Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi, aslında sadece bir teknoloji etkinliği değildi. Zirvede açıklanan hedefler, Türkiye'nin önümüzdeki yıllardaki ekonomik, sosyal ve teknolojik yol haritasını da ortaya koydu. 81 ilde yapay zekâ okuryazarlığı eğitimleri verilmesi, milyonlarca vatandaşın bu alanda bilinçlendirilmesi ve on binlerce uzman yetiştirilmesi hedefleri, ülkemizin artık yapay zekâyı uzaktan izleyen değil, üreten ülkeler arasında yer alma isteğini açıkça gösteriyor.
Peki bu tablo içerisinde Samsun nerede duruyor?
Aslında Samsun'un elinde birçok şehrin sahip olmadığı avantajlar bulunuyor. Güçlü üniversiteleri, gelişen sanayisi, lojistik altyapısı, Teknopark'ı ve genç nüfusu ile Karadeniz'in teknoloji merkezi olabilecek potansiyele sahip. Ancak artık sadece potansiyel sahibi olmak yetmiyor. Yapay zekâ çağında hızlı hareket eden şehirler kazanacak.
Bugün dünyanın birçok yerinde yapay zekâ; belediyelerin çöp toplama rotalarını optimize ediyor, trafik yoğunluğunu azaltıyor, sağlık hizmetlerinde erken teşhis sağlıyor, tarımsal üretimi artırıyor ve lojistik maliyetlerini düşürüyor. Samsun da bu dönüşümün tam merkezinde yer alabilir.
Örneğin Samsun'un tarım gücü düşünüldüğünde, yapay zekâ destekli tarım uygulamalarıyla üretim verimliliği artırılabilir. Çiftçiler hava durumu, sulama ve hastalık risklerini önceden görebilir. Liman kenti olması nedeniyle lojistikte yapay zekâ destekli planlamalar yapılabilir. Şehir içi ulaşım, atık yönetimi ve belediye hizmetlerinde veri odaklı karar mekanizmaları kurulabilir.
Ancak en önemli yatırım teknolojiye değil, insana yapılmalıdır.
Bir şehrin geleceğini bilgisayarlar değil, o bilgisayarları kullanabilen insanlar belirler. Bu nedenle Samsun'da ilkokuldan üniversiteye kadar yapay zekâ farkındalığı oluşturulmalı, genç girişimciler desteklenmeli ve yerel yönetimler teknoloji şirketleriyle daha fazla iş birliği yapmalıdır.
Benim en çok dikkatimi çeken konu ise yapay zekanın artık büyük şehirlerin tekelinden çıkacak olmasıdır. Bundan sonra İstanbul, Ankara veya İzmir kadar Samsun da yeni nesil teknolojilerin üretildiği bir merkez olabilir. Bunun için elimizde gerekli insan kaynağı da var, girişimcilik ruhu da var.
Bugün dünyada yeni bir sanayi devrimi yaşanıyor. Buharlı makineleri kaçıran toplumlar nasıl geride kaldıysa, yapay zekâ dönüşümünü kaçıran şehirler de geleceğin ekonomisinde söz sahibi olamayacak.
Samsun'un önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Karadeniz'in sadece ticaret ve sanayi merkezi değil, aynı zamanda yapay zekâ ve teknoloji üssü olması neden mümkün olmasın?
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
"Yapay zekâ Samsun'a ne kazandıracak?" değil,
"Samsun yapay zekâ çağında nasıl lider şehirlerden biri olacak?"