Süper Lig’e dönüşü, Avrupa yolculuğunu, yapılan yatırımları, harcanan paraları konuşuruz. Başarı varsa hakkını teslim ederiz.
Ama bir kulübün başkanlığı yalnızca para harcamak, transfer yapmak ve sportif başarı elde etmek değildir.
Başkanlık aynı zamanda temsil makamıdır.
Temsil ettiğiniz arma 1965’ten beri oradadır. O arma sizden önce de vardı, sizden sonra da olacak.
Ve Samsunspor'un gerçek büyüklüğü herhangi bir kişinin banka hesabından değil, nesilden nesile aktarılan aidiyetinden gelir.
Tam da bu nedenle Yüksel Yıldırım'ın yıllar içerisinde Samsun'a ve Samsunspor taraftarına yönelik kullandığı bazı ifadeleri artık yan yana koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum.
Takvimleri biraz geriye saralım.
Ocak 2021...
“Samsun'da kalite bu kadarmış.”
Geçtik.
Eylül 2022...
“Siz beni yolunacak kaz mı görüyorsunuz?”
dedi.
Ardından kulübü satmaya hazır olduğunu söyledi.
Geçtik.
Eylül 2023...
“Ben anlayamıyorum. Biz milli oyuncuyu alıyoruz, Samsunspor taraftarı yerden yere vuruyor”
Geçtik.
Aralık 2025...
Bu kez konu tribünler ve transferdi.
Yıldırım:
“Samsunspor taraftarı transfer istiyorsa önce stadı dolduracak.”
dedi.
Yetmedi.
“Stadı doldurmadıkları sürece üç maymunu oynayacağım. Görmedim, duymadım, bilmiyorum.”
ifadelerini kullandı.
Taraftarın eleştiri hakkı da tartışılamaz.
Sonra geldik 30 Ağustos 2026'ya...
Fenerbahçe maçının ardından tribünlerin dolmamasından şikâyet etti.
Taraftarın stat uzak, bilet pahalı gibi gerekçelerinden söz ettikten sonra:
“Bıraksınlar bunu!”
dedi.
Ardından çok daha dikkat çekici bir cümle geldi:
“Ben olmasam bu şehirde Samsunspor'a sahip çıkan kimse kalmaz.”
Ve devamında:
“Başka takım tutmak istiyorlarsa gitsinler tutsunlar.”
Sayın Yıldırım...
İşte burada durmak gerekiyor.
Bir Samsunsporluya hangi takımı tutacağını kim söyleyebilir?
Samsunspor sevgisinin ölçüsü kombine midir?
Forma almak mıdır?
Her maça gitmek midir?
İnsanların ekonomik şartlarını, ailesini, işini, yaşadığı şehri bilmeden onların Samsunsporluluğunu hangi teraziyle tartabiliriz?
Samsunspor'u sevmek için kimsenin kimseden izin almaya ihtiyacı yoktur.
Sonra Çorum FK karşılaşması geldi.
“Bu akşam kulübe gel. Hesabı kitabını getir. Yapalım. Hesabı görelim. Sen de kurtul, ben de kurtulayım.”
dedi.
Ardından:
“Banka cüzdanını da getir ki taraftar paralı yeni bir başkan görsün.”
ifadelerini kullandı.
Yani tartışmanın karşısına yine para çıktı.
Oysa Samsunspor'un tarihi parayla başlamadı.
Bu kulüp nice parasız dönem gördü.
Alt lig gördü.
Transfer yasağı gördü.
Borç gördü.
Karanlık günler gördü.
Ama taraftar yine oradaydı.
Çünkü taraftarın kulübe koyduğu şey para değil, ömürdür.
Ve geldik Eylül 2026'ya...
Yıldırım bu kez bazı taraftar söylemlerini:
“Klavye delikanlılarının sosyal medyada yazdığı şeyler”
olarak nitelendirdi.
Ardından şehir için:
“Eğer Samsun, Samsunspor'a sahip çıkmıyorsa tek başıma Don Kişot olmak istemiyorum.”
dedi.
Samsunspor Derneği tarafındaki ilgisizliği anlatırken de:
“Herkes tembelleşmiş, yan gelip yatmış ya da yatıyor.”
ifadelerini kullandı.
Şimdi bütün bu cümleleri alt alta koyuyorum.
“Samsun'da kalite bu kadarmış.”
“Yolunacak kaz mı görüyorsunuz?”
“Üç maymunu oynayacağım.”
“Başka takım tutmak istiyorlarsa gitsinler tutsunlar.”
“Sen de kurtul, ben de kurtulayım.”
“Klavye delikanlıları.”
“Herkes tembelleşmiş.”
Bunlar benim cümlelerim değil.
Yıllara yayılan açıklamalardan kamuoyuna yansıyan sözler.
Elbette Yüksel Yıldırım'ın Samsunspor'a yaptığı maddi katkılar vardır.
Elbette sportif başarıların altında yönetimin de imzası vardır.
Bunları yok saymak ne kadar yanlışsa, bu sözleri sırf başarı geldi diye görmezden gelmek de o kadar yanlıştır.
Çünkü başarı eleştiri hakkını ortadan kaldırmaz.
Para da kimseye bir şehrin insanına yukarıdan bakma hakkı vermez.
Başkanlar gelir.
Başkanlar gider.
Futbolcular gelir, gider.
Teknik direktörler gelir, gider.
Yönetimler değişir.
Ama Samsunspor kalır.
Ve Samsunspor'un sahibi hiçbir zaman tek bir kişi değildir.
Samsunspor; formasını alanın da alamayanın da, kombine alanın da alamayanın da, tribünde bağıranın da kilometrelerce uzaktan radyodan maçını dinleyenin de takımıdır.
Bu yüzden mesele Yüksel Yıldırım'ın ne kadar para harcadığı değildir.
Mesele, Samsunspor Başkanlığı makamının nasıl temsil edildiğidir.
Yüksel Yıldırım'ın Samsunspor'a yaptığı yatırımlar elbette kulübün tarihine yazılacaktır.
Sportif başarıları da yazılacaktır.
Ama sözler de yazılır.
Çünkü bazen bir başkanın kulübe bıraktığı miras yalnızca kupalar, tesisler ve bilançolar değildir.
İnsanların hafızasında kalan cümleler de o mirasın bir parçasıdır.
Bütün sözlerin peşine "tribünler neden boş ?neden kimse maça gelmiyor? "
Sorunun cevabı Yüksel Yıldırım'ın kendi sözleri.
Boş tribünlere bir gün gelmedik. Bu bir sürecin yansıması oldu.