Samsunspor’da Alarm Zilleri Çalıyor

Çaykur Rizespor karşısında sahaya çıkan ilk 11’e baktığımızda, takımda sadece bir Türk oyuncu vardı: kalede Okan Kocuk. Bu tablo bile başlı başına üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durum.

Maç öncesinde iki takım taraftarlarının hep bir ağızdan “Rize-Samsun el ele” diye tezahürat yapması güzel bir görüntüydü. Ama sahadaki Samsunspor kadrosuna dönüp baktığımızda insanın içi burkuluyor. Kaleci Okan olmasa sahada Türkçe bilen oyuncu neredeyse yok. Bu, gerçekten çok üzücü bir tablo.

Bugün Avrupa’nın en büyük kulüplerine bakıyorsunuz, dünyanın en iyi takımlarıyla mücadele ediyorlar ama yine de kendi ülkesinden, kendi kültüründen, kendi altyapısından daha fazla oyuncuya yer veriyorlar. Hele ki Batı Park’ta altyapı tesisleri bulunan, yıllardır bu şehrin çocuklarına umut olması gereken bir Samsunspor’da bu görüntü kabul edilemez.

Bu yapı sürdürülebilir değil. Ne maddi olarak ne de manevi olarak…

Ligde iddianın büyük ölçüde azaldığı bir maçta bile bazı tercihler insanı şaşkına çeviriyor. Berokoviç ile oyuna başlamak ne kadar doğruydu? Yunus Emre ondan daha mı kötü? Taraftarın aklındaki bu soruların cevabı ala yok.

Hakem performansına gelirsek… Atilla Karaoğlan’ın önünde 23. dakikada yaşanan pozisyonda Joe Mendes’in rakibine dokunmadığı çok açıkken faul kararı çıktı. Zaten Türk hakemliğinin hali ortada. Galatasaray maçında vermediği penaltıyla ülke gündemine oturan Mehmet Türkmen bu kez dördüncü hakem olarak sahadaydı ve Fink’in kırmızı kart görmesine neden olan sürecin parçası oldu.

Bir de ofsayt kararları var… Çok basit pozisyonlarda bile dakikalarca karar veremeyen bir hakem düzeniyle karşı karşıyayız. İşte bu yüzden FIFA kokartı taşıyan hakemlerimiz var ama Dünya Kupası’nda yok. Çünkü bu görüntü, dünya sahnesine çıkabilecek bir görüntü değil.

Ama dürüst olmak gerekirse, bütün faturayı hakemlere kesmek de doğru olmaz. Hakemler sonuca etki etti belki ama asıl mesele Samsunspor’un kendi içindeki çöküşü.

İlk yarıda kaleye şutu olmayan bir Samsunspor izledik. Devre arasına 4-0 geride giren bir takımın ilk oyuncu değişikliğini 67. dakikada yapması ise izahı en zor konulardan biri. Her şey kabul edilir, her mağlubiyet yaşanabilir ama bazı tercihler gerçekten açıklanamaz.

Bana göre Samsunspor’daki asıl kırılma, transfer dönemi bittikten sonra Yüksel Yıldırım’ın “Samsunspor’da doymuş çok futbolcu var” sözlerinden sonra başladı. O günden bu yana takımın üzerinde çöken bir mental çöküş, önlenemeyen bir başarısızlık hali var.

Sezon başında yapılan transfer hatalarının bedeli bugün ağır şekilde ödeniyor. Bu sürecin ilk kurbanı Thomas Reis olmuştu. Şimdi gözler bu tablonun faturasının kime kesileceğinde.

Futbol bir hatalar oyunu olabilir. Ama Samsunspor’daki sorun sadece saha içi hata değil. Bu takım mental olarak sezonu kafasında bitirmiş görünüyor. İşte asıl korkutucu olan da bu.

Bu camiaya artık açık açık konuşmak gerekiyor. Gelecek sezonun kadrosu, planlaması, hedefi şimdiden belirlenmeli ve kamuoyuna net bir şekilde anlatılmalı. Çünkü mesele sadece bir maçı kazanmak ya da kaybetmek değil. Mesele, Samsunspor’un ne yöne gittiğidir.

Yoksa kazanmak da kaybetmek de futbolun içinde var. Önemli olan, bu büyük camianın sahipsiz ve hedefsiz görünmemesidir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }