Bugün dönüp baktığımızda Holse, Van Drongelen, Marius, Bola, Kingsley ve Satka gibi isimler akla geliyor. Ancak bu oyuncular Samsun'a ilk geldiklerinde ne Avrupa'nın konuştuğu yıldızlardı ne de transfer piyasasının gözde isimleri. Hatta birçoğu için taraftarın önemli bir kısmı "bekleyip görelim" düşüncesindeydi.
Peki o takım nasıl oldu da ligin en dikkat çeken hikayelerinden birine dönüştü?
Bana göre bunun cevabı çok net:
Takım olmayı kamp döneminde başardılar.
Çoğu zaman transfer yasağının Samsunspor'u zor durumda bıraktığı konuşuldu. Oysa madalyonun bir de diğer yüzü vardı. Transfer yasağı nedeniyle kadro büyük ölçüde korunmuş, takımın iskeleti bozulmamıştı. Yeni transfer beklentileriyle geçen bir yaz yerine, birlikte geçirilen bir hazırlık dönemi yaşandı.
Belki de o sezonun en büyük kazanımı buydu.
Oyuncular kampın ilk gününden itibaren birlikte çalıştı. Aynı antrenman programını uyguladılar, aynı oyun anlayışını benimsediler, birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini öğrendiler. Futbolda uyum dediğimiz şey bazen milyon euroluk transferlerden daha değerlidir.
Teknik Direktör Thomas Reis'in dokunuşu elbette çok önemliydi. Oyuncuların kariyer sezonlarını yaşamalarının da payı büyüktü. Ancak o başarıyı mümkün kılan zeminin kamp döneminde oluşturulduğunu düşünüyorum.
Çünkü futbol sadece yetenek oyunu değildir. Futbol aynı zamanda alışkanlıklar ve uyum oyunudur.
Geçen sezon ise tam tersine daha parçalı bir görüntü ortaya çıktı. Sonradan katılan oyuncular, eksik geçirilen hazırlık dönemi ve bir türlü tam anlamıyla oturmayan kadro yapısı, sezonun genelinde Samsunspor'un ritim bulmasını zorlaştırdı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda kaybedilen puanların önemli bir kısmında bunun etkisini görmek mümkün.
Bu nedenle yeni sezon öncesinde yapılacak en önemli işlerden biri transferleri mümkün olduğunca erken tamamlamak olmalı.
Samsunspor 4 Temmuz'da kampa başlayacak. Transfer dönemi ise 22 Haziran'da açılıyor. Arada yaklaşık iki haftalık bir süreç var.
İdeal olan, takımın ihtiyaç duyduğu oyuncuların büyük bölümünün kampın ilk gününde hazır olmasıdır.
Yerli ya da yabancı fark etmez.
Bir teknik direktör için hazırlık kampının ilk günü altın değerindedir. O gün kaçırılan her antrenman, sezon içinde telafisi zor eksiklikler doğurur. Çünkü kamp dönemi sadece kondisyon yüklemesi değildir; takımın oyun hafızasının oluşturulduğu süreçtir.
Bu noktada son yılların en sık duyduğumuz kavramlarından biri olan "fırsat transferi" konusuna da değinmek gerekiyor.
Elbette mali disiplin önemlidir. Oyuncu maliyetleri, bonservis bedelleri ve maaş dengesi dikkatle yönetilmelidir. Samsunspor yönetimi bugüne kadar bu konuda önemli bir hassasiyet gösterdi ve bunu sürdürmelidir.
Ancak mali disiplin ile zaman kaybetmek aynı şey değildir.
Transfer döneminde bazen fazla beklemek, tasarruf etmekten daha pahalıya mal olabilir. Çünkü sezon başında eksik yakalanan takım, ligin ilk haftalarında puan kaybetmeye başlar. Sonrasında o kayıpları telafi etmek her zaman kolay olmaz.
Atalar boşuna "demir tavında dövülür" dememiş.
Takımın kurulacağı, oyunun şekilleneceği ve birlikteliğin oluşacağı dönem kamp dönemidir.
Samsunspor'un üçüncülük sezonuna baktığımızda görülen şey sadece iyi futbol değildi. O takımın içinde güçlü bir birliktelik, ortak hedef ve yüksek bir aidiyet duygusu vardı. Oyuncular birbirini tamamlıyor, saha içinde birbirinin açığını kapatıyordu.
Bugün yeniden o sinerjiyi yakalamanın yolu belli.
Transferleri zamanında bitirmek, kampı mümkün olduğunca tam kadro geçirmek ve teknik heyetin istediği oyun düzenini sezon başlamadan oturtmak.
Gerisini zaten saha anlatır.
Çünkü futbol bazen çok karmaşık görünse de bazı başarıların sırrı aslında oldukça basittir.
Birlikte çalışan takımlar, birlikte kazanmaya daha yakındır.