Ünlülerin Karıştığı Uyuşturucu Dosyaları ve Hukuki Gerçekler

Son dönemde televizyon kanallarında, haber sitelerinde ve sosyal medya platformlarında sıkça benzer haber başlıklarıyla karşılaşıyoruz:

“Ünlü oyuncu uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alındı,”

“Sanatçıya uyuşturucu ticareti suçlaması,”

“Ünlü isim tutuklandı.”

Bu tür haberler toplumda büyük yankı uyandırmakta, çoğu zaman da infiale yol açmaktadır. Ancak kamuoyunda konuşulan birçok hususun hukuki karşılığının ne olduğu maalesef tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle bugünkü yazımızda, uyuşturucu suçlarının hukuki boyutunu herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaya çalışacağız.

Öncelikle şunu açıkça belirtmek gerekir ki uyuşturucu ile ilgili her olay aynı suçu oluşturmaz.

UYUŞTURUCU KULLANMAK SUÇ MU?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak ya da kullanmak için bulundurmak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 191. maddesinde düzenlenmiştir. TCK m. 191’e göre; uyuşturucu maddeyi kullanan veya kullanmak amacıyla bulunduran kişiler hakkında esas amaç cezalandırma değil, tedavi ve denetimdir. Bu suçtan ilk kez işlem gören kişiler hakkında çoğu zaman hapis cezası verilmez; denetimli serbestlik ve tedavi hükümleri uygulanır.

Son günlerde bazı ünlü isimlerin evlerinde veya üzerlerinde uyuşturucu madde bulunduğuna dair haberler yapılmaktadır. Ancak bu durum her zaman “uyuşturucu ticareti” anlamına gelmez. Çoğu dosyada söz konusu fiil, sadece "kullanmak için bulundurma" kapsamında değerlendirilmektedir.

UYUŞTURUCU TİCARETİ NE ZAMAN GÜNDEME GELİR?

Uyuşturucu suçlarında en ağır yaptırımların uygulandığı madde TCK m. 188’dir. Uyuşturucu maddeyi;

* Satan,

* Başkasına veren,

* Nakleden,

* Paketlenmiş ve ticari amaç taşıyan şekilde bulunduran

kişiler hakkında “uyuşturucu ticareti” suçu oluşur. Bu suçun cezası en az 10 yıl hapis olup uygulamada tutuklama kararı verilmesi oldukça yaygındır. Medya haberlerinde sıkça kullanılan “ticaret suçlaması” ifadesinde asıl önemli olan husus, iddia ile kesinleşmiş mahkeme kararı arasındaki farktır. Bir kişinin hakkında ticaret suçlaması olması, o suçun mutlak surette işlendiği anlamına gelmez.

TUTUKLAMA BİR CEZA MIDIR?

Kamuoyunda en çok yanlış anlaşılan konulardan biri de tutuklama meselesidir. Tutuklama, toplumda genellikle bir "ceza" gibi algılanmaktadır. Oysa hukuken tutuklama bir ceza değil, yalnızca geçici bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre tutuklama için; kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delilleri karartma ihtimali gibi şartların birlikte bulunması gerekir.

Ancak özellikle ünlü kişilerin dosyalarında verilen tutuklama kararları, “Karar kamuoyunu tatmin etmeye mi yönelik?” sorusunu da beraberinde getirmektedir. Hukukta tutuklama; toplumsal tepkiye göre değil, dosyadaki somut delillere göre verilmelidir.

MASUMİYET KARİNESİ VE MEDYA YARGILAMASI

Anayasa’nın 38. maddesi uyarınca; “Suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmeyen hiç kimse suçlu sayılamaz.” Buna rağmen bazı ünlü isimler, daha ifadeleri bile alınmadan sosyal medyada suçlu ilan edilmekte ve linç edilmektedir. Oysa bir kişinin ünlü olması, hukuki güvencelerden yoksun kalacağı anlamına gelmez. Hukuk, herkes için eşit uygulanmalıdır.

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE AMAÇ NE OLMALI?

Uyuşturucu ile mücadele sadece tutuklama ve cezalandırma üzerinden yürütülemez. Özellikle "kullanıcı" konumundaki kişiler açısından tedavi, rehabilitasyon ve topluma kazandırma esastır. Kanun koyucu da bu nedenle TCK m. 191’de cezadan çok iyileştirmeyi ön plana çıkarmıştır.

Sonuç olarak;

Ünlülerin karıştığı uyuşturucu dosyaları, hukukun nasıl uygulanması gerektiğini yeniden düşünmemize sebep olmaktadır. Hukuk; ne öfkeye göre sertleşmeli ne de popülerliğe göre yumuşamalıdır.

Uzun lafın kısası; uyuşturucu suçlarında manşetlere değil kanun maddelerine, sosyal medya yargılamasına değil mahkeme kararlarına bakmak gerekir. Adalet, ancak herkes için eşit uygulandığında adalettir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }