Son günlerde yine tanıdık bir tabloyla karşı karşıyayız.
APP plaka meselesi… Bir süre konuşuldu, tartışıldı, sonra gündemin tozlu raflarına kaldırıldı. Ama mesele kapanmadı. Çünkü mesele hiçbir zaman sadece plaka olmadı.
Ortada kalan yine vatandaş oldu.
Elinde plakasıyla bir oraya bir buraya koşturan insanlar…
Noterde sıra, emniyette sıra, trafik tescilde sıra…
Bir işi çözmek için günler harcayan, işinden gücünden olan insanlar…
Sormadan edemiyor insan:
Bu eziyet niye?
Denetimsizliğin Bedeli
Bu sorun yeni değil.
Yıllardır bilinen, göz göre göre büyüyen bir problem.
Denetim yapılmamış, sınırlar net çizilmemiş, uygulama serbest bırakılmış…
Sonra gün gelmiş, aynı sistem çıkıp vatandaşa “Bunu değiştir” demiş.
Üstelik bir de ceza tehdidiyle.
Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor.
Devlet dediğin nedir?
Kural koyan, denetleyen ve sistemi işleten değil midir?
Eğer bu zincirin bir halkası kopmuşsa, bunun bedelini kim ödemeli?
Atalar boşuna dememiş:
“Rüzgar eken fırtına biçer.”
Bugün yaşanan bu karmaşa, yıllardır esen denetimsizlik rüzgarının sonucudur.
Vatandaş mı Suçlu?
Bugün vatandaşa denilen şu:
Git plakayı değiştir, harcını öde, sıraya gir, zamanını harca…
Yapmazsan ceza yersin.
Peki vatandaş bu plakayı kendi kendine mi icat etti?
Bir sistem izin verdi, bir piyasa oluştu, insanlar buna para harcadı.
Şimdi aynı sistem dönüp diyor ki:
“Yanlış yapmışsın.”
Burada bir adaletsizlik yok mu?
Adalet, sadece kural koymak değildir.
Adalet, o kuralın herkese eşit ve doğru uygulanmasıdır.
Aynı Hikaye, Farklı Başlıklar
Bu tabloyu ilk kez görmüyoruz.
Araçlardaki ekranlar, ses sistemleri, aksesuarlar…
Hepsinde aynı senaryo:
Önce serbest bırakılır.
Piyasa oluşur.
İnsanlar yatırım yapar.
Sonra bir gün…
“Yasak.”
Peki bu süreçte devlet neredeydi?
Kural baştan konmazsa, sonradan gelen yasak düzen değil,
karmaşa üretir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurur:
“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.”
Bugün yaşanan tabloya baktığımızda, kolaylaştırmak yerine zorlaştıran bir sistem görüyoruz.
Sorun Plaka Değil, Sistem
Aslında mesele APP plaka değil.
Mesele, kurumlar arasındaki kopukluk.
Mesele, denetimin zamanında yapılmaması.
Mesele, sorumluluğun doğru yerde aranmaması.
Bir kurumun verdiğini diğeri yok sayıyor.
Birinin serbest bıraktığını diğeri yasaklıyor.
Ve sonunda fatura yine vatandaşa kesiliyor.
Devlet ve Sorumluluk
Devlet, vatandaşıyla karşı karşıya gelen bir yapı değildir.
Devlet, vatandaşına yol açan, onu koruyan ve yönlendiren bir mekanizmadır.
Kural koymak elbette şart.
Ama o kuralı zamanında koymak, doğru uygulamak ve adil şekilde denetlemek daha da önemlidir.
Bugün yaşanan bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor:
Netlik yoksa düzen olmaz.
Denetim yoksa güven olmaz.
Devletin gücü, vatandaşını yormasında değil;
onun işini kolaylaştırmasında ortaya çıkar.
Adalet, sadece mahkemede değil;
günlük hayatın içinde de hissedilmelidir.
Yoksa…
Düzen kuruyorum derken düzensizlik üretirsiniz.
Günün Sözü:
“Adalet gecikirse güven kaybolur; güven kaybolursa düzen ayakta kalmaz.”