Genel

Ali Babacan: Bölgede maalesef bir ateş çemberi gittikçe büyüyor

Melek FIRAT/ AYDIN, (DHA)- DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 'Şu an içinde bulunduğumuz bölgede maalesef bir ateş çemberinin gittikçe büyüdüğünü görüyoruz. Bundan 2,5 sene önce Gazze'de başlayan ve 70 binden fazla insanın öldüğü, tam bir soykırımın yaşandığı savaştan sonra İsrail ve Amerika'nın İran'a karşı başlattığı bir savaşla karşı karşıyayız. Bu saldırı hukuksuzdur, Birleşmiş Milletler şartına aykırıdır.' dedi.

Partisinin iftar programı için Aydın'a gelen Ali Babacan, basın mensuplarına Türkiye ve uluslararası gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Ali Babacan, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının da uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek Türkiye'nin bölgede aklıselimle hareket edip provokasyonlara kapılmaması gerektiğini vurguladı. Partisinin ise önümüzdeki seçimlerde iki kutuplu siyasete alternatif, güçlü bir tercih sunmayı hedeflediğini söyledi.

ABD ve İsrail'in saldırılarının Birleşmiş Milletler şartlarına aykırı ve hukuksuz olduğunu belirten DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 'Şu an içinde bulunduğumuz bölgede maalesef bir ateş çemberinin gittikçe büyüdüğünü görüyoruz. Bundan 2,5 sene önce Gazze'de başlayan ve hep söylediğim gibi 'Ateş düştüğü yeri yakar' dediğimiz bir süreçten bahsediyoruz. 70 binden fazla insanın öldüğü, tam bir soykırımın yaşandığı savaştan sonra yaklaşık 10 gündür de İsrail ve Amerika'nın İran'a karşı başlattığı bir savaşla karşı karşıyayız. Bu saldırı hukuksuzdur, Birleşmiş Milletler şartına aykırıdır. Gerekçe olarak gösterdikleri 'önleyici savaş', yani 'Ben ona saldırmasaydım o zaten bana saldıracaktı' gerekçesi hiçbir uluslararası hukuk belgesinde yoktur. Buna rağmen başlamış bir savaştan bahsediyoruz. İlk gün özellikle yaklaşık 170 küçük kız çocuğunun bir okulda hedef alınması ve onların hayatını kaybetmesi, savaşı başlatanların nasıl hedef gözetmeksizin, nasıl bir vahşi saldırı içinde olduğunu aslında bize bütün açıklığıyla göstermiş oldu' dedi.

Türkiye'nin arabuluculuk çabasının değerli olduğuna değinen Babacan, 'Bu savaş başlamadan önce biliyorsunuz Türkiye'nin ciddi bir arabuluculuk çabası oldu. Umman'ın da ciddi bir arabuluculuk çabası oldu. Ancak bu arabuluculuk çabaları sonuç vermedi. Çünkü karşımızda İran'a saldırmayı kafasına koymuş, tüm hazırlıklarını yapmış ve çok büyük bir askerî gücünü bu bölgeye yığmış bir Amerika'dan bahsediyoruz. Kendi dar ideolojisiyle bölgeye gittikçe daha büyük zarar veren bir ülkeden, İsrail'den söz ediyoruz. 2007 yılında aslında Türkiye'nin arabuluculuğuyla İran ile Batı arasında bir anlaşma yapılmıştı. Nükleer programla ilgili bir anlaşma yapılmıştı ve o anlaşma Trump'ın birinci dönemine kadar devam etti. Türkiye'nin, benim de Dışişleri Bakanı olarak başlattığım ve sonra başarıyla devam eden arabuluculuğuyla bir bakıma 2007'den 2026'ya kadar savaşı 19 yıl aslında ötelemiş olduk. Türkiye'nin o dönem çok önemli bir rolü ve fonksiyonu oldu. Fakat bu anlaşma Trump'ın birinci kez seçildiği andan itibaren iptal edildi. İptal edilince o günden bugüne İran'la ilgili gerginlik yoğun bir şekilde devam etti ve maalesef şu an bu savaşa kadar mesele uzandı. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları elbette değerlidir. Ancak bir taraf saldırmayı kafasına koyduysa, bu çabaları sadece bir mazeret olarak kullanır; olmaz şartları masaya getirir, imkânsız taleplerde bulunur ve 'Bak işte, masada olmadı o yüzden saldırıyorum' der. Nitekim müzakere masası daha ortadayken, müzakereler devam ederken bu saldırı başladı.' ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin provokasyonlara gelmemesi gerektiğini belirten Babacan, 'Peki bundan sonra Türkiye ne yapmalı? Öncelikle gelişmeleri çok yakından takip etmek zorunda. Her zaman aklıselimle hareket etmek zorunda. Asla provokasyonlara kapılmaması lazım. Türkiye'yi bu sürece çekmek isteyen ülkeler olabilir. Türkiye'nin de bu süreçte zarar görmesinden memnun olacak farklı çevreler olabilir. Bu provokatif girişimlere Türkiye'nin prim vermemesi gerekir. Türkiye'nin tam bir aklıselimle ve bu bölgenin en kadim ülkesi olarak, kökleri Osmanlı ve Selçuklu dönemine kadar uzanan bir devlet olarak, bütün bu coğrafyanın en önemli ve tarihte de en büyük ülkelerinden biri olarak her zaman dengeleyici rolünü ve gücünü kullanması lazım. Bu savaş başladığından bugüne hükümetin tutumu ile ilgili açıkçası fazla eleştirel bir konu görmüyorum. Eleştirilebilecek fazla bir konu görmüyorum. İlgili birimler, başta Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, müttefiklerimizle beraber zaten ilk füze daha havadayken Türkiye'ye yöneldiği anda imha edilmesi, ikincisinin derhal imha edilmesi, ardından da Malatya'da Patriot batarya sistemlerinin konuşlandırılması; aslında Silahlı Kuvvetlerimizin içinde bulunduğumuz ittifak sistemiyle beraber son derece koordineli bir şekilde hareket ettiğini bize gösteriyor. Bundan sonraki süreçte de umarım ki bu tutum devam eder' diye konuştu.

Partisinin önümüzdeki seçimlerde iki kutuplu siyasete alternatif, güçlü bir tercih sunmayı hedeflediğini söyleyen Babacan, 'Şu anda DEVA Partisi'nin tutumu ise şu şekildedir. DEVA Partisi'nin Türkiye'yi yönetme ile ilgili hazırlıkları başka hiçbir siyasi partide yok. Biliyorsunuz biz genel seçimlerde ortak listelerle seçime girdik. Aslında ne milletvekili seçimlerinde ne de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde DEVA Partisi'ni destekleyen insanların ne kadar olduğu ile ilgili gerçek bir sandık ölçümü yapmak mümkün olmadı. Çünkü o zaman CHP'nin çok ısrarlı talebi üzerine ortak listelerle seçime gidildi. Sadece biz değil, başka partiler de bu şekilde seçime girdi. Dolayısıyla önümüzdeki seçim, bu açıdan baktığımızda bizim ilk seçimimiz olacak. Peki biz ne yapacağız DEVA Partisi olarak? Bundan 1,5 sene önce açıkladık. Dedik ki; Biz artık ülkeyi bu iktidara bırakmak istemiyoruz. Ama ana muhalefetin de ülkeyi yönetme ile alakalı artık zafiyetler olduğunu görüyoruz. Türkiye'de iki kutuplu siyasete karşıyız. Türkiye'yi 'siyah ya da beyaz, bunlardan birini seçmek zorundasınız' diye bir tercih alanına hapsetmek istemiyoruz. Bunun siyaseti çoraklaştıracağına inanıyoruz. Dolayısıyla şu andaki bütün hazırlığımız, Türkiye'ye yeni bir tercih; net, iddialı ve güçlü bir tercih sunmak. Bu tercihin oluşması için hem partimiz içerisinde hazırlıklar yapıyoruz hem de bizimle aynı vizyonu ve aynı görüşü paylaşan siyasi partilerle iletişim içindeyiz' dedi. (DHA)

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }