Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte

Elinizdeki tabloyu süsleyerek anlatmaya gerek yok. Samsunspor, ligin ikinci yarısına eksiklerle, hem de ciddi eksiklerle girdi.

Drongelen yok.
Holse yok.
Emre yok.
Coulibaly yok.
Sousa yok.
Ndiaye yok.
Makoumbou yok.

Yetmedi…
Musaba gitti, Soner Aydoğdu ayrıldı.

2 Ocak’ta açılan transfer penceresinden bu yana geçen 15 günde sadece 3 transfer yapılabildi.
Ve bu transferlerin hiçbiri, sahadaki asıl yarayı kapatacak hamleler değil.

Savunmada alternatif yok, kanatlar yok, oyunu genişletecek, top taşıyacak oyuncu yok.

Hal böyleyken Gençlerbirliği karşısında sahaya çıkan kadroyu eleştirmek haksızlık olur.
Çünkü mesele diziliş değil, mesele malzeme.

Aşçıya ne verirsen, o kadar yemek çıkar.
Bu kadar basit.

Thomas Reis, eldeki sınırlı imkanlarla kenarları Tahsin Bülbül ve Mendes ile doldurmaya çalıştı.
Niyetlerinden şüphe yok. Mücadele ettiler, koştular, denediler.
Ama futbol sadece iyi niyetle oynanan bir oyun değil.
Bu iş biraz da kapasite, biraz da seviye meselesi.

Bu iki oyuncu, bu ligin temposunu, bu ligin kanat oyununu taşıyacak profiller değil.
Kenarlar çalışmayınca oyun doğal olarak merkeze yıkılıyor.
Ama orada da kilidi açacak bir oyuncu yoksa, top çevirirsiniz, ama ilerleyemezsiniz.

Sol bekte hala Soner Gönül, stoper hattında altyapıdan gelen bir isim…
Ligin ikinci yarısına bu tabloyla başlamak, başlı başına bir dezavantaj.

Evet, eksikler döndüğünde Reis’in eli rahatlayacak.
Ama asıl soru şu:
Ne zaman?

O dönüşlerin takvimi belli değil.
O zamana kadar bu takım, dişini sıkarak ayakta kalmaya çalışacak.

Sonuç mu?
Ne kadar ekmek, o kadar köfte.
Bu oyuncu kalitesinden, bu oyun çıkar.

Daha fazlasını beklemek, sahadaki futbolcudan değil, kulübün planlamasından hesap sormayı gerektirir.
Gerisi, tribün sohbetinden öteye geçmez.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }