Milli Servet Kağıt Kıpırtısı'na Mı Kurban Gidiyor?

*Her yıl okullar açılırken sıraların üzerinde gıcır gıcır, pırıl pırıl ders kitapları bizi karşılar.*

Dışarıdan bakıldığında sosyal devlet anlayışının harika bir tezahürü: "Devletimiz öğrencisine kitabını ücretsiz veriyor." Eyvallah, ne güzel. Peki, ya madalyonun diğer yüzü?

Öğretim yılı bittiğinde o milyonlarca kitap ne oluyor dersiniz? Çoğu ya evlerin bir köşesinde tozlanıyor, ya doğrudan çöpe gidiyor ya da en iyi ihtimalle yok pahasına hurdacıya, geri dönüşüme veriliyor. Ertesi yıl ne mi oluyor? Aynı içerik, aynı müfredat için devletin kasasından milyarlarca lira tekrar çıkıyor; milyonlarca ağaç yeniden kesiliyor, kâğıt fabrikaları yine aynı çarkı döndürmeye başlıyor.

Soruyorum size: *Bu milletin parasına, doğanın canına yazık günah değil mi?*

Bizim çocukluğumuzda, abilerimizden, ablalarımızdan devraldığımız kitapların kapaklarını özenle şeffaf jelatinle kaplar, üzerine gözümüz gibi titrerdik. Kitap sadece bir bilgi kaynağı değil, aynı zamanda saygıyla korunması gereken bir *emanetti.*

Bugün ise "Nasıl olsa seneye yenisi verilecek" kolaycılığıyla, kitaplar adeta tek kullanımlık peçete muamelesi görüyor. Üstelik bir de kitapların içine etkinlik adı altında yazılıp çizilecek alanlar konmuş ki, bir sonraki öğrenciye zaten kullanacak alan kalmasın!

Oysa çözüm burnumuzun dibinde ve sanıldığı gibi karmaşık lojistik devasa operasyonlar da gerektirmiyor:

1. *Ders Kitabı ve Etkinlik Yaprağı Ayrılmalı:* Teorik bilgilerin yer aldığı ana ders kitapları sert kapaklı, dayanıklı malzemeden basılmalı. Yazılıp çizilecek bulmaca ve etkinlikler ise ya ucuz, ince fasiküller halinde verilmeli ya da dijital platformlar (EBA vb.) üzerinden çözdürülmeli.

2. *Emanet Kitap Modeli Gelmeli:* Ana ders kitapları öğrenciye yıl başında zimmetlenmeli, yıl sonunda sapasağlam geri alınmalı. Bir kitap en az 3-4 yıl boyunca farklı öğrenciler tarafından devirdaim edilerek kullanılmalı.

3. *Lojistik Bahane Edilmemeli:* "Bu kadar kitap nasıl toplanıp saklanacak?" demek kolaya kaçmaktır. Taşıma zaten okul seviyesine kadar yapılıyor. Her okul kendi öğrenci sayısı kadar kitabı bünyesinde muhafaza edebilir. İlçe milli eğitim müdürlükleri, okullar arası ufak dengelemeleri bir iki nakliye aracıyla kolayca yönetebilir.

Bu sistem sadece bütçede devasa bir tasarruf sağlamakla kalmaz; asıl büyük kazancı çocuklarımızın ruhunda yaratır. Çocuğa kamu malını korumayı, bir sonraki arkadaşına saygı duymayı ve tüketim toplumunun bir kölesi olmamayı öğretir.

Kâğıda, matbaaya ve basıma akıtılan o milyarlarca lirayı; okullarımızın fiziksel imkânlarını geliştirmeye, laboratuvarlar açmaya, çocuklarımıza sıcak bir öğle yemeği sağlamaya harcasak daha akılcı bir iş yapmış olmaz mıyız?

Gelin, bu sessiz israfa artık bir dur diyelim. Atmayalım, emanet edelim!

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }