<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Günaydın Samsun Haber</title>
    <link>https://www.gunaydinsamsun.com</link>
    <description>Günaydın Samsun Haber, Samsun’dan en güncel, tarafsız ve güvenilir haberleri modern ve sade bir tasarımla sunan dijital haber platformudur. Şehrin gündemini, yerel gelişmeleri ve son dakika haberlerini kaçırmayın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Günaydın Samsun Haber | Tüm hakları saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 13:44:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi Ankara'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA) - SANAYİ ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) ile Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) iş birliğinde düzenlenen Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi, Ankara'da yapıldı. Zirve, Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki sağlık turizmi ilişkilerini güçlendirmeyi, sağlık yatırımlarını artırmayı ve sürdürülebilir iş birliklerine zemin hazırlamayı amaçlıyor.</p><p>Zirveye, Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Ahmed Turiq, SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş, SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haşmet Mesut Özsoy, sağlık turizmi profesyonelleri, kamu temsilcileri, hastane yöneticileri, iş insanları ve sektör temsilcileri katıldı. Zirvede, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları başta olmak üzere birçok alanda yeni iş birliği fırsatları ele alındı. Zirvede gerçekleştirilen oturumlarda, sağlık turizmi sektörünün mevcut durumu, yatırım olanakları, uluslararası iş birlikleri ve geleceğe yönelik projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.</p><p>SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, yaptığı konuşmada, 'SANKON olarak bizler, üretimin, yatırımın, girişimciliğin ve uluslararası iş birliklerinin Türkiye'nin geleceğini güçlendireceğine inanıyoruz. Sağlık turizmi ise bu vizyonun en stratejik alanlarından biridir. Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli hekimleri, modern hastaneleri ve yüksek hizmet kalitesiyle bugün dünyanın sayılı sağlık destinasyonlarından biri haline gelmiştir. Hedefimiz yurt dışından sadece daha fazla hasta ağırlamak değildir. Hedefimiz, bilgi üreten, teknoloji geliştiren, uluslararası ortaklıklar kuran ve bölgesine yön veren bir Türkiye'dir. Başarı, güven üzerine inşa edilir. Güven ise şeffaflıkla, liyakatle ve dürüstlükle kazanılır. Bu nedenle sağlık turizmi alanında etik değerlere bağlı, kurumsal yapıları güçlendiren ve uluslararası standartları esas alan her girişimi destekliyoruz. İnanıyoruz ki, kalıcı başarı kişisel çıkarlarla değil, güçlü kurumlarla ve ortak akılla mümkündür. Bugün burada bulunmanız, yalnızca bir toplantıya katılım değil; ortak geleceğimize duyduğunuz güvenin de en açık göstergesidir' dedi.</p><p>Cevahiroğlu, sözlerine şöyle devam etti:</p><p> 'Zirvede kurulacak her temasın, imzalanacak her iş birliğinin ve paylaşılacak her fikrin, ülkelerimiz arasındaki dostluğu daha da güçlendireceğine yürekten inanıyorum. Ümit ederim ki, Ankara'dan yükselecek bu birlik ve iş birliği ruhu, tüm Ortadoğu'ya umut, huzur ve refah olarak yansıyacaktır. Bugün Ankara'dan bütün dünyaya sesleniyoruz. İnsanlık için savaş değil barış, nefret değil kardeşlik, yıkım değil şifa istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarı döneminde sağlık altyapısına yaptığı yatırımlar, şehir hastaneleri, modern sağlık sistemi ve uluslararası sağlık alanındaki vizyonuyla dünyanın örnek gösterilen ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Uluslararası iş birliklerini destekleyen, Türkiye'nin sağlık turizmindeki küresel konumunu güçlendiren ve ülkemizin uluslararası alandaki görünürlüğüne katkı sağlayan vizyonu dolayısıyla Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımızı ve saygılarımızı ifade ediyoruz. Bu zirvede kurulacak dostluklar sadece ticari iş birlikleri doğurmasın, aynı zamanda Ortadoğu'da barışın, huzurun ve ortak geleceğin güçlenmesine de katkı sunsun.'</p><p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş ise şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> 'Hedefimiz bu zirvede alınacak kararların sağlık hizmetlerinin tüm dünyada adil ve kapsayıcı bir şekilde dağıtılmasında uluslararası bir yaptırım gücüne ulaşması ve insanlığı en temel hakkı olan sağlıklı yaşam çevresinde küresel bir dayanışma ruhu oluşturmasıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="65503"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkek Beyninde Gelişim 32 Yaşına Kadar Sürebiliyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/erkek-beyninde-gelisim-32-yasina-kadar-surebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/erkek-beyninde-gelisim-32-yasina-kadar-surebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Onultan, erkek beyninde karar verme ve dürtü kontrolüyle ilişkili gelişimin ortalama 32 yaşına kadar sürebildiğini, ancak bu yaşın kesin bir sınır olmadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda uzun yıllardır kullanılan “erkekler geç olgunlaşır” söylemi, beyin gelişimine ilişkin araştırmalarla yeniden tartışılmaya başlandı.</p>

<p>Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, Nature Communications dergisinde yayımlandığını belirttiği araştırmanın, erkek beynindeki yapısal gelişim ve sinir ağlarının yeniden düzenlenme sürecinin ortalama 32 yaşına kadar devam edebildiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Fiziksel gelişimle beyin gelişimi aynı değil</strong></h3>

<p>İnsan gelişiminin yalnızca boy uzaması ve hormonal değişimlerle sınırlı olmadığını belirten Onultan, beynin erişkinlik döneminde de gelişmeye ve yeniden yapılanmaya devam ettiğini ifade etti.</p>

<p>Onultan, planlama, mantıklı karar verme, dürtü kontrolü ve sosyal davranışların yönetimiyle ilişkili beyin bölgelerinin fiziksel gelişimden daha uzun sürede olgunlaşabildiğini kaydetti.</p>

<blockquote>
<p>“Erkeklerde boy uzaması ve cinsel gelişim çoğunlukla 18-20 yaşlarında tamamlanırken, beynin özellikle üst düzey bilişsel fonksiyonlardan sorumlu bölgeleri gelişimini sürdürmeye devam eder.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Karar verme ve dürtü kontrolü zamanla güçleniyor</strong></h3>

<p>Beynin ön bölümünde bulunan prefrontal korteksin planlama, dikkat, risk analizi, karar verme, dürtü kontrolü ve duyguların yönetiminde önemli rol oynadığını anlatan Onultan, bu bölgenin gelişimi ilerledikçe karar alma mekanizmalarının da daha dengeli hale gelebildiğini söyledi.</p>

<p>Erkek ve kadın beyninin gelişim hızlarında farklılıklar görülebileceğini belirten Onultan, erkeklerde sinaptik yeniden yapılanma ve sinir ağlarının optimize edilmesi sürecinin daha uzun devam edebildiğini ifade etti.</p>

<blockquote>
<p>“Bu nedenle bazı erkeklerde genç erişkinlik döneminde risk alma eğilimi, ani karar verme veya dürtüsel davranışlar daha belirgin olabilir. Ancak bu durum tüm bireyler için geçerli değildir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><strong>Genetik ve çevresel faktörler de etkili</strong></h3>

<p>Onultan, beyin gelişiminin yalnızca cinsiyet veya yaşla açıklanamayacağına dikkat çekti.</p>

<p>Genetik özellikler, eğitim düzeyi, çevresel koşullar, sosyal yaşam ve kişisel deneyimlerin de nörolojik gelişim üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Onultan, bireyler arasında önemli farklılıklar görülebileceğini söyledi.</p>

<h3><strong>“32 yaş kesin bir sınır değil”</strong></h3>

<p>Araştırmada belirtilen 32 yaş ortalamasının herkesin aynı yaşta nörolojik olgunluğa ulaşacağı anlamına gelmediğini kaydeden Onultan, kronolojik yaş üzerinden kesin kişilik veya olgunluk değerlendirmesi yapılmasının doğru olmadığını belirtti.</p>

<blockquote>
<p>“Bilimsel çalışmalarda belirtilen yaş ortalamaları toplum genelindeki eğilimleri gösterir. Bazı bireylerde bu süreç daha erken, bazılarında ise daha geç tamamlanabilir.”</p>
</blockquote>

<h3><strong>Beyin yaşam boyunca değişmeye devam ediyor</strong></h3>

<p>Beyin gelişiminin 32 yaşında tamamen sona ermediğini belirten Onultan, nöroplastisite sayesinde beynin yaşam boyunca yeni bağlantılar kurabildiğini söyledi.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, dengeli beslenme, kitap okuma, yeni beceriler edinme ve aktif sosyal yaşamın beyin sağlığını desteklediğini ifade etti.</p>

<p>Onultan, bu tür araştırmaların insanları sınıflandırmak amacıyla değil, beynin gelişim süreçlerini ve davranışların biyolojik altyapısını daha iyi anlamak için değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/erkek-beyninde-gelisim-32-yasina-kadar-surebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/noroloji-erkek-beyni-1.jpg" type="image/jpeg" length="41997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıcak havalarda egzersizin doğru zamanı çok önemli']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/sicak-havalarda-egzersizin-dogru-zamani-cok-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/sicak-havalarda-egzersizin-dogru-zamani-cok-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle birçok kişinin egzersizi bıraktığını belirten Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, bunun önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği söyledi. Egzersizin doğru saatlerde ve uygun koşullarda yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ağırman, 'Yazın sıcak hava nedeniyle hareketi bırakmak yerine egzersizi doğru planlamak gerekiyor. Düzenli yürüyüş, kas ve kalp sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir' dedi.</p><p>Sıcak havalarla egzersiz alışkanlığını askıya almak yerine doğru zaman ve doğru yöntemle hareket etmeye devam edilmesi gerektiğini söyleyen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, yaz aylarında yapılan bilinçli egzersizin hem kalp ve damar sağlığını koruduğunu hem de kronik hastalık riskini azalttığını belirtti. Prof. Dr. Ağırman, 'Yazın egzersizden vazgeçmeyin. Sabah ve akşam saatlerini tercih ederek güvenli şekilde hareket etmeye devam edin' ifadelerini kullandı.</p><p>'YAZ AYLARINDA EGZERSİZ BIRAKILMAMALI'</p><p>Yaz sıcaklarının egzersiz yapmaya engel olmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ağırman, 'Sıcak hava nedeniyle egzersizi tamamen bırakmak doğru bir yaklaşım değil. Doğru planlama yapıldığında yaz aylarında da güvenli ve sağlıklı şekilde egzersiz yapılabilir. Haftanın beş günü, 20 ila 30 dakika sürecek hafif ve orta tempolu yürüyüşler hem kas-iskelet sistemi hem de kalp-damar sağlığı açısından önemli faydalar sağlar. Bu süreyi gün içinde iki ayrı seansa bölmek de mümkündür' dedi.</p><p>'SABAH VE AKŞAM SAATLERİNİ TERCİH EDİLMELİ'</p><p>Egzersiz için günün serin saatlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ağırman, 'Yürüyüşlerin özellikle sabah 08.00-10.00 ile akşamüstü 16.00-18.00 saatleri arasında yapılmasını öneriyoruz. Bunun yanında bisiklet, su içi egzersizleri, esneme ve kas güçlendirme çalışmaları da yaz aylarında rahatlıkla uygulanabilir. Haftada en az 150 dakikalık düzenli fiziksel aktivite; kalp ve damar sağlığını desteklerken diyabet, yüksek tansiyon ve obezite riskinin azaltılmasına da katkı sağlıyor. Ayrıca bilişsel fonksiyonların korunmasına ve ruh halinin iyileşmesine de destek oluyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ağırman, 'Susamayı beklemeden düzenli su içilmeli, özellikle yaşlılar, hamileler, kontrolsüz tansiyon hastaları, Parkinson ve inme öyküsü bulunan kişiler egzersizlerini mutlaka hekim önerisi doğrultusunda planlamalıdır. Egzersiz sırasında baş dönmesi, göğüs ağrısı, nefes darlığı, aşırı halsizlik veya şiddetli kas krampları gelişirse aktivite derhal sonlandırılmalı ve tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca düşme riskini azaltmak için düz ve güvenli yürüyüş alanları tercih edilmeli, yatmadan en az iki saat önce egzersiz tamamlanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/sicak-havalarda-egzersizin-dogru-zamani-cok-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/sicak-havalarda-egzersizin-dogru-zamani-cok-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="78998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehit babasına kapalı yöntemle kalp kapağı değişimi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/sehit-babasina-kapali-yontemle-kalp-kapagi-degisimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/sehit-babasina-kapali-yontemle-kalp-kapagi-degisimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Berkay YILDIZ/SAMSUN, (DHA)- SAMSUN Şehir Hastanesi'nde, Şehit Yarbay Zafer Akkuş'un babası Rüştü Akkuş'a (83), açık kalp ameliyatına gerek kalmadan TAVİ (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işlemi uygulandı. Rüştü Akkuş, 'Hastalığımdan önce kendimi biraz yorgun hissediyordum. İşlemden sonra uyandığımda, 'Acaba beni neden ameliyat etmediler?' diye düşündüm. Ameliyat olduğumu hiç fark etmedim bile. Şimdi çok iyiyim' dedi.</p><p>Bitlis'te 2019'da PKK'lı teröristlerin saldırısında şehit olan Yarbay Zafer Akkuş'un ileri yaşta ve ciddi aort kapak darlığı babası Rüştü Akkuş'a, Samsun Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nde açık kalp ameliyatına gerek kalmadan TAVİ işlemi uygulandı. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen işlemde, Kardiyoloji Anabilim Dalı uzmanları Prof. Dr. Ahmet Karagöz, Prof. Dr. Yaşar Turan ve Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Uyanık tarafından kasık atardamarından ilerletilen kateter aracılığıyla yeni kalp kapağı, hastanın mevcut aort kapağının içerisine başarıyla yerleştirildi. Yapılan işlem sonrasında çok iyi hissettiğini belirten Rüştü Akkuş, kendisine müdahale eden ekibe teşekkür etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'HASTAMIZ YAPILAN İŞLEMDEN İKİ GÜN SONRA TABURCU OLMAYA HAZIR HALE GELDİ'</p><p>Kapalı TAVİ işlemi sayesinde hiçbir risk oluşmadan tedavinin sonuçlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Uyanık, 'Hastamızı yaklaşık 10 yıldır kalp ritim bozukluğu nedeniyle takip ediyorum. Ancak ilerleyen süreçte aort kapağında darlık gelişti ve bu darlığın ciddiyeti zamanla arttı. Hastamızın yaşı ve ek risk faktörleri nedeniyle cerrahi ameliyat yüksek risk taşıyordu. Bu nedenle kasıktan, kapalı yöntemle aort kapağını tedavi etmeye karar verdik. Gerekli değerlendirmelerin ardından bölüm başkanımız Prof. Dr. Ahmet Karagöz, Prof. Dr. Yaşar Turan ve benim yer aldığım ekiple işlemi gerçekleştirdik. İşlemi iki gün önce başarıyla tamamladık. Dün yaptığımız kontrollerde hastamızın durumunun iyi olduğunu gördük. Hastamız iki gün içinde taburcu olmaya hazır hale geldi. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'HİÇBİR ŞEY HİSSETMEDEN TÜM TEDAVİ SÜRECİNİ ATLATTIM'</p><p>Herhangi bir şekilde problem yaşamadan işlemin yapılarak sağlığına kavuştuğunu söyleyen Rüştü Akkuş, 'Hastalığımdan önce kendimi biraz yorgun hissediyordum. İşlemden sonra uyandığımda, 'Acaba beni neden ameliyat etmediler?' diye düşündüm. Meğer işlem bitmiş bile. Ameliyat olduğumu hiç fark etmedim, gerçekten hiçbir şey hissetmedim. Şimdi çok iyiyim, hamdolsun. Başta Prof. Dr. Ahmet Karagöz ve Muhammed Uyanık olmak üzere tüm ekip benimle yakından ilgilendi. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Tedavi sürecini neredeyse hiç hissetmeden atlattım' dedi.</p><p>'AMELİYATTAN SONRA RAHATÇA YÜRÜYEBİLİYOR'</p><p>Babası Rüştü Akkuş'un uzun süredir yaşadığı kalp rahatsızlığını çok kısa bir tedavi süreci ile atlattıklarını belirten Cengizhan Akkuş, şöyle konuştu:</p><p>'Babam ameliyat öncesinde ciddi yorgunluk yaşıyordu. Yaklaşık 10 yıldır Muhammed hocamızın takibindeydi. İlaçlarını düzenli kullanmamıza rağmen, yaşına bağlı olarak kalp kapağındaki kireçlenmenin arttığı ve kapağın değiştirilmesi gerektiği söylendi. Biz de kendimizi emin ellerde hissettiğimiz için bu tedaviyi kabul ettik. İşlem başarıyla gerçekleştirildi. Babam bir gün yoğun bakımda kaldı, ardından servise alındı ve şimdi taburcu oluyoruz. Ameliyattan önce koridorda 10-20 metre yürümekte bile zorlanıyordu. Şimdi ise daha rahat ve daha hızlı yürüyebiliyor. Yorgunluk hissi de ortadan kalktı. Şu an çok iyiyiz.' (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/sehit-babasina-kapali-yontemle-kalp-kapagi-degisimi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/sehit-babasina-kapali-yontemle-kalp-kapagi-degisimi.jpg" type="image/jpeg" length="48744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Tatilde mide ve bağırsak enfeksiyonlarına dikkat']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/tatilde-mide-ve-bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/tatilde-mide-ve-bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında artan sıcaklıklar, değişen beslenme alışkanlıkları ve hijyen koşullarındaki farklılıklar nedeniyle mide ve bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Halil Şahin, 'Basit gibi görünen ishal ve kusma tablosu özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ciddi sıvı kaybına yol açabilir. Güvenilir gıda ve su tüketimi ile hijyen kurallarına dikkat etmek enfeksiyonlardan korunmada büyük önem taşıyor' dedi.</p><p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve tatil döneminde değişen yaşam alışkanlıkları, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının görülme sıklığını artırıyor. Ev dışında yemek tüketiminin artması, açık büfeler, sokak lezzetleri, farklı su kaynaklarının kullanılması ve ortak kullanım alanlarındaki hijyen sorunları enfeksiyon riskini yükseltebiliyor. VM Medical Park Florya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Halil Şahin, tatilde sağlığın korunması için dikkat edilmesi gereken noktalarla ilgili bilgilendirmede bulundu.</p><p>'SICAK HAVA MİKROORGANİZMALARIN ÇOĞALMASINI HIZLANDIRIYOR'</p><p>Yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte bakteri ve diğer mikroorganizmaların yiyecek ve içeceklerde çok daha hızlı çoğaldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Ev dışında yemek yeme alışkanlığının artması, açık büfelerin sık tercih edilmesi, sokak lezzetlerinin tüketilmesi ve hijyen koşullarının her zaman yeterli olmaması enfeksiyon riskini artırıyor. Özellikle yurt dışı seyahatlerinde farklı mikroorganizmalarla karşılaşılması turist ishali olarak bilinen tabloya neden olabiliyor' diye konuştu.</p><p>'AÇIKTA BEKLEYEN GIDALAR CİDDİ RİSK OLUŞTURUYOR'</p><p>Yaz aylarında açıkta satılan veya uzun süre uygun sıcaklıkta bekletilmeyen gıdaların ciddi enfeksiyon riski taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Bakteriler uygun sıcaklıklarda çok kısa sürede çoğalabiliyor. Özellikle sütlü tatlılar, mayonezli ürünler, et ve tavuk yemekleri, deniz ürünleri ile dondurma gibi gıdalar soğuk zincir bozulduğunda enfeksiyon açısından risk oluşturuyor. Ayrıca açıkta satılan yiyecekler sinek, toz ve çevresel kirleticilerle temas ederek kolayca kontamine olabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'GÜVENİLİR SU TÜKETİMİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR'</p><p>Seyahatlerde içme suyunun güvenilir olmasının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Kirli veya yeterince dezenfekte edilmemiş sular mide ve bağırsak enfeksiyonlarının en önemli bulaş yollarından biridir. Temizliğinden emin olunmayan buzlar, musluk suyuyla yıkanan sebze ve meyveler de enfeksiyon kaynağı olabilir. Seyahatlerde kapalı ambalajlı sular tercih edilmeli ve şişenin ilk kez açıldığından emin olunmalıdır' dedi.</p><p>'HER İSHAL GIDA ZEHİRLENMESİ DEĞİLDİR'</p><p>Gıda zehirlenmesi ile mide ve bağırsak enfeksiyonlarının birbirine karıştırıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Gıda zehirlenmesinde belirtiler genellikle bozuk gıdanın tüketilmesinden sonraki birkaç saat içinde başlar ve kusma ön plandadır. Bağırsak enfeksiyonlarında ise bakteri, virüs veya parazit bağırsaklara yerleşerek çoğalır. Bu durumda ishal, karın ağrısı ve ateş daha belirgin olur, iyileşme süreci ise daha uzun sürebilir' diye konuştu.</p><p>'BU BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEYİN'</p><p>Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve halsizliğin enfeksiyonun en sık görülen belirtileri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Yüksek ateş, kanlı ishal, şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, bilinç bulanıklığı ve ağız kuruluğu gibi belirtiler geliştiğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde bu tablo daha ağır seyredebilir' dedi.</p><p>'EN ÖNEMLİ TEDAVİ SIVI KAYBINI YERİNE KOYMAKTIR'</p><p>Mide ve bağırsak enfeksiyonlarında en önemli komplikasyonun dehidratasyon olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Tedavinin temelini kaybedilen sıvının yerine konması oluşturur. Bol su tüketilmeli, ayran, çorba ve oral rehidratasyon solüsyonları tercih edilmelidir. Muz, haşlanmış patates, pirinç lapası, yoğurt ve kızarmış ekmek gibi kolay sindirilebilen besinler tüketilebilir. Doktora danışmadan antibiyotik veya ishal kesici ilaç kullanılmamalıdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'PROBİYOTİKLER İYİLEŞMEYE DESTEK OLABİLİR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bazı probiyotiklerin enfeksiyona bağlı ishal süresini kısaltabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Özellikle bazı Lactobacillus türleri ve Saccharomyces boulardii içeren probiyotikler bağırsak florasının toparlanmasına katkı sağlayabilir. Ancak probiyotikler tek başına tedavi değildir ve yeterli sıvı alımının yerine geçmez' dedi.</p><p>'BASİT ÖNLEMLER ENFEKSİYON RİSKİNİ AZALTIYOR'</p><p>Tatilde mide ve bağırsak enfeksiyonlarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Şahin, 'Güvenilir su tüketmek, el hijyenine dikkat etmek, iyi pişirilmiş ve güvenilir gıdaları tercih etmek, uzun süre açıkta bekleyen yiyeceklerden uzak durmak ve hijyeninden emin olunmayan havuzlarda yüzmemek enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Basit önlemler sayesinde hem kendi sağlığınızı hem de sevdiklerinizin tatilini güvenle koruyabilirsiniz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/tatilde-mide-ve-bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/tatilde-mide-ve-bagirsak-enfeksiyonlarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="38388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şırnak'ta kazada yaralanan kişi, ambulans uçakla Şanlıurfa'ya sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/sirnakta-kazada-yaralanan-kisi-ambulans-ucakla-sanliurfaya-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/sirnakta-kazada-yaralanan-kisi-ambulans-ucakla-sanliurfaya-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ömer ŞULUL/ŞANLIURFA, (DHA)- ŞIRNAK'ın Cizre ilçesindeki kazada ağır yaralanan Ali Yabansu (56), ambulans helikopterle Şanlıurfa'ya sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kaza, dün akşam saatlerinde, Şırnak'ın Cizre ilçesi Çığır mevkisinde meydana geldi. Ahmet T.'nin (43) kullandığı 34 AJ 7190 plakalı otomobil, kontrolden çıkıp şarampole devrildi. Sürücü Ahmet T. ile otomobildeki Ali Yabansu ve Müslüm K. (51) yaralandı. Bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası hastaneye kaldırılan yaralılardan Ali Yabansu, durumunun ağır olması nedeniyle Cizre'den kaldırılan ambulans helikopterle Şanlıurfa Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Yaralının tedavisine Şanlıurfa'da devam edileceği bildirildi. </p><p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/sirnakta-kazada-yaralanan-kisi-ambulans-ucakla-sanliurfaya-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/sirnakta-kazada-yaralanan-kisi-ambulans-ucakla-sanliurfaya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="59073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Kızılay, Kütahya'da yeni kan bağış noktası hayata geçirecek]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/turk-kizilay-kutahyada-yeni-kan-bagis-noktasi-hayata-gecirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/turk-kizilay-kutahyada-yeni-kan-bagis-noktasi-hayata-gecirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KÜTAHYA, (DHA)- TÜRK Kızılay, Kütahya'daki yeni kan bağış noktası olan Yıldız Güral Kan Alma Birimi'ni Gürok Grup desteğiyle hayata geçireceğini duyurdu. Kent merkezinde hizmet verecek sabit birim, yılda yaklaşık 8 bin ünite kan bağışı hedefiyle çalışacak.</p><p>Türk Kızılay, yeni kan alma birimini Kütahya'da açıyor. Gürok Grup desteğiyle hayata geçirilecek Yıldız Güral Kan Alma Birimi için Türk Kızılay Kütahya Şubesi ile Gürok Grup arasında protokol imzalandı. Protokol anlaşması Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat ve Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Semra Tozaraydın ile Kütahya Şube Başkanı Kazım İkbal Gümüş'ün katılımıyla Türk Kızılay Kütahya Şubesi'nde imzalandı. Protokol töreninin ardından, Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Semra Tozaraydın tarafından Gürok Grup'a projeye sağladığı katkılar dolayısıyla teşekkür plaketi takdim edildi.</p><p>Türk Kızılay'ın Kütahya'daki ikinci kan alma birimi olarak faaliyet gösterecek Yıldız Güral Kan Alma Birimi'nin, şehir merkezindeki ulaşılabilir konumuyla bağışçılara kolaylık sağlaması, kentte kan bağışı konusundaki farkındalığı ve bağışçı sayısını artırması hedefleniyor.</p><p>'DÜZENLİ KAN BAĞIŞI EN KIYMETLİ DAYANIŞMA'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Protokolün imzalanmasının ardından konuşan Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Semra Tozaraydın 'Bugün ülke genelinde 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ve her gün ortalama 350 farklı noktada yaklaşık 9 bin ünite kan bağışı alıyor, bin 140 hastanenin kan ve kan bileşeni ihtiyacını karşılıyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Yıldız Güral Kan Alma Birimi, yıllık 7 bin 800 ünite kan bağışı hedefiyle Kütahya'mızın kan bağışı kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. Bu anlamlı yatırımın hayata geçirilmesine katkı sunan Gürok Grup'a teşekkür ediyor; adını yaşattığımız Merhume Yıldız Güral'ı rahmet ve saygıyla anıyorum. Unutmayalım; bir ünite kan, üç cana umut olabilir. Düzenli kan bağışı, hayat kurtaran en kıymetli dayanışmadır. Hepinizi düzenli kan bağışçısı olmaya davet ediyorum' dedi.</p><p>'KENTİMİZ İÇİN KALICI BİR DEĞER'</p><p>Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat ise şunları söyledi:</p><p>'Kütahya'ya hizmet etmeyi, kentimizi güçlendiren projelere destek vermeyi görev biliyoruz. Türk Kızılay, ülkemiz için hayati görevler üstlenen çok kıymetli bir kurum. Bu açıdan böylesi kıymetli bir projede el ele vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu merkezin annem Yıldız Güral'ın adını taşıyacak olması ise bizim için ayrı bir anlam ve gurur taşıyor. Hayatı boyunca insan odaklı olmayı, paylaşmayı ve iyilik üretmeyi yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak benimseyen annemin adının, hayat kurtarmaya vesile olacak böyle anlamlı bir projede yaşatılacak olmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bunun hem ailemiz hem de kentimiz adına kalıcı bir değer oluşturacağına inanıyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kütahya</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/turk-kizilay-kutahyada-yeni-kan-bagis-noktasi-hayata-gecirecek</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/turk-kizilay-kutahyada-yeni-kan-bagis-noktasi-hayata-gecirecek.jpg" type="image/jpeg" length="50824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['e Rapor Sistemi' ile istirahat raporlarında yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanlığı'nın hayata geçirdiği 'e-Rapor Sistemi' ile vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı. Yeni uygulamayla birlikte, daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının da elektronik ortamda düzenlenmesi sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'e-Rapor Sisteminden öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri yararlanabilecek; vatandaşlar istirahat raporlarına e-Devlet üzerinden erişilebilecektir. Yeni düzenleme, işlemlerin daha hızlı ve pratik şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek olan istirahat raporları, elektronik ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınırken, raporlar 'e-Rapor Doğrulama Servisi' üzerinden de doğrulanabilecek. Ayrıca elektronik ortamda düzenlenen istirahat raporları için basılı çıktı alınmasına gerek kalmadan işlemler daha hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek' denildi.</p><p>Açıklamada, 'Sağlık Bakanlığı'nın hayata geçirdiği e-Rapor Sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir' ifadeleri kullanıldı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/e-rapor-sistemi-ile-istirahat-raporlarinda-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="76837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'Tip 2 diyabetin yüzde 80'i önlenebilir' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-tip-2-diyabetin-yuzde-80i-onlenebilir-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-tip-2-diyabetin-yuzde-80i-onlenebilir-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- ENDOKRİNOLOJİ ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Engin Gök, Türkiye'de erişkin nüfusta görülme sıklığı yüzde 16,6'ya ulaşan diyabette erken tanının ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirterek, 'Risk grubundaki kişilerin düzenli taramadan geçirilmesiyle Tip 2 diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 80'i önlenebilir' dedi.</p><p>Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Uzman Dr. Deniz Engin Gök, diyabetin belirtileri, risk faktörleri ve yaz aylarında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Dr. Gök, 'Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya üretilen insülinin etkili kullanılamaması sonucu gelişen, kan şekeri yüksekliğiyle seyreden kronik bir hastalıktır. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre erişkin nüfusta görülme sıklığı yüzde 16,6'ya kadar ulaşmaktadır. Hareketsiz yaşam, obezite, sağlıksız beslenme, ileri yaş, aile öyküsü, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksekliği, gebelik diyabeti öyküsü ve polikistik over sendromu Tip 2 diyabet gelişimi açısından önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Diyabetin dört farklı tipi bulunmaktadır. Tüm diyabet olgularının yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan Tip 2 diyabet en sık görülen türdür. Tip 1 diyabet ise bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu gelişir ve yaşam boyu insülin tedavisi gerektirir. Gebelik sırasında ortaya çıkan gestasyonel diyabet ise, doğumdan sonra çoğunlukla düzelmekle birlikte ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet riskini artırmaktadır' diye konuştu.</p><p>'BU BELİRTİLER DİYABETİN HABERCİSİ OLABİLİR'</p><p>Diyabetin bazı önemli belirtilerle kendini gösterebildiğini söyleyen Dr. Gök, 'Aşırı susama, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, özellikle gece idrara kalkma, halsizlik, çabuk yorulma, çok yemek yeme veya iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma, yaraların geç iyileşmesi, tekrarlayan enfeksiyonlar, genital mantar enfeksiyonları. Diyabetin en sık görülen belirtileri arasında yer almaktadır. Diyabet tanısı açlık ve tokluk kan şekeri ölçümleri ile gerekli görülen durumlarda uygulanan oral glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi) ile konulabilmektedir. Özellikle diyabet açısından risk taşıyan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşımaktadır. Diyabet tedavisinde kişiye özel tıbbi beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, kilo kontrolü, kan şekeri takibi ile ağızdan kullanılan ilaçlar veya insülin tedavisi birlikte planlanmaktadır. Tedavinin temel amacı kan şekerini hedef aralıkta tutarak hem ani kan şekeri değişimlerini hem de uzun dönemde gelişebilecek organ hasarlarını önlemektir' dedi.</p><p>KONTROL EDİLMEYEN DİYABET CİDDİ ORGAN HASARLARINA YOL AÇABİLİYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dr. Gök, kontrol edilemeyen diyabetin ciddi organ hasarına yol açabileceğini belirterek, 'Uzun süre kontrol altında tutulmayan diyabet, kalp ve damar hastalıkları, inme, böbrek yetmezliği, göz damarlarında hasar, görme kaybı, sinir hasarı ve diyabetik ayak yaraları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle düzenli hekim kontrolü ve kan şekeri takibi büyük önem taşımaktadır. Yaz aylarında artan sıcaklık ve terlemeye bağlı sıvı-elektrolit kaybı diyabet hastalarında kan şekeri dalgalanmalarına neden olabilir. Diyabetli bireyler böbreklerin de etkilenebilmesi nedeniyle sağlıklı kişilere göre sıvı kaybından daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle hekim tarafından sıvı kısıtlaması önerilmediği sürece yeterli miktarda su tüketilmeli, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Yaz tatiliyle birlikte değişen beslenme düzeni ve öğün atlanması kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyebilir. Öğünlerin düzenli tüketilmesi, kızartma ve yağlı besinlerden kaçınılması, taze sebze ağırlıklı beslenilmesi önerilmektedir. Yaz meyveleri ve dondurma ise tamamen yasak değildir; ancak porsiyon kontrolü sağlanarak tüketilmelidir. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve dengeli beslenme, ideal kilonun korunması, yeterli uyku, stres yönetimi ve düzenli sağlık kontrolleri diyabetten korunmanın temelini oluşturmaktadır. Erken belirtilerin fark edilmesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli taramadan geçmesi ile Tip 2 diyabetin yaklaşık yüzde 80'i önlenebilmektedir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-tip-2-diyabetin-yuzde-80i-onlenebilir-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/uzmanindan-tip-2-diyabetin-yuzde-80i-onlenebilir-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="18033"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Özlü'den 'yaz ishali' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-yaz-ishali-uyarisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-yaz-ishali-uyarisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON, (DHA)- GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında açıkta satılan gıda ve içeceklerin tüketilmesiyle artan ishal vakalarına ilişkin uyarılarda bulunarak, 'Bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve sık dışkılama semptomlarıyla kendini belli eder. Böyle durumlarda kişi sağlıklı görünüyorsa hemen dinlenmeli ve bol sıvı tüketmelidir' dedi.</p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava sıcaklıklarının artmasıyla 'yaz ishali' ya da 'turist ishali' olarak adlandırılan rahatsızlıklarda artış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu. Özellikle tatillerde gıda güvenliği ve gıda temizliğinin kontrol edilmesinin daha zor olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özlü, 'Yaz aylarında özellikle tatil ve seyahat zamanlarında yaz ishallerine çok rastlıyoruz. Bebekler, çocuklar ve yaşlı kişiler ile kronik hastalığı olanlarda ishal dengeyi bozar ve önemli sonuçlara yol açabilir. Genellikle bakteriyel ve viral enfeksiyonlara bağlı olabilir. Bazen de besin zehirlenmeleri, sinekler yoluyla ve havuzdan bulaşmış olabilir. Açıkta satılan, uygun koşullarda bekletilmeyen gıdalarla, süt ürünler, pastalar ve açık mutfaklarda kolay üremeler olabiliyor ve besin zehirlenmeleri kolayca yaşanabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'SIVI KAYBI CİDDİ HASARA YOL AÇABİLİR'</p><p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, açıkta satılan meşrubatlardan uzak durulması önerisinde bulunarak, 'Bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve sık dışkılama semptomlarıyla kendini belli eder. Böyle durumlarda kişi sağlıklı görünüyorsa hemen dinlenmeli ve bol sıvı tüketmelidir. Su, maden suyu, tuzlu ayran tüketmelidir. Posalı ve yağlı gıdaları terk etmeli. İshal diyeti dediğimiz; muz, patates, pirinç lapası, ekmek içi, yağsız peynir tüketerek 2 gün içerisinde toparlanabilirsiniz. Semptomlar ağırsa, kişi yaşlıysa, bebekse ve kronik bir hastalığı varsa hekime başvurmakta fayda var. Sıvı kaybı ciddi hasara yol açabilir. Sağlıklı ve hijyenik beslenmek çok önemlidir. Rastgele gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle yaz aylarında yenilen gıdalara dikkat edilmelidir. Meşrubatlar açıkta satılıyor ya da zeytinyağlı salatalar bekletiliyor. İyi havalandırılmayan ortamlarda da kalmamak lazım. Kasaba ve küçük yerlerde açık ayranlar, üzüm şerbetleri satılıyor. Buzlu ve açık saklama kaplarına doldurup satış yapılan içecekler güvenli değil; uzak durmak lazım' diye konuştu. (DHA)</p><p>FOTOĞRAFLI </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-yaz-ishali-uyarisi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/prof-dr-ozluden-yaz-ishali-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="81376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bacaklardaki simetrik ağrı ve morarma, lipodemin işareti olabilir]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/bacaklardaki-simetrik-agri-ve-morarma-lipodemin-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/bacaklardaki-simetrik-agri-ve-morarma-lipodemin-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)- İZMİR Şehir Hastanesi Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Zeynep Alev Özçete, bacaklarda simetrik yağ birikimi ve ağrıyla kendini gösteren, toplumda ise genellikle şişmanlık ile karıştırılan lipödem hastalığına karşı uyarılarda bulundu. Lipödemin sadece bir kilo problemi olmadığını vurgulayan Dr. Özçete, 'Bu hastalık tedavi edilebilir bir durumdan ziyade, ömür boyu doğru yönetilmesi gereken hormonal, genetik ve geçişli bir yağ dokusu sorunudur' dedi.</p><p>İzmir Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nde görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, özellikle kadın hastaların yaşam kalitesini ciddi derecede düşüren ve teşhis konulmakta geç kalınan lipödem (ağrılı yağ birikimi sendromu) hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Polikliniklere başvuran pek çok kadının bu rahatsızlığı sadece yapısal bir kilo fazlalığı sandığına dikkat çeken Dr. Özçete, hastalığın bilinmeyen yönlerini, tanı kriterlerini ve güncel tedavi yaklaşımlarını paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'HASTALARIN YÜZDE 95'TEN FAZLASI KADIN'</p><p>Lipödemin özellikle kadınları etkileyen, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Alev Özçete, hastalığın en belirgin özellikleri hakkında bilgi vererek, 'En son 2024 yılı kılavuzlarında da vurgulandığı üzere lipödem, sadece estetik veya kilo kaynaklı bir sorun değil, ağrı komponenti çok yüksek bir sendromdur. Hastaların yüzde 95 ila 99'unu kadınlar oluşturuyor. En önemli ayırt edici özelliği; alt ekstremiteleri yani bacakları simetrik olarak tutması ancak el ve ayakların korunmuş olmasıdır. Dokunmakla hassasiyet, kolay morarma, kılcal damar artışı ve gün sonunda bacaklarda oluşan dolgunluk ile ağrı hissi en sık görülen şikayetlerdir' dedi.</p><p>'HER KİLOLU HASTA LİPÖDEM DEĞİLDİR'</p><p>Hastalığın tanısının zorluğuna değinen Dr. Özçete, lipödemin sıklıkla lenfödem ve obezite ile karıştırıldığına dikkat çekti. Teşhisin tamamen klinik muayeneye dayandığını ifade eden Özçete, 'Her kilolu insan lipödem hastası olmadığı gibi zayıf kişilerde de lipödem görülebilir. Tanıyı koyduracak herhangi bir laboratuvar testi veya görüntüleme yöntemi yoktur. Teşhis, tamamen fiziksel muayene ve hastadan aldığımız şikayet geçmişiyle konur. Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle farkındalık arttı; artık hastalar bize doğrudan 'Ben lipödem miyim?' sorusu ile gelmekte' ifadelerini kullandı.</p><p>İLAÇLA DEĞİL, YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİYLE YÖNETİLİYOR</p><p>Lipödemin tedavisinde tek bir mucizevi ilaç veya yöntem olmadığını söyleyen Dr. Özçete, en kritik basamağın hasta eğitimi olduğunu belirtti. Lipödemli yağ dokusunun obezite yağ dokusundan farklı olarak iltihaplı bir yapıda olduğunu vurgulayan Dr. Özçete, beslenme ve egzersiz protokollerine ilişkin şu bilgileri verdi: </p><p>'Buradaki yağ dokusunun reaksiyonunu azaltmaya yönelik beslenme modelleri uyguluyoruz. Bilimsel çalışmalarda ketojenik diyetin etkinliği gösterilse de uzun vadede sürdürülebilir değil. Bu yüzden klinikte hastalarıma gluten ve kazeini (süt-süt ürünleri) içeren gıdalar, şeker içeriği yüksek yiyecekler, paketli gıdaları dışarıda bırakan antiinflamatuar diyeti öneriyorum. Bahsedilen gıdalar diyetten çıkarıldığında, hastaların ağrılarında ciddi iyileşmeler gözlemliyoruz'</p><p>'AĞIR EGZERSİZDEN KAÇININ'</p><p>Dolaşımı düzenlemek ve kilo kontrolünü sağlamak için egzersizin şart olduğunu ifade eden Dr. Özçete, 'Bacaklarda mikro dolaşım bozukluğu olduğu için büyük kas gruplarını çalıştıracak egzersizleri öneriyoruz. Ancak hastalarımızın eklem yapısını korumak adına çok yoğun, yüksek tonajlı egzersizler yerine, yavaş yavaş artırılan dirençli egzersizleri ve hareketli yaşam tarzını tercih ediyoruz' dedi. </p><p>Tedavide kullanılan cihazlar ve destekleyici yöntemler hakkında da konuşan Dr. Özçete, İzmir Şehir Hastanesi'nde uygulanan yöntemleri şöyle özetledi: </p><p>'Kliniğimizde bulunan pnömatik kompresyon (hava basınçlı masaj) cihazları lipödemde tek başına birincil tedavi aracı değildir. Ancak ağrısı ve dolaşım bozukluğu yoğun olan hastalarda dolaşımı desteklemek amacıyla bu cihazlardan faydalanıyoruz. Bunun yanı sıra hastalarımıza gün içindeki dolgunluk hissini azaltmaları için lipödeme özel üretilmiş, orta basınçlı kompresyon (bası) giysileri öneriyoruz. ESWT (şok dalga tedavisi) ve yüksek yoğunluklu lazerler de sürece destek veren diğer yardımcı tekniklerdir.'</p><p>HORMONAL DÖNEMLERE DİKKAT</p><p>Hastalığın kadınlardaki hormonal geçiş dönemlerinde tetiklendiğini belirten Dr. Özçete, 'Lipödem genellikle ergenlik, gebelik, menopoz öncesi dönem gibi hormonal piklerin yaşandığı süreçlerde ya da dışarıdan alınan hormon tedavileri sırasında ortaya çıkar veya şiddetlenir. Genetik yatkınlığı olan kadınların bu dönemlerde şikayetlerini artıracak faktörlerden uzak durması, beslenmesine dikkat etmesi ve hareketli bir yaşamı benimseyerek hastalığı yönetmeyi öğrenmesi hayati önem taşımaktadır' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/bacaklardaki-simetrik-agri-ve-morarma-lipodemin-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/bacaklardaki-simetrik-agri-ve-morarma-lipodemin-isareti-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="91036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında doğru yıkanmayan sebze ve meyvelerde enfeksiyon riski]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- ANKARA Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında uygun şekilde yıkanmayan ve doğru koşullarda saklanmayan sebze ile meyvelerin gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabileceğini söyledi.</p><p>Yaz aylarında sebze ve meyvelerin uygun koşullarda temizlenmemesi ve saklanmaması gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırıyor. Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında sebze ve meyve tüketiminde özellikle dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, 'Sebze ve meyveler sıcaklık ve nem artışından dolayı enfeksiyon kaynağı haline gelebilirler. Çünkü tarladan ve ağaçtan soframıza gelene kadar uzun bir zincirden geçiyorlar. Ve bu süreçte saklama ve hazırlanma koşulları oldukça önemli. Kurallara dikkat edilmediği takdirde de bir besiyeri gibi üreme ortamı olabilir. Salmonellalar, norovirüsler üreyip bir salgın da meydana getirebilecek duruma gelebilirler. Bu nedenle yıkanma ve saklama koşulları oldukça önemlidir. Özellikle ilk başta mekanik temizlik çok önemli. Gözle görünür kirlerin, toprağın ve çürümüş olan kısımların mutlaka arındırılması lazım. Bunu da akan suda ovalayarak yıkamak gerekiyor. Mümkünse sebze temizleyici fırçalar bu işi kolaylaştırır ve daha etkin hale getirir. Bu aşamadan sonra karbonatlı ve sirkeli suları sırayla kullanmak hem tarım ilaçlarının bertarafına hem de mikroorganizmaların eliminasyonunu kolaylaştırır. Yüzde 80-90 oranında bu sürece olumlu yönde katkı sağlar' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'NEMDEN ARINDIRARAK SAKLAMALIYIZ'</p><p>Solay, bu aşamalardan sonra sebze ve meyvelerin kısa sürede tüketilmesi gerektiğini belirterek, 'Eğer tüketmeyeceksek de iyice kurulayarak, nemden arındırarak, buzdolabında kapalı bir kapta muhafaza etmeliyiz. Özellikle kavun ve karpuz gibi ürünlerde, bunların soyulduğu düşünülerek yıkanmaktan geri durulabiliyor. Fakat bıçakla kesildiğinde dışarıdaki mikroorganizmalar içeri nüfuz edebiliyor. Bu nedenle onların da tüketim sırasında mutlaka dışının yıkanması, ondan sonra kesilmesi gerekmekte. Bir diğer önemli nokta da çapraz kontaminasyon. Çiğ et ve tavuk kesilen bıçak ya da kesme tahtalarının kesinlikle sebze ve meyvelerde kullanılmaması gerekiyor. Birbirleri arasında mikroorganizma geçişi oluyor ve pişmeden tüketildiği için de enfeksiyona, hastalıklara neden olabiliyor. Dışarıda yemek yerken de dikkat etmemiz gereken şeyler var. Dışarıda en güvenli gıdalar pişmiş olan gıdalar. Özellikle açık büfelerde dikkat etmemiz gereken şey, eğer salatalar soğuk bir buz kabında sunulmuyorsa ya da kesilmiş bir şekilde sunuluyorsa, ılık bir şekilde ya da üzerine sinekler üşüşüyorsa bu gıdaları tüketmemek gerekiyor' diye konuştu. </p><p>'EN ÖNEMLİ AŞAMA EL YIKAMA'</p><p>Doç. Dr. Solay, kabuklu meyveleri soyarak tüketmenin en güvenli yol olduğuna işaret ederek, 'En önemli basamağı unutmamamız lazım. Bütün teknolojik gelişmelere, bütün yeniliklere rağmen hala en önemli aşama el yıkama. Enfeksiyonun kaynağı kendi ellerimiz olabilir. Yemeklerden önce mutlaka 20 saniye boyunca ellerimizi su ve sabunla ovalayarak yıkamamız gerekmekte. Burada bazı gıdaları tükettikten sonra, 6 saat içerisinde mikroorganizma yoğunluğu fazlaysa ishal, bulantı, kusma şikayetleri olabiliyor. Burada bizim hekim olarak destek olmamız gereken durumlar; çok fazla sıvı kaybı olması, bulantı ve kusmadan dolayı su içememe ve yemek yiyememe durumu olması halinde, özellikle kişilerin ek hastalıkları varsa, böbrek yetmezliği, şeker hastalığı, ileri yaş ya da küçük çocuklar bu gruba girebilir, riskli gruba girebilir. İshal sıklığının artması halinde bizim destek olmamız gerekiyor. Ama normalde 2-3 kere ishal olunduğunda insanlar gözlemleyebilir. Onlara çok müdahale etmiyoruz. Ama sıvı kaybının artması bizim müdahale etmemiz gereken bir grup oluyor' ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski.jpg" type="image/jpeg" length="89749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kontrolsüz testosteron kullanımı kısırlığa neden olabilir']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- ÜROLOJİ Uzmanı Op. Dr. Furkan Şendoğan, testosteron düşüklüğünün tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek, yaşam tarzı alışkanlıklarının erkek hormon sağlığı üzerinde belirleyici rol oynadığını söyledi. Op. Dr. Şendoğan, 'Son dönemde özellikle genç erkeklerde testosteron artırıcı ürünler ve hormon tedavileri popüler hale geldi. Oysa dışarıdan alınan testosteron, beynin doğal hormon üretim mekanizmasını baskılayabilir. Bu durum sperm üretiminde azalmaya, hatta geçici veya uzun süreli kısırlığa neden olabilir' dedi.</p><p>Testosteron hormonunun yalnızca cinsel fonksiyonlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini aktaran Medicana Çamlıca Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Furkan Şendoğan, 'Testosteron; kas ve kemik sağlığından enerji düzeyine, ruh halinden metabolizmaya kadar pek çok sistemi etkileyen temel bir hormondur. Yaşın ilerlemesiyle birlikte doğal olarak azalma görülebilir. Bunun yanında fazla kilo, diyabet, uyku düzensizliği, stres ve bazı kronik hastalıklar da testosteron seviyelerinde düşüşe neden olabilir' diye konuştu. </p><p>'DÜŞÜK TESTOSTERON HER ZAMAN HORMON EKSİKLİĞİ ANLAMINA GELMİYOR'</p><p>Yorgunluk, cinsel istekte azalma, kas gücünde düşüş veya konsantrasyon problemlerinin tek başına testosteron eksikliğini göstermediğini ifade eden Op. Dr. Şendoğan, 'Bu belirtiler birçok farklı sağlık sorununda da görülebilir. Bu nedenle yalnızca şikayetlere bakılarak tanı koymak doğru değildir. Tanı; ayrıntılı değerlendirme, fizik muayene ve uygun laboratuvar testleriyle konulmalıdır' dedi. </p><p>Sosyal medyada giderek yaygınlaşan kontrolsüz testosteron kullanımının ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Şendoğan, 'Son dönemde özellikle genç erkeklerde testosteron artırıcı ürünler ve hormon tedavileri popüler hale geldi. Oysa dışarıdan alınan testosteron, beynin doğal hormon üretim mekanizmasını baskılayabilir. Bu durum sperm üretiminde azalmaya, hatta geçici veya uzun süreli kısırlığa neden olabilir. Testosteron tedavisi yalnızca gerçekten ihtiyaç duyan ve uzman hekim tarafından değerlendirilen hastalarda uygulanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>Erkek üreme sağlığının korunmasında yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Şendoğan, 'İdeal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve dengeli beslenme testosteron seviyelerinin korunmasına katkı sağlar. Bunun yanında diyabet, hipertansiyon ve metabolik hastalıkların kontrol altına alınması da erkek hormon sağlığı açısından önemlidir' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'BELİRTİ VARSA VAKİT KAYBETMEDEN UZMANA BAŞVURULMALI'</p><p>Testosteron seviyelerindeki değişimlerin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Şendoğan, 'Uzun süren halsizlik, cinsel istekte belirgin azalma, ereksiyon problemleri, kas kaybı veya çocuk sahibi olamama gibi şikayetleri bulunan erkeklerin kendi kendilerine hormon kullanmak yerine mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmaları gerekir. Erken tanı ve doğru tedaviyle hem hormon dengesi hem de üreme sağlığı başarılı şekilde yönetilebilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="33453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğeriyle oğluna can olan anne: Çocuğumu ikinci kez doğurdum]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selma KUNAR/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA'da henüz 1 aylıkken 'biliyer atrezi' tanısı alan ve 1,5 yaşında annesinden nakledilen karaciğerle hayata tutunan Metehan Gültekin (3), artık yaşıtları gibi koşup oynuyor. Çocuğunu ikinci kez doğurduğunu söyleyen Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiği anı, 'Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş' sözleriyle aktardı. </p><p>Antalya'da doğduktan 1 ay sonra uzayan sarılık şikayetiyle bebekleri Metehan'ı hastaneye götüren Çağla ve Osman Gültekin çifti, safra kanallarının doğuştan tıkanması ya da yokluğu ile karakterize, ilerleyici ve ciddi bir karaciğer hastalığı olan 'biliyer atrezi' hastası olduğunu öğrenince büyük üzüntü yaşadı. Henüz 1 aylık Metehan ve ailesinin karaciğer nakli sürecinde günlerinin büyük bölümü hastanede geçti. Önce Metehan'ın tıkalı safra yolları çıkartılıp, karaciğerin safra üreten bölgesi ince bağırsağa bağlandı. Safra akışı sağlanarak karaciğer hasarını geciktirmek amacıyla gerçekleştirilen ameliyatın ardından Metehan 1,5 yaşına geldiğinde annesinden karaciğer nakli yapıldı. Yaşadıkları zorlu sürecin ardından artık yüzleri gülen aile, sağlıklı günlerin keyfini çıkarıyor.</p><p>'FİLMLERDE OLUR SANIYORDUM'</p><p>Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiğinde çok büyük üzüntü yaşadığını belirtti. Gültekin, 'Beklemediğimiz, kabullenmemizin çok zor olduğu bir süreç geçirdik. Ama çok şükür doktorların desteğiyle zor olan sürecimiz kolaylaştı' dedi. Metehan'ın hastalığını öğrendikleri ilk anı anlatırken 'O an hiçbir şey düşünemedim' diyen anne, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Ben hep filmlerde olur sanıyordum. Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş. O sahne gerçekmiş. Çok zordu. Doktorlar bir şeyler anlatıyordu. Ne hastalığı anlayabildim ne çocuğuma ne olduğunu anlayabildim.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'ÇOCUĞUMU İKİNCİ KEZ DOĞURDUM'</p><p>Yaşanan zorlu 1,5 yılın ardından nakil kararı alındığında oğluna karaciğerinden bir parça verdiğini anlatan anne Gültekin, 'Ben çocuğumu ikinci kez doğurdum. İlki karnımdan, ikincisi ciğerimden doğdu' dedi. Oğluna can olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden anne, 'Nakil olacaksa benden olsun istiyordum. Başka bir donörden de olabilirdi, riski yoktu ama yine de benden olması iyi bir şeydi benim için' diye konuştu. Sıkıntılı günlerin geride kaldığını, Metehan'ın da kendisinin de gayet iyi olduğunu kaydeden Gültekin, 'İnşallah nakil bekleyen herkesin bu süreci iyi geçer' dedi.</p><p>'HEP DİK DURMAYA ÇALIŞTIK'</p><p>Üç çocuk babası Osman Gültekin ise yaşadıkları sıkıntılı dönemde ailelerinin de büyük desteklerini gördüklerini anlattı. Osman Gültekin, 'Biz sürekli hastanedeydik. Ailelerimiz yeri geldi bize refakat etti' dedi. Metehan'ın karaciğer nakli olmadan önce ataklar geçirdiğini, böyle zamanlarda 1 hafta, 10 gün gibi hastane süreci yaşadıklarını anlatan baba Gültekin, 'Bu dönemde dik durmaya çalıştık. Tabiri caizse ipin ucuna çok geldik ama ailemize, çocuklarımıza bakınca dik durmamız gerektiğini hissettik ve dik durduk' ifadelerini kullandı.</p><p>'EŞİMİ VE OĞLUMU AMELİYATA ALDIKLARINDA ÇOK KÖTÜ OLDUM'</p><p>Nakil sürecinde çok zor anlar yaşadığını ifade eden Gültekin, 'Ameliyata önce eşimi aldılar, daha sonra çocuğumu verdim. Çok boşluğa düştüm, çok kötü oldum. Çok ağladım, üzüldüm. Onlar yanımda olmayınca daha kolay yıkıldım' dedi. Ameliyat bittiğinde güzel haberler aldıklarını sözlerine ekleyen baba, 'Nakilden sonra her şeyin pürüzsüz geçtiğini, çok güzel bir süreç olduğunu söylediler. Önce eşim, arkasından oğlum geldi. Kısa hastane sürecimiz oldu, mutlu bir şekilde evimize gittik' diye konuştu.</p><p>'AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ BİR VELİNİMET'</p><p>Artık 2-3 ayda bir kontrole geldiklerini söyleyen baba Gültekin, 'Emeğimizin karşılığını aldık. Hocalarımızdan, herkesten Allah razı olsun. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya için değil, Türkiye için velinimet' dedi. </p><p>29 YILDA 150 ÇOCUĞA KARACİĞER NAKLİ YAPILDI</p><p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü'nde, 1997'de ilk karaciğer naklinin gerçekleştirildiğini kaydetti. 'Bunu bir çocuk hastada başardık' diyen Prof. Dr. Artan, '1997'den bu yana 5 cerrahi ekip değişti. Ben ilk nakilden bu yana hastaların takibi konusunda devam ediyorum. 29 yılda 150 çocuk karaciğer nakli olgusu başarıldı. Ve yüksek bir başarı oranıyla sürmekte' diye konuştu.</p><p>Karaciğer naklinin yüksek düzeyde organizasyon gerektiren ekip çalışmasıyla mümkün olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Artan, 'Çok sayıda bölümün gönüllü ve özverili katkılarıyla başarılabiliyor. Cerrahi ekip başta olmak üzere yoğun bakım başarısı sonucu son derece değiştiren, etkileyen ve bizim gurur duyduğumuz bileşenler arasında. Yüksek düzeyde bir organizasyon yeteneği ve birliktelik, organize çalışabilme yeteneğiyle başarılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>ÖNCE KASAİ OPERASYONU YAPILDI</p><p>Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hatice Yılmaz Dağlı da Metehan'ın hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Metehan'ın henüz 1 aylıkken kendilerine getirildiğini belirten Dağlı, 'Metehan dış merkezden bize uzamış sarılık, karaciğer enzim yüksekliği ile gönderilmişti. Yapılan tetkikler ve görüntülemeler sonucunda biliyer atrezi tanısı koyduk. Biliyer atrezi doğuştan safra kanallarının olmamasıyla giden bir hastalık. Safra karaciğer içerisinde kalarak karaciğerde ciddi ve ilerleyici hasara sebep oluyor. Ve kesin tedavisi, çaresi karaciğer nakli' diye konuştu. </p><p>Hastalığın bebek doğduktan sonra uzamış sarılık ve macun rengi, soluk renkli dışkı ile kendini gösterdiğini belirten Dr. Dağlı, 'Bu belirtilere sahip bebeklerde dikkatli olunmalı ve hemen bir uzmana başvurulmalı' dedi.</p><p>Bu hastalarda karaciğer naklinden önce geçici olarak önce 'Kasai' operasyonu gerçekleştirildiğini, Metehan'a da bunun yapıldığını kaydeden Dr. Dağlı, 'Bu safranın kısmen bağırsaklara aktarılmasını sağlayarak karaciğeri bir süre rahatlatmayı amaçlıyor. Metehan 1 aylıkken bu ameliyatını geçirdi. 1,5 yaşındayken de karaciğerin ciddi dejenere olması, ciddi hasar olması ve safra yolları ile ilgili enfeksiyonlar geçirmesi nedeniyle nakil ihtiyacı doğdu. Annesi canlı verici adayı oldu. Ve Metehan'ın annesinden canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirildi. Metehan 3 yaşında, halen takibimizde ve her şey yolunda' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/karacigeriyle-ogluna-can-olan-anne-cocugumu-ikinci-kez-dogurdum.jpg" type="image/jpeg" length="71122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Özlü'den 'klima' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-klima-uyarisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-klima-uyarisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)-GÖĞÜS Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, serinlemek için tercih edilen klimaların sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, 'Klimaların bakımlarının yapılması, filtrelerinin değişmesi ve yıkanması gerekir. Klima kullanırken mutlaka zaman zaman kapı ve pencereleri açıp, havalandırmak lazım. Klima aynı havayı çekerek soğutup geri veriyor ve içerideki hava zamanla kirleniyor ve oksijeni azalıyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında sıcaklıklarının artmasıyla birlikte klima kullanımı yaygınlaştı. Uzmanlar, serinlemek için tercih edilen klimaların bilinçsiz kullanımının solunum yolu hastalıklarından kas tutulmalarına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Yaz ayları klimaların yoğun kullanıldığı bir döneme denk geliyor. Klimasız da olmuyor ama klimayı kurallara uygun kullanmamız lazım yoksa sağlık açısından ciddi riskler taşıyabilir. Klimaların bakımlarının yapılması, filtrelerinin değişmesi ve yıkanması gerekir. Klima kullanırken mutlaka zaman zaman kapı ve pencereleri açıp, havalandırmak lazım. Klima aynı havayı çekerek soğutup geri veriyor ve içerideki hava zamanla kirleniyor ve oksijeni azalıyor. Virüs ve bakteriler arttığı için bulaş riski de artıyor. İçerideki havanın dışarıdaki hava ile değişmesini sağlamamız lazım' diye konuştu. </p><p>'KLİMA FANI DOĞRUDAN SİZE ÇARPMAMALI'</p><p>Klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Özlü, 'Klimanın ideal oda sıcaklığı 23-24 derecedir. Bu sıcaklığın daha altında çalıştırmamak lazım. Vücut ısısının dengesi bozuluyor ve bu durumda hastalıklara zemin hazırlıyor. 40 dereceyi geçen sıcaklıktan 17 dereceye girmek çok makul değil. Nem durumunu dikkatle izlemek, klimanın fanını doğrudan vücudunuza doğrudan çarpmaması lazımdır. Klimanın tam karşısında oturmak ve fanın direkt size çarpmasına izin vermemeliyiz. Yukarı doğru kaldırmak en sağlıklısıdır. Klima kullanıma dikkat edilmezse bazı rahatsızlıklar; üst solunum enfeksiyonları, boğazda, gözde hasarlar ve bunlara bağlı alerjik durumlar yaşanabilir. Bronşit, solunum sıkıntısı, öksürük, geniz ve burun akıntısı, gözde kızarıklık gibi durumlarla karşılaşabiliriz' dedi. </p><p>'HAVA DEĞİŞİMİ SAĞLAMAK ÖNEMLİ'</p><p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Dikkatli kullanıldığında konforlu bir alettir. Klimanın direkt karşısında olmak, kas spazmlarına ve kramplarına yol açabilir. Boyun tutukluğu ve baş ağrısı semptomlarını gösterebilir. Araç içinde ya da kapalı ortamlarda klima kullanacaksanız, önce havalandırma yapılmalı daha sonra klima çalıştırılmalıdır. Hava değişimi sağlamak önemlidir' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozluden-klima-uyarisi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/prof-dr-ozluden-klima-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="80911"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lazer tedavisiyle kornea naklinden kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/lazer-tedavisiyle-kornea-naklinden-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/lazer-tedavisiyle-kornea-naklinden-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA'da çocukluk yıllarından bu yana kornea rahatsızlığı nedeniyle görme kaybı ve tekrarlayan göz ağrıları yaşayan zabıta memuru Pınar Selvi (43), Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde uygulanan Fototerapötik Keratektomi (PTK) lazer tedavisiyle sağlığına kavuştu. Daha önce diğer gözüne kornea nakli yapılan Selvi, lazer tedavisi sayesinde nakil olmaktan kurtuldu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Zabıta memuru Pınar Selvi, yaklaşık 7 yıl önce sağ gözünde oluşan görme kaybı ve rahatsızlık nedeniyle kornea nakli oldu. Sol gözünde de aynı şikayetlerin artmasıyla tedavi gören Selvi, bu süreçte birçok hastaneye başvurdu. AÜ Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde yeniden tedaviye başlayan Pınar Selvi'ye, PTK lazer tedavisi uygulandı. Kısa süren işlem sonrası sağlığına kavuşan Selvi, AÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Doç. Dr. Ali Ceylan'ın uyguladığı yöntem sayesinde kornea nakli olmaktan kurtuldu. </p><p>'YANMA, BATMA VE SULANMA ŞİKAYETLERİM OLUYORDU'</p><p>Çocukluk yıllarından bu yana kornea rahatsızlığı yaşadığını belirten Pınar Selvi, 'Yıllar boyunca farklı tedaviler gördüm ancak istediğim sonucu alamadım. Yaşam kalitemi ciddi anlamda etkiliyordu. Sürekli yanma, batma ve sulanma şikayetlerim oluyordu. Görmem de oldukça azalmıştı. Günlük hayatımda birçok konuda zorlanıyordum. 6-7 yıl önce diğer gözüme kornea nakli olmuştum. Zabıta olarak çalışıyorum. İşimiz gereği sürekli evrakla ilgileniyor, bilgisayar kullanıyor ve yazışmalar yapıyoruz. Daha önce bilgisayar ekranına bakmakta, hatta telefonumu okumakta bile zorlanıyordum. Yazıları büyüterek okumak zorunda kalıyordum' diye konuştu. </p><p>'YAKLAŞIK 10 SANİYELİK BİR UYGULAMAYDI'</p><p>Pınar Selvi, 'AÜ Tıp Fakültesi'ne geldim. PTK lazer tedavisi önerildi. İşlem çok kısa sürdü; yaklaşık 10 saniyelik bir uygulamaydı. Şu anda kendimi çok daha rahat hissediyorum. Dikiş gerekmiyor ve ağrısız bir şekilde tamamlanıyor. Tedavi sonrasında güneş gözlüğümüzü takıp çıkıyoruz ve kısa sürede normal yaşantımıza dönebiliyoruz. Telefonumu rahatlıkla okuyabiliyorum. İşimi çok daha konforlu yapabiliyorum. İyi ki bu tedaviyi olmuşum. Çünkü diğer gözümde olduğu gibi bu gözüm için de kornea nakli olma ihtimalim vardı' dedi. </p><p>'AĞRI ŞİKAYETLERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ORTADAN KALKTI'</p><p>Pınar Selvi'nin gözünde oluşan rahatsızlıkların zamanla arttığına dikkati çeken AÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Doç. Dr. Ali Ceylan, 'Hastamızın korneasında ciddi lekelenmeler meydana gelmiş ve buna bağlı olarak görmesi belirgin şekilde azalmış. Yüzey düzensizlikleri ve bunlara bağlı enfeksiyonlar gelişmeye başlamış. En önemlisi de şikayetleri nedeniyle günlük hayatını ve iş yaşamını sürdüremeyecek duruma gelmiş olmasıydı. Kornea yüzeyindeki düzensizlikleri ve lekelenmeleri tedavi etmek amacıyla PTK dediğimiz lazer tedavisini uyguladık. Tedavi sonrasında hem görmesi arttı hem de yıllardır yaşadığı tekrarlayan ağrı şikayetleri büyük ölçüde ortadan kalktı' dedi. </p><p>'GÖZLÜKSÜZ YAŞAM HEDEFLEYEN HASTALARDA DA KULLANABİLİYORUZ'</p><p>Lazer tedavilerinin birçok farklı çeşidi ve kullanım alanı olduğunu belirten Doç. Dr. Ceylan, 'Aynı lazer platformunu, gözlükten kurtulmak isteyen ve gözlüksüz yaşam hedefleyen hastalarda da kullanabiliyoruz. Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi rahatsızlıkların tedavisinde de lazer cihazlarından faydalanıyoruz. Pınar hanımın muayenesi sırasında kornea üzerindeki lekelenmeleri, yüzey bozukluklarını ve diğer problemleri ayrıntılı değerlendik ve tanıyı bu şekilde koyduk. Bu tür sorunlar dışarıdan aynaya bakılarak genellikle fark edilemez. Kesin tanı mutlaka göz muayenesi ile konulur' ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/lazer-tedavisiyle-kornea-naklinden-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/lazer-tedavisiyle-kornea-naklinden-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="42741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kemik erimesine karşı menopoz öncesi önlem alınmalı']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- ÖZELLİKLE menopoz öncesi ve sonrasını kapsayan ilk yıllarda alınacak önlemlerin ilerleyen yaşlarda görülebilecek osteoporoz ve kırık riskini önemli ölçüde azaltabileceğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, 'Kemik erimesi çoğu zaman menopoz sonrasında ortaya çıkan bir sorun olarak bilinse de uzmanlara göre asıl mücadele menopoz öncesinde başlamalı' dedi.</p><p> </p><p>Menopoz döneminde artan kemik erimesi riski, erken dönemde alınacak önlemlerle büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Medipol Koşuyolu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, kemik sağlığının korunmasında menopoz öncesi değerlendirme, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kişiye özel tedavi planlamasının kritik rol oynadığını ifade etti.</p><p> </p><p>'KEMİK SAĞLIĞI İÇİN EN KRİTİK DÖNEM MENOPOZ ÖNCESİ'</p><p>Kemik sağlığının korunmasında menopoz öncesi dönemin kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Ergen, 'Kemik erimesini menopoz sonrasında değil, menopoz öncesinde başlayan ve sonrasında devam eden bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. Özellikle menopoz öncesi ile menopozdan sonraki ilk 5-7 yıllık dönem bizim için çok değerli. Bu süreçte kemik yoğunluğunu koruyabilirsek ilerleyen yaşlarda oluşabilecek kemik kaybı ve kırık riskini önemli ölçüde azaltabiliyoruz. Bu nedenle adet düzensizlikleri başladığı dönemde kemik yoğunluğunu değerlendirerek gerekli koruyucu tedavilere başlamayı hedefliyoruz' dedi.</p><p>'KEMİK ERİMESİ BAŞLAMADAN ÖNLEM ALINMALI'</p><p>İleri yaşlarda görülen osteoporozun yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Ergen, '60-65 yaş sonrasında osteoporoza bağlı patolojik kırıkları daha sık görüyoruz. Bu dönemde tanı konulan kemik erimesi çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşmış oluyor. Bu nedenle risk faktörlerini erken belirlemek, kemik kaybı başlamadan önce gerekli önlemleri almak ve hastaları güçlü bir kemik yapısıyla menopoza hazırlamak büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p><p>'BESLENME, EGZERSİZ VE TEDAVİ BİRLİKTE PLANLANMALI'</p><p>Kemik sağlığının tek bir yöntemle korunamayacağını belirten Prof. Dr. Ergen, 'Kemik sağlığını üç ayaklı bir sistem olarak değerlendirmek gerekiyor. Beslenme, egzersiz ve uygulanacak tedaviler birlikte planlanmalı. Sadece vitamin desteğiyle başarılı sonuç almak mümkün değil. Direnç egzersizleri yapmak, kas kütlesini korumak ve dengeli beslenmek tedavinin ayrılmaz parçalarıdır. Çok zayıf olmak da fazla kilolu olmak da kemik sağlığı açısından risk oluşturabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'TEDAVİ HER KADIN İÇİN FARKLILIK GÖSTERİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tedavi planının kişiye özel hazırlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ergen, 'Her kadının ihtiyaçları farklıdır. Aile öyküsü, kullanılan ilaçlar, eşlik eden hastalıklar, boy, kilo ve yaşam tarzı tedavi planını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle menopoz sürecine giren ya da adet düzensizliği yaşayan kadınların mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak kişiye özel değerlendirme yaptırmaları gerekiyor' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="86898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['El-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık görülüyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında çocuklarda sık görülen el-ayak-ağız hastalığının bulaşıcılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, 'Özellikle havuzlar, kreşler ve ortak oyun alanları bulaş riskini artırabiliyor. Çocuklarda ateş, ağız yaraları, döküntü ve beslenme reddi gibi belirtiler görüldüğünde dikkatli olunmalı' dedi.</p><p>Genellikle 2-10 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle de 5 yaş altı grupta görülen el-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık karşımıza çıkıyor. Viral kaynaklı bu enfeksiyonun hızlı yayılabildiğini belirten Medical Park Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, hastalığın belirtileri, bulaş yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p><p>'YAZ VE SONBAHAR AYLARINDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR'</p><p>El-ayak-ağız hastalığının en sık enterovirüs 71 ve coxsackievirus A16 kaynaklı geliştiğini belirten Dr. Üçel, 'Bu hastalık özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor. Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri nedeniyle görülme dönemlerinde kaymalar olabiliyor' diye konuştu.</p><p>'HAVUZLAR VE KREŞLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR'</p><p>Hastalığın solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini söyleyen Dr. Üçel, 'Yazın havuz sezonunun açılması ve enfekte havuz sularının yutulması bulaş riskini artırabiliyor. Bunun yanında kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor' dedi.</p><p>'İLK BELİRTİLER HALSİZLİK VE ATEŞLE BAŞLAYABİLİYOR'</p><p>Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Üçel, 'İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş görülebilir. Küçük çocuklarda ise huysuzluk, huzursuzluk, salya artışı ve beslenme reddiyle başlayabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'AĞIZ YARALARI VE DÖKÜNTÜLER DİKKAT ÇEKİYOR'</p><p>İlerleyen süreçte ağız içinde ağrılı yaralar oluşabildiğini ifade eden Dr. Üçel, 'Bu yaralar yutma zorluğuna neden olabilir. Sonrasında avuç içi, ayak tabanı, diz, dirsek ve kalça bölgelerinde döküntüler ortaya çıkabilir' dedi.</p><p>'BESLENME REDDİ ÖNEMLİ BİR UYARI OLABİLİR'</p><p>Özellikle küçük çocuklarda ağız yaralarının sıvı alımını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Dr. Üçel, 'Sıvı alamama, beslenme reddi, ateş, kusma ve uykuya meyil gibi bulgular ciddiye alınmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>'BULAŞICILIK İLK 7-10 GÜNDE DAHA YÜKSEK'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastalığın belirtilerinin başlamasından sonraki ilk günlerde bulaşıcılığın arttığını vurgulayan Dr. Üçel, 'Döküntülerin tamamen kaybolması 7 ila 10 gün sürebilir. Bu süreçte çocuğun okula ya da kreşe gönderilmemesi gerekir' diye konuştu.</p><p>'BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİYOR'</p><p>El-ayak-ağız hastalığının bazı başka enfeksiyonlarla karışabileceğini belirten Dr. Üçel, 'Hastalık ağız içi yaralar, suçiçeği, alerjik döküntüler ve uçuk enfeksiyonlarıyla karıştırılabilir. Aileler özellikle ateş, ağız yarası ve el-ayak tabanındaki döküntü birlikteliğinde dikkatli olmalıdır. Ancak çoğu zaman ayrıntılı muayene ile tanı koymak mümkündür' dedi.</p><p>'BAZI DURUMLARDA MUTLAKA HASTANEYE BAŞVURULMALI'</p><p>Üç günden uzun süren ateş, bilinç değişikliği, kusma ve sıvı alamama durumlarının önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Üçel, 'Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu.</p><p>'KORUNMADA HİJYEN KURALLARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR'</p><p>Korunma yollarına değinen Uzm. Dr. Üçel, 'Hasta çocukların izole edilmesi, ellerin sık sık yıkanması, yakın temastan kaçınılması ve ortak kullanım alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi bulaşı önlemede çok önemlidir' ifadelerini kullandı.</p><p>'YETİŞKİNLERDE DE GÖRÜLEBİLİYOR'</p><p>Hastalığın nadiren yetişkinlerde de görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Üçel, 'Yoğun stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin baskılanması ve hasta bireylerle yakın temas yetişkinlerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir' dedi.</p><p>'TEDAVİ SEMPTOMLARA YÖNELİK UYGULANIYOR'</p><p>El-ayak-ağız hastalığında tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Üçel, 'Ağız yaralarının ağrısını azaltmak için topikal tedaviler uygulanabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıvı tüketiminin artırılması ve yumuşak besinlerle beslenme iyileşme sürecini destekler' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="47844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyamızda 2 milyona yakın vatandaşımıza ulaştık]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyamizda-2-milyona-yakin-vatandasimiza-ulastik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyamizda-2-milyona-yakin-vatandasimiza-ulastik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, ' 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyamızda ilk ayı geride bıraktık. İlk 4 haftada 2 milyona yakın vatandaşımıza ulaştık' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ''Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyamızda ilk ayı geride bıraktık. 'Sağlığı hayatın her noktasına taşıyacağız.' diyerek 81 ilde sahaya indik ve ilk 4 haftada 2 milyona yakın vatandaşımıza ulaştık. Sağlığı bir yaşam biçimi haline getirmek için sahada büyük bir özveriyle çalışan ekiplerimize ve bu çağrıya yoğun ilgi gösteren vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Seferberliğimiz tüm hızıyla devam ediyor. Ölçüm noktalarımıza sizleri bekliyoruz' ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyamizda-2-milyona-yakin-vatandasimiza-ulastik</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/bakan-memisoglu-hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa-kampanyamizda-2-milyona-yakin-vatandasimiza-ulastik.jpg" type="image/jpeg" length="32750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MSB: Samsun'dan Ankara'ya 1 karaciğer ve 2 böbrek grefti ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/msb-samsundan-ankaraya-1-karaciger-ve-2-bobrek-grefti-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/msb-samsundan-ankaraya-1-karaciger-ve-2-bobrek-grefti-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), acil organ nakli bekleyen vatandaşlar için Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na ait ambulans uçak ile Samsun'dan Ankara'ya 1 karaciğer ve 2 böbrek greftinin ulaştırıldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, 'Hayata umut taşımaya devam ediyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'mıza bağlı 11'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'na ait ambulans uçağımız, acil organ nakli bekleyen vatandaşlarımız için havalandı. 11 Temmuz 2026 tarihinde Samsun'dan Ankara'ya 1 karaciğer ve 2 böbrek grefti başarıyla ulaştırıldı. Organ nakli bekleyen vatandaşlarımıza şifalar diliyoruz' denildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/msb-samsundan-ankaraya-1-karaciger-ve-2-bobrek-grefti-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/07/agency/dha/msb-samsundan-ankaraya-1-karaciger-ve-2-bobrek-grefti-ulastirildi.jpg" type="image/jpeg" length="66756"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
