Bizde de Samsunspor maç günleri adeta Groundhog Day uyarlamasına dönüştü. Yaklaşık üç aydır her maç günü aynı şeyleri yaşıyoruz. Filmden tek farkımız ne yazık ki biz çok eğlenemiyoruz…
Trabzonspor karşılaşmasının ardından da durum değişmedi. Beşiktaş maçı sonrasında oynadığımız her maçta yaşadığımız buhranı yine yaşadık ve sahadan ağır bir mağlubiyetle ayrıldık. Futbolda bu tarz sonuçlar var ama 3 aydır devam eden kötü tabloyu anlamlandırmak kolay değil. Bu tablonun saha içi kısmına bir göz atalım istiyorum. Kapanışı da saha dışıyla yaparız.
Thomas Reis Tercihleri
Zeki oynamış, Soner Gönül oynamış, Mendes denenmemiş gibi serzenişlerin ötesinde problemler var sahada. 3 aydır baskı kalitemiz felaket durumda. Top rakipteyken sahaya doğru yerleşemiyoruz. İlk pres hattı kırıldığında tüm rakip merkezler stoperlerle baş başa kalıyor ki merkez oyuncularımızın eforu da yeterli değil. Dünyanın her yerinden, her seviyeden maçlar izliyorum, bizim kadar sahaya dağınık yerleşen başka bir takım yok.
Dolayısıyla sahadaki durum oyuncular değişse de bence farklı olmayacak. Hocanın topun rakipte kaldığı düzeni gözden geçirmesi lazım. Ben bunun Borevkovic’in kendini geri atmasından kaynaklı olduğunu düşünüyordum ama Satka geldikten sonra da boşluklar devam ediyor.
Gelelim oyuncu tercihlerine; Konyaspor mücadelesinden bu yana Zeki Yavru’nun formu düşüş trendinde. Gözle görülüyor ve bunu hocanın görmeme ihtimali de yok. Peki, neden Mendes’e güvenilmiyor? Tahminim hocanın Mendes’i savunmada yeterli bulmadığı yönünde. Ek olarak halen Zeki’nin duran toplarına güveniyor. Zeki oynamadığında duran top kullanımında sorun yaşayabileceğimizi düşünüyor. Tabii ki bunlar sadece tahmin.
Soner Gönül konusu da Logi Tomasson’un formuyla ilgili. İlk 1.5 ay sonunda Tomasson dip yaptı. Breidablik maçının ardından fark yarattığı maç da olmadı. Burada da Tomasson’a güvenmediğinden böyle bir tercihte bulunuyor.
Topsuz oyun kötü de toplu oyun çok mu iyi? Hayır. Topu dolaştırma hızımız her maç daha kötü. Sete yerleşebilecek ve sette üretim yapabilecek oyuncu sayımız da az. Topun hızı yavaş kalınca tamamen bireysel yeteneğe kalıyoruz. O konuda da eksiğiz. Rakip hata yapmadan pozisyon bulmamız çok kolay değil.
Bu umutsuz tablodan nasıl çıkacağız? Hoca neler yapacak? Bu soruların cevabını merakla bekliyorum. Çoğu insanın aksine halen Thomas Reis’ın bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyorum. Bekleyip, göreceğiz.
Transferler ve Beklentiler
Sezon başında Afonso Sousa ve Antoine Makoumbou dışındaki transferlerin tamamına soru işaretleriyle yaklaşmıştım. Buna Musaba da dahil. Devre arası transferleri ise daha farklı okunması gerekiyor.
Bence beklentilerin olduğu iki transfer yaptık. Jaures Assoumou ve Elayis Tavşan. İrfan Can ve Yalçın transferleri ise daha rotasyon hamleleriydi. Bence İrfan Can’ın sahada olması gerekiyor ama artık ona girmeyeceğim.
Elayis, Hollanda’da yetenekli görülen ve Türkiye’de de zamanında birçok kulübün radarına giren bir oyuncuydu. Ancak beklenen sıçramayı hiçbir zaman yapamadı. Her temasta fazla dağılıyor, doğru hamleleri yapmakta da zorlanıyor. Yerli statüsünde olduğu için rotasyonda kullanılabilir ama bence Süper Lig’de ilk 5 hedefleyen bir takımda ana oyuncu olamaz.
Assoumou ise daha farklı bir profil. Trabzonspor maçını felaket geçirdiği için kötü yorumlar olacaktır ama bence yanlış şekilde kullanılıyor. Musaba gibi topu atıp, hızıyla adam eksiltme ihtimali yok. Seni rakip sahaya da yerleştirmez. Ancak biz her ilk topu onla buluşturuyoruz. Oyunu sağda kurabilsek ve solda bitirebilsek ayak içiyle etkili vuruşları var. Ancak sağda oyunu kurabilecek bir oyun yapımız yok. Böyle devam ederse daha da kötü gözükebilir. Daha iyi gözükmesi için sağda oyun kurabilecek Coulibaly veya Emre’ye ihtiyaç var.
Transferdeki sorunlar ise yine bence oyuncu profillerinden ziyade söylemler. Musaba gittiğinde, “Musaba’dan daha iyisini alacağım” derseniz Assoumou’ya hiç hak etmediği bir yük verirsiniz. İnsanlar da haliyle muhteşem çalım yeteneği olan, birebirde herkesi geçebilen bir oyuncu bekler. Bunu göremediklerinde de eleştiri dozu artar.
Transferdeki diğer sorun ise pilot kulüp bilinmezi. Dunkerque, Samsunspor ve Amitie FC Amissos Sports & Entertainment bünyesinde. Portekiz’den de bir kulüp baktıklarını duyuyorum. Ancak bu yapının tam olarak amacının ne olduğunu anlayamıyorum. Anlatılan Samsunspor’un ana kulüp olduğu bir yapı. Bu tarz şirketlerde kulüpler arası geçiş olur ama ana takım seviyesinde yanlış hatırlamıyorsam hiç geçiş olmadı. Amitie FC’den Liverpool’a oyuncu satışı oluyor ama Samsunspor’a A takım seviyesinde kimse gelmiyor. Pek anlam veremiyorum bu işe ama hayırlısı olsun artık…
Saha Dışı Sorunlar
Saha dışı sorunları artık herkes görüyor. Uzun uzun anlatmanın kimseye faydası da yok. Değişen bir şey olacağına dair inancım da düşük. Birkaç aksiyon alındı ama yeterli mi? Bu aksiyon küskün Samsunspor taraftarını yakalar mı? Bilemiyorum sonuç olarak.
Yönetim-taraftar arasında birtakım sorunlar olduğu gibi Yüksel Yıldırım’ın açıklamaları sonrası takımla yönetim arasında da sorunlar olabilir.
Bu denli kaosun kimseye faydası yok. Umarım tüm sorunların sona ereceği bir döneme gireriz. Biz de Trabzonspor mağlubiyetini ilerleyen haftalarda “hayırlı mağlubiyet oldu” şeklinde anabiliriz.