Tamamen katıldığım ve hayal ettiğim bir düşünce. Büyükşehir yasası ülkeye atılmış en büyük kazık. İçinden çıkılamayan sorunlar doğuruyor. Sistem çözüm üretmekte aciz. Geçen gün su gibi bir çocuğu daha katlettiler. Hepimiz çaresiz ve sessiz bir çığlık atıp, vicdanımızı susturmaya çalıştık ama nafile.
Büyükşehir gettolarında yeşeren kin ve nefret sarmalı, önlenemeyen yükselişini sürdürüyor.
Fakirlik ile ilgili değil bu. Gün içinde bir çok fakir insan ile bir araya geliyorum. Hiç biri bunlar gibi piskopat değil. Aksine çoğu hayatı alaya alıp, an da kalıp, gülümseyebiliyorlar. -5.5 derecede pis bir ortamda olabilecek en yorgun halleri ile neşelerini kaybetmiyor bu insanlar. Makaraya sarıyorlar olan biteni. Neden, çünkü küçük şehirin büyük yürekli insanları bunlar.
Diğerleri alçak, kahpe, şeytan. Dürtülerini kontrol edemeyen, öğretilemeyen, eğitilememiş, saldırgan ve acımasızlar.
Büyükşehir; evden işe gidemediğin, işten dostuna uğrayamadığın, komşun ile asansörde selamlaşamadığın, trafikte spazm geçirdiğin, en küçük kar yağışında Vali bey’ den haber beklediğin, yorgunluk ve bezginliğin hatta bıkkınlığın modern hali.
Kırsalın kentleşirken can çekiştiği, kentlinin kaçıp kurtulmamız lazım diye avaz avaz bağırdığı, ben kimim ve neyi yaşıyorum sorusunun cevabını sormaya bile takatinin olmadığı lokasyon Büyükşehir.
Kahvehanesinde kahve, Cafelerinde çay bulamadığın, dikdörtgenin daire diye gasgallandığı, peynirin gramla, sucuğun fermente alındığı, ailenin danışmak için psikolojik danışma merkezi aradığı bir garabet yaşam alanı.
İşçinin geçinmek için Antik Yunan’ın matematik dehası Arşimet kadar felsefi hesaplar yaptığı beyin yakan Büyükşehirler. 40.000 TL alıp, 45.000 TL lik kirada oturma paradoksunu ancak Arşimet çözebilir sonsuz küçükler fikrini kullanarak.
Yani alanı sıkıştırarak ele geçirme hadisesi.
- İkea’dan aldık.
- Neyi?
- Bunları…. Derken yapılan el işaretini yazmayayım şimdi.
İnsan dediğimiz varlık Büyükşehir’e uyumlu değil. Kodu farklı. Yazılım örtüşmüyor.
Sürekli gürültü, kalabalık, tabelalar, ışıklar, trafik, şiddet, hız; doğamızla çatışıyor.
Kontrol edemediğimiz her şey bizi yoruyor. Sonuç Anksiyete, tükenmişlik sendromu, öfke halleri, umutsuzluk ve duygusal betonlaşma.
İşte tam bu noktada evrimini terse çeviren insan, yabani bir hayvana dönüşüyor. Yok etme odaklı katil terminatör çocuklar, duygusal betonlaşma sonucu, manyaklaşıyor, deliriyor; tesadüf değil.
Küçük kasaba, önemli….Yeni planlama vakti, modern kasabalar için…Çok geç olmadan…