35 Yıllık Hasret Bitmedi

Samsunspor, Konyaspor karşısında sahasında yine kazanamadı. Böylece 1991-1992 sezonundan bu yana süren hasret bir kez daha sona ermedi. Ancak bu maçta can yakan sadece kaybedilen 2 puan değildi.

Asıl kayıp tribünlerdeydi.

Bir zamanlar bu takımın en büyük gücü taraftarıydı. Sahaya çıkan futbolcu arkasında bir şehir olduğunu hissederdi. Rakip takım Samsun deplasmanına gelirken sadece 11 futbolcudan değil, tribünlerden de çekinirdi. Bugün ise tribünlere baktığımızda o eski ruhu göremiyoruz.

Öğrenciye ve kadın taraftara ücretsiz bilet verilmesi, maraton tribününün 55 TL olması bile bu boşluğu doldurmadı. Çünkü mesele para değil. Mesele kırılan bağ, zedelenen güven ve taraftarın kendini bu takımın bir parçası gibi hissedememesi.

Aylar önce bu tabloyu gördük, söyledik, yazdık. Ama uyarılar dikkate alınmadı. Eleştiriler çözüm arayışı olarak değil, muhalefet olarak görüldü. Bugün gelinen noktada bunun bedelini hep birlikte ödüyoruz.

Elbette eksikler vardı. Thomasson cezalıydı, Satka ve Celil Yüksel sakattı. Fink de mecburen farklı bir kadro çıkardı. Samsunspor sahada kötü mücadele etmedi. Konyaspor gibi fizik gücü yüksek bir rakibe karşı ezilmedi. Ama yakalanan fırsatlar değerlendirilemedi. Üstüne bir de penaltının Ntcham’a kullandırılması, maçın en büyük kırılma anlarından biri oldu.

Samsunspor bu maçta sadece 2 puan bırakmadı. Belki de sezon sonunda çok konuşulacak bir hedefi de zora soktu. Ama ne olursa olsun bu takımın yeniden ayağa kalkması için en çok ihtiyaç duyduğu şey yine taraftarıdır.

Çünkü Samsunspor’u Samsunspor yapan sadece sahadaki oyuncular değil, o tribünlerde atan yüreklerdir.

Başka Samsunspor yok.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }