Bu Toplum Kadınlara Borçludur

Bu ülkede hayat, kadınların omuzlarında yükseliyor.
Ama aynı toplum, en ağır bedeli de onlara ödettiriyor.

Temizlikte onlar var.
Çocuk bakımında onlar.
Sabah çocuğunu okula hazırlayan, geceleri başında bekleyen onlar.
Mutfakta onlar.
Doğuran onlar.
Büyüten onlar.
Yorulan ama susan onlar.

Ve ne yazık ki;
aşağılanan onlar,
düşük ücretle çalıştırılan onlar,
sözle, bakışla, yumrukla yaralanan onlar,
öldürülen yine onlar.

Bu tablo tesadüf değildir.
Bu, emeği değersizleştiren bir vicdansızlığın sonucudur.

Sorun Kadın Değil, Zihniyettir

Kadınları konuşurken çoğu zaman “mağdur” kelimesini kullanıyoruz.
Ama asıl konuşmamız gereken şey şudur:
Kadınları mağdur eden kim?

Onları;

ucuz iş gücü gören,

itaat bekleyen,

susmalarını isteyen,

emeği “zaten görevi” sayan
bir zihniyet vardır.

Bu zihniyet; kadını insan olarak değil,
hizmet eden bir araç olarak görür.

Ve şiddet tam burada başlar.

Şiddet Yumrukla Başlamaz

Şiddet;

emeği yok saymakla başlar,

düşük ücretle çalıştırmakla başlar,

“abartıyorsun” demekle başlar,

“idare et” diye susturmakla başlar.

Bir kadının emeğini küçümseyen herkes,
şiddetin ortağıdır.

Bu yüzden kadın cinayetleri bir “anlık öfke” değil,
toplumsal bir suçtur.

Bir An Durun ve Kendinize Şunu Sorun

Sizi kim doğurdu?
Kim uykusuz kaldı?
Kim düştüğünüzde dizinizi sildi?
Kim aç kaldığında kendi lokmasından vazgeçti?

Bir ana değil miydi?

O halde bir kadına el kaldıran,
onu aşağılayan,
emeğini hiçe sayan herkes;
kendi varlığının kaynağına ihanet ediyordur.

Bu yalnızca ahlaksızlık değil,
insanlıktan çıkıştır.

Sermaye, Güç ve Erkeklik Yalanı

Bugün birçok kadın; sadece erkek olduğu için kendini üstün sananlar,
sadece parası olduğu için her şeyi satın alabileceğini düşünenler
tarafından eziliyor.

Ama şunu açıkça söyleyelim:
Güç, kadını susturmak değildir.
Erkeklik, kadını yönetmek değildir.
Zenginlik, emeği sömürmek değildir.

Bunların hepsi birer yalandır.

Artık Taraf Olma Zamanı

Bu ülkede tarafsız kalmak mümkün değildir.
Ya emeğin yanındasınız,
ya zulmün.

Ya kadınları koruyan bir vicdanın,
ya da susarak suça ortak olan bir düzenin içindesiniz.

Kadınları savunmak bir “duyarlılık” meselesi değil,
ahlaki bir zorunluluktur.

Sözün özü

Kadınları korumayan bir toplum,
geleceğini koruyamaz.

Kadın emeğini yok sayan bir sistem,
eninde sonunda insanlığı yok eder.

Artık yeter.

Bu toplum; emek veren analara,
çalışan kadınlara,
yaşamak isteyen kadınlara
borçludur.

Ve bu borç,
ancak vicdanla ödenir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }