<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Günaydın Samsun Haber</title>
    <link>https://www.gunaydinsamsun.com</link>
    <description>Günaydın Samsun Haber, Samsun’dan en güncel, tarafsız ve güvenilir haberleri modern ve sade bir tasarımla sunan dijital haber platformudur. Şehrin gündemini, yerel gelişmeleri ve son dakika haberlerini kaçırmayın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Günaydın Samsun Haber | Tüm hakları saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 13 Sep 2026 03:20:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Alzheimer hastalarının sosyal hayatın içinde kalması önemli']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/alzheimer-hastalarinin-sosyal-hayatin-icinde-kalmasi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/alzheimer-hastalarinin-sosyal-hayatin-icinde-kalmasi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nöroloji Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Yaprak Seçil, Alzheimer hastalarının özellikle çevre, eş, dost ile birlikte sosyal hayatın içerisinde olabilmesinin oldukça önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eylül ayının tüm dünyada Alzheimer farkındalık ayı, 21 Eylül'ün ise Alzheimer günü olarak bilindiğini hatırlatan İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nöroloji Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Yaprak Seçil, hastalık süreci, korunma yöntemleri ve hasta bakımı konularında önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Yaprak Seçil, 'Alzheimer hastalığı çok önemli bir hastalık. Dünyada şu an yaklaşık 55 milyon demans hastası var ve bunların yüzde 70'inin Alzheimer hastalığı olduğunu biliyoruz. Türkiye'de de çok sayıda hastamız var. Belki 1 milyona yakındır diyebiliriz ama tam sayı vermek pek mümkün değil. Bu konuda böyle önemli bir hastalığa elbette ki dikkat çekmek ve farkındalığı yaratmak çok önemli. O nedenle, her yıl eylül ayı farkındalık ayı olarak kutlanıyor ve bizim açımızdan 21 Eylül Alzheimer Günü olarak tüm nöroloji camiasında oldukça önemli bir yer taşıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Alzheimer hastalığının hücresel boyuttaki gelişimini anlatan Prof. Dr. Seçil, 'Alzheimer hastalığı beyinde normalde olmaması gereken birtakım katlanmış proteinlerin, yani birikmemesi gereken proteinlerin birikerek hücrelere zarar vermesi sonucunda oluşan bir hastalık. Beynimizin çalışan bölümleri hep farklı işleri görüyor ve bu alanların birikimine göre farklı şekillerde klinik bulgularla karşılaşabiliyoruz. En çok hafıza sorunlarıyla yani unutkanlıkla karşılaşıyoruz. Sıklıkla hastalar bizde bir şeyleri hatırlayamamaktan yakınarak geliyorlar. Tabi daha ileri aşamalarda beynin diğer fonksiyonlarında da bozulma görebiliyoruz. Normal yaşlılıktan farklı çünkü normal yaşlılıkta da hafif bir unutkanlık olsa da biz bunları zamanla hatırlayabiliyoruz. Yani düşündüğümüzde, ipucu verildiğinde bu bilgileri hatırlamak yaşa bağlıysa kolay oluyor. Ama Alzheimer hastalığında ne kadar ipucu verirseniz verin bazı bilgileri hatırlamak mümkün değil ve günlük hayatımızı ciddi etkileyen bir unutkanlıkla karşı karşıya kalıyoruz. O yüzden ikisi birbirinden aslında oldukça farklı' dedi.</p>

<p>'GÜNÜ, AYI, YILI ŞAŞIRMA KARŞIMIZA ÇIKIYOR'</p>

<p>Hastalığın ilk evrelerinde ortaya çıkan şikayetleri ve ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları aktaran Prof. Dr. Seçil, 'İlk başta hatırlama sorunları, hafıza ile ilgili sorunlar oldukça önemli. Eğer bir hafıza sorunu varsa bunun yaşlılığa bağlı olup olmadığını ailenin ayırması güç olabilir. O yüzden mutlaka en yakındaki uzmana başvurmak lazım. Bunun dışında oryantasyon sorunu dediğimiz özellikle günü, ayı, yılı şaşırma, çok bilindik işleri yapma zorluğu karşımıza çıkıyor. Örneğin bir pilav yapmak çok basit bir şeydir ama bunu unutmak, nasıl yapılacağını şaşırmak çok beklediğimiz bir şey değildir. Günlük hayatın içerisindeki bazı işlerde ortaya çıkan aksaklıklar, unutkanlık nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklar, bunların hepsi uyarıcı olmalı. Özellikle planlama zorlukları, organizasyon sorunları uyarıcı bulgular olarak karşımıza çıkıyor' diye konuştu.</p>

<p>'SAĞLIKLI BESLENME HASTALIĞI ÖTELİYOR'</p>

<p>Hastalığın ortaya çıkmasında çok sayıda faktör bulunduğunu ve genetiğin bunun sadece küçük bir bölümünü oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Seçil, 'En çok korumamız gereken şey aslında beyin damar sağlığımız. Nasıl kalbimizi koruyorsak beynimizi de o şekilde beyin damar sağlığına dikkat ederek korumamız gerekiyor. Özellikle sosyal hayat çok önemli. Sosyal hayatın içinde olmak, spor yapmak, vücut kitle indeksinin belli bir düzeyde olması, kilo almamak, Akdeniz diyetiyle beslenmek, sağlıklı beslenmek bizim önereceğimiz korunma yöntemleri. Ancak tabi ki tam olarak sürecin nasıl ilerlediğini yüzde 100 bilmediğimiz için bütün bu önlemleri alsak bile yine de hastalıkla karşılaşabiliyoruz. Daha gecikmiş olarak görebiliriz ama yine de karşımıza çıkabilir. Fakat sağlıklı beslenmek ve vücut sağlığını diğer alanlarda da korumak hastalığı öteliyor, bunu biliyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'SABIRLI OLMAK VE SOSYAL HAYATIN İÇİNDE KALMAK ŞART'</p>

<p>Alzheimer'ın hasta kadar bakım veren kişiyi de zorlayan bir süreç olduğuna değinen Prof. Dr. Yaprak Seçil, şöyle devam etti:</p>

<p>'Çok zor bir hastalık. Yani hem hastanın kendisi için hem de bakıcısı için, bakıcının da iş gücünden alıkoyulduğunu düşünecek olursanız bakım süreci oldukça zorlu bir süreç. Bu durumda genellikle biz hasta yakınlarıyla iletişim kurup onlara ne yapmaları ne yapmamaları gerektiği konusunda bilgi veriyoruz. Sabırlı olmak çok önemli. Hastanın sosyal hayat içerisinde tutulması çok önemli. Birtakım faaliyetlere katılabilmesi, özellikle çevre, eş, dost ile birlikte sosyal hayatın içerisinde olabilmesi oldukça önemli. Düzenli kontroller ve ilaç takipleri genel olarak önerdiklerimiz arasında yer alıyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/alzheimer-hastalarinin-sosyal-hayatin-icinde-kalmasi-onemli</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/alzheimer-hastalarinin-sosyal-hayatin-icinde-kalmasi-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="32868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyindeki elektrik dalgaları düşünceleri birbirine bağlıyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/beyindeki-elektrik-dalgalari-dusunceleri-birbirine-bagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/beyindeki-elektrik-dalgalari-dusunceleri-birbirine-bagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan yeni bir araştırma, saniyenin onda biri kadar süren kısa elektrik patlamalarının, beynin birbirinden en uzak bölgelerini aynı ritimde eşitleyerek parça parça bilgileri tek bir düşünceye dönüştürdüğünü gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları tanıdık bir sima ile karşılaşıldığında isim, yer ve anıların beynin ayrı loblarında işlenmesine karşın nasıl kesintisiz tek bir hatıraya dönüştüğünü araştırdı. California Üniversitesi San Diego araştırmacıları, dirençli epilepsi tedavisi gören 35 hastanın beynine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla 1373 nöronun elektriksel aktivitesini kaydetti.</p>

<p>Hafıza testleri sırasında 'dalgalanma' adı verilen, saniyede 90 titreşime ulaşan ve saniyenin sadece onda biri kadar süren yüksek frekanslı ritmik elektriksel patlamalar takip edildi.</p>

<p>'22 SANTİMETRE UZAKLIKTAKİ HÜCRELER AYNI ANDA ATEŞLENİYOR'</p>

<p>Araştırmada, söz konusu dalgalanmaların beynin birbirine en uzak noktalarında ve her iki yarım kürede eş zamanlı tetiklendiği tespit edildi. Ortak ritmin yakalanmasıyla aralarında 22 santimetreye kadar mesafe bulunan nöronların eş zamanlı sinyal iletme olasılığının yüzde 30 ila 49 arttığı belirlendi.</p>

<p>'NÖRONLARIN EŞ ZAMANLI ÇALIŞMASI BİLGİ AKIŞINI SAĞLIYOR'</p>

<p>Farklı bölgelerdeki hücrelerin senkronize çalışmasını değerlendiren araştırmanın başyazarı Dr. Ilya Verzhbinsky sürece ilişkin, 'Eş zamanlı ateşlenen nöronlar, beynin veriyi birleştirme gücünü temsil eder. Bir bölgede görsel kimlik çözümlenirken diğer bölgede isme dair kayıtlar tutulur. Oluşan ritmik uyum, en uzak noktalar arasında anlık bir hat açarak hücrelerin ortak bir ekip gibi hareket etmesine olanak tanıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'HAFIZA GÜÇLENDİKÇE RİTİM HIZLANIYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, beynin farklı noktaları arasındaki ritmik bağın tek bir komuta merkezine bağlı olmadığını belirtti. Uzmanlara göre bu durum, bir salondaki insanların hiçbir işaret almadan aynı anda ve aynı ritimde alkış tutmaya başlamasına benziyor.</p>

<p>Hafıza yükü arttıkça eş zamanlı sinyallerin sıklığının da yükseldiğini aktaran bilim insanları, bu mekanizmanın sağlıklı beyinlerdeki işleyişini incelemeyi ve hafıza bozukluklarının tedavisinde yeni bir hedef olup olamayacağını araştırmayı sürdüreceklerini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/beyindeki-elektrik-dalgalari-dusunceleri-birbirine-bagliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-beyindeki-elektrik-dalgalari-dusunceleri-birbirine-bagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="60089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyinde kronik ağrıyı baskılayan 'fren' mekanizması keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yürütülen yeni bir araştırma, beyin sapında yer alan özel reseptörlerin kronik nöropatik ağrıyı dindiren biyolojik bir fren işlevi gördüğünü gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan uluslararası bir çalışmada, sinir hasarından kaynaklanan kronik nöropatik ağrıların beyindeki mekanizması aydınlatıldı. ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, beynin stres ve uyanıklık merkezi olarak bilinen 'lokus seruleus' bölgesinde ağrı iletimini engelleyen yeni bir mekanizma keşfetti.</p>

<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerde, sinir hasarının söz konusu bölgedeki hücreleri aşırı uyararak kronik ağrıyı sürekli kıldığı saptandı. Araştırmacılar, beyin hücrelerinin yüzeyinde bulunan 'mu-opioid' reseptörleri işlevsiz kaldığında ağrı ve temas hassasiyetinin yükseldiğini belirledi. Aynı reseptörlerin tekrar aktive edilmesiyle birlikte kronik ağrı semptomlarının tamamen gerilediği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'AĞRI KESİCİLERİN BAĞIMLILIK RİSKİNİ ORTADAN KALDIRABİLİR'</p>

<p>Milyonlarca kişinin diyabet, enfeksiyon ya da sinir sıkışmasına bağlı kronik nöropatik ağrılar çektiğini ve mevcut tedavilerin yetersiz kaldığını vurgulayan araştırmanın başyazarı Doç. Dr. Jordan McCall, 'Morfin ve fentanil gibi geleneksel opioidler tüm vücuda yayılarak ciddi bağımlılık ve tolerans sorunlarına yol açıyor. Beyindeki bu reseptörlerin bir kapı bekçisi işlevi gördüğünün anlaşılması, doğrudan hedefe odaklanan ve yan etki barındırmayan yeni nesil tedavilerin geliştirilmesini sağlayabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Araştırmacılar, sinir sisteminin genel işleyişini etkilemeden 'lokus seruleus' bölgesindeki reseptörlere odaklanan yeni moleküler tedaviler geliştirmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu yöntem, kronik ağrı yönetiminde daha etkili ve güvenli tedavilerin önünü açabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi.jpg" type="image/jpeg" length="79270"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Okul döneminde çocukların göz sağlığına ekran ve yakın çalışma uyarısı']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/okul-doneminde-cocuklarin-goz-sagligina-ekran-ve-yakin-calisma-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/okul-doneminde-cocuklarin-goz-sagligina-ekran-ve-yakin-calisma-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Şanal Ulu, 'Ekran maruziyetini azaltmak, çocukların dışarıda daha fazla zaman geçirmesini sağlamak ve düzenli göz kontrollerini ihmal etmemek göz sağlığının korunması açısından önem taşıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte çocukların ders, tablet, telefon ve bilgisayar kullanım sürelerinin artabildiğini dile getiren Medical Park TEM Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Elif Şanal Ulu, özellikle okul çağında çocukların göz sağlığının yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Op. Dr. Ulu, miyopi, astigmat ve göz tembelliği gibi görme sorunlarının okul döneminde daha kolay fark edilebildiğini söyledi.</p>

<p>'GÖRME KUSURLARI OKUL DÖNEMİNDE FARK EDİLEBİLİR'</p>

<p>Okulların açılması ve derslerin başlamasıyla birlikte çocuklarda bazı görme kusurlarının fark edilebildiğini kaydeden Op. Dr. Ulu, 'Özellikle ilkokul çağındaki çocukların miyopi, astigmat ve göz tembelliği açısından muayene edilmesi önemlidir. Çocuk tahtayı görmekte zorlanıyor, gözlerini kısıyor, sık sık gözlerini ovuşturuyor veya baş ağrısından yakınıyorsa göz doktoruna götürülmesi önerilir' diye konuştu.</p>

<p>'UZUN SÜRELİ EKRAN KULLANIMI GÖZ YORGUNLUĞUNA NEDEN OLABİLİR'</p>

<p>Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının artmasının çocukların göz sağlığını etkileyebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Ulu, 'Uzun süreli ekran maruziyeti göz kuruluğu, göz yorgunluğu, baş ağrısı, uzak görüşte bulanıklık ve miyopide artışa neden olabilir. Ayrıca gece yatmadan önce ekran kullanımı uyku düzenini bozarak görmeyi olumsuz etkileyebilir' dedi.</p>

<p>Ekran karşısında geçirilen sürenin artmasıyla göz kırpma sayısının azalabildiğini belirten Op. Dr. Ulu, bunun da göz kuruluğu, göz yorgunluğu ve baş ağrısı gibi şikayetlerin artmasına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>'20-20-20 KURALI ÇOCUKLARDA DA UYGULANABİLİR'</p>

<p>Çocukların ekran kullanırken düzenli aralar vermesinin önemine değinen Op. Dr. Ulu, 'Çocuklar da yetişkinler gibi 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzağa bakarak veya gözlerini kapatarak gözlerini dinlendirebilir' diye konuştu.</p>

<p>'EKRAN İLE GÖZ ARASINDAKİ MESAFEYE DİKKAT EDİLMELİ'</p>

<p>Tablet ve bilgisayar kullanırken ekran ile göz arasındaki mesafenin de önemli olduğunu belirten Op. Dr. Ulu, 'Tablet kullanırken yaklaşık 40-50 santimetre, bilgisayar kullanırken ise 50-70 santimetre mesafe uygun olabilir. Ayrıca tablet ve bilgisayar kullanırken çocukların gözlüklerini kullanmaları gerekmektedir' dedi.</p>

<p>'ÇALIŞMA ORTAMI YETERİNCE AYDINLIK OLMALI'</p>

<p>Ders çalışılan ortamın aydınlatmasının da göz sağlığı açısından önem taşıdığını kaydeden Op. Dr. Ulu, 'Oda gün ışığı renginde ve yeterince aydınlık olmalı. Masa lambası sol taraftan çalışma alanına ışık vermeli. Ekran aydınlatması oda ışığına oranla çok parlak olmamalı ve ekranda yansıma oluşturacak başka bir aydınlatma bulunmamalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'ÇOCUKLARIN AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRMESİ ÖNEMLİ'</p>

<p>Çocuklarda miyopi sıklığının artabildiğine dikkat çeken Op. Dr. Ulu, uzun süre kapalı ortamda ve yakına bakarak zaman geçirmenin miyopi gelişimiyle ilişkili olabileceğini belirtti. Op. Dr. Ulu, 'Çocuklar mümkün olduğunca dışarıda zaman geçirerek gün ışığı almalıdır' diye konuştu.</p>

<p>'GÖZ KONTROLLERİ DÜZENLİ OLARAK YAPILMALI'</p>

<p>Çocukların göz kontrollerinin düzenli olarak yapılmasının önemine dikkat çeken Op. Dr. Ulu, 'Çocuklarda doğumda, 1'inci ayda, 6'ncı ayda ve sonrasında yılda bir rutin göz muayenesi yapılmalıdır. Gözlük kullanmayan çocuklar yılda bir, gözlük kullanan çocuklar ise 6 ayda bir kontrol edilmelidir. Ancak okul döneminde görmeyle ilgili ek bir şikayet ortaya çıkarsa rutin kontrol zamanı beklenmeden göz muayenesi yapılması önemlidir' dedi.</p>

<p>'EKRAN MARUZİYETİNİ AZALTIN, AÇIK HAVADA GEÇİRİLEN ZAMANI ARTIRIN'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okulların açılmasıyla birlikte ailelerin çocukların göz sağlığı konusunda günlük yaşamda bazı noktalara dikkat etmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ulu, 'Çocuklarınızı mutlaka göz muayenesine götürün. Gözlükleri yıprandıysa cam ve çerçeve değişimi yapın. Çocuklarınızla bol bol dışarıda vakit geçirin ve ekran maruziyetini azaltın. Doktorunuzun tavsiye ettiği aralıklarla göz kontrollerini yaptırın' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/okul-doneminde-cocuklarin-goz-sagligina-ekran-ve-yakin-calisma-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/okul-doneminde-cocuklarin-goz-sagligina-ekran-ve-yakin-calisma-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="10393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Çocuklarda hareket gelişimindeki gecikmeler göz ardı edilmemeli']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/cocuklarda-hareket-gelisimindeki-gecikmeler-goz-ardi-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/cocuklarda-hareket-gelisimindeki-gecikmeler-goz-ardi-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- ÇOCUKLUK döneminde koşarken yaşıtlarının gerisinde kalmak, merdiven çıkarken sık sık durmak ya da yerden kalkmakta zorlanmanın basit bir gelişim farklılığı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, ailelerin çocukların gelişim basamaklarını yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Erken tanı ve rehabilitasyonun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ağırman, 'Bir çocuk yaşıtları koşarken geride kalıyorsa, merdiven çıkarken durmak zorunda kalıyorsa veya oturduğu yerden kalkarken zorlanıyorsa ailelerin bunu önemsemesi gerekiyor' dedi.</p><p>Duchenne Musküler Distrofi (DMD), özellikle erkek çocuklarında erken yaşlarda ortaya çıkan ve ilerleyici kas güçsüzlüğüne yol açan genetik bir hastalık olarak biliniyor. 7 Eylül Dünya Duchenne Farkındalık Günü kapsamında hastalığın erken belirtilerine dikkat çeken Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, çocukların gelişim basamaklarının aileler tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek uyarılarda bulundu.</p><p>'2-6 YAŞ ARASINDAKİ BELİRTİLER ÖNEMLİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Duchenne Musküler Distrofi'nin genetik temelli bir kas hastalığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ağırman, hastalığın özellikle 2-6 yaş arasındaki erkek çocuklarında belirtiler göstermeye başlayabildiğini söyledi. Kaslarda bulunan bazı proteinlerin eksikliğine bağlı olarak çocukların hareket kabiliyetinde sorunların ortaya çıkabildiğini aktaran Prof. Dr. Ağırman, 'Bu çocuklarda geç yürümeye başlama, yürümekte ve koşmakta güçlük, merdiven çıkarken zorlanma, oturup kalkmada güçlük gibi kas aktivitesi gerektiren hareketlerde problemler görebiliyoruz. Ülkemizde her yıl yaklaşık 150 erkek çocuğun Duchenne ile dünyaya geldiğini biliyoruz. Bu nedenle hastalığın farkındalığının artırılması ve risk taşıyan çocukların erken dönemde tespit edilmesi oldukça önemli' diye konuştu.</p><p>'SADECE KASLARI DEĞİL TÜM VÜCUDU ETKİLEYEBİLİYOR'</p><p>Duchenne'in yalnızca kaslarla sınırlı bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ağırman, hastalığın kalp, solunum sistemi, kemikler ve hareket sisteminin farklı bölümlerini de etkileyebildiğini belirtti. Bu nedenle hastaların multidisipliner bir yaklaşımla takip edilmesinin önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Ağırman, 'Bu sadece bir kas hastalığı değil. Kalbi, solunum sistemini, kemikleri ve hareket sistemini etkileyebilen bütüncül bir hastalık. Bu nedenle birden fazla branşı ilgilendiren multidisipliner bir takip gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'YAŞITLARINDAN GERİDE KALIYORSA DİKKAT'</p><p>Ailelerin çocuklarını yaşıtlarıyla karşılaştırırken hareket becerilerindeki belirgin farklılıkları gözden kaçırmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ağırman, özellikle normal gelişim basamaklarındaki aksamaların dikkate alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ağırman, 'Bir akranı koşarken çocuk geride kalıyorsa, merdiven çıkarken durmak zorunda kalıyorsa, oturduğu yerden kalkarken güçlük çekiyorsa veya küçük çocuklarda normal gelişim basamaklarında bir aksama fark ediliyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmasını tavsiye ediyoruz' dedi.</p><p>ERKEN REHABİLİTASYON BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN ÖNEMLİ</p><p>Duchenne'de erken tanının ardından rehabilitasyon sürecine mümkün olduğunca erken başlanmasının önemine değinen Prof. Dr. Ağırman, tedavide temel hedeflerden birinin çocukların günlük yaşamda bağımsızlıklarını mümkün olduğunca korumak olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ağırman, 'Erken fark etmek, erken tanı koymak, tedavi ve rehabilitasyona erken başlamak bizim için oldukça önemli. Amacımız bu çocuklarda kaliteli ve bağımsız bir yaşamın sürdürülmesi, kas gücünün desteklenmesi ve günlük işlerinde daha bağımsız hale gelmeleridir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının gelişim basamaklarını yakından takip etmelerini tavsiye ediyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/cocuklarda-hareket-gelisimindeki-gecikmeler-goz-ardi-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/cocuklarda-hareket-gelisimindeki-gecikmeler-goz-ardi-edilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="91269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Orta yaşta 3 basit alışkanlık demans hastalığını 13 yıl geciktirebilir]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-orta-yasta-3-basit-aliskanlik-demans-hastaligini-13-yil-geciktirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-orta-yasta-3-basit-aliskanlik-demans-hastaligini-13-yil-geciktirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan bir araştırma; 45-65 yaş aralığında tansiyonu dengede tutmanın, diyabeti önlemenin ve sigaradan uzak durmanın demans hastalığını yaklaşık 13 yıl geciktirebileceğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bir çalışmada, orta yaş dönemindeki yaşam tarzı ve sağlık alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri incelendi. New York Üniversitesi (NYU) araştırmacıları, 55 yaşında demans belirtisi bulunmayan 12 binden fazla kişiyi yaklaşık 25 yıl boyunca takip etti.</p>

<p>Çalışmada, yüksek tansiyon, diyabet ve tütün kullanımı gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin beyin sağlığı üzerindeki etkisi araştırıldı. Bulgular, 45-65 yaş arasında bu üç faktörden hiçbirine sahip olmayan kişilerin, risk taşıyanlara göre ortalama 13 yıl daha uzun süre bunama olmadan yaşadığını ortaya koydu.</p>

<p>'DÜNYADAKİ VAKALARIN YARISI ÖNLENEBİLİR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde 57 milyondan fazla kişinin demansla yaşadığı ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka kaydedildiği hatırlatıldı. Oxford Üniversitesi'nden Prof. Sarah Harper, demans vakalarının neredeyse yarısının yaşam boyu kontrol edilebilecek risk faktörlerinin yönetilmesiyle teorik olarak önlenebileceğini veya geciktirilebileceğini kaydetti.</p>

<p>'GENETİK DEĞİL, BİREYSEL TERCİHLER BELİRLEYİCİ'</p>

<p>NYU'daki araştırmanın uzmanlarından Dr. Josef Coresh, 55 yaş sonrasında demans riskinin hızla arttığını belirterek orta yaş döneminde bu risk faktörlerini kontrol altında tutmanın beyin sağlığını uzun yıllar korumada önemli bir rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, tansiyon ve kan şekeri kontrolü ile sigaradan uzak durmanın büyük ölçüde kişisel yaşam tarzı seçimleriyle ilişkili olduğuna dikkat çekti. Bilim insanları, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin orta yaştan itibaren yaşam alışkanlığı haline getirilmesi gerektiğini de vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-orta-yasta-3-basit-aliskanlik-demans-hastaligini-13-yil-geciktirebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-orta-yasta-3-basit-aliskanlik-demans-hastaligini-13-yil-geciktirebilir.jpg" type="image/jpeg" length="50585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Baldırlarda bulunan kaslar, 'ikinci kalp' işlevi görüyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-baldirlarda-bulunan-kaslar-ikinci-kalp-islevi-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-baldirlarda-bulunan-kaslar-ikinci-kalp-islevi-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmalar, bacaklardaki kanın kalbe geri taşınmasında önemli rol oynayan baldır kaslarının yeterince çalışmamasının, dolaşım sorunlarının yanı sıra ölüm riskini de iki kattan fazla artırabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmada, kanın bacaklardan kalbe geri taşınmasında baldır kaslarının rolü incelendi. Yürüme, koşma veya parmak ucuna yükselme gibi hareketler sırasında kasılan baldır kaslarının, toplardamarları sıkıştırarak kanın yukarı doğru ilerlemesine yardımcı olduğu belirtildi. Bu mekanizmanın tıp literatüründe vücudun 'ikinci kalbi' olarak adlandırıldığı ifade edildi.</p>

<p>ABD'de bir sağlık merkezi tarafından yaklaşık 6 bin hasta üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, baldır kaslarının kan dolaşımındaki pompalama işlevinin zayıf olmasının sağlık üzerinde olumsuz etkilerle ilişkili olduğu görüldü. Araştırmada, bu kişilerin genel sağlık durumlarının daha hızlı gerilediği ve ölüm risklerinin iki kat arttığı tespit edildi. Uzmanlara göre, bacaklardaki kanın yer çekimine karşı kalbe geri taşınması, baldır kasları ve toplardamarlardaki kapakçıkların birlikte çalışmasıyla mümkün oluyor. Bu sistemin yeterince çalışmaması halinde bacaklarda şişlik, ağrı, ağırlık hissi ve kronik varis gibi dolaşım sorunları görülebiliyor.</p>

<p>'MASA BAŞINDA OTURURKEN TOPUK KALDIRMAK BİLE ETKİLİ'</p>

<p>Hareketsiz yaşam tarzı ve saatlerce masa başında oturmanın bu pompalama mekanizmasını devre dışı bıraktığına dikkat çeken araştırmacılar, gün içinde saat başı ayağa kalkıp yürümenin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Ayağa kalkmanın mümkün olmadığı durumlarda ise otururken topukları kaldırıp indirme hareketinin baldır kaslarını çalıştırarak kan dolaşımına ve kan şekeri dengesine katkı sağlayabileceği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, bacakta ani gelişen şişlik, kızarıklık veya şiddetli ağrının pıhtı belirtisi olabileceği konusunda uyarıda bulunarak, haftada en az iki buçuk saat tempolu yürüyüş gibi orta yoğunluklu egzersizlerin yapılmasını tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-baldirlarda-bulunan-kaslar-ikinci-kalp-islevi-goruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-baldirlarda-bulunan-kaslar-ikinci-kalp-islevi-goruyor.jpg" type="image/jpeg" length="99279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Uzun süre oturmak kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İNGİLTERE'de 91 binden fazla kişinin verileriyle yapılan yeni bir araştırma, uzun süre hareketsiz oturmanın her saatinin, kanserden ölüm riskini yüzde 9 oranında artırdığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İskoçya'daki Glasgow Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü bir çalışmada, UK Biobank veri tabanında yer alan 91 binden fazla yetişkinin bir haftalık hareket takip cihazı kayıtları yaklaşık 12 yıl boyunca izlendi. Elde edilen bulgularda en az yarım saat boyunca hareket etmeden oturulan her fazladan saatin, kanserden ölüm riskini yüzde 9 arttırdığı tespit edildi.</p>

<p>'6 KANSER TÜRÜYLE DOĞRUDAN İLİŞKİLİ'</p>

<p>Yapılan çalışmada, uzun süre aralıksız oturmanın, genel kanser vakalarının yanı sıra karaciğer, böbrek, pankreas, kalın bağırsak, meme ve tiroid gibi obezite ile tip-2 diyabet bağlantılı kanser türlerini doğrudan tetiklediği ortaya kondu.</p>

<p>'GÜNDE 1 SAATLİK HAFİF HAREKET ÖLÜM RİSKİNİ YÜZDE 12 AZALTIYOR'</p>

<p>Araştırmacılar, uzun süreli oturma dönemlerinin hafif hareketlerle bölünmesinin kanser riskini azaltabileceğini belirledi. Bulgulara göre, günde bir saatlik oturma süresinin hafif düzeyde fiziksel aktiviteyle değiştirilmesi, kanserden ölüm riskini yüzde 12 oranında azaltabiliyor.</p>

<p>Glasgow Üniversitesi'nden araştırmanın başyazarı Dr. Frederick Ho konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Mevcut sağlık rehberleri genellikle orta veya yüksek yoğunluklu egzersizlere odaklanıyor. Ancak bulgularımız, oturma süresini hafif hareketlerle bölmenin bile metabolik dengeleri korumada ve kanser riskini azaltmada hayati önem taşıdığını gösteriyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın gözlemsel verilere dayandığını vurgulayan uzmanlar, özellikle masa başı çalışanların uzun süre hareketsiz kalmamak için gün içinde kısa yürüyüşler yapmasını ve hafif hareketlerle oturma sürelerini bölmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="30918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Sağlıkta Uluslararası Zirveye Hazır]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/samsun-saglikta-uluslararasi-zirveye-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/samsun-saglikta-uluslararasi-zirveye-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun, 15-18 Ekim’de Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi ve SAMED Kuzey Anadolu Sağlık ve Medikal Fuarı’na ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Samsun, 15-18 Ekim 2026 tarihlerinde 3’üncü Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi ile SAMED Kuzey Anadolu Sağlık ve Medikal Fuarı’na ev sahipliği yapacak.</strong></p>

<p>Tıbbi malzeme ve ekipman üretimindeki gücüyle öne çıkan Samsun, sağlık sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanıyor.</p>

<p>3’üncü Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi ile SAMED Kuzey Anadolu Sağlık ve Medikal Fuarı, 15-18 Ekim 2026 tarihlerinde Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Zirve Ve Fuar Eş Zamanlı Düzenlenecek</strong></h3>

<p>Etkinliklerde sağlık teknolojileri, medikal üretim, sağlık turizmi ve uluslararası iş birlikleri ele alınacak. Organizasyonlarla yeni ticari bağlantıların kurulması, ihracat imkanlarının geliştirilmesi ve Samsun’un sağlık sektöründeki potansiyelinin uluslararası alanda tanıtılması hedefleniyor.</p>

<p>ASKON Samsun Şubesinin planlamasıyla düzenlenecek etkinlikler; Samsun Sağlık Turizmi Derneği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Samsun Valiliği bünyesindeki İl Sağlık Müdürlüğü ile sektör kuruluşlarının desteğiyle gerçekleştirilecek.</p>

<h3><strong>B2B Görüşmeler ve Alım Heyeti Programları Yapılacak</strong></h3>

<p>Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi kapsamında sağlık sektörünün geleceğine yön veren başlıklar değerlendirilecek. Programda B2B görüşmeler, uluslararası alım heyeti organizasyonları ve iş geliştirme toplantıları düzenlenecek.</p>

<p><img alt="Samsun Uluslararasi Ikiztepe Saglik Zirvesi Samed Fuari 2" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/samsun-uluslararasi-ikiztepe-saglik-zirvesi-samed-fuari-2.jpg" width="1450" /></p>

<p>Kamu, özel sektör, akademi, üreticiler, yatırımcılar ve uluslararası sağlık sektörü temsilcileri aynı platformda buluşturulacak.</p>

<h3><strong>Sağlık Teknolojileri ve Medikal Üretim Sergilenecek</strong></h3>

<p>EKO Fuarcılık tarafından düzenlenecek SAMED Kuzey Anadolu Sağlık ve Medikal Fuarı’nda medikal cihazlar, hastane teknolojileri, sağlık tesisi altyapıları, laboratuvar teknolojileri ve tıbbi sarf malzemeleri sergilenecek.</p>

<p>Fuarda ayrıca ortopedi, fizik tedavi, rehabilitasyon, ağız ve diş sağlığı, OTC ve destek ürünleri, dijital sağlık, sağlık turizmi ve uluslararası hasta hareketliliği alanlarında faaliyet gösteren firmalar ürün ve çözümlerini tanıtacak.</p>

<h3><strong>Samsun’un Medikal Üretim Gücü Tanıtılacak</strong></h3>

<p>ASKON Samsun Şube Başkanı Ahmet Alp Doğru, organizasyonların Samsun’un medikal üretim kapasitesini, sağlık altyapısını ve sağlık turizmi potansiyelini dünyaya tanıtacak önemli bir platform olduğunu söyledi.</p>

<p>Samsun’un cerrahi el aletleri ve tıbbi cihaz üretiminde önemli bir merkez olduğunu belirten Doğru, kentte 50’den fazla firmanın 15 binin üzerinde ürün çeşidiyle üretim yaptığını ifade etti.</p>

<p>Doğru, bu ürünlerin 120’den fazla ülkeye ihraç edildiğini ve kilogram başına ihracat değerinin ortalama 1.000 doları aştığını söyledi.</p>

<h3><strong>Yılda Yaklaşık 25 Bin Uluslararası Hasta</strong></h3>

<p>Samsun’un kamu, özel sektör ve üniversite hastanelerinden oluşan güçlü bir sağlık altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Doğru, kentte yılda ortalama 24 bin 785 uluslararası hastaya hizmet verildiğini belirtti.</p>

<p>Doğru, “Bu organizasyonun yeni yatırımlara, ihracata ve güçlü iş birliklerine katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/samsun-saglikta-uluslararasi-zirveye-hazir</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/samsun-uluslararasi-ikiztepe-saglik-zirvesi-samed-fuari-1.jpg" type="image/jpeg" length="83049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Bebeklikte Az Şekerin Etkisi 70 Yıl Sonra Görüldü]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-bebeklikte-az-sekerin-etkisi-70-yil-sonra-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-bebeklikte-az-sekerin-etkisi-70-yil-sonra-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[65 bin kişilik araştırmada, anne karnından 2 yaşına kadar düşük şeker tüketimi bazı kanser türlerinde daha düşük riskle ilişkilendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İngiltere’de yaklaşık 65 bin kişinin sağlık kayıtlarıyla yapılan araştırma, anne karnından 2 yaşına kadar daha az şeker tüketimiyle bazı kanser türlerinde daha düşük risk ve daha yavaş hücresel yaşlanma arasında ilişki bulunduğunu ortaya koydu.</strong></p>

<p>İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmada, yaşamın ilk dönemlerindeki şeker tüketiminin yetişkinlik sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri incelendi.</p>

<p>Bilim insanları, İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’de uygulanan şeker kısıtlamasını doğal bir karşılaştırma ortamı olarak kullandı. Araştırmada, UK Biobank veri tabanında bulunan ve 1951-1956 yılları arasında doğan yaklaşık 65 bin kişinin sağlık kayıtları analiz edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Şeker Tüketimi Bir Anda İki Katına Çıktı</strong></h3>

<p>İngiltere’de şeker karnesi uygulamasının 1953 yılında sona ermesinin ardından ülke genelindeki şeker tüketiminin kısa sürede iki katına çıktığı belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, kısıtlama döneminde anne karnında olan veya yaşamlarının ilk yıllarını geçiren kişilerle uygulama sona erdikten sonra doğanların sağlık verilerini karşılaştırdı.</p>

<h3><strong>Beş Kanser Türünde Daha Düşük Risk Görüldü</strong></h3>

<p>Analiz sonuçlarına göre, anne karnından başlayarak 2 yaşına kadar daha düşük şeker tüketimine maruz kalan kişilerde yetişkinlik döneminde beş farklı kanser türüne yakalanma riskinin daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Araştırmada karaciğer kanseri riskinde yüzde 69, meme kanseri riskinde ise yüzde 36 oranında düşüş belirlendiği bildirildi. Prostat, rektum ve akciğer kanserlerinde de benzer yönde sonuçlara ulaşıldı.</p>

<h3><strong>Hücresel Yaşlanmada İki Yıllık Fark</strong></h3>

<p>Yaşamın erken dönemlerinde daha az şeker tüketen kişilerin telomerlerinin daha uzun olduğu tespit edildi. Hücresel yaşlanmayla ilişkilendirilen göstergelerden biri olan telomerlerdeki farkın, yaklaşık 2 yıllık daha yavaş biyolojik yaşlanmaya karşılık geldiği belirtildi.</p>

<h3><strong>Beslenme Alışkanlığı Yıllar Boyunca Korundu</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, erken çocukluk döneminde daha az şeker tüketen kişilerin bu alışkanlığı ilerleyen yaşlarda da büyük ölçüde koruduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu kişilerin 50’li yaşlarında dahi daha az şeker tükettiği ve daha dengeli beslenme eğilimi gösterdiği kaydedildi.</p>

<h3><strong>Şekeri Tamamen Yasaklamak Anlamına Gelmiyor</strong></h3>

<p>Araştırma ekibi, sonuçların erken çocukluk döneminde şekerin tamamen yasaklanması gerektiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bulguların, organların geliştiği ve metabolizmanın şekillendiği anne karnından 2 yaşına kadar olan dönemde şeker tüketiminin sınırlandırılmasının uzun vadeli sağlık açısından önemli olabileceğini gösterdiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-bebeklikte-az-sekerin-etkisi-70-yil-sonra-goruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-2-yasa-kadar-seker-tuketimi-70li-yaslardaki-sagligi-etkileyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="34528"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Kararları beyniniz vermiyor olabilir]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kararlari-beyniniz-vermiyor-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kararlari-beyniniz-vermiyor-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir çalışma, beynin içinde karar alma mekanizmasından sorumlu merkezi bir yönetim sisteminin bulunmadığını, 'seçim yapma' hissinin duyu, hareket ve çevresel etkileşimlerin bir sonucu olarak kendiliğinden ortaya çıktığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yapılan bir araştırmada, insan beyninin işleyişine ve karar alma sürecine dair geleneksel yaklaşımları bozan yeni bir teori öne sürdü. ABD'deki Indiana Üniversitesi Psikoloji ve Beyin Bilimleri Bölümü'nden Prof. Dr. Tom James, 'önce algılama, sonra düşünerek karar verme ve en son harekete geçme' şeklinde çalışan doğrusal bir sisteme sahip olmadığını savundu. Araştırmada; duyusal ve motor süreçlerin beyinde somut karşılıkları bulunurken, ikisi arasında varsayılan bağımsız bir 'karar verme' merkezinin nörolojik olarak yer almadığı kaydedildi.</p>

<p>Davranışların yalnızca beynin verdiği kararlarla değil, beyin, vücut ve çevrenin sürekli etkileşimiyle şekillendiğini belirten Prof. Dr. Tom James, insanların eylemlerini genellikle arzu, inanç ve niyetlerine dayalı kararların sonucu olarak gördüğünü aktardı. James, 'Karar vermek günlük yaşamı ve davranışları açıklamak için kullanışlı bir kavram olsa da beynin içinde bu süreci yöneten tek bir karar merkezi bulunmamaktadır' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>'ROBOT DA KARAR ALIYORMUŞ GİBİ GÖRÜNEBİLİR'</p>

<p>James görüşünü açıklamak için basit robot sistemlerinden örnek verdi. Yalnızca çevresini algılayıp hareket edebilen bir robotun bile duvarları takip ederken dışarıdan bakıldığında bilinçli kararlar alıyormuş gibi görünebildiğini söyledi. James, 'Bu robotun içinde bir karar mekanizması yoktur; yalnızca çevresini algılar ve buna göre hareket eder. İnsan davranışları da benzer şekilde, merkezi bir denetleyici olmadan duyusal ve motor sistemlerin etkileşimiyle ortaya çıkıyor olabilir' açıklamasını yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, beynin içinde tüm kararları yöneten tek bir 'merkezi denetleyici' arayışının bilimsel açıdan yeterli bir yaklaşım olmadığını bildirdi. Bilişsel sinir bilimin gelecekte, yalnızca zihinsel süreçlere değil, beden ve çevrenin davranışlar üzerindeki etkisine de odaklanması gerektiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kararlari-beyniniz-vermiyor-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-kararlari-beyniniz-vermiyor-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="74045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Okula Dönüş Uyarısı: Sağlık Taraması Şart]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-okula-donus-uyarisi-saglik-taramasi-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-okula-donus-uyarisi-saglik-taramasi-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Zahide Yalaki, okula dönüş hazırlığının kırtasiye alışverişiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek sağlık, uyku ve psikoloji uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zahide Yalaki, okula dönüş sürecinde çocukların fiziksel, gelişimsel ve psikolojik açıdan değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirterek, 'Yeni eğitim dönemi öncesinde çocuğun büyüme ve gelişimi, yaşına uygun aşıları, kronik hastalıkları ve günlük yaşamını etkileyebilecek sağlık sorunları gözden geçirilmelidir. Okula dönüş, çocuk sağlığını bütüncül olarak değerlendirmek için önemli bir fırsattır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UZUN SÜREN ÖKSÜRÜK VE SIK TEKRARLAYAN ENFEKSİYON İHMAL EDİLMEMELİ</p>

<p>Okul öncesinde yapılacak genel sağlık değerlendirmesinin yalnızca mevcut hastalıkların belirlenmesi açısından değil, büyüme ve gelişmenin izlenmesi bakımından da önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yalaki, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Boy ve kilo ölçümlerinin değerlendirilmesi, yaşına uygun aşıların tamamlanması ve varsa kronik hastalıkların kontrol altında olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Özellikle sık tekrarlayan enfeksiyon, uzun süren öksürük, nefes darlığı, alerjik yakınmalar veya çocuğun okul başarısını ve günlük yaşamını etkileyen sağlık sorunları bulunuyorsa eğitim dönemi başlamadan önce hekime başvurulmalıdır.'</p>

<p>'UYKU DÜZENİ SON GECEYE BIRAKILMAMALI'</p>

<p>Tatil döneminde çocukların daha geç yatıp uyanabildiğini belirten Prof. Dr. Yalaki, uyku düzeninin okul açılmadan önce kademeli olarak değiştirilmesi gerektiğini belirterek, 'Çocuğu yalnızca okuldan önceki gece erken yatırmak yeterli olmayabilir. Uyku ve uyanma saatlerinin birkaç gün önceden aşamalı olarak okul düzenine yaklaştırılması, sabah uyanmayı ve derslere uyumu kolaylaştırır. Yetersiz uyku; dikkat, öğrenme, duygu durumu ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir' dedi.</p>

<p>Dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin de çocukların gün içerisindeki enerji düzeyi ve dikkat süresi açısından önemli olduğunu vurgulayan Yalaki, çocukların güne uygun bir kahvaltıyla başlaması, öğün atlamaması ve beslenme çantalarında sağlıklı seçeneklere yer verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'ENFEKSİYONLARDAN KORUNMADA EL HİJYENİ ÖNEMLİ'</p>

<p>Çocukların uzun süre bir arada bulunduğu okul ortamlarında solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonlarının daha kolay yayılabildiğini belirten Prof. Dr. Yalaki, 'Çocuklara ellerini doğru ve düzenli yıkama alışkanlığı kazandırılmalı; su şişesi, bardak, çatal, kaşık ve havlu gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması gerektiği anlatılmalıdır. Sınıfların düzenli olarak havalandırılması da enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olur' diye konuştu.</p>

<p>Ateş, belirgin halsizlik, kusma, ishal veya yoğun solunum yolu belirtileri bulunan çocukların durumunun değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Yalaki, hastalık belirtilerinin göz ardı edilmemesi ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>'AĞIR OKUL ÇANTALARI KAS-İSKELET SAĞLIĞINI ETKİLEYEBİLİR'</p>

<p>Okula dönüş döneminde çanta seçimi ve çalışma ortamının düzenlenmesinin de gözden kaçırılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalaki, çantanın gereğinden fazla doldurulmamasını ve her iki omuza takılarak taşınmasını önerdi. Yalaki, 'Çantanın çocuğun yaşına ve fiziksel özelliklerine uygun olması, ağırlığın sırta dengeli biçimde dağılması önemlidir. Masa ve sandalyenin de çocuğun boyuna uygun şekilde düzenlenmesi; sırt, omuz ve boyun bölgesinde oluşabilecek yakınmaların önlenmesine katkı sağlayabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Okul başlangıcının çocuklar için psikolojik bir uyum süreci de içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. Yalaki, özellikle ilk kez okula başlayacak veya okul değiştirecek çocuklarda kaygı, huzursuzluk, çekingenlik ve ebeveynden ayrılmak istememe gibi tepkiler görülebileceğini belirtti. Ebeveynlerin bu süreçte sakin ve destekleyici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyleyen Yalaki, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Çocuğun endişeleri dinlenmeli ve küçümsenmemelidir. Okul hakkında yaşına uygun, açık ve olumlu bilgiler verilmeli; uyku, yemek ve çalışma saatleri kademeli olarak düzene sokulmalıdır. Fiziksel sağlık kontrolleriyle birlikte çocuğun duygusal ihtiyaçlarının da dikkate alınması, yeni eğitim dönemine daha sağlıklı ve güvenli bir başlangıç yapmasına yardımcı olacaktır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-okula-donus-uyarisi-saglik-taramasi-sart</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/okula-donus-hazirligi-kirtasiye-alisverisiyle-sinirli-kalmamali.jpg" type="image/jpeg" length="36320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kafatasında Beyin Tümörleriyle Savaşan Yeni Yapı Keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/kafatasinda-beyin-tumorleriyle-savasan-yeni-yapi-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/kafatasinda-beyin-tumorleriyle-savasan-yeni-yapi-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'li araştırmacılar, kafatası kemiğinde beyin tümörlerine karşı savaşan yeni bir bağışıklık yapısı keşfetti. Keşif, yeni tedavilere öncülük edebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, kafatası kemiği iliğinde beyne özgü bağışıklık hücrelerinin eğitildiği ve doğrudan beyin tümörleriyle savaşan yeni bir organ benzeri yapı tespit etti. Bu yapının beyin kanseriyle ilk evrelerde mücadele etmek için bir 'güvenlik merkezi' gibi çalıştığı belirlendi. Yapılan deneylerde, bağışıklık hücrelerinin bu merkezlerde eğitilerek vücudun diğer bölgelerine ihtiyaç duymadan doğrudan beyindeki tehditlere karşı savunmaya geçtiği ortaya kondu.</p>

<p>'BEYİN KANSERİ TEDAVİSİNDE ÇIĞIR AÇABİLİR'</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu yapıların özellikle ölümcül bir beyin tümörü türü olan 'glioblastoma' karşı kritik bir rol oynadığını tespit etti. Kafatası altındaki bu bağışıklık odakları güçlendirilen farelerin tümörlerle çok daha etkili savaştığı ve hayatta kalma sürelerinin önemli ölçüde uzadığı aktarıldı.</p>

<p>Çalışmanın başyazarı Prof. Dr. Jonathan Kipnis, bulgulara ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'Kafatası kemik iliği yalnızca koruyucu bir iskeletten ibaret değil; beyne özel bağışıklık tepkilerinin yönetildiği daha önce bilinmeyen merkezlere ev sahipliği yapıyor. Bu yapıların varlığı, nörolojik hastalıklar ve beyin tümörlerinin tedavisinde tamamen yeni kapılar aralayabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'ALZHEIMER VE PARKINSON İÇİN YENİ UMUT'</p>

<p>Uzmanlar, söz konusu yapıların insan kafatasında da bulunduğuna dair güçlü işaretler olduğunu vurguladı. Mevcut bulguların cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kafa derisi altına uygulanacak jellerle bağışıklığı güçlendirme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keşfin yalnızca kanser değil; Alzheimer, Parkinson ve şizofreni gibi bağışıklık bileşeni barındıran birçok nörolojik hastalığın tedavisinde de yeni protokollerin geliştirilmesine öncülük edebileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/kafatasinda-beyin-tumorleriyle-savasan-yeni-yapi-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-bilim-insanlari-kafatasinin-icinde-gizlenen-yeni-bir-organ-kesfetti.jpg" type="image/jpeg" length="82378"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Kahvaltı Saati Yaşam Süresini Etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de 31 binden fazla yetişkinin verileriyle yapılan kapsamlı bir araştırma, ilk ile son öğün saatlerinin yaşam süresi ve kalp damar sağlığı ile doğrudan bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, beslenmede sadece ne tüketildiğinin değil, gıdaların hangi saat aralıklarında alındığının da sağlık üzerinde belirleyici olabileceğini gösterdi. Bilim insanları, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması (NHANES) kapsamında, 31 binden fazla 40 yaş ile üzeri bireylerin beslenme alışkanlıkları ve sağlık kayıtlarını yaklaşık on yıl boyunca takip etti. Yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, vücut kitle indeksi ve kronik hastalıklar gibi etkenlerin de göz önünde bulundurulduğu çalışmada, günün ilk öğün saati geciktikçe ölüm riskinin arttığı tespit edildi.</p>

<p>'İLK ÖĞÜN GECİKTİKÇE KALP HASTALIĞI RİSKİ ARTIYOR'</p>

<p>Verilere göre, ilk kalorisini sabah 07.00-08.00 saatleri arasında alanlara kıyasla, bu öğünü 08.00 sonrasına bırakanlarda erken ölüm riski arttı. Risk, ilk öğünün sabahın ilerleyen saatlerine kaymasıyla yüzde 10 ile yüzde 19 arasında yükselirken, öğleden sonraya bırakıldığında yüzde 29'a çıktı.</p>

<p>Özellikle ilk öğününü öğleden sonraya bırakanlarda kalp ve damar hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 46 daha yüksek olduğu saptandı. Bu kişilerin ortalama yaşam süresinin ise yaklaşık 2,5 yıl daha kısa olduğu belirlendi.</p>

<p>'ÖĞÜN SAATLERİ VÜCUT RİTMİ İÇİN KRİTİK BİR İŞARET'</p>

<p>Günün son öğününün saatine ilişkin analizlerde, en düşük ölüm riskinin akşam 20.00 civarında yemek yiyenlerde görüldüğü belirlendi. Son öğününü 19.00'dan önce tamamlayanlarda risk yüzde 13, gece yarısından sonra yemek yiyenlerde ise yüzde 27 arttı.</p>

<p>Araştırmayı yürüten Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden Dr. Zhilei Shan, geç saatlerde yemek yemenin vücudun biyolojik saati ve metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydederek, 'Öğün saatleri vücut ritmi için kritik bir işarettir. Geç kahvaltı veya geç akşam yemeği, glikoz ve yağ metabolizmasında bozulmalara yol açabilir' ifadelerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar ise çalışmanın gözlemsel verilere dayandığına dikkat çekerek, kişilerin doktor önerisi olmadan yalnızca bu bulgulara dayanarak beslenme düzenlerinde köklü değişiklikler yapmaması gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="28466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Derin Uyku Alzheimer'ı Yavaşlatıyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, derin uykudaki beyin dalgalarının Alzheimer hastalığının ilerlemesine karşı koruma sağlayabileceğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bir araştırma ekibi, hafif ve orta evre Alzheimer teşhisi konmuş 60 yaş ile üzerindeki 60 katılımcının gece boyunca beyin dalgalarını ve uyku döngülerini izledi. Ertesi sabah katılımcılardan alınan beyin omurilik sıvısı örneklerini inceleyen bilim insanları, uyku-uyanıklık dengesini düzenleyen ve 'oreksin' adı verilen kimyasal iletici seviyelerini analiz etti. Katılımcıların bilişsel durumları ise üç yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>'DERİN UYKU SİNYALLERİ HASTALIĞIN SEYRİNİ YAVAŞLATABİLİR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elde edilen bulgular, beyin omurilik sıvısında yüksek düzeyde 'oreksin' bulunan hastalarda Alzheimer belirtilerinin üç yıl içinde daha hızlı kötüleştiğini gösterdi. Ancak derin uyku evresinde (NREM) hafızayı güçlendiren ve yavaş salınımlı beyin dalgaları daha güçlü olan hastalarda, yüksek 'oreksin' seviyesine rağmen hastalığın ilerleyişinin çok daha yavaş olduğu tespit edildi.</p>

<p>'YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİNE IŞIK TUTABİLİR'</p>

<p>Uzmanlar, derin uyku kalitesini artıran ve 'oreksin' seviyesini dengeleyen yaklaşımların, Alzheimer hastalarında hafıza kaybına yol açan toksik proteinlerin (amiloid ve tau) beyinden temizlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Kadın hastalardaki 'oreksin' oranının erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek çıktığı kaydedilen araştırmada, uyku kalitesini artırmaya ve 'oreksin' seviyesini dengelemeye yönelik tedavilerin Alzheimer sürecini yavaşlatmada yeni bir kapı aralayabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor.jpg" type="image/jpeg" length="86838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dengeli beslenen çocukların ekstra takviye almasına gerek yok']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/dengeli-beslenen-cocuklarin-ekstra-takviye-almasina-gerek-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/dengeli-beslenen-cocuklarin-ekstra-takviye-almasina-gerek-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Dilek Orbatu, okullar açılmadan önce çocukların bağışıklığını korumak için alınması gereken önlemlerle ilişkin, 'Yeterli ve dengeli beslenen çocukların ekstra takviye almasına hiçbir zaman gerek olmuyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Dilek Orbatu, okulların açılmasıyla birlikte özellikle anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocukların evdeki korunaklı ortamdan çıkarak toplu alanlara girdiğini ve bulaşıcı hastalık riskinin bu dönemde arttığını söyledi. Sağlıklı bir çocuğun bağışıklığını artırmaktan ziyade mevcut fizyolojik dengesini korumanın esas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Orbatu, 'Çocuklar evdeki korunaklı ortamlarından birdenbire sosyalleştikleri ve pek çok ortak materyali birlikte kullandıkları ortamlara geçecekler. Sağlıklı bir çocukta önceliğimiz bağışıklığı arttırmak değil fizyolojik koşullarda devamlılığını sağlamak olacaktır. Bağışıklığı güçlendirmek için gereksiz takviye ya da ilaç, hatta bazı antibiyotik kullanımına kadar giden büyük hatalar silsilesinin başlangıcına sebep verebiliyoruz' dedi.</p>

<p>'EN ETKİLİ KORUMA: AŞILAMA VE HİJYEN'</p>

<p>Hastalıklarla mücadelede ilk adımın Sağlık Bakanlığı'nın Ulusal Çocuk Sağlığı Aşılama Programı'na uymak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Orbatu, 'Çocukların yaşına göre aşılarının yapılması için aileleri teşvik ediyoruz. Bunun dışında yeterli ve dengeli beslenme çok önemli. Esas bağışıklık sisteminin düzenli fizyolojik sınırlar içerisinde devamlılığını sağlayan en önemli parametre bu. Yeterli ve dengeli beslenen çocukların ekstra takviye almasına hiçbir zaman gerek olmuyor. Özellikle vitaminler, mineraller ya da diğer tüm besinler belli miktarda protein, karbonhidrat ve esansiyel yağ asitlerinin alınması çocuğun tüm sistemlerinin gelişimi için çok önemli' ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Orbatu, çocuklara mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırılması gerektiğini belirtti. Su ve sabunla en az 20 saniye süren yıkamanın yeterli olacağını ifade eden Prof. Dr. Orbatu, suya ulaşılamayan durumlarda yüzde 60'ın üzerinde alkol içeren dezenfektanların kullanılabileceğini ancak sık dezenfektan kullanımını önermediklerini söyledi. Prof. Dr. Orbatu ayrıca bulaşıyı önlemek için öksürürken tek kullanımlık mendil veya dirsek içinin kullanılması gerektiğini, okullarda da ortak çatal, kaşık ve kişisel eşya kullanımının önüne geçilmesinin şart olduğunu dile getirdi.</p>

<p>'UYKU BORCU ERTELENEMEZ'</p>

<p>Uyku düzeninin de önemine dikkati çeken Prof. Dr. Orbatu, şöyle devam etti:</p>

<p>'Büyüme hormonu başta olmak üzere vücudu destekleyen tüm hormonlar gece salınır. Hafta içi geç saatlere kadar tablet ve telefonla vakit geçiren çocukların uyku açığı hafta sonu kapatılamaz, uyku borcu asla ertelenemez. Belli bir uyku ritminin sağlanması çocuk sağlığı açısından son derece önemlidir. Büyümeyi destekleyen bütün hormonlar gece salınır, bu yüzden uyku çok kıymetli.'</p>

<p>'D VİTAMİNİ VE ÇİNKO ALIMINA DİKKAT'</p>

<p>Ailelerin çok sık başvurduğu takviyeler hakkında bilimsel verileri paylaşan Prof. Dr. Orbatu, çocukta bir eksiklik veya yetmezlik yoksa ekstra D vitamini vermenin solunum yolu enfeksiyonları ya da ishalden korumadığını vurguladı. 2025 yılında yayınlanan geniş kapsamlı metaanaliz çalışmalarının da bu tür iddialı bir koruyuculuğun bulunmadığını gösterdiğini söyleyen Orbatu, 'Çinko da doğru beslenme ile alınırsa ekstra takviyeye gerek yoktur. Probiyotiklerin de solunum yolu enfeksiyonları için direkt alınması gerekir ya da koruyuculuğu vardır, bağışıklığı tek başına güçlendirir gibi bir iddia bilimsel açıdan yüksek bir iddiadır' dedi.</p>

<p>'TEKRARLAYAN ENFEKSİYONLARDA İNCELEME ŞART'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk hekimleri tarafından yapılacak aralıklı kontrollerin ve büyüme eğrilerinin takibinin önemine değinen Prof. Dr. Orbatu, 'Sık zatürre ve boğaz enfeksiyonu geçiren, büyüme ve gelişme geriliği olan, tekrarlayan apseleri bulunan veya sık hastaneye yatan çocukların immün yetmezlik açısından detaylı incelenmesi gerekir. Bu tür durumlarda aile öyküsü de mutlaka sorgulanmalı ve uzman hekim takibinde hareket edilmelidir' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/dengeli-beslenen-cocuklarin-ekstra-takviye-almasina-gerek-yok</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/09/agency/dha/dengeli-beslenen-cocuklarin-ekstra-takviye-almasina-gerek-yok.jpg" type="image/jpeg" length="37098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[610 Gramlık Rüzgar Bebeğe Yatak Başında Kalp Ameliyatı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/610-gramlik-ruzgar-bebege-yatak-basinda-kalp-ameliyati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/610-gramlik-ruzgar-bebege-yatak-basinda-kalp-ameliyati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’da 24 haftalık ve 610 gram doğan Rüzgar bebeğin kalbindeki açık damar, yoğun bakım ünitesinde yapılan ameliyatla kapatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ordu’da 24 haftalık ve 610 gram doğan Rüzgar bebeğin kalbindeki açık damar, İstanbul’dan gelen uzman doktor tarafından yenidoğan yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilen ameliyatla kapatıldı.</strong></p>

<p>ORDU’da 24 haftalık ve 610 gram dünyaya gelen Rüzgar bebeğin kalbinde tespit edilen açık damar, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan yatak başı ameliyatıyla kapatıldı.</p>

<p>Vildan Baş’ın 19 gün önce sezaryenle dünyaya getirdiği bebeğinde, PDA (Patent Duktus Arteriozus) adı verilen açık damar tespit edildi. Uygulanan ilaç tedavisine rağmen damar kapanmayınca cerrahi müdahale kararı alındı.</p>

<h3><strong>Sevk Riskli Bulundu</strong></h3>

<p>Rüzgar bebeğin ambulans uçakla İstanbul’a sevk edilmesi planlandı. Ancak 610 gram ağırlığındaki bebeğin naklinin risk oluşturabileceği değerlendirilince, Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinde görev yapan Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Karaci Ordu’ya davet edildi.</p>

<p>Prof. Dr. Karaci, Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Taner Kasar ve Yenidoğan Uzmanı Dr. Bilgin Azrak ile birlikte bebeği bulunduğu yenidoğan yoğun bakım ünitesinde ameliyat etti. Operasyonla kalpte açık kalan damar başarıyla kapatıldı.</p>

<p><img alt="610 Gramlik Ruzgar Bebege Yatak Basinda Kalp Ameliyati 2" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/08/610-gramlik-ruzgar-bebege-yatak-basinda-kalp-ameliyati-2.jpg" width="1450" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Kontrol Ekosu İyi Çıktı”</strong></h3>

<p>Erken ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin başka merkezlere sevkinin riskli olduğunu belirten Prof. Dr. Karaci, “Hastane şartlarının uygun olduğunu değerlendirdik ve buraya geldik. Çocuğun damarını başarılı şekilde kapattık. Kontrol ekosu da iyi çıktı. Operasyon güzel geçti. İnşallah çocuk bundan sonra hızlı bir şekilde büyüyecek” dedi.</p>

<p>Yaklaşık 600 gram ağırlığındaki bir bebeğe müdahalenin büyük hassasiyet gerektirdiğini vurgulayan Karaci, enfeksiyon riskine karşı da son derece dikkatli hareket edildiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Tedavisi Yoğun Bakımda Sürüyor</strong></h3>

<p>Yenidoğan Uzmanı Dr. Bilgin Azrak, ameliyatın ardından bebeğin durumunun stabil olduğunu ve ilk 24 saatin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Ailesinin “Rüzgar” adını verdiği bebeğin yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki tedavisi sürüyor. Operasyonun ardından Prof. Dr. Ali Rıza Karaci’ye teşekkür belgesi takdim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ordu</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/610-gramlik-ruzgar-bebege-yatak-basinda-kalp-ameliyati</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/08/610-gramlik-ruzgar-bebege-yatak-basinda-kalp-ameliyati-1.jpg" type="image/jpeg" length="29824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış Klima Kullanımı Zatürreye Kadar Götürebilir]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/yanlis-klima-kullanimi-zaturreye-kadar-goturebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/yanlis-klima-kullanimi-zaturreye-kadar-goturebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, yanlış klima kullanımının öksürük, bronşit ve zatürreye yol açabileceğini belirterek doğru kullanım uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımı da yaygınlaşıyor. Ancak doğrudan hava akımına maruz kalmak, ortamlar arasında büyük sıcaklık farkı oluşturmak ve filtre bakımını ihmal etmek solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, yanlış klima kullanımının öksürük, hışıltı, balgam artışı, bronşit ve zatürre gibi rahatsızlıklara neden olabildiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Aşırı Sıcak da Güvenli Değil</strong></h3>

<p>Sıcak havanın kalp hızıyla birlikte solunum hızını da artırabildiğini belirten Saygıdeğer, yüksek nemin terin buharlaşmasını ve vücudun serinlemesini güçleştirdiğini ifade etti.</p>

<p>Bu durumun özellikle solunum kapasitesi sınırlı kişilerde daha fazla hissedildiğini vurgulayan Saygıdeğer, “Klimasız ve aşırı sıcak bir ortamda kalmak da güvenli değildir” dedi.</p>

<p>Saygıdeğer; belirgin nefes darlığı, dudaklarda morarma, cümle kurmakta zorlanma, bilinç bulanıklığı veya göğüs ağrısı gelişmesi durumunda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“Klima Çarptı” Şikâyetiyle Başvurular Arttı</strong></h3>

<p>Son günlerde göğüs hastalıkları polikliniğine “Klima çarptı” şikâyetiyle başvuranların sayısında artış yaşandığını belirten Saygıdeğer, hastalarda öksürük, hışıltı ve balgam artışı görülebildiğini kaydetti.</p>

<p>Klimayı tek başına suçlamanın doğru olmadığını dile getiren Saygıdeğer, “Sıcak şehirlerde klima artık vazgeçilmez bir unsur hâline geldi. Klimasız bir ortamda nefes almak gerçekten çok zor. Burada önemli olan klimayı doğru kullanmaktır” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Odalar Arasında Büyük Sıcaklık Farkı Olmamalı</strong></h3>

<p>Klima ayarının dış ortam sıcaklığından çok belirgin şekilde farklı olmaması gerektiğini söyleyen Saygıdeğer, evin odaları arasındaki sıcaklık farklarının da risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Bir odanın aşırı soğuk, diğer odaların ise çok sıcak olmasının ev içindeki geçişlerde rahatsızlık riskini artırabileceğini belirten Saygıdeğer, klimanın doğrudan yüze, göğse veya sırta üflememesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Klima filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi, cihazların bakımının yaptırılması ve gerekli durumlarda filtrelerin değiştirilmesi gerektiğini de vurguladı.</p>

<h3><strong>Astım ve KOAH Hastalarına Uyarı</strong></h3>

<p>Astım ve KOAH hastalarının klima kullanımında daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Saygıdeğer, bu kişilere zatürre eklenmesi durumunda tablonun ağırlaşabileceğini söyledi.</p>

<p>Saygıdeğer, ağırlaşan solunum yolu enfeksiyonlarının hastaların yoğun bakımda tedavi edilmesini gerektirecek bir sürece dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>Öksürük ve Balgam Şikâyeti Arttı</strong></h3>

<p>Klimaya bağlı rahatsızlandığını belirterek polikliniğe başvuran Cemil Aydın (63) da yüksek sıcaklıklar nedeniyle klimasız ortamda bulunamadığını, klima kullanımı sonrasında ise öksürük ve balgam şikâyetlerinin arttığını anlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/yanlis-klima-kullanimi-zaturreye-kadar-goturebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/08/agency/dha/yaz-aylarindaki-klima-carpti-sikayetinde-tek-suclu-klima-degil.jpg" type="image/jpeg" length="92765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Elektrikli scooter kazaları ciddi kırıklara yol açabiliyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/elektrikli-scooter-kazalari-ciddi-kiriklara-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/elektrikli-scooter-kazalari-ciddi-kiriklara-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- OKULLARIN kapanması ve yaz tatilinin başlamasıyla birlikte scooter kullanımına bağlı yaralanmaların arttığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Soyarslan, 'Koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan sürüşler, ciddi yaralanmalara davetiye çıkarabiliyor. Scooter kazalarında en sık el bileği kırıkları, omuz yaralanmaları ve kafa travmalarıyla karşılaşıyoruz' dedi. </p><p>Yaz tatiliyle birlikte çocuklar ve gençler arasında scooter kullanımı yaygınlaşırken, kazalara bağlı yaralanmalar da artıyor. Medipol Üniversite Pendik Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Soyarslan, özellikle kasksız kullanımın ciddi kafa travmalarına yol açabildiğini, scooter kazalarında el bileği kırıkları ve omuz yaralanmalarının sık görüldüğünü söyledi.</p><p>'ELEKTRİKLİ SCOOTERLARDA RİSK ARTIYOR'</p><p>Elektrikli scooterların son yıllarda hem çocuklar hem de yetişkinler arasında yaygınlaştığını belirten Dr. Soyarslan, bu araçların pratik ulaşım sağlamasına rağmen bazı riskleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. Dr. Soyarslan, 'Elektrikli scooterlar artık çok yaygın kullanılıyor. Satın alınabilmelerinin yanı sıra kiralama seçeneklerinin de artmasıyla günlük yaşamın bir parçası haline geldiler. Ancak yeni nesil scooterlarda motor gücünün artmasıyla birlikte araçlar çok kısa sürede yüksek hızlara ulaşabiliyor. Saatte 20-30 kilometre hız düşük gibi görünse de düşme anında ciddi travmalara neden olabiliyor' dedi.</p><p>'KASK KULLANMAMAK HAYATİ SONUÇLAR DOĞURABİLİYOR'</p><p>Scooter kazalarında en önemli risklerden birinin kasksız kullanım olduğuna dikkat çeken Dr. Soyarslan, 'Bu araçlar kullanılırken çoğu zaman kask, dizlik veya koruyucu ekipman kullanılmıyor. Oysa kask kullanımı özellikle kafa travmalarını önlemek açısından büyük önem taşıyor. Scooter kazalarında hayati risk oluşturan kafa travmalarıyla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle sürücülerin mutlaka kaliteli bir kask kullanmaları gerekiyor' diye konuştu.</p><p>'EN SIK EL BİLEĞİ VE OMUZ YARALANMALARI GÖRÜLÜYOR'</p><p>Düşme sırasında refleks olarak ellerin öne uzatıldığını belirten Dr. Soyarslan, bu nedenle bazı kırıkların daha sık görüldüğünü ifade etti. Dr. Soyarslan, 'En sık el bileği kırıklarıyla karşılaşıyoruz. Bunun yanında dirsek yaralanmaları ve köprücük kemiği kırıkları da oldukça yaygın. Ayrıca ani frenleme ya da panik anında ayağın yere sert basılması sonucu ayak bileği burkulmaları ve kırıkları da sık görülüyor' dedi.</p><p>'İKİ KİŞİ BİNMEK KAZA RİSKİNİ ARTIRIYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Scooterların tek kişilik araçlar olduğuna dikkat çeken Dr. Soyarslan, bilinçsiz kullanımın kaza riskini artırdığını söyledi. Dr. Soyarslan, 'İki kişinin aynı scooterı kullanması dengeyi bozuyor ve kaza ihtimalini ciddi şekilde yükseltiyor. Ayrıca sürücülerin hız limitlerine uyması, scooterı trafikte bir araç gibi değerlendirmesi ve düzenli bakım yaptırması gerekiyor. Fren sistemleri ve tekerleklerin periyodik olarak kontrol edilmesi güvenli sürüş açısından büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'KAZA SONRASINDA BİLİNÇSİZ MÜDAHALEDEN KAÇININ'</p><p>Scooter kazası sonrasında yanlış müdahalelerin yaralanmanın şiddetini artırabileceğini belirten Dr. Soyarslan, 'Düşme sonrası ayağa kalkamıyorsanız veya kırık şüphesi varsa mutlaka yardım çağırılmalı ve 112 Acil Servis aranmalıdır. Yaralanan bölgenin mümkün olduğunca hareketsiz tutulması gerekir. Bilinçsiz kişiler tarafından yapılan müdahaleler bazen durumu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemek en doğru yaklaşım olacaktır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/elektrikli-scooter-kazalari-ciddi-kiriklara-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/08/agency/dha/elektrikli-scooter-kazalari-ciddi-kiriklara-yol-acabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="39724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon'da düşme sonucu yaralanan kadın, helikopter ambulansla hastaneye ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/trabzonda-dusme-sonucu-yaralanan-kadin-helikopter-ambulansla-hastaneye-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/trabzonda-dusme-sonucu-yaralanan-kadin-helikopter-ambulansla-hastaneye-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, Trabzon'un Çaykara ilçesindeki Eğrisu Yaylası'nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadının, helikopter ambulansla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ulaştırıldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Trabzon Çaykara'nın Eğrisu Yaylası'nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadın hastamız, helikopter ambulansımızla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ulaştırıldı. Hastamıza acil şifalar diliyor, fedakar sağlık ekiplerimize gönülden teşekkür ediyorum. En zor şartlarda, en kritik anlarda; insan, önce insan' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/trabzonda-dusme-sonucu-yaralanan-kadin-helikopter-ambulansla-hastaneye-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/08/agency/dha/trabzonda-dusme-sonucu-yaralanan-kadin-helikopter-ambulansla-hastaneye-ulastirildi.jpg" type="image/jpeg" length="80528"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
