Trabzon

'Dijital mecraları ve kontrolsüz medyayı kontrol altına almamız lazım'

Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON, (DHA)- TRABZON Üniversitesi (TRÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, 2 okulda yaşanan silahlı saldırı olaylarının 'güvenli okul' kavramını gündeme taşıdığını belirterek, 'Sosyal, ekonomik, psikolojik, toplumsal ve teknolojik gelişmeler güvenli okul iklimine zarar verebiliyor. Anne-Baba Enstitüleri ve Akademileri kurulması, dijital mecraları ve kontrolsüz medyayı kontrol altına almamız lazım' dedi.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okullarda öğrenciler tarafından gerçekleştirilen, 1 öğretmen ile 8 öğrencinin hayatını kaybettiği silahlı saldırılar, Türkiye'yi yasa boğarken, olayların ardından gençler arasında artan şiddet eğilimi tartışılmaya devam ediyor. TRÜ Fatih Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Demircioğlu, yaşanan olayların 'güvenli okul' kavramını yeniden gündeme taşıdığını belirterek, dijital mecralar, aile yapısındaki değişim ve kontrolsüz medyanın şiddeti besleyen başlıca unsurlar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Demircioğlu, 'Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olaylar hepimizi üzmüştür. Burada ölen çocuklarımız, öğretmenlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bu olaylar, okul güvenliği ve güvenli okul kavramlarını daha fazla gündeme getirmiştir. Güvenli okul kavramı, eğitim sistemlerinin en önemli unsurlarından bir tanesidir. Dünyanın farklı yerlerinde bu olaylar sık sık yaşanmaktaydı, gelişmiş ülkelerden Afrika ülkelerine kadar. Amerika'da bu olayları sık sık duyuyorduk ama şimdi ülkemizde de bu olayları gördük' ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Demircioğlu, 'güvenli okul' kavramının eğitim sisteminin en önemli bileşenlerinden olduğunu belirterek, 'Güvenli okul dediğimiz öğretmen, öğrenci, yönetici ve çalışanların psikolojik, duygusal ve fiziki açıdan kendilerini emniyette hissetmeleri, emniyet içinde olmalarıdır. Güvenli okulun bir diğer unsuru da okul çevresinin güven içinde olmasıdır. Güvenli okul kavramı içerisine aynı zamanda öğrencinin servise binip okula gelmesi ve akşam okul bitiminde tekrar güvenli bir şekilde evine gitmesini de koyabiliriz. Bu kavram, öğrencilerin sağlıklı bir şekilde eğitim öğretim sürecini yürütebilmesi için temel unsurlardan bir tanesidir. Dünyada yaşanan değişmeler, gelişimler güvenli okul iklimini bozmuştur ve bozmaya devam etmektedir. Sosyal, ekonomik, psikolojik, toplumsal ve teknolojik gelişmeler güvenli okul iklimine zarar verebiliyor. Özellikle kontrolsüz dijital mecralar, aile yapısında kırılmalar ve kontrolsüz medya, okullardaki güvenlik problemlerine zemin hazırlıyor' diye konuştu.

'AİLE YAPISINDAKİ KIRILMALAR ETKİLİ'

Kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisine dikkati çeken Prof. Dr. Demircioğlu, 'Kontrolsüz dijital mecralarda çocuklarımız, okula giden öğrencilerimiz oyun oynamakta ve bu oyunların bir kısmı şiddet ve öldürme temelli oyunlardır. Şiddet bulaşıcıdır ve öğrencilerimiz burada yaptıkları şiddet pratiklerini okullara götürmekte ve aynısını yansıtmaktadır. Dijital mecraların kontrol altına alınması, güvenli okul iklimini inşası açısından da önemlidir. Aile yapımızda meydana gelen kırılma da diğer bir önemli unsurdur. Özellikle çekirdek aileyle beraber yaşanan bazı problemler vardır. Öğrenciler maalesef bakıcı, televizyon, sokak ve dijital mecralarda ağırlıklı olarak zaman geçirmektedirler. Buradaki olumsuz davranışlar da öğrencilere doğrudan etki etmektedir. Çekirdek ailede anne babanın işte olması, çocukla yeterli iletişim kuramaması, sağlıklı bir bağlanamama ve iletişim problemlerini, aile içi ve dışı dayanışmama problemini ortaya çıkarmıştır' dedi.

Prof. Dr. Demircioğlu, dizi ve filmlerdeki şiddet içeriklerinin etkisini vurgulayarak, 'Bir diğer husus da kontrolsüz medyadır. Bugün filmlerimiz, dizilerimiz maalesef önemli bir kısmı şiddet sarmalı içindedir. Çocuklarımız bu dizilerdeki, filmlerdeki mafya karakterlerini, olumsuz kişilikleri örnek alarak okul iklimini bozmaktadır. Öğrenme şekillerinden bir tanesi de model alma şeklidir. Çocuklarımız dizi ve filmlerdeki mafya ve olumsuz kişilikleri örnek alarak okul iklimini bozmaktadır. Anne ve babanın iyi eğitilmesi lazım. Eskiden Köy Enstitüleri vardı, şimdi Anne-Baba Enstitüleri ve Akademileri kurulması lazım. Dijital mecraları ve kontrolsüz medyayı kontrol altına almamız lazım. En azından bu dizi ve filmlerin belli saatler dışında televizyonlarda oynatılmasında fayda vardır. Dijital okuryazarlığı, güvenli dijital oyun ve benzeri şeyler üretmemiz lazım' ifadelerini kullandı.

'TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI YAPILMALI'

Türk kültürünün güçlü değerler barındırdığının altını çizen Prof. Dr. Demircioğlu, 'Aslında kültürümüz çok zengin sadece bir Dede Korkut hikayeleriyle bile pek çok değerimizi, kültürel unsurumuzu öğrencilerimize aktarabiliriz. Medeniyetimiz; paylaşma, dayanışma ve vicdan temelli bir medeniyettir. Bunu yeniden inşa edebiliriz. Türk kültürüne ve Türk-İslam medeniyetine dayalı olan bu medeniyetin ürettiği değerleri, vicdanı ve empatiyi edebiyat, sanat ve film yoluyla çocuklara aktarmamız gerekiyor. Müfredatımızda ders saatinde azaltılma yapılması ve çocuklara sosyalleşecekleri, spor yapacakları, hobi geliştirecekleri imkanlar verilmesi gerekir. İlk, orta, lise ve üniversitelerde 'Topluma Hizmet Uygulamaları' konulmalıdır. Değer, vicdan ve sosyal empati eğitimi müfredatlarda kazanım haline getirilmelidir, ön plana çıkarılmalarında fayda vardır' diye konuştu. (DHA)

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }