Aybala MELEK/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, 'Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz' dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Balıkesir'de 9'uncu Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğramasına ilişkin, 'Öncelikle kahraman şehidimiz Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştır. Şehit pilotumuzun ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun' dedi.
'GÖNLÜMÜZ FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZLE'
Erdoğan, ramazan ayını tebrik ederek, 'Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı bu mübarek günler aynı zamanda hepimiz için büyük bir fırsattır. Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi ramazanın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze'de 10 Ekim'de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması maalesef ramazanı şerifi buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu ramazanda da aklımız, gönlümüz, dualarımız Filistinli kardeşlerimizle' diye konuştu.
'BU FOTOĞRAF GERÇEK TÜRKİYE FOTOĞRAFIDIR'
Ülke genelinde ramazan ayının farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini kaydeden Erdoğan, 'Camilerimiz dolup taşıyor, çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur'an-ı Kerim'in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. 'Kabe'de hacılar hu der Allah.' Bu ilahiyi 7'den 70'e insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla Allah Lafza-i Celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, gururlandırdı. Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Kimse bundan gocunmamalı. Rahatsız olmamalı. Kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah gani gani razı olsun diyorum' dedi.
'TAM KADRO SAHADAYIZ'
AK Parti olarak ramazan ayını en verimli şekilde değerlendirmenin çabasında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Genel Merkezimiz, tüm başkanlıklarımızın katkısını alarak teşkilatımız için çok kapsamlı, çok anlamlı bir etkinlik takvimi hazırladı. Hepimiz tam kadro sahadayız. Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, merkez yürütme kurulu ile merkez karar ve yönetim kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti'nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz 11 ayın sultanını idrak ve ihya etmek için bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasretlerimizi yaşatmak için can siperhane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz 'yeni evim ilk iftarım' programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz 'Külliye'de ramazan' etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mazhar oluyor. 'Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir' diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm ramazanlarda olduğu gibi bu sene de yoksulları, kimsesizleri garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin genel başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Aynı tempoda çalışmaya devam edecek ramazan-ı şerifin son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız' dedi.
'YAPILAN DOĞRUDUR, YERİNDEDİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 'Maarifin Kalbinde Ramazan' teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayete gönderdiği yazıya ilişkin, 'Bu yazıda neler var? Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek, okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak, çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri, tecrübe etmeleri bunun için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek birlik ruhu, adalet, merhamet, vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Birincisi bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. İkincisi bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir, hukukidir. Ramazanın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır' dedi.
'ZEHİR SAÇAN MALUM BİLDİRİLERİNİ YAYINLADILAR'
Erdoğan, bakanlığın gönderdiği yazı sonrasında yayımlanan 'laiklik bildirisi'ne ilişkin, 'Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde ramazan-ı şeriften sadece 1 gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat 'laiklik elden gidiyor' şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayımladı. Bunlar noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idüğü belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar Batı'da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren, o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar; ama ne zaman ki ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak 10 yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil. Hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır? Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın, açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın. Rahatsızlıklarının esas sebebi ayrıcalıklarını kaybetmeleri, milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bunların işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması bunları rahatsız ediyor' diye konuştu.
'KİMSE BİZE AZINLIK HAKLARI DERSİ VERMEYE KALKMASIN'
Türk milletinin mayasında İslam olduğunu, Türk milletini her türlü farklılığa rağmen bir arada tutan durumun manevi değerler olduğunu söyleyen Erdoğan, 'Ordumuz, unutmayın Peygamber ocağıdır. Şehitlerimiz, İslam şehitleridir. Zaferlerimiz, ilayı kelimetullah istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur'an'ı, Peygamber sevgisini, ramazanı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır ne istikbal kalır ne millet kalır ne de devlet kalır. Ne diyor İstiklal Marşımız; 'bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakk'a tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kastedemeyecek. Biz, büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca 3 kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, bizim dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur'an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır, Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmet-i Hani ve daha nicesi İslam'ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur'an'ı unutursa, Peygamberi unutursa, Yunus Emre'yi, Hacı Bektaş'ı unutursa, bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz. Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız, bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var, Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi, daha nicesi var. Avrupa'da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye'ye baksın, ders alsın' dedi.
'TÜRKİYE, TÜRKİYE OLARAK BÜYÜYECEK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yabancı değer ithal etmeye ihtiyacının olmadığını söyleyerek, 'Selçuklu'nun, Osmanlı'nın mirası, Türkiye'nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz. Ezandan, Kur'an'dan, camiden, namazdan, oruçtan, ramazandan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar, İstiklal Savaşı'nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli eller aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa, bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek, bunu hiç kimse aklından çıkartmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz, kendi ruhumuzla büyüyeceğiz, kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil, biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönle verip Türkiye Yüzyılı'nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz. Bu vesileyle, Milli Eğitim Bakanımızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı, elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor, dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa'nın aşkı hiç eksilmesin diyorum. Türkiye, sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da göstermeye, sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz' diye konuştu.
'RAPOR, YOL HARİTASI ORTAYA KOYDU'
Türkiye demokrasisine kurulan tuzaklara karşı hedeflerinden sapmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, 'Cumhur İttifakı olarak geçen yıl başlattığımız ve bir devlet projesi olarak yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecinde 16 aylık zaman diliminde kayda değer mesafeler alındı, hamdolsun ümit verici gelişmeler yaşandı. En son Milli Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos'tan bu yana sürdürdüğü müzakere ve mütalaalarını geçen hafta tamamladı. Komisyonda temsil edilen tüm siyasi parti gruplarının mutabakatıyla 47 kabul, 1 çekimser ve 2 ret oyuyla nihai rapor onaylandı. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak ilk günden itibaren sergilediğimiz yapıcı ve uzlaşmaya açık tutumu rapor aşamasında da aynen devam ettirdik. Komisyonun misyonunu layıkıyla yerine getirebilmesi için kritik kavşaklarda riske girmek dahil üzerimize ne düşüyorsa ziyadesiyle yaptık. Gerek Meclis Başkanımız, gerekse partimizi komisyon bünyesinde temsil eden arkadaşlarımız fevkaladenin fevkinde bir gayret gösterdiler. Özellikle komisyonun odağının sapmasına, kuruluş gayesiyle ilgisi ve alakası olmayan gündemlerle sulandırılmasına izin vermedik. Hamdolsun sonuçta diğer siyasi parti gruplarının da katkısıyla sürecin bir aşamasını daha suhuletle aşmayı başardık. 137 kurum ve kişinin dinlendiği, 4 bin 200 sayfa tutanağın tutulduğu kapsamlı bir istişare sürecinin ardından hazırlanan rapor, bundan sonra yapılması gerekenlere dair çok değerli bir yol haritası ortaya koydu. Tam bir demokratik olgunluk, eksiksiz bir istişare ve siyasi tarihimizde örneği az görülen siyasi bir uzlaşma neticesinde kaleme alınan rapor bir tavsiye belgesi olduğu kadar tarihi bir belge özelliğindedir. Rapor Türkiye'nin ortak geleceğine, 86 milyonun kardeşliğinin bir kat daha sağlamlaştırılmasına atılan çok değerli bir imzadır. Raporun içerisinden kelimeleri cımbızla çekerek spekülasyon yapma hevesinde olanların sürecin selametine hizmet etmediği aşikardır. Meselenin memnuniyet verici yanı, raporu ve süreci gölgelemek isteyenlerin azınlıkta olması, milletimizin ekseri çoğunluğuyla Terörsüz Türkiye hedefini tam manasıyla sahiplenmesidir. Rapora damga vuran uzlaşı ruhunu çok kıymetli buluyoruz. Siyaset kurumu özellikle bundan sonra atılacak adımlar açısından hem çok ciddi bir enerji, hem de büyük bir güven toplamıştır' dedi.
'HEDEFİMİZE VASIL OLACAĞIZ'
Devam eden sürecin yeni aşamasının başlayacağını belirten Erdoğan, AK Parti'nin ve ittifakın sorumluluğunun biraz daha artacağını dile getirerek, 'Meclis'imiz yeni aşamada da elbette lokomotif rol üstlenecek. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aramızdaki dayanışmayı, eşgüdümü ve iş birliğini doruğa çıkarmamız gereken bir döneme giriyoruz. Allah'ın izniyle sürecin yeni aşamasını da uhulet ve suhuletle yöneterek önce Terörsüz Türkiye ardından 'Terörsüz bölge' hedefimize vasıl olacağız. Bugüne kadar attığımız her adımda, verdiğimiz her kararda, uygulamaya koyduğumuz her politikada devletimizin ciddiyetine yakışır biçimde şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi incitmeden hareket ettik. Aynı şekilde devam edeceğiz. Bunda kararlıyız. Hep söylüyorum, büyük devlet olmak, büyük düşünmekle mümkündür. Biz tarihiyle olduğu kadar vicdanı ve aklıyla da büyük bir devletiz. İnsanlığa asırlar boyunca nizam vermiş büyük bir milletiz. Onun için büyük düşüneceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin gücüne güveneceğiz. Türk milletinin ezeli ve ebedi kardeşliğine sonuna kadar inanacağız' diye konuştu.
'MÜŞTEREK ZEMİNİMİZİ GENİŞLETMEK MECBURİYETİNDEYİZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 23 yıllık çetin mücadeleler neticesinde bölgesel ve küresel bir güç olma yolunda tarihi bir fırsat yakaladığını vurgulayarak, 'Bunun önünü kimse kesemez. Buna biz izin vermeyeceğiz. İnanıyorum ki milletim de izin vermeyecek. Ortak geleceğimizi özellikle hafızamızda iz bırakan acılar üzerine inşa edemeyiz. Umutları büyütmek, müşterek zeminimizi genişletmek mecburiyetindeyiz. Diğer partilerden de beklentimiz komisyondaki demokratik, uzlaşmacı, müspet ve makul duruşlarını Meclis çalışmalarında da aynıyla devam ettirmeleridir. Bin yıllık kardeşliğin önünde bugüne kadar hiçbir fesat odağı duramadı. Bugün de sınırlarımızın ötesine taşan bu kucaklaşma ve muhabbet selinin önünde durmaya çalışanlar olursa, o sel herkesi önüne katıp sürükleyecek ve bu topraklardan süpürecektir. Biz 23 yıldır yaptığımız gibi nefreti ve öfkeyi çoğaltan değil, adaleti, hakkı, hukuku, demokrasiyi savunan tarafta yer alacak, herkesin bir olduğu, beraber olduğu, barış içinde, kardeşçe yaşadığı bir Türkiye için mücadele edecek, bu uğurda gerektiğinde fedakarlıkta bulunmaktan asla çekinmeyeceğiz' dedi.
ERDOĞAN'DAN 'İMRALI' SORUSUNA CEVAP
Erdoğan, konuşmasının ardından çıkışta gazetecilerin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İmralı'nın statü açığına ilişkin açıklamasını sorması üzerine, 'İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor' cevabını verdi. (DHA)