<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Günaydın Samsun Haber</title>
    <link>https://www.gunaydinsamsun.com</link>
    <description>Günaydın Samsun Haber, Samsun’dan en güncel, tarafsız ve güvenilir haberleri modern ve sade bir tasarımla sunan dijital haber platformudur. Şehrin gündemini, yerel gelişmeleri ve son dakika haberlerini kaçırmayın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Günaydın Samsun Haber | Tüm hakları saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 13 Jun 2026 13:29:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Yaz enfeksiyonları çocukları tehdit ediyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-enfeksiyonlari-cocuklari-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-enfeksiyonlari-cocuklari-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Fatih Karaaslan, 'Yaz aylarında çocuklarda özellikle ishal ve kusma ile seyreden bağırsak enfeksiyonları, enterovirüslere bağlı el-ayak-ağız hastalığı, temiz olmayan deniz ve havuz suyu kaynaklı cilt, göz, kulak ve idrar yolu enfeksiyonları ile böcek ve kene kaynaklı enfeksiyonlar daha sık görülmektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar, çocukların daha fazla açık alanda vakit geçirmesi, havuz ve deniz kullanımının yaygınlaşması bazı enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını artırıyor. Özellikle bağırsak enfeksiyonları, el-ayak-ağız hastalığı, havuz kaynaklı enfeksiyonlar ve böcek-kene temasıyla gelişen hastalıklar yaz döneminde çocuklarda daha sık karşımıza çıkıyor. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Karaaslan, yaz aylarında çocuklarda sık görülen enfeksiyonlar ve bunlardan korunmak için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.</p>

<p>'YAZ AYLARINDA BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARI VE EL-AYAK-AĞIZ HASTALIĞI DAHA SIK GÖRÜLÜYOR'</p>

<p>Yaz döneminde bazı enfeksiyonların belirgin şekilde arttığını söyleyen Uzm. Dr. Karaaslan, 'Yaz aylarında çocuklarda özellikle ishal ve kusma ile seyreden bağırsak enfeksiyonları, enterovirüslere bağlı el-ayak-ağız hastalığı, temiz olmayan deniz ve havuz suyu kaynaklı cilt, göz, kulak ve idrar yolu enfeksiyonları ile böcek ve kene kaynaklı enfeksiyonlar daha sık görülmektedir' diye konuştu.</p>

<p>'SICAK HAVA TEK BAŞINA BAĞIŞIKLIĞI ZAYIFLATMAZ'</p>

<p>Sıcak havaların doğrudan bağışıklık sistemini bozmadığını ancak bazı dolaylı etkiler oluşturabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Karaaslan, 'Sıcak hava doğrudan bağışıklık sistemini zayıflatmaz. Ancak sıvı kaybı, düzensiz beslenme, yetersiz uyku ve aşırı güneş maruziyeti çocukların enfeksiyonlara karşı direncini azaltabilmektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'YAZ İSHALLERİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ HİJYEN EKSİKLİĞİ'</p>

<p>Yaz aylarında sık görülen ishallerin nedenlerine değinen Uzm. Dr. Karaaslan, 'Yüksek sıcaklıklar mikroorganizmaların gıdalarda daha hızlı çoğalmasına neden olur. Mikroorganizmalarla kontamine olmuş yiyeceklerin tüketilmesi, hijyen kurallarına yeterince uyulmaması ve temiz olmayan havuz ya da deniz suyunun yutulması yaz ishallerinin artmasına yol açmaktadır' dedi.</p>

<p>'AÇIKTA SATILAN YİYECEKLER GIDA ZEHİRLENMESİNE YOL AÇABİLİR'</p>

<p>Yaz aylarında açıkta satılan yiyecek ve içeceklere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Karaaslan, 'Özellikle sıcak havanın etkisiyle açıkta satılan yiyeceklerin bakteri, virüs ve parazitlerle kontamine olma ihtimali artmaktadır. Sütlü tatlılar, dondurma, et ürünleri ve uzun süre bekletilmiş yiyeceklerin tüketilmesi çocuklarda gıda zehirlenmelerine yol açabilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>'HAVUZ VE DENİZ ENFEKSİYONLARINA KARŞI DİKKATLİ OLUNMALI'</p>

<p>Yaz tatillerinde havuz ve deniz kullanımının enfeksiyon riskini artırabildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Karaaslan, 'Havuz ve deniz kaynaklı enfeksiyonlar genellikle suyun yutulmasına bağlı gastroenteritler ve temas sonucu gelişen cilt, göz ve kulak enfeksiyonlarıdır. Ayrıca kirli havuz ve deniz suyu teması, ıslak mayoların uzun süre çocukların üzerinde kalması da idrar yolu enfeksiyonlarında artışa neden olabilmektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Korunmak için bazı basit önlemlerin yeterli olabileceğini belirten Uzm. Dr. Karaaslan, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Kirli olduğu düşünülen deniz ve havuzlarda yüzülmemeli, mümkün olduğunca su yutulmamalı, yüzme sonrası duş alınmalı ve kulaklar iyice kurulanmalıdır. Ayrıca ıslak deniz kıyafetleriyle uzun süre durulmamalı mümkün olan en kısa sürede kıyafetler değiştirilmelidir' diye konuştu.</p>

<p>'BELİRTİLER ENFEKSİYONUN TÜRÜNE GÖRE DEĞİŞİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz enfeksiyonlarında görülen belirtilerin enfeksiyonun türüne göre farklılık gösterebildiğini kaydeden Uzm. Dr. Karaaslan, 'Çocuklarda ateş, ishal, kusma, karın ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, cilt döküntüleri, boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve gözlerde kızarıklık gibi belirtiler sık görülmektedir' dedi.</p>

<p>'SIVI KAYBI ÖZELLİKLE KÜÇÜK ÇOCUKLAR İÇİN CİDDİ RİSK OLUŞTURUYOR'</p>

<p>Bebekler ve küçük çocuklarda sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Karaaslan, 'Yetersiz sıvı alımı ve uzun süren ishal-kusma durumlarında ciddi sıvı kayıpları oluşabilir. Ağız kuruluğu, gözlerde çöküklük, idrar miktarında azalma, aşırı uyku hali ve bilinç değişikliği önemli tehlike işaretleridir' diye konuştu.</p>

<p>'TEMİZLENMEYEN KLİMALAR ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRABİLİR'</p>

<p>Klima kullanımının bazı durumlarda enfeksiyonlara zemin hazırlayabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Karaaslan, 'Düzenli temizlenmeyen klimaların filtre ve su sistemlerinde mikroorganizmalar birikebilir. Bu durum özellikle solunum yolu enfeksiyonları açısından risk oluşturur. Ayrıca klimaların oluşturduğu kuru hava, çocuklarda burun ve boğaz mukozasını tahriş ederek enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'KORUNMANIN TEMELİNDE HİJYEN VE YETERLİ SIVI TÜKETİMİ VAR'</p>

<p>Ailelere önemli önerilerde bulunan Uzm. Dr. Karaaslan, şunları söyledi:</p>

<p>'El hijyenine dikkat edilmeli, güvenilir gıda ve içme suyu tercih edilmeli, açıkta satılan ürünlerden kaçınılmalı ve çocukların yeterli sıvı tüketmesi sağlanmalıdır. Havuz hijyenine dikkat edilmesi ve rutin aşıların eksiksiz yaptırılması da enfeksiyonlardan korunmada büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>'BAZI BELİRTİLER ACİL DEĞERLENDİRME GEREKTİRİYOR'</p>

<p>Bazı durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Karaaslan, 'Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda yüksek ateş, ateşin uzun sürmesi, havale geçirilmesi, nefes darlığı, bilinç değişikliği, yeterli sıvı alamama, şiddetli kusma ve ishal nedeniyle gelişen mukozalarda kuruluk ve göz kürelerinde çöküklük gibi aşırı sıvı kaybı belirtileri ve vücutta yaygın cilt döküntülerinin olması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/yaz-enfeksiyonlari-cocuklari-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/yaz-enfeksiyon-1.jpg" type="image/jpeg" length="42058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Enginyurt: Kahverengi kokarca, çocuklar için risk oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-enginyurt-kahverengi-kokarca-cocuklar-icin-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-enginyurt-kahverengi-kokarca-cocuklar-icin-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Özgür Enginyurt, kahverengi kokarca böceğinin özellikle bebek ve küçük çocuklar için sağlık riski oluşturabileceğini belirterek, 'Emekleme dönemindeki çocukların çevreyi ağız yoluyla tanıdığı için aileler dikkatli olmalı' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Bölgesi'nde tarım alanlarında zarara yol açan kahverengi kokarca böceğinin çocuklar açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çeken ODÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, böceğin insanları ısırmadığını ve zehir enjekte etmediğini söyledi. Prof. Dr. Enginyurt, 'Ancak tehdit altında kaldığında salgıladığı kötü kokulu savunma sıvısı; ağız, dudak, dil ve boğaz mukozasında tahrişe, bulantıya, kusmaya ve nadiren alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle emekleme dönemindeki çocukların çevreyi ağız yoluyla tanıma eğilimleri nedeniyle ailelerin dikkatli olması önemlidir' diye konuştu.</p>

<p>Böceğin ağıza alınması halinde öncelikle ağız içinin suyla temizlenmesi ve çocuğun durumunun takip edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Enginyurt, 'Çoğu vakada ciddi bir sağlık sorunu beklenmez ve belirtiler hafif seyirlidir. Ancak ağız ve boğazda belirgin şişlik, nefes almada güçlük, yaygın döküntü, sürekli kusma, aşırı huzursuzluk, yutma güçlüğü veya genel durumda bozulma gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>'ZORLA KUSTURMAYA ÇALIŞMAYIN'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ebeveynlerin panik yapmadan doğru müdahalede bulunmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Enginyurt, 'Ebeveynler, çocuğu zorla kusturmaya çalışmaması, bilinçsiz şekilde ilaç verilmemesi ve mümkünse temas edilen böceği sağlık personeline gösterebilmek için muhafaza edilmesi uygun olacaktır. En etkili yöntem, çocukların bulunduğu yaşam alanlarında kahverengi kokarca ile mücadele edilmesi ve çocukların böcekle temasının önlenmesidir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-enginyurt-kahverengi-kokarca-cocuklar-icin-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/prof-dr-enginyurt-kahverengi-kokarca-cocuklar-icin-risk-olusturuyor.jpg" type="image/jpeg" length="50969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: İnsanlarımızın sporla ve egzersizle bedenlerini korumasını istiyoruz]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-insanlarimizin-sporla-ve-egzersizle-bedenlerini-korumasini-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-insanlarimizin-sporla-ve-egzersizle-bedenlerini-korumasini-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nisa MİĞAL-Ali Oğulcan ARSLAN/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Bugün 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' mottosuyla insanlarımızın hareketli olmasını; sadece yemekle, diyetisyenlerle değil, fizyoterapistlerle, sporla ve egzersizle bedenlerini korumasını istiyoruz' dedi.</p><p>Bakan Kemal Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı'nın toplumda fiziksel aktivite farkındalığının artırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve bireylerin hareket kapasitesinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye genelinde hayata geçireceği 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası tanıtım etkinliğine katıldı. Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen etkinlikte, vatandaşların hareket kapasitesi çeşitli test ve ölçümlerle değerlendirildi. Alanda ayrıca; kronik hastalıklar, sigara bırakma, sağlıklı beslenme, organ bağışına yönelik stantlar açılarak, vatandaşlar bilgilendirildi. Hareket yaşı, olması gerekenden düşük çıkanlar, ücretsiz hizmet veren sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirildi.</p><p>'EN BÜYÜK HEDEFİMİZ SAĞLIKLI TOPLUM'</p><p>Burada konuşan Bakan Memişoğlu, Türkiye'de son 24 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, sağlıkta dünyaya örnek olacak şekilde müthiş bir hizmet verdiklerini söyleyerek, 'Bizler bu sağlık hizmetinin yanında, sağlık kültürünü oluşturup, insanların hastalanmadan bedenini ve sağlığı koruma kültürünü geliştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. O nedenle de koruyan sağlık sisteminde 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' diyoruz. En büyük hedefimiz sağlıklı bir toplum. Bunun için herkesin sağlıklı kalmak adına çaba harcamasını istiyoruz. Türkiye temel sağlık hizmetleri dediğimiz; aile hekimliğiyle, toplum sağlığı merkezleriyle, sağlıklı hayat merkezleriyle büyük bir sağlık ordusuna sahip. Bir buçuk milyar insanımıza hem tedavide hem koruyuculukta sağlık hizmeti veriyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'10 MİLYON İNSANA 513 TON KİLO KAYBETTİRDİK'</p><p>Önceliklerinin insanların sağlıklı olması ve sağlıklı kalması olduğunu vurgulayan Memişoğlu, 'Bunun için de en önemli işimiz ve risklerimizden en önemlisi kilo, hareketsizlik ve maalesef bağımlılık. Sigaradan internetine kadar, sosyal bağımlılığa kadar. Biz Sağlık Bakanlığı olarak hem sağlık kültürü hem de farkındalık oluşturmak için geçen sene biliyorsunuz, 'Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa' mottosuyla yaklaşık 10 milyon insanımızın meydanlarda kilolarını, boylarını ölçtük. Esasında insanların kilosuyla alakalı sıkıntıyı göstermek için yaptık. Normalde sağlık sistemlerimizde kilo ve boyu ölçüyoruz ama istiyoruz ki insanlar bizimle beraber sağlıklı kalmayı ve sağlık sistemini sadece tedavi için hastalık için değil, sağlıklı kalmak için de kullansınlar. Bu insanlarımızı sağlık hayat merkezlerine, diyetisyenlerimize yönlendirerek 10 milyon insana 513 ton kilo kaybettirdik. Esasında onlara sağlık kazandırdık' ifadelerini kullandı. </p><p>'HAREKETLİ OLALIM, SAĞLIKLI KALALIM'</p><p>Bakan Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:</p><p>'Aynı şekilde sigara ve bağımlılıkla ilgili de toplumumuzun bu başarıyı göstermesini istiyoruz. Bugün de 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' mottosuyla insanlarımızın hareketli olmasını; sadece yemekle, diyetisyenlerle değil, fizyoterapistlerle, sporla ve egzersizle bedenlerini korumasını istiyoruz. Bakın Ankara'nın güzel bir havasında bizler geldik; kravatımızı, takım elbiselerimizi çıkarttık, evimize gitmeden önce hareket yapacağız, spor yapacağız, egzersiz yapacağız. Böylece kalp hastalığından, eklem hastalığından, tansiyondan, her türlü hastalıkla ilgili risklerden uzaklaşacağız. Herkese şunu söylüyoruz; şu anda Türkiye'de 348 tane sağlıklı hayat merkezi var. Buralarda fizyoterapistimizden diyetisyenimize, çocuk gelişimcisinden gebe okullarına ve kanser taramalarına kadar 17 tane hizmeti ücretsiz verebiliyoruz. Buralardan MHRS üzerinden randevu alınabildiği gibi aile hekimleri veya hastanelerden de randevu alınabilir. Lütfen beraber kilolarımızı verelim; hareketli olalım, sağlıklı kalalım.' </p><p>'BİR AY SAHADA OLACAĞIZ'</p><p>Memişoğlu, vatandaşı sağlık ocaklarında, aile sağlık merkezlerinde ve hastanelerde beklemeyeceklerini söyleyerek, 'Biz sizlerin bu kiloyu vermeniz ve hareketli kalmanız için mobil TIR'lar ve sigara bırakma polikliniklerini oluşturduk. Tansiyonunuzu, kilonuzu ölçeceğiz. İnsanlarımızı arıyoruz, kanser taraması yapıyoruz. Geçen sene 7,7 milyon insanımızı aradık. Yaklaşık 28 binin üzerinde insanın da geç kalmadan kanser olarak hayatları sürmeden erken safhada kanserlerini yakaladık ve tedavi ettirdik. 'Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun' diyoruz. Biz bir ay sahada olacağız. İnsanların hareket yaşını öğreneceğiz. Nüfus cüzdanınızda hangi yaş yazarsa yazsın, bedeniniz ve kaslarınızın yaşı önemlidir. Ve siz bu yaşı genç tutmak için hareketli olmak zorundasınız, hareket yapmak zorundasınız. Her bir vatandaşımız da lütfen bedenlerini korusunlar, sağlıklarını korusunlar. Bizimle beraber bir ay içinde hareket yapma, sağlıklı kalma alışkanlıkları kazansınlar' dedi.</p><p>Bakan Memişoğlu konuşmasının ardından stantları gezip, gençlerle birlikte bisiklet sürüp, basketbol oynadı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/bakan-memisoglu-insanlarimizin-sporla-ve-egzersizle-bedenlerini-korumasini-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/bakan-memisoglu-insanlarimizin-sporla-ve-egzersizle-bedenlerini-korumasini-istiyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="50208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Hamilelikte Aşı Rehberi]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmandan-hamilelikte-asi-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uzmandan-hamilelikte-asi-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güneş Topçu, gebelikte yapılabilecek ve yapılmaması gereken aşılar hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)-</p>

<p>Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güneş Topçu, gebelik döneminde uygulanabilecek ve uygulanmaması gereken aşılarla ilgili açıklamalarda bulundu. Topçu, gebelikte zamanında yapılan aşıların anneyi enfeksiyonlara karşı korurken pasif bağışıklık yoluyla bebeğe de koruma sağladığını ifade etti.</p>

<p>Aşılamanın ideal olarak gebelik planlanmadan önce tamamlanması gerektiğini belirten Topçu, gebelik sürecinde uygulanacak aşıların anne ve bebeğin sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Gebelikte Hangi Aşılar Yapılabilir?</strong></h3>

<p>Gebelikte uygulanabilen aşılar arasında inaktif grip aşısı, tetanoz-difteri-boğmaca aşısı ve Kovid-19 aşısının yer aldığını belirten Topçu, tetanoz aşısının genellikle gebeliğin 20'nci haftasından sonra önerildiğini söyledi.</p>

<p>İnaktif grip aşısı ve Kovid-19 aşısının ise gebeliğin herhangi bir döneminde uygulanabileceğini ifade eden Topçu, bu aşıların hem anne adayını hem de bebeği ciddi enfeksiyonlara karşı koruduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Riskli Bölgelere Gidecek Gebeler Dikkat Etmeli</strong></h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün bazı özel durumlarda ek aşılar önerdiğini kaydeden Topçu, meningokok, hepatit A, hepatit B, hepatit E, Japon ensefaliti, çocuk felci ve kuduz aşılarının risk durumuna göre uygulanabileceğini söyledi.</p>

<p>Özellikle bulaş riskinin yüksek olduğu bölgelere seyahat edecek anne adaylarının bu konuda doktorlarına danışmaları gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Canlı Aşılar Gebelikte Önerilmiyor</strong></h3>

<p>Gebelik döneminde uygulanmaması gereken aşılar hakkında da bilgi veren Topçu, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, tüberküloz ve canlı grip aşılarının hamilelikte yapılmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca HPV aşısının da gebelik sürecinde önerilmediğini ifade eden Topçu, canlı aşıların anne ve bebek sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Hepatit A ve B Aşıları İçin Uyarı</strong></h3>

<p>Ulusal aşı takviminde yer almasına rağmen bazı anne adaylarının hepatit A ve hepatit B aşılarını yaptırmamış olabildiğini belirten Topçu, bu hastalıkların gebelik döneminde daha ağır seyredebildiğini söyledi.</p>

<p>Bulaş riski bulunan anne adaylarına hepatit A ve B aşılarını önerdiklerini ifade eden Topçu, endemik bölgelere seyahat edecek gebelerde sarıhumma, çocuk felci ve inaktif tifo aşılarının da değerlendirilebileceğini kaydetti.</p>

<h3><strong>Aşı Planlaması Gebelik Öncesinde Yapılmalı</strong></h3>

<p>Anne adaylarının gebelik planlaması sürecinde aşı durumlarını gözden geçirmelerinin önem taşıdığını belirten Topçu, eksik aşıların gebelik öncesinde tamamlanmasının hem anne hem de bebek sağlığı açısından en güvenli yaklaşım olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmandan-hamilelikte-asi-rehberi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/gebelikte-yapilan-asi-annede-hastaligi-onlerken-bebekte-de-pasif-bagisiklik-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="81424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Özcan: Menopoz sonrası pelvik taban sorunları tedavi edilebilir]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozcan-menopoz-sonrasi-pelvik-taban-sorunlari-tedavi-edilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozcan-menopoz-sonrasi-pelvik-taban-sorunlari-tedavi-edilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- FİZİK Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Didem Sezgin Özcan, menopoz sonrası dönemde östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak pelvik taban kaslarında ve bağ dokularında zayıflama görülebildiğini belirterek, 'İdrar kaçırma, pelvik ağrı ve organ sarkmaları gibi sorunlar yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemeli. Bu sorunlar uygun tedavi ve rehabilitasyon yöntemleriyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Medicana International Ankara Hastanesi'nden Menopoz Wellness Komitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Didem Sezgin Özcan, menopoz sonrası dönemde östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kadın vücudunda birçok değişiklik meydana geldiğini söyleyerek, 'Bu değişimlerden en fazla etkilenen bölgelerden biri, pelvik tabandır. Pelvik taban, mesane, rahim, vajina ve bağırsak gibi organları destekleyen kas, fasya ve bağ dokularından oluşmaktadır. Pelvik taban, idrar ve dışkı kontrolünün sağlanması, organların normal anatomik konumlarının korunması ve cinsel fonksiyonların sürdürülebilmesi açısından kritik görevler üstlenmektedir. Menopozla birlikte östrojen seviyelerinin belirgin şekilde düşmesi bağ dokusunda kolajen kaybına yol açmaktadır. Kolajen üretiminin azalması ve yaşlanmaya bağlı değişiklikler nedeniyle pelvik taban kasları eski gücünü, hacmini ve kasılma hızını kaybedebilmektedir. Bunun yanı sıra mesane duyarlılığında da artış görülebilir. Tüm bu değişimler sonucunda kadınlarda idrar kaçırma, sık idrara çıkma, pelvik organ sarkmaları, kabızlık, pelvik ağrı ve cinsel fonksiyon bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu şikâyetler birçok kadın tarafından yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmekte ve kabullenilmektedir. Ancak bunlar tedavi edilebilir sağlık sorunlarıdır' diye konuştu.</p><p>'HAPŞIRIRKEN VEYA GÜLERKEN İDRAR KAÇIRMA GÖRÜLEBİLİYOR'</p><p>Hapşırma, öksürme, gülme ya da ağır bir yük kaldırma sırasında ortaya çıkan idrar kaçırmanın, pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneyi destekleyen yapıların yeterince güçlü olmaması nedeniyle gelişebildiğini belirten Prof. Dr. Özcan şunları söyledi:</p><p>'Bu durum kadınların sosyal yaşamlarını, iş hayatlarını ve psikolojik iyi oluşlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Pelvik taban rehabilitasyonun temel amacı pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi, kasların doğru zamanda ve doğru şekilde çalışmasının sağlanması ve bölgenin fonksiyonel kapasitesinin artırılmasıdır. Tedavi süreci ayrıntılı bir değerlendirme ile başlar. Her hastanın ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş bir program oluşturulur. Bu programlarda pelvik taban kas egzersizleri, biofeedback uygulamaları, elektrik stimülasyonu, manuel terapi yöntemleri ile solunum ve gövde kaslarını içeren destekleyici egzersizler kullanılabilmektedir. Ayrıca hastalara pelvik tabanı korumaya yönelik yaşam tarzı düzenlemeleri, fiziksel aktivitenin artırılması, kabızlığın önlenmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları konusunda da eğitim verilmektedir. Doğru değerlendirme ve uygun pelvik taban rehabilitasyonu ile birçok hastada şikayetler belirgin ölçüde azaltılabilmekte, yaşam kalitesi artırılabilmektedir. Bu nedenle idrar kaçırma, pelvik ağrı veya sarkma hissi gibi yakınmaları olan kadınların gecikmeden uzman desteği alması büyük önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/prof-dr-ozcan-menopoz-sonrasi-pelvik-taban-sorunlari-tedavi-edilebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/prof-dr-ozcan-menopoz-sonrasi-pelvik-taban-sorunlari-tedavi-edilebilir.jpg" type="image/jpeg" length="69487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Çocuklarda yanlış ekran kullanımı skolyoz riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-uyari-cocuklarda-yanlis-ekran-kullanimi-skolyoz-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-uyari-cocuklarda-yanlis-ekran-kullanimi-skolyoz-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- ORTOPEDİ ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Rıfat Şahin, çocuk ve ergenlerde son yıllarda daha sık görülmeye başlayan skolyozun erken teşhisle başarılı şekilde tedavi edilebildiğini belirterek, 'Uzun süre cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanımına bağlı gelişen yanlış duruş alışkanlıkları hastalığın görülme sıklığını artırmaktadır. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, bel girintilerinde asimetri ve öne eğilme sırasında sırtta tek taraflı kabarıklık skolyozun önemli belirtileri arasında yer alır' dedi.</p><p>Lokman Hekim Etlik Hastanesi'nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Rıfat Şahin, çocuk ve ergenlerde son yıllarda daha sık görülmeye başlayan skolyozun erken dönemde fark edilerek başarılı şekilde tedavi edilebildiğini söyleyerek, 'Uzun süre cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanımına bağlı yanlış duruş alışkanlıkları, hastalığın görülme sıklığını artıran önemli etkenlerden biridir. Skolyoz toplumda çoğu zaman kamburlukla karıştırılmaktadır. Ancak iki durum birbirinden farklıdır. Anne ve babalar bazı fiziksel değişiklikleri gözlemleyerek skolyozu erken dönemde fark edebilir. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel girintilerinde asimetri ve öne eğilme sırasında sırtta tek taraflı kabarıklık oluşması önemli uyarı işaretleri arasında yer alır. İlk bulguların tespitinde basit ancak etkili bir yöntem olan 'Adams' öne eğilme testinden yararlanılabilir. Kesin değerlendirme ise, ortopedi ve omurga cerrahisi uzmanları tarafından yapılmalıdır' diye konuştu.</p><p>Günümüzde skolyoz sıklığındaki artışın nedenlerinden birinin çocukların dijital ekranlar karşısında uzun süre yanlış pozisyonda vakit geçirmesi olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Şahin, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> 'Uzun süre dik oturmayan, vücudunun tek tarafına yük bindirerek sağa veya sola yaslanan çocuk ve ergenler risk altında bulunuyor. Spor sırasında vücudun tek tarafının aşırı kullanılması ya da okul çantasının sürekli aynı omuzda taşınması da omurga dengesini bozabiliyor. Skolyozun erken dönemde tespit edilmesi tedavi başarısını artırmaktadır. Birçok hastada cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan düzenli klinik takip, kişiye özel egzersiz programları ve uygun korse tedavileriyle eğriliğin ilerlemesi kontrol altına alınabilir. Özellikle hızlı büyüme dönemindeki çocuk ve ergenlerin düzenli omurga muayenesinden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Erken teşhis sayesinde skolyoz etkin şekilde tedavi edilebilir ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri azaltılabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-uyari-cocuklarda-yanlis-ekran-kullanimi-skolyoz-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/uzmanindan-uyari-cocuklarda-yanlis-ekran-kullanimi-skolyoz-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="94940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından yaz aylarında öğün saatleri uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-yaz-aylarinda-ogun-saatleri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-yaz-aylarinda-ogun-saatleri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Serhat YILMAZ/SERDİVAN(Sakarya),(DHA)- ÖZEL Adatıp Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Melike Gençay, yaz aylarında yalnızca tüketilen besinlerin değil, öğün saatlerinin de beslenme dengesi üzerinde etkili olduğunu belirterek tavsiyelerde bulundu.</p><p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte beslenme alışkanlıklarının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Özel Adatıp Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Melike Gençay, öğünlerin gün içindeki dağılımının sağlıklı bir beslenme düzeni açısından önemli olduğunu söyledi.</p><p>Gençay, 'Sıcak havalarda beslenme düzeni yalnızca tüketilen besinlerle değil, öğün saatleriyle de yakından ilişkili. Özellikle kahvaltının atlanmaması, ana öğünlerin çok geç saatlere bırakılmaması ve gün boyunca yeterli sıvı tüketilmesi oldukça önemli' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Geç saatlerde tüketilen ağır, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerin sindirim sistemi üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Gençay, 'Yaz döneminde daha hafif, dengeli ve kişinin ihtiyaçlarına uygun öğünleri tercih etmek günlük yaşam konforunu artırmaya yardımcı olur' diye konuştu. </p><p>Su tüketiminin de yaz aylarında beslenme planının önemli bir parçası olduğunu kaydeden Gençay, sıvı alımının gün içine yayılması gerektiğini ifade etti. Şekerli, gazlı ve yüksek kalorili içeceklerin suyun yerini tutmadığını belirten uzman diyetisyen, yeterli su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Her bireyin yaşı, sağlık durumu, günlük aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarının farklılık gösterdiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Melike Gençay, yaz aylarında sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturabilmek için kişiye özel değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uzmanindan-yaz-aylarinda-ogun-saatleri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/uzmanindan-yaz-aylarinda-ogun-saatleri-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="47650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Katarakt, bulanık görme ve gece görüşünde azalmaya neden oluyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/katarakt-bulanik-gorme-ve-gece-gorusunde-azalmaya-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/katarakt-bulanik-gorme-ve-gece-gorusunde-azalmaya-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- GÖZ Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Cüneyt Özmen, kataraktın gözün içine giren ışığı retina üzerine odaklayan doğal kristal lensin matlaşması veya bulanıklaşması sonucu ortaya çıktığını belirterek, 'Katarakt bulanık görme, loş ışıkta okuma zorluğu ve gece görüşünde azalma gibi şikayetlerle kendini göstermektedir. Bu durum, lensteki proteinlerin kimyasal ve yapısal değişimlere uğrayarak şeffaflığını kaybetmesi, lensin sertleşmesi veya renginin sarıdan kahverengiye dönmesi sonucu gelişir' dedi.</p><p>Memorial Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Mehmet Cüneyt Özmen, 1-30 Haziran Katarakt Farkındalık Ayı nedeniyle, katarakt ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Özmen, 'Kataraktın en yaygın türü yaşa bağlı (senil) katarakttır. Yeterince yaşayan herkeste katarakt gelişecektir. Genetik alt yapıya bağlı olarak kataraktın gelişme yaşı değişiklik gösterebilir. Ancak katarakt sadece yaşlılıkla ortaya çıkmaz. Travma (yaralanmalar), metabolik hastalıklar (diyabet gibi), bazı ilaçların kullanımı (steroidler), genetik yatkınlık veya doğumdan itibaren (konjenital) görülebilen pek çok farklı türü ve nedeni vardır. Katarakta sebep olan risk faktörleri ise şunlardır. Diyabet (yüksek kan şekeri), oral veya solunan steroid kullanımı, aşırı UV (ultraviyole) ışığına maruz kalma, sigara içme, göz travmaları, geçirilmiş göz ameliyatları, bazı göz hastalıkları (üveit gibi). Risk faktörlerini ortadan kaldırmak katarakt gelişimini yavaşlatmakla birlikte yaşa bağlı değişiklikler engellenememektedir. Katarakt genellikle yavaş ve ağrısız gelişir. Yaygın belirtiler arasında bulanık görme, loş ışıkta okuma zorluğu, zayıf gece görüşü, ışıkların etrafında parlama (glare) ve haleler oluşması, renklerin canlılığını yitirmesi, çift görme, ayrıca sık gözlük numarası değişimi ve 55 yaş üstü kişilerde aniden yakını gözlüksüz okuyabilme yeteneği (ikinci görüş) de bir belirti olabilmektedir' diye konuştu. </p><p>'ERKEN DÖNEMDE FARK EDİLMEYEBİLİR'</p><p>Prof. Dr. Özmen, sözlerine şöyle devam etti; 'Görmede kademeli bir azalma yaşanır ve bu durum genellikle gözlükle düzeltilemez. Kontrast duyarlılığı kaybı, renkleri ayırt etme zorluğu ve özellikle uzağı görmede netlik kaybı (bazı türlerde yakını görme daha çok etkilenebilir) gibi değişiklikler meydana gelir. Ancak bu değişiklikler yavaş geliştiği için katarakt, kişinin kendisi tarafından erken dönemde fark edilemeyebilir. Hem bu nedenle hem de glokom gibi diğer göz hastalıklarını erken tanıyabilmek için 40 yaş sonrası yıllık göz kontrolü herkese önerilmektedir. Teşhis, kapsamlı bir göz muayenesi ile konulur. Muayenede görme keskinliği ölçülür, parlama testi yapılır ve biyomikroskop muayenesi ile lensin durumu, kornea sağlığı ve pupil genişliği incelenir. Ayrıca retina ve optik sinirin sağlığı da değerlendirilir. Ameliyat planlanıyorsa, göze yerleştirilecek lensin gücünü belirlemek için özel ölçümler (aksiyel uzunluk, kornea kırıcılığı gibi) yapılır.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'CERRAHİ YÖNTEM TEK VE KESİN TEDAVİDİR' </p><p>Kataraktın ilerlemesini durduracak tıbbi bir tedavinin olmadığını ifade eden Prof. Dr. Özmen, 'Kataraktın tek kesin tedavisi cerrahidir. Ameliyat, lens opasitesi hastanın görme fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini kısıtlamaya başladığında gerekli hale gelir. Güncel tedavide, bulanıklaşan lens çıkarılır ve yerine şeffaf bir göz içi lens (IOL) yerleştirilir. Modern cerrahide monofokal, multifokal veya astigmatizmayı düzelten çeşitli lens seçenekleri mevcuttur. Bu özellikli lensler sayesinde ameliyat sonrası uzak/orta veya yakın mesafede gözlükten bağımsız bir yaşam mümkün olabilmektedir. Lens seçimine muayene ve tetkik sonuçlarına göre karar verilebilmektedir. Her lens tipinin avantajları ve dezavantajları iyi anlaşılarak hasta ve hekimin ortak karar vermesi en uygun sonucu ortaya çıkartacaktır. Bazı durumlarda katarakt gelişmemiş olsa bile gözlük bağımlılığından kurtulmak için özellikli lenslerin yerleştirilmesi için 50 yaşından sonra katarakt cerrahisi (şeffaf lens değişimi) uygun hastalarda uygulanabilir. Hastanın riskleri ve dezavantajlarını bilerek karar vermesi cerrahi sonrası mutlu olmanın birinci şartıdır. Bilinçli karar vermek için en önemli adım iyi bir muayene ve hekim görüşmesidir. En yaygın yöntem, ultrason enerjisi kullanarak kataraktı küçük parçalara ayıran fakoemülsifikasyon (fako) tekniğidir. Bu tekniğe femtosaniye lazer de eklenebilmektedir. Genellikle, hastalar uyutulmadan (genel anestezi olmaksızın) göze damlatılan uyuşturucu damlalar ile ameliyat yapılmaktadır. Ameliyatta dikiş kullanılmamaktadır. Ameliyat 10-15 dakika kadar sürmekte ve aynı gün hasta evine dönebilmektedir. Tedavi edilmeyen katarakt görmede ciddi azalmaya ve nihayetinde körlüğe neden olabilir. Katarakt, dünya çapında önlenebilir körlüğün birinci nedenidir. Görmede azalma dışında glokom ve kalıcı görme kaybına da neden olabilir' dedi.</p><p>'KATARAKT GELİŞİMİNİ GECİKTİRMEK İÇİN KONTROLLERİNİZİ DÜZENLİ YAPTIRIN'</p><p>Prof. Dr. Özmen, 'Kataraktı tamamen önleyecek bir yol olmasa da gelişimi yavaşlatmak için dengeli beslenme, UV (ultraviyole) korumalı güneş gözlüğü kullanımı, göz yaralanmalarından korunma ve diyabet hastaları için kan şekerinin sıkı kontrolü önerilmektedir. Katarakt cerrahisi, dünya genelinde en sık yapılan işlemlerden biridir ve uygun şartlarda yapıldığında yüzde 99 veya üzerinde bir başarı oranına sahiptir. Bazı katarakt türleri (örneğin posterior polar katarakt) cerrahi sırasında kapsül yırtılması gibi daha yüksek riskler taşıdığından özel planlama gerektirir. Tüm göz içi ameliyatlarının endoftalmi gibi enfeksiyon riskleri bulunmaktadır ancak bu riskler 1/10.000 gibi çok düşük bir risktir. Alternatif bir tedavi metodu olmadığı için bu risk alınarak cerrahi kararı verilmelidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/katarakt-bulanik-gorme-ve-gece-gorusunde-azalmaya-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/katarakt-bulanik-gorme-ve-gece-gorusunde-azalmaya-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="49249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Felç riski taşıyan hasta omurilik tümöründen mikrocerrahi ile kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/felc-riski-tasiyan-hasta-omurilik-tumorunden-mikrocerrahi-ile-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/felc-riski-tasiyan-hasta-omurilik-tumorunden-mikrocerrahi-ile-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- İKİ yıl boyunca bel fıtığı teşhisiyle tedavisi gören 45 yaşındaki Sevgi Koç'un şikayetlerinin, omuriliğini yüzde 80 oranında sıkıştıran bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Arif Özbek'in uyguladığı mikrocerrahi ve nöromonitör teknolojisiyle ameliyat edilen Koç, zorlu sürecin ardından yeniden yürümeye başladı.</p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Fıtık zannedilen ağrılarının aslında omuriliğini yüzde 80 oranında sıkıştıran bir tümörden kaynaklandığını öğrenen 45 yaşındaki Sevgi Koç, Medipol Mega Üniversite Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Arif Özbek'in müdahalesiyle sağlığına kavuştu. Tekerlekli sandalye ile hastaneye başvuran Koç, operasyonun ardından yürüyerek taburcu edildi.</p><p> </p><p>'FELÇ NOKTASINA GELEN HASTA YENİDEN YÜRÜDÜ'</p><p>Omurilik tümörlerinin başlangıçta genellikle sırt ağrısıyla ortaya çıktığını anlatan Doç. Dr. Özbek, 'Tümör büyüdükçe bacaklarda uyuşma, ağrı ve ısı duyusunda kayıp gelişiyor. İleri evrede tek taraflı veya çift taraflı kuvvet kaybı ile karşılaşıyoruz' dedi. Yaklaşık bir yıl boyunca farklı merkezlere başvurmasına rağmen tanı alamayan Sevgi Koç'un durumunun giderek kötüleştiğini belirten Doç. Dr. Özbek, 'Hastamız bize geldiğinde sol tarafı neredeyse tamamen felçliydi ve tekerlekli sandalye ile başvurmuştu. Yaptığımız tetkikler sonucunda omuriliğin yüzde 70-80'ini sıkıştıran bir kitle tespit ettik. Mikrocerrahi yöntem ve nöromonitörsistemiyle hassas bir ameliyat gerçekleştirdik. Çok şükür başarılı geçti ve lezyonun iyi huylu olduğunu düşündük' diye konuştu.</p><p> </p><p>'HASSAS AMELİYATLARDA NÖROMONİTÖR BÜYÜK AVANTAJ'</p><p>Omuriliğin çok narin bir yapı olduğunu belirten Doç. Dr. Özbek, mikrocerrahide kullanılan nöromonitör sisteminin önemine dikkat çekti:</p><p> 'Bu sistem sinirleri ameliyat sırasında anlık takip etmemizi sağlıyor. Eğer fazla baskı uygularsak cihaz bizi uyarıyor ve daha dikkatli davranıyoruz. Bu sayede hem tümörü temizleyip hem de sinirleri koruyabiliyoruz.'</p><p> </p><p>'İKİ YILDIR FITIK DİYE TEDAVİ OLUYORDUM'</p><p>Ameliyat sonrası yeniden yürümeye başlayan Sevgi Koç, yaşadıklarını şöyle anlattı: </p><p>'İki yıldır fıtık teşhisiyle tedavi görüyordum. MR çekildi, fizik tedavi aldım ama hiçbir faydasını görmedim. Yürüyemez hale gelmiştim, tek ayağım neredeyse işlevini kaybetmişti. Burada hemen teşhis konuldu ve başarılı bir ameliyatla kurtuldum. Şimdi yeniden yürüyebiliyorum. Hocam her zaman moral verdi, asla ümitsizliğe düşürmedi. Allah'ın izniyle hocam sayesinde sağlığıma kavuştum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/felc-riski-tasiyan-hasta-omurilik-tumorunden-mikrocerrahi-ile-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/felc-riski-tasiyan-hasta-omurilik-tumorunden-mikrocerrahi-ile-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="15198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Erken evre sindirim kanserlerinde ameliyatsız tedavi mümkün']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/erken-evre-sindirim-kanserlerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/erken-evre-sindirim-kanserlerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- SİNDİRİM sistemi hastalıklarında erken evrelerde endoskopik yöntemler sayesinde bazı hastalarda ameliyata gerek kalmadan müdahale yapılabildiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, 'Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) yöntemi, sindirim sisteminin iç yüzeyindeki anormal dokuların endoskopik yöntemle çıkarılmasına imkan sağlıyor. Bu yöntem genellikle erken evre kanserler ve poliplerde uygulanmaktadır' dedi.</p><p>VM Medical Park Maltepe Hastanesi'nden Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, Endoskopik Mukozal Rezeksiyonun sindirim sisteminin iç yüzeyindeki anormal dokuların ameliyata gerek kalmadan çıkarılması işlemi olduğunu dikkat çekerek, 'Bu yöntem genellikle erken evre kanserler ve poliplerde uygulanmaktadır' dedi.</p><p>'EN SIK POLİPLER VE ERKEN EVRE KANSERLERDE KULLANILIYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>EMR yönteminin kullanım alanlarına değinen Doç. Dr. Ekmen, 'Kolon polipleri, erken evre mide kanseri ve Barrett özofagusu gibi durumlarda sık tercih edilmektedir. Amaç hastalıklı dokunun erken aşamada tamamen çıkarılmasıdır' diye konuştu.</p><p>'İŞLEM ENDOSKOPİK YÖNTEMLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR'</p><p>İşlemin nasıl uygulandığına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ekmen, 'Endoskop adı verilen ince ve esnek bir tüp ile ağızdan veya makattan girilerek ilgili bölgeye ulaşılır. Lezyonun altına sıvı enjekte edilerek kabartılır ve ardından özel bir tel halka yardımıyla çıkarılır' açıklamasında bulundu.</p><p>'KLASİK CERRAHİ AMELİYAT DEĞİLDİR'</p><p>EMR'nin açık ameliyat yöntemi olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ekmen, 'Kesik olmadan yapılan minimal invaziv bir işlemdir. Bu nedenle iyileşme süresi klasik cerrahiye göre daha kısadır' dedi.</p><p>İşlemin genellikle 20 ila 60 dakika arasında tamamlandığını söyleyen Doç. Dr. Ekmen, çıkarılacak dokunun büyüklüğüne göre sürenin değişebileceğini ifade etti.</p><p>'ÇOĞU HASTA AYNI GÜN TABURCU EDİLİYOR'</p><p>Hastanede yatış süresinin genellikle kısa olduğunu belirten Doç. Dr. Ekmen, 'Çoğu hasta aynı gün taburcu edilmektedir. Ancak bazı durumlarda kısa süreli gözlem gerekebilir' dedi.</p><p>'KANAMA VE DELİNME RİSKİ GÖRÜLEBİLİYOR'</p><p>Her tıbbi işlemde olduğu gibi EMR'nin de bazı riskler taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Ekmen, 'En sık görülen komplikasyonlar kanama ve nadiren bağırsak duvarında delinmedir. Ancak deneyimli merkezlerde bu riskler oldukça düşüktür' dedi.</p><p>'HER HASTA İÇİN UYGUN OLMAYABİLİYOR'</p><p>İleri evre kanserlerde yöntemin yeterli olmayabileceğini belirten Doç. Dr. Ekmen, 'Çok derine yayılmış lezyonlarda EMR uygun olmayabilir. Bu tür durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir' ifadelerini kullandı.</p><p>'HIZLI İYİLEŞME SAĞLAYABİLİYOR'</p><p>Yöntemin sağladığı olanaklara değinen Doç. Dr. Ekmen, 'EMR, ameliyatsız tedavi imkanı sunar, hastanede kalış süresini kısaltır ve hızlı iyileşme sağlayabilir. Erken teşhis edilen bazı kanserlerde başarılı sonuçlar alınabilmektedir' diye konuştu.</p><p>'İŞLEM SONRASI BESLENMEYE DİKKAT EDİLMELİ'</p><p>İşlem sonrasında doktor önerilerine uyulmasının önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ekmen, 'Hastaların birkaç gün hafif beslenmesi, verilen ilaçları düzenli kullanması ve kontrol randevularını aksatmaması gerekir. Sindirim sistemi hastalıklarında düzenli taramalar erken teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Erken tanı sayesinde bu tür minimal invaziv yöntemlerin başarı şansı artmaktadır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/erken-evre-sindirim-kanserlerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/erken-evre-sindirim-kanserlerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="57969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Refahiye'de rahatsızlanan kalp hastası, ambulans helikopterle hastaneye ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/refahiyede-rahatsizlanan-kalp-hastasi-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/refahiyede-rahatsizlanan-kalp-hastasi-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muzaffer KOŞAN/REFAHİYE (Erzincan), (DHA)- ERZİNCAN'ın Refahiye ilçesinde göğüs ağrısı şikayeti yaşayan kalp hastası Nail Ünlü (70), ekiplerin zorlu arazi koşullarındaki çalışması sonucu ambulans helikopterle hastaneye ulaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Refahiye ilçesine bağlı Ağmusa köyünde yaşayan Nail Ünlü, göğüs ağrısı şikayeti üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istedi. İhbar üzerine 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından vaka yönetimi başlatıldı. Hastanın bulunduğu bölgenin ilçe merkezine uzak olması ve sağlık durumunun değerlendirilmesi sonucu hava ambulansı talep edildi. Sivas 112 Komuta Kontrol Merkezi ile sağlanan koordinasyonun ardından bölgeye helikopter ambulans yönlendirildi.</p><p>KOŞULLAR NEDENİYLE YAYA OLARAK ALINDI</p><p>Kara yolu ulaşımının güç olması nedeniyle hastaya araçla ulaşamayan sağlık ekibi, yaya olarak bölgeye intikal etti. Jandarma, UMKE ekipleri ve köy muhtarının desteğiyle bulunduğu noktadan alınan Ünlü, güvenli şekilde ambulansa ulaştırıldı. Helikopter ambulansın hastanın bulunduğu alana iniş yapmasının mümkün olmaması üzerine pilot tarafından belirlenen uygun bir noktaya nakil gerçekleştirildi. Buradan ambulans helikoptere alınan Nail Ünlü, Erzincan Havalimanı'na getirildi. Ünlü, havalimanında hazır bekleyen ambulansla Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><p>Bilinen kalp hastalığı ve anjiyografi öyküsü bulunan Nail Ünlü'nün ilk değerlendirmelerde genel durumunun iyi olduğu bildirildi.(DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Erzincan</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/refahiyede-rahatsizlanan-kalp-hastasi-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/refahiyede-rahatsizlanan-kalp-hastasi-ambulans-helikopterle-hastaneye-ulastirildi.jpg" type="image/jpeg" length="89325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk doktor, dünyanın gözü önünde canlı ameliyat yapacak]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ULUSLARARASI alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal Kongresi'nde canlı ameliyat gerçekleştirecek.</p><p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve özellikle robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan ve Rusya Kolorektal Cerrahlar Derneği'nin (RSCS) onursal üyesi de seçilen Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal (Kolorektal) Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilki gerçekleştirecek. Prof. Dr. Asoğlu, Kolorektal Kongresi'nde, dünyanın farklı ülkelerinden katılacak bu alandaki en önemli bilim insanlarının önünde canlı ameliyat gerçekleştirecek.</p><p>MODERATÖR, BU İŞİN TEKNİĞİNİ TANILMAYAN KİŞİ</p><p>Kolorektal cerrahi alanında düzenlenecek 10'uncu büyük kongreye davet edildiğini belirten Prof. Dr. Oktar Asoğlu, 'Kongrenin özelliği canlı yayınlarla yapılan bir kongre, hem salona hem online yapılıyor. Böylelikle binlerce kişiye ulaşabiliyor. İlginç tarafı rektum kanserinde devrim yaratan Bill Shields, 90 yaşına geldi. Onun moderatörlüğünde 3 cerrah, canlı ameliyat yapacağız. Eş zamanlı ve dünyada bu işin standardını koyan 90'a yakın bilim insanı da orada olacak. Moderatörlüğünü, tekniği tanımlayan bilim insanı yapıyor, diğerleri de standartları koyan bilim insanları. Biz de canlı performansla ameliyat yapacağız ve 2- 2,5 saatlik bir süreçte bu tartışılacak' dedi. </p><p>İNGİLTERE'DE TÜRK TIBBI ADINA İLK</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Daha önce Rusya, Avrupa ve Asya'da bu alandaki kongrelerde de canlı ameliyat gerçekleştiren Prof. Dr. Asoğlu, 'İngiltere'deki bu büyük kongrede de yabancı bir hastayı, yabancı bir ülkedeki kongre sırasında ameliyat eden, benim bildiğim kadarıyla ilk kez oluyor. Ben başka ülkelerde onlarca kez ameliyat yaptım. İngiltere'deki kongre de bir nevi meslek zirvesi. Buna götüren şey de tabii, yıllardır belirli bir alanda çalışma, yayın yapma, uzun yıllar kongrelerde çeşitli basamaklarda görev aldıktan sonra bilimsel yaptığınız şeylerin karşılığı' diye konuştu.</p><p>'BİLİMİ TOPLUM YARARINA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ'</p><p>Hedefinin İtalya, Meksika gibi diğer ülkeler olduğunu anlatan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, yıllardır vazgeçmeden bilim adına çalışmalarını büyük gayretle sürdürdüğünü anlattı. Türkiye'de akademik yayınlar ya da makalelerin genellikle ünvan alıncaya kadar, kriter doldurmak için yapıldığı ve kesintisiz sürdürülmediği eleştirisinde bulunan Prof. Dr. Asoğlu, 'Yani ben kesintisiz sürdüren, her yıl 5-6 tane uluslararası yayın yapan, ünvan bile kullanmıyorum. Çünkü bilim adına yapıyoruz. Yani bilimin standartlarını belirlemeye çalışmak amaçlı. Çünkü amaç ameliyat yapmak değil. Aynı zamanda bir başka ameliyathanede, bir başka ülkede, başka bir cerrah bir ameliyat yaparken bizim bu standartları koyabilmemizle başka bir hayata dokunsun. Bilimi üretkenlik, toplum yararına dönüştürmeyi hedefleyen bir hayat çizdim. Bunlar da onun karşılığı' ifadelerini kullandı.</p><p>'DÜNYANIN HER YERİNDEN İZLENECEK'</p><p>10 Haziran Çarşamba günü saat 11.00'de canlı ameliyatın gerçekleşeceğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, 'Tabii online dünyanın her yerinden izlenecek. Tıbbi cerrahlar kendini tanımlayıp kongreye online kayıt yaptırıyor. Kayıt yaptırdıktan sonra online olarak tüm kongreyi izliyor, soru sorabiliyor, moderatör kanalıyla soru da sorabiliyor. Yani cerrahlar izleyebilecek. Canlı ameliyatı Güney Kore'den 10 bin vaka yapmış çok üst düzey bir cerrah Prof. Choi ve Norveç'ten Prof. Lars Thomas ile birlikte yapacağız. İki isim de çok önemli cerrahlar. Üçümüz aynı ameliyatın farklı versiyonlarını yapacağız eş zamanla. Tabii ilginç tarafı asıl orada bir sürü moderatör var. Bunlar da dünya standartlarını koymuş bilim insanları, ameliyatı yorumluyor. Bill Shields bu tekniği tanımlayan kişi. En güzel tarafı da ben asistanken ismini duyduğum, izlediğim, heyecanla merak ettiğim adamın önünde bunu yapıyor olmak ayrı bir şey olacak' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak.jpg" type="image/jpeg" length="37411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Güneş koruyucu iki saatte bir yenilenmeli']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- MEDİPOL Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Makbule Dündar, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruyucu adımlardan biri olduğunu belirterek, korunmasız güneş maruziyetinin çok daha büyük risk taşıdığını söyledi. Uzm. Dr. Dündar, 'Çocukların güneş yanığından korunması da çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı' dedi. </p><p>Güneş koruyucuların yalnızca SPF değerine göre değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, 'UVB bronzlaşmaya ve yanıklara neden olurken, UVA ışınları cilt yaşlanması ve kırışıklıklardan sorumludur. Bu nedenle kullanılacak ürünün hem UVA hem UVB koruması içermesi gerekir. Yaz aylarında en az SPF 30 güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneş hassasiyeti olan kişilerde SPF 50 ürünlerin tercih edilmesi gerekir. Ekran karşısında uzun süre vakit geçiren kişiler de mavi ışık koruması içeren ürünlerin kullanımı faydalı olacaktır' diye konuştu.</p><p>Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkilerini belirten Dr. Dündar, 'Cilt kanserinin en önemli nedenlerinden biri korunmasız güneş maruziyetidir. Özellikle koyu renkli benleri olan kişilerde bu risk daha da artabiliyor. Çocukluk döneminde oluşan güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda cilt kanseri gelişme riskini ciddi şekilde arttırıyor. Güneş koruyucu seçiminde cilt tipi oldukça önemli. Kuru ciltler için daha yoğun ve nemlendirici özellikli ürünler tercih edilebilir. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ise daha hafif, jel ya da likit formdaki güneş koruyucular kullanılmalıdır' dedi.</p><p>'ÇOCUKLARDA MİNERAL FİLTRELİ ÜRÜNLER TERCİH EDİLMELİ'</p><p>Atopik ve hassas cilde sahip çocuklarda mineral filtreli güneş kremlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, sözlerine şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Çocukların güneş yanığından korunması çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli.jpg" type="image/jpeg" length="37561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA'lı minik Tahir'in kampanyası tamamlandı; tedavi için Dubai'ye gidecek]]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/smali-minik-tahirin-kampanyasi-tamamlandi-tedavi-icin-dubaiye-gidecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/smali-minik-tahirin-kampanyasi-tamamlandi-tedavi-icin-dubaiye-gidecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erkan ALTUNTAŞ/AKSARAY, (DHA)- AKSARAY'da yaşayan Melisa ve Ogün Özbulduk çiftinin Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Tip-1 hastası oğulları Tahir Özbulduk (2) için valilik onaylı başlatılan yardım kampanyası tamamlandı. Minik Tahir, yakın zamanda tedavisi için Dubai'ye gidecek. </p><p>Aksaray'da yaşayan Özbulduk ailesi, 7 yıl boyunca çeşitli tedaviler sonucunda bebeklerine kavuştu. Tahir ismi verilen bebeğe 14 günlükken SMA Tip-1 hastalığı tanısı konuldu. Aile, SMA Tip 1 hastaları için Dubai'de uygulanan gen tedavisine ulaşmak amacıyla Ocak 2025 yılında Ankara Valiliği izniyle yardım kampanyası başlattı. Toplam maliyeti 1 milyon 818 bin dolar olan tedavi için başlatılan kampanya, dün akşam saatlerinde yapılan bağışlarla yüzde 100'e ulaştı. 2 yaşına basan Tahir bebek ilerleyen haftalarda zolgensma tedavisi olmak için Dubai'ye gidecek. </p><p>'HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUZ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kampanya süreci boyunca zor günler geçirdiklerini belirten Ogün Özbulduk, 'Ocak 2025 yılında kampanyamız başladı ve mutlulukla sonuçlandı. Herkesin emeğine yüreğine sağlık. Bize Türkiye'nin dört bir tarafından yardım geldi. Allah razı olsun. Herkese teşekkür ediyoruz. Şu anda vize pasaport işleri sürüyor. 1 ay sürer diyorlar. İnşallah kısa sürede gideriz' dedi.</p><p>'ÇOK MUTLUYUM'</p><p>Anne Melisa Özbulduk ise '7 yıl sonra evladıma kavuşmuştum. SMA Tip-1 hastası oğlum Tahir'in kampanyası bitti. Şu anda aile olarak çok mutluyuz. Bütün Aksaray halkına desteklerinden dolayı teşekkür ederim. 1 milyon 818 bin dolar toplandı. Bu parayı toplamak için stantlar açtık, kumbaralar dağıttık. Bu zaman dilimi çok zorlu geçti. Allah'ım böyle bir durumu kimseye vermesin. Çocuğum sağlığına kavuşacağı için çok mutluyum. Bize destek olan tüm bağışçılara teşekkür ederim' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Aksaray</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/smali-minik-tahirin-kampanyasi-tamamlandi-tedavi-icin-dubaiye-gidecek</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/smali-minik-tahirin-kampanyasi-tamamlandi-tedavi-icin-dubaiye-gidecek.jpg" type="image/jpeg" length="14864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Görevimiz sadece kilo verdirmek değildir, sağlıklı yaşamayı da öğretiyoruz']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/gorevimiz-sadece-kilo-verdirmek-degildir-saglikli-yasamayi-da-ogretiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/gorevimiz-sadece-kilo-verdirmek-degildir-saglikli-yasamayi-da-ogretiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)-ANTALYA'da Sağlıklı Hayat Merkezi'ndeki beslenme danışmanlığına başvuran İsmihan Özdemir (56), 1 yılda 121 kilodan 95 kiloya düştü. Özdemir'in programını düzenleyen diyetisyen Ömer Akıdan, 'Diyetisyenlerin görevi; sadece kilo verdirmek değildir, sağlıklı yaşamayı da öğretiyoruz. Hızlı kilo verme isteğiyle yapılan bilinçsiz diyetler ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor' dedi. </p><p>Antalya Konyaaltı Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran İsmihan Özdemir, 1 yıllık süreçte 26 kilo verdi. Diyetisyen Ömer Akıdan'ın takibinde düzenli beslenme ve su tüketimi alışkanlığı kazanan Özdemir, sürecin sonunda 121 kilodan 95 kiloya düştü. Diyetisyene başvurmadan önce çeşitli diyetler uygulayan ancak kilo veremediğini söyleyen Özdemir, diyetisyen yardımıyla kilo vermeye başladığını kaydetti. </p><p>'DÜZENLİ BESLENMEYİ ÖĞRENDİM'</p><p>1 yıldır diyetisyen desteği aldığını kaydeden İsmihan Özdemir, 'Daha önce de farklı dönemlerde destek almıştım ancak bu son 1 yıl benim için en başarılı dönem oldu. Diyetisyenim Ömer Bey ile tanıştım. Sonuçta obezite bir hastalık. Biz çoğu zaman bunu sadece 'şişmanlık' olarak görüyoruz ama bu süreçte insanların daha fazla desteğe ihtiyacı oluyor. 1 yılda 26 kilo verdim. Diyete 121 kilo ile başlamıştım. Şu anda 95 kiloyum. Düzenli beslenmeyi öğrendim. Öğünlerimde neyi, ne kadar tüketmem gerektiğini öğrendim. Düzenli su içme alışkanlığı kazandım. Bazen iki-üç gün boyunca neredeyse hiç su içmediğim olurdu. Şimdi ise günlük 3-4 litre su tüketiyorum ve bunu düzenli hale getirdim. Kısacası, diyetisyenimin desteği ile sağlıklı yaşam ve beslenmeyi öğrendim' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'70 KİLOYA KADAR KİLO VEREN DANIŞANLARIMIZ OLDU'</p><p>14 yıllık diyetisyen Ömer Akıdan ise kişilerin diyetisyen desteği almadan sanal medya ve internetten uyguladıkları diyetlerin olumsuz sonuçlara yol açabileceğine dikkati çekti. Diyetisyen Akıdan, 'Amacımız; yalnızca kişilere kilo verdirmek değil; kilolarını koruyabilecekleri sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmalarına yardımcı olmak. Mesleğimi yaklaşık 14 yıldır yapıyorum. Bu süreçte 50, 60 hatta 70 kiloya kadar sağlıklı şekilde kilo veren danışanlarımız oldu. Buraya gelen birçok danışanımız daha önce çok katı diyetler uygulayarak kısa sürede 10-15 kilo vermiş, sonrasında bu kiloları fazlasıyla geri almış olabiliyor. Amacımız; kilo kaybının yanı sıra, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıklardan da bireyleri korumak. Biz burada yalnızca beslenme planı hazırlamıyoruz. Davranış değişikliği üzerinde de çalışıyoruz. Çünkü kişiler sadece harcadıklarından fazla yedikleri için kilo almaz. Bunun altında, duygusal yeme davranışları ya da yetersiz fiziksel aktivite gibi pek çok etken bulunabilir' diye konuştu. </p><p>'HER BİREYİN İHTİYACI FARKLI'</p><p>Diyetisyenlere duyulan ihtiyacın giderek arttığına dikkati çeken Akıdan, 'Özellikle obezite oranlarının yükseldiği bir dönemde, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması büyük önem taşıyor. Diyetisyenlerin görevi; sadece kilo verdirmek değil, sağlıklı yaşamayı öğretiyoruz. İnternette veya sosyal medyada 'diyet' kelimesini arattığınızda milyonlarca farklı öneriyle karşılaşabiliyorsunuz. Ancak bu uygulamaların sağlıklı olup olmadığı konusunda çoğu kişinin yeterli bilgisi bulunmuyor. Hızlı kilo verme isteğiyle yapılan bilinçsiz diyetler ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kas kayıpları, böbrek ve karaciğer problemleri, hormonal bozukluklar ve tiroit rahatsızlıkları bunlardan sadece bazıları. İnternet ortamında veya sosyal medyada karşılaşılan diyet programları bilinçsiz şekilde uygulanmamalı. Her bireyin sağlık durumu, yaşam tarzı ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle sağlıklı beslenme konusunda mutlaka bir diyetisyenden destek alınmalı. Bilinçsiz uygulanan diyetler, geri dönüşü zor sağlık sorunlarına neden olabilir' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/gorevimiz-sadece-kilo-verdirmek-degildir-saglikli-yasamayi-da-ogretiyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/gorevimiz-sadece-kilo-verdirmek-degildir-saglikli-yasamayi-da-ogretiyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="64998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Beslenme programı kişiye özel olmalı']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DİYETİSYEN Fatma Betül Çelebi, 'Beslenme programları ancak uzman kontrolünde hazırlandığında gerçek bir başarıya ulaşabilir. Bu programların kişiye özel olması gerekir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, kişiye özel planlanması gereken beslenme programlarının ciddi bir uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek; diyetisyenlerin hastalıkların yönetiminden sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına kadar hayatın her evresinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p>'BESLENMEYİ PARMAK İZİ GİBİ DÜŞÜNMEK GEREKİR'</p>

<p>Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Çelebi, 'Beslenme programı kişiye özel olmalıdır. Adeta bir beslenme parmak izi gibi düşünmek gerekir. Günümüzde birçok platformda kalori ve protein ihtiyacı hesaplanabiliyor ya da çeşitli diyet listelerine ulaşılabiliyor. Ancak bu bilgilerin doğru yorumlanması ve kişiye uygun hale getirilmesi uzmanlık gerektirir. Diyetisyenler, bireyin sağlık durumunu, kan bulgularını, yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını değerlendirerek en doğru beslenme planını oluşturur' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'DİYETİSYENLER SADECE KİLO VERDİRMİYOR'</p>

<p>Diyetisyenlerin farklı alanlarda uzmanlaşabildiğine dikkat çeken Çelebi, 'Sporcu beslenmesi, çocuk beslenmesi, yaşlı beslenmesi ve kanser hastalarının beslenmesi gibi birçok özel alan bulunuyor. Bazen kişiler yalnızca kilo vermek amacıyla başvursa da değerlendirmeler sonucunda altta yatan farklı beslenme sorunlarıyla karşılaşabiliyoruz. Kimi zaman bireye özgü bazı besinlerin ödem ya da kilo verme direncine neden olduğunu görebiliyoruz. Bu nedenle kişiye özel planlama büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p>

<p>'ÖZELLİKLE HASTA VE YAŞLI BİREYLER DİKKAT ETMELİ'</p>

<p>Sağlıklı kilo verme sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirten Çelebi, 'Özellikle yaşlı bireylerde kas kaybının önlenmesi çok önemlidir. Çocuklarda ise büyüme ve gelişmenin etkilenmeyeceği bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Hastalığı bulunan bireylerde de beslenme tedavisi sürecin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin diyetisyen desteği alması gerekir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'SAĞLIKLI BESLENME BİR YAŞAM BİÇİMİDİR'</p>

<p>6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Çelebi son olarak şöyle konuştu:</p>

<p>'Diyetisyenler, bireylerin sağlıklı beslenmeyi bir yaşam alışkanlığı haline getirmesine yardımcı olur. Amacımız yalnızca kilo vermek değil, yaşam kalitesini artırmak ve bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Sağlıklı beslenme kısa süreli bir diyet değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/agency/dha/beslenme-programi-kisiye-ozel-olmali.jpg" type="image/jpeg" length="48564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Böbrek kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/bobrek-kanseri-cogu-zaman-belirti-vermeden-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/bobrek-kanseri-cogu-zaman-belirti-vermeden-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek kanserinin böbrek hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Tahra, 'Hastalık çoğu zaman erken dönemde belirti vermeyebilir. En sık görülen belirtiler arasında idrarda kan görülmesi, yan ağrısı, karında kitle hissi, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik yer alır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Maltepe Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Tahra, böbrek kanserinin çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve sıklıkla tesadüfen saptandığını söyledi.</p>

<p>Böbrek kanserinin böbrek hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Tahra, erişkinlerde en sık görülen tipin renal hücreli karsinom olduğunu ifade etti. Günümüzde birçok vakanın farklı nedenlerle yapılan ultrasonografi veya tomografi incelemeleri sırasında tesadüfen tanı aldığını belirten Doç. Dr. Tahra, 'Hastalık çoğu zaman erken dönemde belirti vermeyebilir. En sık görülen belirtiler arasında idrarda kan görülmesi, yan ağrısı, karında kitle hissi, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik yer alır' diye konuştu.</p>

<p>'İDRARDA KAN GÖRÜLMESİ ÖNEMLİ BİR UYARIDIR'</p>

<p>İdrarda kan görülmesinin önemli bir uyarı işareti olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tahra, 'Bu durum mutlaka ürolojik değerlendirme gerektirir. Bunun yanında sürekli yan ağrısı, kilo kaybı ve halsizlik gibi şikâyetler de ihmal edilmemelidir' dedi.</p>

<p>'GÖRÜLME SIKLIĞINDA ARTIŞ VAR'</p>

<p>Son yıllarda böbrek kanseri tanısında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Tahra, 'Bu artışın en önemli nedenlerinden biri görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıdır. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, obezite, hipertansiyon, hareketsiz yaşam tarzı ve yaşam süresinin uzaması da etkili faktörler arasında yer alır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'RİSK GRUBUNDAKİLER DİKKAT'</p>

<p>Sigara kullananlar, fazla kilolu bireyler, hipertansiyon hastaları ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu ifade eden Tahra, 'Ailesinde böbrek kanseri öyküsü olanlar ve 50 yaş üzerindeki bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerekir' diye konuştu.</p>

<p>'ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIR'</p>

<p>Böbrek kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Tahra, 'Günümüzde böbrek tümörlerinin önemli bir kısmı tesadüfen saptanmakta ve bu durum erken tanı açısından avantaj sağlamaktadır. Erken evrede yakalanan hastalarda tedavi başarısı oldukça yüksektir' dedi.</p>

<p>'MODERN TEDAVİ YÖNTEMLERİ UYGULANIYOR'</p>

<p>Tedavi planının hastalığın evresine göre belirlendiğini söyleyen Doç. Dr. Tahra, 'En sık uygulanan yöntem cerrahidir. Günümüzde böbreği koruyucu cerrahiler ön plandadır. Robotik ve laparoskopik yöntemler sayesinde daha küçük kesilerle ameliyat yapılabilmekte, hastalar daha hızlı iyileşebilmektedir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahiye uygun olmayan bazı hastalarda farklı yöntemlerin de değerlendirilebildiğini belirten Doç. Dr. Tahra, 'Özellikle küçük böbrek kitlelerinde ablasyon tedavileri uygulanabilir. İleri evre hastalıklarda ise hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi seçenekleri gündeme gelebilir' dedi.</p>

<p>SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ</p>

<p>Böbrek sağlığını korumak için yaşam tarzının önemine değinen Doç. Dr. Tahra şu önerilerde bulundu:</p>

<p>'Sigara kullanımından kaçınılması, sağlıklı kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması ve yeterli su tüketilmesi böbrek sağlığı açısından önemlidir. Ayrıca tansiyonun kontrol altında tutulması ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi özellikle risk grubundaki bireylerde hastalıkların erken dönemde tespit edilmesine yardımcı olur. Erken değerlendirme ve zamanında müdahale ise birçok böbrek hastalığında hayat kurtarıcı olabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/bobrek-kanseri-cogu-zaman-belirti-vermeden-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/06/bobrek-kanseri-1.jpg" type="image/jpeg" length="10592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Uyumadan en az 20 dakika önce ekranı bırakın']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/uyumadan-en-az-20-dakika-once-ekrani-birakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/uyumadan-en-az-20-dakika-once-ekrani-birakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UZMAN Psikolog Hilal Savaş, uzun tatiller sonrası yaşanan isteksizlik, odaklanma güçlüğü ve motivasyon kaybının birçok kişide görülebildiğini belirterek, 'Uyum sürecini zorlaştıran en önemli etkenlerden biri, bir günde eski tempoya dönmeye çalışmaktır' dedi. Savaş, uyku hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, uyumadan en az 20 dakika önce ekranların bırakılmasını, sakinleştirici rutinler oluşturulmasını ve uyku ortamının serin, karanlık ve sessiz hale getirilmesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı nedeniyle verilen 9 günlük tatilin ardından milyonlarca kişi yeniden işine, öğrenciler ise okul ve eğitim düzenine dönüyor. Uzmanlar, uzun süreli tatiller sonrasında yaşanan adaptasyon sorunlarının hem yetişkinlerde hem de çocuklarda görülebileceğine dikkat çekiyor. Güven Çayyolu Tıp Merkezi'nden Uzman Psikolog Hilal Savaş, uzun tatillerin ardından günlük yaşama dönüş sürecinin bazı kişiler için beklenenden daha zor olabileceğini belirterek değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>'TATİL SONRASI İLK GÜNLERDE İSTEKSİZLİK NORMAL OLABİLİR'</p>

<p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, tatil süresince değişen yaşam alışkanlıklarının dönüş sürecini etkilediğini belirterek, 'Uzun tatillerde uyku saatleri değişebiliyor, ekran kullanımı artabiliyor ve günlük sorumluluklar ikinci plana atılabiliyor. Bu nedenle işe veya okula dönüşün ilk günlerinde isteksizlik, dikkat dağınıklığı, yorgunluk hissi ve motivasyon düşüklüğü yaşanması oldukça yaygın bir durumdur' diye konuştu. Bu belirtilerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Savaş, birkaç gün içerisinde günlük rutmin yeniden oturmasıyla birlikte kişinin eski performansına dönebildiğini söyledi.</p>

<p>'BİR GÜNDE ESKİ TEMPONUZA DÖNMEYE ÇALIŞMAYIN'</p>

<p>Tatil dönüşlerinde yapılan en büyük hatalardan birinin kısa sürede yüksek performans beklentisi olduğunu belirten Savaş, 'Kişiler bazen tatilin ardından ilk günlerinde kendilerinden çok yüksek verim bekleyebiliyor. Ancak zihnin ve bedenin yeniden uyum sağlaması için zamana ihtiyaç vardır. Bir günde eski tempoya dönmeye çalışmak, stres ve yetersizlik hissini artırabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savaş, özellikle yoğun iş temposuna sahip çalışanların ve sınav hazırlığında olan öğrencilerin kendilerine uyum süreci tanımalarının önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>'ÇOCUKLARDA OKULA DÖNÜŞ DAHA HASSAS YÖNETİLMELİ'</p>

<p>Çocukların da uzun tatiller sonrasında benzer zorluklar yaşayabileceğini belirten Savaş, ailelerin bu dönemde daha anlayışlı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Savaş, 'Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar, tatil boyunca daha esnek kurallara alışabiliyor. Okula dönüş öncesinde uyku ve beslenme düzeninin yeniden yapılandırılması, çocukların bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ailelerin baskıcı bir tutum yerine destekleyici ve teşvik edici bir yaklaşım benimsemesi önemlidir' dedi.</p>

<p>'UYKU DÜZENİ ADAPTASYONUN ANAHTARI'</p>

<p>Savaş, uyku hijyeninin bu süreçte önemli rol oynadığını belirterek, 'Uyumadan önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını en az 20 dakika önce sonlandırmak, kitap okumak veya nefes egzersizleri gibi dingin aktivitelerle zihni uykuya hazırlamak faydalı olabilir. Ayrıca yatak odasının karanlık, sessiz ve serin olması kaliteli uyku için uygun bir ortam oluşturur. Düzenli uyku alışkanlıkları geliştirmek dönüş sürecini önemli ölçüde kolaylaştırır' diye konuştu.</p>

<p>MOTİVASYON KAYBI UZUN SÜRÜYORSA DESTEK ALINMALI</p>

<p>Tatil sonrası yaşanan isteksizlik ve motivasyon düşüklüğünün birkaç gün içinde düzelmesinin beklendiğini belirten Savaş, 'Eğer kişinin isteksizlik hali haftalar boyunca devam ediyor, günlük işlevselliğini etkiliyor ve yaşam kalitesini düşürüyorsa profesyonel destek alınması faydalı olabilir. Bazen bu belirtiler yalnızca tatil dönüşüyle değil, altta yatan farklı psikolojik süreçlerle de ilişkili olabilir' dedi.</p>

<p>Uzman Psikolog Hilal Savaş, işe ve okula dönüş sürecinin daha sağlıklı geçirilmesi için kişilerin kendilerine zaman tanımaları, uyku düzenlerini yeniden oluşturmaları ve günlük rutinlerine kademeli şekilde dönmelerinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/uyumadan-en-az-20-dakika-once-ekrani-birakin</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/05/agency/dha/uyumadan-en-az-20-dakika-once-ekrani-birakin.jpg" type="image/jpeg" length="90401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Şeker sadece kilo yapmıyor insülin direnci ve yağlı karaciğeri tetikliyor']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/seker-sadece-kilo-yapmiyor-insulin-direnci-ve-yagli-karacigeri-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/seker-sadece-kilo-yapmiyor-insulin-direnci-ve-yagli-karacigeri-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)-SAĞLIKLI bir yaşam için şeker tüketiminin sınırlandırılması, sadece obezite ile mücadelede değil, metabolik sendromların tedavisinde de büyük önem taşıdığını belirten Medipol Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Türkay Güncü, 'Şeker sadece kilo yapmıyor insülin direnci ve yağlı karaciğeri tetikliyor' dedi.</p><p>Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi İç Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Türkay Güncü, kalori alımı aynı kalsa dahi günlük şeker tüketiminin azaltılmasının metabolik sağlık üzerinde hızlı ve çok olumlu etkiler oluşturduğunu belirtti. Uzm. Dr. Güncü; kalori kısıtlamasından bağımsız olarak şeker kısıtlamasının özellikle insülin direnci ve yağlı karaciğer gibi hastalıklarda kritik bir iyileşme sağladığını belirtti.</p><p>'KİLO VERMEDEN İYİLEŞME SAĞLANABİLİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dr. Güncü, 'Obez çocuklarda yapılan bir çalışmalarda, sadece 9 gün boyunca kalori kısıtlanmadan şekerin, özellikle fruktozun azaltılmasıyla trigliserid ve açlık insülin düzeylerinde düşüş gözlendi. Bu durum insülin direncinin azalmasına ve glikoz toleransının düzelmesine katkı sağladı' dedi.</p><p>Bu olumlu değişimlerin kilo kaybı olmadan gerçekleştiğine dikkat çeken Dr. Güncü, şekerin metabolik hastalıklar üzerindeki etkisinin kalori alımından bağımsız olabileceğini belirtti.</p><p>'YAĞLI KARACİĞER VE İNSÜLİN DİRENCİNİ ETKİLİYOR'</p><p>Şekerin özellikle karaciğerde yağlanmayı artırdığını ifade eden Dr. Güncü, 'Fruktoz, karaciğerde yağ sentezini artırarak yağlı karaciğer oluşumuna katkıda bulunur. Aynı zamanda insülin direnci üzerinde de doğrudan etkisi vardır' diye konuştu.</p><p>Klinik açıdan değerlendirildiğinde şeker kısıtlamasının önemli bir müdahale yöntemi olduğunu belirten Dr. Güncü, 'Metabolik hastalıkların yönetiminde sadece kalori kısıtlaması değil, şeker tüketiminin azaltılması da etkili bir yaklaşım olarak öne çıkıyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/seker-sadece-kilo-yapmiyor-insulin-direnci-ve-yagli-karacigeri-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/05/agency/dha/seker-sadece-kilo-yapmiyor-insulin-direnci-ve-yagli-karacigeri-tetikliyor.jpg" type="image/jpeg" length="53526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yoğun Bakım Ölüm Değil Yaşam Mücadelesinin Merkezidir']]></title>
      <link>https://www.gunaydinsamsun.com/yogun-bakim-olum-degil-yasam-mucadelesinin-merkezidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gunaydinsamsun.com/yogun-bakim-olum-degil-yasam-mucadelesinin-merkezidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OMÜ’den Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, yoğun bakım üniteleriyle ilgili yanlış algılara dikkat çekerek birçok hastanın modern tedavi yöntemleriyle sağlığına kavuşabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, toplumda yoğun bakım ünitelerine yönelik yaygın yanlış algılar bulunduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğun bakımın ölümün beklendiği değil, yaşam için en yoğun mücadelenin verildiği yer olduğunu ifade eden Kılıç, modern tıbbın sunduğu imkanlarla birçok hastanın yeniden sağlığına kavuşabildiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Modern Teknoloji Hayat Kurtarıyor</strong></h3>

<p>Gelişen yoğun bakım teknolojileri sayesinde geçmişte yaşama şansı düşük görülen birçok hastanın bugün tedavi edilebildiğini belirten Kılıç, mekanik ventilasyon cihazları, diyaliz sistemleri ve yapay organ destek teknolojilerinin önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Yoğun bakım süreçlerinde hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanlarının 7 gün 24 saat koordinasyon içerisinde görev yaptığını vurgulayan Kılıç, verilen mücadelenin çoğu zaman başarıyla sonuçlandığını kaydetti.</p>

<h3><strong>Toplumdaki Yanlış Algıya Dikkat Çekti</strong></h3>

<p>"Yoğun bakıma giren çıkamaz" düşüncesinin gerçeği yansıtmadığını belirten Kılıç, bu algının oluşmasında ileri evre hastalıkları bulunan ve geri dönüş ihtimali düşük hastaların uzun süre yoğun bakımda kalmasının etkili olduğunu söyledi.</p>

<p>Yoğun bakım uzmanlarının mucize yaratmadığını ancak bilimsel yöntemlerle hastalara yeniden toparlanmaları için zaman kazandırmaya çalıştıklarını ifade etti.</p>

<h3><strong>Palyatif Bakımın Önemi Vurgulandı</strong></h3>

<p>Her hastanın yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duymadığını belirten Kılıç, bazı durumlarda palyatif bakımın daha doğru bir yaklaşım olabileceğini söyledi.</p>

<p>Palyatif bakımın, hastaların ağrılarını azaltmayı, yaşam kalitesini artırmayı ve yakınlarıyla birlikte daha huzurlu bir süreç geçirmelerini amaçladığını belirten Kılıç, sağlık sistemlerinde bu yaklaşımın öneminin giderek arttığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gunaydinsamsun.com/yogun-bakim-olum-degil-yasam-mucadelesinin-merkezidir</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gunaydinsamsuncom.teimg.com/crop/1280x720/gunaydinsamsun-com/uploads/2026/05/agency/dha/yogun-bakim-olum-degil-yasam-mucadelesinin-merkezidir.jpg" type="image/jpeg" length="29797"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
