Bugün çocuklarımız yıllarca okul sıralarında eğitim görüyor. Matematik öğreniyor, Türkçe öğreniyor, fen bilimleri öğreniyor. Bunların hepsi gereklidir ve önemlidir. Ancak eğitimle ilgili çok önemli bir soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
Çocuklarımız gerçekten yaşamı öğreniyor mu?
Bir domates nasıl yetişir?
Bir ağacın büyümesi için nelere gereksinim vardır?
Bir ekmek soframıza gelinceye kadar kaç insanın emeği vardır?
Bir düğme nasıl dikilir?
Bir çivi nasıl çakılır?
Basit bir tamirat nasıl yapılır?
Bir şeyi üretmenin değeri nedir?
Ne yazık ki günümüzde birçok öğrencimiz bu soruların yanıtlarını yaşayarak öğrenemeden okuldan mezun olmaktadır.
Oysa eğitim yalnızca bilgi yüklemek değildir. Eğitim; insan yetiştirmektir. Eğitim; yaşamı öğretmektir. Eğitim; sorumluluk, vicdan ve üretim bilinci kazandırmaktır.
Bu nedenle anaokullarından başlayarak ilkokul ve ortaokullarda tarımsal etkinlikler ile el becerisi çalışmaları eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir.
Her okulun küçük de olsa bir uygulama bahçesi olmalıdır.
Öğrenciler öğretmenlerinin rehberliğinde tohum ekmeli, fide yetiştirmeli, sebze ve çiçek üretmeli, kompost yapmayı öğrenmeli, toprağı ve doğayı tanımalıdır.
Bir tohumun filizlenmesini izleyen çocuk sabrı öğrenir.
Bir bitkinin büyümesine emek veren çocuk sorumluluğu öğrenir.
Ürettiği ürünü arkadaşlarıyla paylaşan çocuk dayanışmayı öğrenir.
Toprağa dokunan çocuk doğaya zarar vermemeyi öğrenir.
Bunun yanında her okulda yaş gruplarına uygun el becerileri ve üretim atölyeleri kurulmalıdır.
Bu atölyelerde öğrenciler ahşap çalışmaları yapabilmeli, geri dönüşüm malzemelerini değerlendirebilmeli, basit tamiratları öğrenebilmeli, boyama ve tasarım çalışmaları gerçekleştirebilmeli, dikiş, örgü ve çeşitli el sanatlarını tanıyabilmelidir.
Amaç çocukları küçük yaşta bir mesleğe yönlendirmek değildir.
Amaç; düşünebilen, üretebilen, sorun çözebilen, emek veren ve emeğe saygı duyan bireyler yetiştirmektir.
Çünkü elini kullanmayan bir beyin tam anlamıyla gelişemez.
Yaparak öğrenen çocuk daha kalıcı öğrenir.
Üreten çocuk özgüven kazanır.
Başaran çocuk kendine inanır.
Emeğin değerini anlayan çocuk ise başkalarının emeğine de saygı göstermeyi öğrenir.
Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde okul bahçeleri, uygulama atölyeleri ve yaşam becerileri eğitimleri giderek yaygınlaşmaktadır. Çünkü çağımız yalnızca bilgi sahibi insanlara değil; bilgiyi uygulayabilen, üretebilen ve çözüm geliştirebilen insanlara gereksinim duymaktadır.
Geleceğin dünyasında yapay zekâ birçok işi üstlenecektir. Ancak vicdanı, sorumluluğu, üretme isteğini ve alın terine saygıyı hiçbir makine öğretemez.
Bunu ancak eğitim verebilir.
Bunu ancak bilinçli öğretmenler kazandırabilir.
Bunu ancak yaşamın içinde öğrenen çocuklar başarabilir.
Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığına, yerel yönetimlere, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve velilere çağrımızdır:
Her okulda bir üretim bahçesi kurulsun.
Her okulda bir el becerileri ve üretim atölyesi açılsın.
Çocuklarımız yalnızca sınavlara değil, yaşama hazırlansın.
Çünkü geleceğe yapacağımız en büyük yatırım; bilgiyle donanmış, vicdan sahibi, üretken, düşünen ve sorumluluk taşıyan nesiller yetiştirmektir.
Unutmayalım:
Toprağa dokunan eller doğayı korur.
Üreten eller geleceği kurar.
Vicdanla yetişen çocuklar ise insanlığın yarınlarını aydınlatır.