Genel

Bakan Tekin: Çocuklar, eğitime hayatına kendi değerlerimizi tanıyarak başlasın istiyoruz (3)

'EĞİTİMDE ULUSLARARASI ORANLARA YETİŞTİK'

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi 5'inci Çalıştayı'na' katıldı. Gaziantep Öğretmenevi'ndeki programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, son 25 yılda eğitim-öğretimde yapılan çalışmalarla ilgili verileri paylaştı. Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hayatı geçirilmesinin nedenleri ve ileriye dönük amaçlarıyla ilgili de bilgi verdi. Yusuf Tekin, '2002-2003 eğitim-öğretim döneminde Türkiye'de yaklaşık olarak 330-350 civarında sınıfımız vardı. 350 bin civarında sınıfta ders görüyordu öğrencilerimiz. Bunun yarısının deprem ya da benzeri sebeplerle ekonomik ömrünü tamamladığını düşünürsek o günden elimizde kalan 150 bin civarında derslik olduğunu söyleyebiliriz. Bugün çok şükür 750 bin sınıfımız var. 150 bin oradan kaldığını düşünürsek yaklaşık 5 kat artmış. Aynı şey insan kaynağı açısından da geçerli. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının çok kalabalık olduğu, öğretmenlerimizin iş yükünün çok yoğun olduğu realitesinden hareketle öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılması gerektiği konuşuldu ve yaklaşık 830 bin öğretmen ataması yapıldı bu aradan geçen süre içerisinde. Oradaki göstergeler itibarıyla da uluslararası oranlara eriştik. Teknolojik altyapı konusunda da şu anda 650 bin dersliğimiz internet erişim altyapısına sahip. Ve internet erişim hizmeti üzerinde dünyanın en büyük eğitim-öğretim içerik portalı dediğimiz EBA'ya bu 650 bin sınıfımızdaki akıllı tahtalar aracılığı erişim mümkün. UNDP raporlarına göre dünyada neredeyse tüm sınıflarında etkileşimli tahta olan tek ülke Türkiye' dedi.

'ÇOCUKLARIMIZ BİZDEN ÇOK DAHA İYİ TÜRKÇE KONUŞACAKLAR'

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve amacı ile ilgili de bilgi veren Bakan Tekin, 'Çocuklarımızın, gençlerimizin bizim binlerce yıllık bu medeniyet inşa eden, dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensinler istedik. Bununla gurur duysunlar istedik. Ve her vasıtayı bu anlamda kullanmayı kendimize ilke ettik. Mesela, çok alakasız gibi gelecek 2023 yılı Haziran ayında bir genelge yayınladık. Dedik ki çocuklarımız okul bahçelerinde geleneksel çocuk oyunlarımızı oynasınlar dedik. Hiç alakasız gibi duruyor değil mi? Yani okul bahçelerimiz cıvıl cıvıl olsun, çocuklarımız hareket etsin, obeziteyle mücadele etsin vesaire dedik. Hemen akabinde de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız, Temel Eğitim Genel Müdürümüz 100 geleneksel çocuk oyunumuzu belirledi. İllerde formatörler oluşturduk. Çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı öğretelim diye. Niye? Gerekçemiz ne olabilir? Kültür aktarımında, medeniyet inşa aktarımında, medeniyet aktarımında çocuklarımız için en önemli paylaşım araçlarının bir tanesi oyunlardır. Kültür aktarımının en temel çıkış noktalarından bir tanesi bu. Çocukların çocukken oynamaya başladıkları oyunlar sizin bu ülkeye olan bağlılığınız, bu ülkenin değerlerine olan bağlılığınız, paylaşım, dayanışma, merhamet bunların hepsi çocuklarınıza oyunlarla verilebilir. Başka ülkelerde bu yapılıyor. Biz başlar başlamaz burada dedik ki çocuklarımız bir sahip oldukları medeniyet birikimiyle gurur duysunlar. Gurur duymak için ne yapmaları lazım? Önce bilmeleri lazım. O zaman programlarımızı revize ederken, yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle yola çıkarken ana parametrimiz bu oldu. Bunu çocuklarımız öğrensin. Bu minvalde bir sürü şey yaptık. İlk yaptığımız şeylerin bir tanesi 2023 yaz aylarında çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştirmek açısından ortaokulda da Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili ve Edebiyatı dersleriyle ilgili olarak kararlar aldık. Geçme metodunu değiştirdik. Ölçme değerlendirme metodunu değiştirdik. Çocuklarımıza artık gramer ezberletmeyin. Onun yerine Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretimlerimizin iş yükünü biraz arttırdık ama dört beceri üzerinden çocuklarımızın ana dil becerilerini ölçtüğümüz yeni bir yaklaşımı uygulamaya başladık. Ben şunu iddia ediyorum. Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacaklar. Çocuklarımız bizden daha çok daha iyi şeklinde kendilerini ifade etmeye başlayacaklar. Bakın çok trajik bir örnek olsun diye söylüyorum yine. Ana dil becerisi o kadar önemli ki çocuklarımızın yabancı dil becerileri belirliyor. Ben hep şu örneği veriyorum; kendi ana dilinde gündelik hayatta 100 kelimeyle konuşan bir çocuk, 500 kelime ile nasıl yabancı dil konuşacak? Komik değil mi? Trajikomik. O zaman çocuklarımızın yabancı becerileri dahil matematik okur yazarlığından diğer akademik derslere kadar her anlamda başarıları artırabilmemizin yegane koşulu ana dil becerilerini istediğimiz düzeye çekebilmek' diye konuştu.

Ahmet ATMACA-Nuray UZATMAZ/GAZİANTEP, (DHA)-

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }