İlk akla gelen kuşkusuz rahmetli Kenan Onuk ve buz dansı. Unutulmaz ve buz kesen kış gecelerinde günün özetini izlemek ise ayrı bir keyifti. Nede olsa Gücük ayı, zemherinin sonu…
Jean Torvill&Christopher Dean çiftinin buz üstünde bolero dansı tarihe not düşülürken dışarıda yağan kar ertesi sabahın güzelliğinin habercisiydi o dönem.
TRT1 sayesinde Katherina Witt’i herkes tanır da Mihaela Şifrin pek tanınmaz bizde. Erkeğin kışın spor yapamadığı ülkede kadın nasıl slalom yapacak o yüzden bu isimler yok hafızalarda.
Klimova- Ponomeronko çifti ise insanoğlu evriminin buz üzerindeki son evresini yansıtır. Yolda yürüyemeyen insandan buzda takla atılan sahnelere yatay geçiş. Bu arada Sovyet torunlarının Kış Olimpiyatlarında olmaması ise Marlon Brandosuz Baba filmi gibi. Yahudiler cirit atıyor pistlerde, Ruslar cezalı. Ne büyük çifte standart. Eurosport spikerini hasseten kutluyorum. Geçiş töreninde İsrailin Gazze’deki insanlara, spor tesislerine verdiği zararı rakamları ile şahane verdi. Ve İsraili görmezden gelerek kayakla uzun atladı siyonistlere.
Erzurum, Kars, Ağrı, Van, Hakkari, Bingöl, Bursa, Bolu diye içimden sayarken karlı şehirlerimizi aklıma birden bizim Ladik geldi. Samsun’da kızakla kayılan tek ilçe. Onun için kış sporlarına büyük milletimin bakışı konusuna girmekten vazgeçtim. Başka kışa artık.
Neticede bizim için kar sporu; sucuk mangal, kış lastiksiz Ladik yokuşuna zorlama veya bilemedin Kocadağ’a termos-çay. Tembel fiziklerin tembel ruhlarını dinlendirme stayle, mesela “Curling” daha uygun duruyor bünyemize. Ağır ve aheste bir beste gibi buz üzerinde.
İki farklı insan fiziğinin buz rekabetini kaçırmayalım “sürat pateni”. Büyük baldırlı, eli belinde uçan insanlar ile, minnak ve çelimsiz grupların dönüş seramonisi.
Biatlon diye bir spordalı da var Kış olimpiyatlarında; kayak ile hem koşuyor, hem kayıyor, hem ayakta hem yatarak 25 m den tüfekle atış yapıyorsun. İzlerken bunlar insansa biz neyiz sorusunu kendime sormadan edemem.
“Nessun dorma” ne diyor? Bocelli söyledi akşam;
Dağıl, ey gece!
Batın, ey yıldızlar!
Şafakta kazanacağım!
Kazanacağım, kazanacağım!
İşte biatloncunun konsantrasyonu…
Kayağın Maradonası İngemar Stenmark ile bitirelim. İsveç’in sert iklimi ve doğal parkurlarında yetişen bu sessiz adam, düşük nabzı, risk almayan katı duygularını buzlaştırmış tavrı ile büyük bir kayak ikonu olarak heykelini dağlara diktirmiş.
Bizde yok mu, yok maalesef.
8 cesur sporcu ile katılıyoruz olimpiyatlara; bunu da kaçırdık. Ülke adına değil, çocukluk hayallerimi kendim yerinde izlemeye gidemediğim için üzülüyorum. Artık kısmet Fransa’ya…. 2030…