde yüzlerce ihtiyaç sahibine ulaşan bir dayanışma ağı oluştu.
Bu Ramazan 500 Aileye Ulaştılar
10 yıl önce birkaç aileye yapılan yardımlar bugün yüzlerce aileye ulaşıyor. Bu Ramazan ayında Süreyya Çelebi’nin öncülüğünde hazırlanan gıda kolileri 500’den fazla ihtiyaç sahibi aileye ulaştırıldı.
Bu iyilik hareketine Ulugazi Mahallesi sakinleri ve Hakkı Bey Sokak’taki esnaf da destek veriyor. Yardım yapılacak kişiler rastgele belirlenmiyor. Gönüllüler aileleri yerinde ziyaret ediyor ve ihtiyaç sahipleri tek tek tespit ediliyor.
“Kiminin Sofrasında Tuz, Kiminin Sofrasında Şeker Olabilmek”
Süreyya Çelebi yaptıkları yardımı tek bir cümleyle anlatıyor: “Kiminin sofrasında tuz, kiminin sofrasında şeker olabilmek…”
Çocukluk Yılları Bu Hikâyenin Temeli
Çelebi, empati duygusunun çocukluk yıllarında şekillendiğini anlatıyor: “Kalabalık bir ailede büyüdüm. Çiftçi kızıyım. Babam yanımızda çalışan işçileri sofranın başına oturtur, imkânlarını zorlayarak doyururdu. Bize de ‘Onlar olmazsa biz olmayız’ derdi. Ben böyle bir ortamda büyüdüm. Sanırım o günler bende empati duygusunu geliştirdi.”
“Mahallede Bana Güzin Abla Derler”
Yıllar içinde mahallede birçok insanın dert ortağı haline geldiğini söyleyen Çelebi şöyle devam ediyor: “Bana herkes Güzin abla der. Evi yanan, çocuğu hasta olan, doğalgaz faturasını ödeyemeyen beni bulur.”
“Benim Hayat Amacım Bu”
Yardım etmenin kendisine verdiği duyguyu anlatırken Çelebi’nin sesi titriyor: “Beni tanıyanlar ‘Sen dünyaya vermek için gelmişsin’ derler. Belki de gerçekten öyledir. Düşeni kaldırmak, yaraya merhem olmak benim hayat amacım. Bir aileye Ramazan kolisini ulaştırdığımda onların mutluluğunu görünce duygulanıyorum.”
Sessiz Kahramanlara Teşekkür
Süreyya Çelebi, bu iyilik hareketinin arkasında birçok insanın desteği olduğunu vurguluyor: “Yeşilyurt ailesine, Ulusoy Un ailesine, Ömer Petek’e, Ayşenur Bulut’a, Yusuf Bank’a ve desteğini esirgemeyen isimsiz kahramanlara teşekkür ediyorum.”
Samsun’da bir esnafın vicdanıyla başlayan bu hikâye, bugün yüzlerce ailenin sofrasına umut taşıyan büyük bir dayanışmaya dönüşmüş durumda.