Sahadaki skor, aslında haftalardır biriken sorunların doğal sonucu. Bu yenilgiyi üç ana başlık altında okumak, fotoğrafı daha net görmemizi sağlar.
1. Bozulan Ritm, Dağılan Takım Bütünlüğü
Sezon başındaki Samsunspor ile bugünkü Samsunspor arasında ciddi bir fark var.
O ilk haftalardaki tempo, coşku ve özgüven yerini dağınık bir görüntüye bırakmış durumda.
Yoğun maç trafiği, sakatlıklar ve dar kadro elbette önemli etkenler. Ancak mesele yalnızca fiziksel yorgunluk değil. Takımın ruhu dağılmış görünüyor. Giden ve sakatlanan oyuncuların yerine yapılan takviyeler, bu seviyenin gereklerini karşılamakta zorlanıyor. Sahada “birbirini tamamlayan” değil, “yan yana oynayan” bir takım izliyoruz.
Trabzonspor maçında bu kopukluk fazlasıyla hissedildi. Özellikle kenar organizasyonlarında Assoumou ve Holse ile üretkenlik sağlanamadı. Emre Kılınç ve Musaba’nın yokluğu bu maçta net şekilde hissedildi; bu eksikler doldurulamadı.
Holse’nin sağ çizgiye hapsedilmesi ise başlı başına bir problem. Holse’yi dar alanda, çizgiye basarak oynatmak; onun dinamizmine, oyunu hızlandıran yapısına yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri. Maksimum verim arıyorsanız, oyuncunun doğasına uygun bir rol vermek zorundasınız. Bu sadece Holse için değil, takımın geneli için geçerli.
2. Thomas Reis ve Saha İçi Dağınıklık
Bu Samsunspor, Thomas Reis’in alıştığımız Samsunspor’u değil.
Maç önü hazırlıkta, saha içi yerleşimde ve taktik disiplinde belirgin bir düşüş var.
Reis’in performansındaki gerileme gözle görülür hale geldi. Bunun nedeni kontrat sürecinin uzaması mı, sezon sonuna dair belirsizlik mi, yoksa bir mental yorgunluk mu? Dışarıdan net cevap vermek zor. Ama şu gerçek ki; teknik direktör enerjisini kaybettiğinde, bu doğrudan takıma yansır.
Özellikle Trabzonspor karşısında Samsunspor’un ne oynadığı, nasıl hücum edeceği, nereden baskı kuracağı net değildi. Bu dağınıklık, sadece oyunculara değil, kulübeye de yansımıştı.
Bu noktada Marius Mouandilmadji konusuna ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Birçok kişinin aksine, Marius’un Samsunspor için hala ilk 11’in en önemli adaylarından biri olduğunu düşünüyorum.
Neden mi?
Marius, hücum presini ligde en iyi yapan santrforlardan biri. Sırtı dönük oyunu oynayabiliyor, önde top tutabiliyor ve bu sayede Holse gibi ikinci dalga oyuncularına alan açıyor. Hava hakimiyeti ve fizik gücü, rakip stoperler için sürekli bir tehdit. Eğer beklentiniz “her maç birkaç gol” değil de takım oyununa katkıysa, Marius bu takım için ciddi bir değer.
3. Tribünler, Algı ve Güvenlik Tartışması
Samsunspor bu maçta yalnızca sahada değil, tribünde de kaybetti.
Son dönemde münferit seyircilerin tribünden çekilmesiyle birlikte tribün gruplarının zafiyeti daha net ortaya çıktı. Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor gibi maçlarda; hatta Kocaelispor ve Göztepe gibi tribün kültürü olan takımlara karşı iç sahada bile Samsunspor tribünleri etkisiz.
Şirinler dışında organize bir destek yok. Onlar da tüm stada hakim olamıyor. Böyle olunca “12. adam” sahada hissedilmiyor. Futbolcu, arkasında itici bir güç bulamayınca maçın içine girmekte zorlanıyor.
Bir de Doğu Türkistan için yapılan koreografi meselesi var.
Elbette Doğu Türkistan’daki zulme sessiz kalınmamalı. Bu insani bir duruş. Ancak bunun Trabzonspor maçı özelinde, bordo-mavi renklerin tribünlerde bu kadar görünür olduğu bir koreografiyle yapılması ciddi bir algı sorunu yarattı. Aynı hassasiyet neden başka maçlarda gösterilmedi? Bu soru tribünlerde karşılık buldu.
Ve Polis Meselesi… Değişmeyen Çifte Standart
Trabzonspor’un Samsun deplasmanlarında artık klasikleşen görüntüler bu maçta da değişmedi:
Meşaleler, maytaplar ve bu sezon bunlara eklenen havai fişekler…
Deplasman tribününde patlatılan maytapların bazı anlarda polislerin üzerine doğru atılması, kırmızı-beyazlı taraftarın tepkisini daha da artırdı. Sezonlar geçiyor ama tablo değişmiyor.
Ev sahibi taraftarın girişte neredeyse nefesinin sayıldığı bir ortamda, deplasman tribününe bu kadar yanıcı ve patlayıcı maddenin nasıl sokulduğu hala cevapsız.
Taraftarın sorduğu soru çok net:
“Aynı statta, aynı güvenlik koşullarında neden farklı muamele?”
Bu soruya net ve ikna edici bir cevap verilmedikçe, tribünlerdeki öfke de güvensizlik de bitmeyecek.
Son olarak;
Trabzonspor mağlubiyeti bir sonuç.
Ama asıl mesele, bu sonucun işaret ettiği yapısal sorunlar.
Samsunspor’un yeniden ayağa kalkması için sadece transfer değil; doğru rol dağılımı, net bir oyun planı, güçlü bir teknik duruş ve en önemlisi tribünle yeniden bağ kurması gerekiyor.
Aksi halde kaybedilen yalnızca puanlar olmaz…
Kaybedilen, Samsunspor’un ruhu olur.