Sahadaki Dağınıklık Transferle Düzelmez

Thomas Reis yönetiminde Samsunspor’u ilk kez bu kadar birbirinden kopuk, dağınık, temposuz ve coşkusuz gördüm.

Bu tespit sıradan değil, hafife alınacak bir durum hiç değil.

Eksik mi var?

Var.

Transfer gerekir mi?

Elbette gerekir.

Ama Süper Kupa’da Fenerbahçe karşısında izlediğimiz Samsunspor, bize şunu çok net gösterdi:

Sorun sadece kadro eksikliği değil, sorun daha derin.

Sahadaki görüntü, sadece fiziksel yorgunluğun sonucu değildi. Bu takım mental olarak da dağılmış bir görüntü verdi. Oyuncuların beden dili, kenar yönetimin ruh hali, kulübedeki hava…

Hiçbiri sağlıklı bir tablo sunmuyordu.

Bu Samsunspor, alışık olduğumuz Samsunspor değildi.

Top isteyen yoktu.
Pas istasyonlarırdan kaçıyorlardı.
Oyuncular birbirine yaklaşmıyor, oyunu istemiyordu.
O yüksek tempo, rakibi boğan pres, maçı bırakmayan felsefe ortada yoktu.

Bu çok ciddi bir alarmdır.

Transferle eksikleri kapatırsınız. Stoper, orta saha, hücum hattı takviyesi yaparsınız. Ama mental olarak çökmüş bir takımı, dünyanın en iyi transferleriyle bile ayağa kaldıramazsınız. Futbol önce kafada oynanır.

Dahası…
Thomas Reis de yorgun ve çökmüş görünüyor.

Bu eleştiri değil, bir tespit.
Reis’in mimiklerinden, kulübedeki halinden, oyuna müdahalelerinden bu net şekilde okunuyor. Futbolcuları toparlamak hocanın görevi olabilir; peki hocayı kim toparlayacak?

İşte tam burada Futbol Direktörlüğü devreye girer.

Bu noktada sorumluluk açıkça Fuat Çapa’ya düşüyor. Sahanın iki tarafını da yaşamış bir isim olarak bu krizi yönetmek onun görevi. Nasıl yapar, hangi yöntemle yapar, bunu bilemem. Ama bu iş tam olarak onun işi.

Çünkü işler iyi giderken ekrana çıkmak kolaydır.
Başarıyı sahiplenmek kolaydır.
Zor olan, fırtınalı havada gemiyi limana sağ salim yanaştırmaktır.

Bugün Samsunspor tam da o fırtınanın içindedir.

Burada yalnızca Fuat Çapa değil; Başkan Yüksel Yıldırım ve yönetim kuruluna da ciddi sorumluluk düşüyor. Bu takımın bir an önce toparlanması, saha içi kadar saha dışı reflekslerle de mümkün.

Ve Musaba meselesi…

Bu süreç, Samsunspor adına ciddi bir yönetimsel zaafı da gözler önüne serdi. Oyuncu transferinde sadece performans değil, karakter analizi yaptıklarını her fırsatta söyleyen Başkan Yüksel Yıldırım’ın Musaba özelinde bu analizde yanıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Musaba’nın Samsunspor’a karşı sahadaki tavırları, abartılı sevinçleri ve davranışları, karakter olarak henüz olgunlaşmadığını açıkça gösterdi. Bu görüntü, Samsunspor taraftarının ona verdiği değerin çok ama çok altındaydı.

Dahası; Samsunspor yönetiminin Musaba’nın ayrılık sürecindeki tutumu da kurumsal bir kafa karışıklığı izlenimi verdi.

Bir yanda FIFA gözdağı, etik dışı transfer söylemleri…
Ardından Fenerbahçe ve Musaba’ya teşekkür mesajı…

Üstüne bir de maçtan önce paylaşılıp, maçtaki tavırlar sonrası apar topar kaldırılan mesajlar…
Açık konuşalım, bu görüntü Samsunspor gibi bir kulübe yakışmadı.

Bugün tablo net:
Samsunspor’un ihtiyacı yalnızca transfer değil.
Toparlanma, yeniden kenetlenme ve doğru kriz yönetimi.

Aksi halde, ne kadar transfer yaparsanız yapın, bu dağınıklık sahaya yansımaya devam eder. Ve futbol, affetmez.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }