Sezon başı değerlendirmemde ligi 5, 6 veya 7’nci sırada bitireceğimizi tahmin ettiğimi dile getirmiştim. Sıralama olarak tahmin ettiğim gibi bir sezon geride kalsa da oyun ve işleyiş açısından beklentilerimin aksi yönünde ilerleyen durumlar yaşandı.
Her Şeye Rağmen Başarılı Bir Sezon Geride Kaldı
2024/25 sezonunda Avrupa bileti aldıktan sonra yeni sezonun zor geçeceğini herkes tahmin ediyordu. Ancak yazın kurulan kadro ne bize anlatıldığı kadar iyi ne de derindi. Dolayısıyla yeniden ilk 3’ü kovalamak neredeyse imkansızdı. Nitekim öyle de oldu.
Avrupa geleneği olmayan ekipler, lig ve kupa mesaisinde bocalıyordu. Biz de o bocalama dönemine girdik. Süreç, Thomas Reis’ın görevden ayrılmasıyla tamamlandı.
Thorsten Fink’in göreve gelmesinin ardından da çok istikrar yakaladığımız söylenemez ama bazı maçlarda dikkat çekici oyunlara şahit olduk. Çok kötü oynadığımız Çaykur Rizespor ve Başakşehir maçları da oldu. Ben, bu dönemi çok uzun bir hazırlık dönemi olarak görüyorum. Bu yüzden Fink dönemini nihai hüküm verilecek bir dönemden çok, gelecek sezonun ön hazırlığı olarak okumak daha doğru olur.
Beklemediğimiz kadar kaotik geçen sezonda Avrupa’da son 16, Türkiye Kupası’nda çeyrek final ve ligde 7’ncilik ile tamamladık. Türkiye Kupası’nda daha iyisi olabilirdi ama diğer turnuvalarda bundan iyisi kolay değil.
İlk Transfer Taraftar Olmalı
Gelecek sezon neler yapılmalı sorusunun idari boyuttaki yanıtı taraftar transferi olmalı. Taraftarı stada çekecek formüller bulunmalı. Bu yönde tüm adımlar atılmalı. Dolu statta neler yapabileceğimizi, nasıl itici güç olunduğunu bence herkes görmüştür.
Bunun ilk adımı olabildiğince çok kombine satmak. Kombine fiyatları geçtiğimiz sezon olduğundan daha önemli. İnsanları kombine almaya teşvik edecek açıklamalar yapılmalı. Dolu stat her zaman artı puan anlamına geliyor.
Maçlardaki Hakem Etkisi
Taraftarların bu konuda serzenişleri olduğu ve hatta tüm Anadolu kulüplerinin yakındığına şahit oluyoruz. İşin doğrusu ben çoğu hakem eleştirisine katılmıyorum. Zira tüm kulüpler anlatıyı “bizi doğruyorlar” üzerinden kuruyor. Benim gördüğüm ise Avrupa’nın kalite açısından en sorunlu hakem kadrosunun Türkiye’de olduğu. Dünya Kupası’nda herhangi bir Türk hakemin görev almaması da benim görüşümü doğruluyor.
Bu sezon hakem kararlarından fazlaca şikayet ettiğimiz yıllardan biri oldu. Gaziantep FK maçında Ndiaye’nin gördüğü skandal kırmızı kart, benim için en bariz hataydı. Gaziantep FK maçının hakemi Batuhan Kolak daha sonrasında önemi yüksek maçlarda görev aldı. Yani serzenişimiz de yapılan hata da bir şeyi değiştirmemiş.
Önümüzdeki sezon da bir şey değişmeyecek. Yine İstanbul takımlarıyla oynadığımız çoğu maçtan sonra aleyhimize daha fazla karar çıkacak, İstanbul medyası ise hakkı yenilmesine rağmen kazandıklarının algısını yürütecek.
Hakem sorununun tek çözümü var; o da daha önce şampiyon olmuş takımların maçlarına yabancı hakem gelmesi. Böylece haftada maksimum 5 maçta yabancı hakem olacak ve Anadolu kulüplerinin birbiriyle oynadığı maçlarda ise Türk hakemler görev alacak. Bu sayede Türk hakemliği tamamen dışarı atılmayacak, Anadolu kulüplerinin de İstanbul’da “dayak yemesinin” görece önüne geçilecek.
Tüm Anadolu kulüpleri bu yönde karar alıp, rest çekerse durum değişebilir. Yine hatalar olacak, yine Anadolu kulüplerinin birbiriyle oynadığı maçlar sonunda isyan edilecek ama en azından “doğranıyoruz” algısının bir nebze önüne geçilecek. Bu süreçte de Türk hakemliğinin gelecekte daha sorunsuz olması için adımlar atılabilir. Yunanistan’da da benzer bir model var.
Bu önerim tabii ki gerçekleşmeyecek. Anadolu kulüpleri başkanlarının eksiksiz şekilde böyle bir şeye başvurma ihtimali Türkiye ikliminde mümkün değil.
Sonuç olarak, bu noktada yönetimin TFF ile görüşmeler yapabileceğini ama değişen bir şey olmayacağını düşünüyorum. Taraftar açısından bu mesele artık biraz öğrenilmiş çaresizlik noktasına geldi. Keşke değişse ama yakın vadede değişeceğine dair güçlü bir işaret göremiyorum.
Transferlerde Önceliğin Stoper Olması Gerektiğini Düşünüyorum
Thorsten Fink takımın başına geçtikten sonra baskı ve oyun kurma şablonlarımız değişti. Rakibi adam adama karşılıyoruz, oyunu da üçlü kuruyoruz. Bu şablona uygun stoperlerimiz olmadığı kanaatindeyim. Üstelik rakibi de çok önde karşılıyoruz. Hem ayak kalitesi hem de atletizm açısından hocanın isteklerine yanıt verebilecek tek stoperimiz Ali Badra Diabate. Onun da ham olması farklı hamle sorunlarını beraberinde getiriyor.
Bu ortamda basına düşen haberlerin aksine önceliğin stoper olması gerektiğini düşünüyorum. Satka’nın ayrıldığı senaryoda 2, Borevkovic’in de ayrıldığı senaryoda 3 stoper alınmalı. Hocanın da bu yönde bir talepte bulunacağını tahmin ediyorum ama şu zamana kadar basına düşen haberler hücumcu transferinin öncelik olduğu yönünde. Atletik, çabuk ve ayağı temiz stoperlere ihtiyacımız var.
Kaleci konusunda ise artık beklentimin karşılanmayacağına ikna oldum. Okan’ın önüne kaleci alınması ve bu ismin tartışmasız olması gerekiyor. Önce Okan’ın gerisine, sonra da kendisiyle benzer kalitede kaleci alındı. Yine değişmeyeceğini düşünüyorum. Umarım değişir…
Stoper transferi kampa yetişmediği takdirde transfer edilmesi gereken öncelikli mevki ise bana göre 6 numara. Ancak bu 6 numaranın daha sert ve ikili mücadelede daha agresif olması gerekiyor. Rakiple çarpışacak, ikili mücadelelerde ayakta kalacak, top kapma ve pas arası istatistiklerinde zirveye oynayabilecek bir isim lazım. Hocanın bu yönde istekte bulunacağına da eminim.
Diğer bölgeler ise bence gidenlere göre doldurulabilir. Sağ bek gidiyorsa sağ bek, Ntcham ayrılıyorsa orta saha, forvetler gidiyorsa forvet alınabilir.
Tüm Eksikler Giderilirse Keyifli Bir Sezon Bizleri Bekliyor
İdari, dış etkenler ve transferler açısından tüm eksiklerin giderildiği senaryoda farklı bir sezon yaşayabiliriz. Eğer Başakşehir de Avrupa bileti alırsa, bizden bütçe olarak yukarıdaki tüm takımların Avrupa’da olacağı bir sezona gireceğiz. Bu da ilgili takımların yıpranma payını artıracak. İyi geçirilen yaz, bu bakımdan çok farklı heyecanlara gebe olabilir.