Samsunspor’da Sorun Sahada Değil, Sahanın Etrafında Başlıyor

Yedi maçtır kazanamayan bir takım için “her şey yolunda” demek, fazla iyimserlik olur. Samsunspor’da bir süredir işlerin iyi gitmediği açık.

Asıl sorun ise bunun hâlâ yeterince doğru okunamaması. Kulübü yöneten aklın, sahadaki tabloyu görmezden gelme ısrarını anlamak zor.

Bu süreç Samsunspor’da adım adım ilerledi.
Önce tribünler kaybedildi…
Sonra oyun…
Şimdi de özgüven.

Modern futbolda iletişimin ne kadar hayati olduğunu anlatmaya gerek yok. Ancak burada sözünü ettiğim iletişim, sosyal medyada yapılan grafikler, videolar ya da süslü paylaşımlar değil. Samsunspor’un ihtiyacı olan; kulübün hafızasını bilen, taraftarın nabzını tutabilen, şehrin dilini konuşan bir iletişim anlayışı. Basın sözcüsü niteliğinde, kriz anlarında köprü kurabilecek bir akıl.

Başkan Yüksel Yıldırım’ın yoğun iş temposu ortada. Tam da bu nedenle, şehirle bağı diri tutacak, tribünle yönetim arasında tampon görevi görecek bir dile ihtiyaç var. Bu mesele tali değil; aksine elzem. Çünkü bu çağda iletişimi doğru kuramayan kulüpler, sorunları çözemez, sadece büyütür. Tribünlerin yavaş yavaş boşalmasının arkasında da bu kopuş yatıyor.

“Biz bize yeteriz” söylemi romantik ama gerçekçi değil. Dün 90 dakika boyunca sahayı ateşleyen bir tribün etkisi göremedik. Oysa Samsunspor, taraftarıyla büyüyen, coşkusunu tribünden alan bir takım. Dışarıda kalan taraftara bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Dikkat çekici bir başka detay da şu:
Teknik Direktör Thomas Reis’in ve oyuncuların bireysel form düşüşüyle, şehirdeki ilginin azalması neredeyse aynı döneme denk geliyor. Bu tesadüf değil. Futbol sadece taktik tahtasında oynanmıyor; psikolojiyle, atmosferle, aidiyetle oynanıyor. Bu türbülansın içinden çıkmak için önce bu bağı yeniden kurmak şart.

Saha içine dönersek…
Reis’le birlikte Samsunspor’un bir kimliği vardı:
Ön alan baskısını doğru yapan, saha içi parselasyonu iyi kuran, oyunu 90 dakika taşıyan, rakibe saygı uyandıran bir takım. Son haftalarda ise ayarları kaçmış bir oyun izliyoruz. Pres yok, tempo yok, coşku yok. Bu düşüş sadece futbolcularda değil, kenar yönetiminde de hissediliyor.

Evet, futbolda işler her zaman istediğiniz gibi gitmeyebilir. Bunu en iyi teknik direktörler bilir. Böyle dönemlerde yapılması gereken, oyuncuyu ve hocayı yalnız bırakmak değil; daha güçlü şekilde sahip çıkmaktır. Bu kaos ortamından Samsunspor’u çıkaracak olan da tam olarak bu birliktelik duygusudur.

O yüzden işe önce sahanın dışını toparlayarak başlamak gerekir. Sadece maraton tribününü değil, protokol tribünlerini de doldurmak gerekir. Şehir, takımının etrafında yeniden kenetlenmeli.

Bugün Samsunspor için bu kriz, doğru yönetilirse bir tehdit değil, bir fırsattır.
Doğru iletişim, doğru birliktelik ve doğru destekle…
Bu takım yeniden ayağa kalkar.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }