12. Yargı Paketi ve Yargıda Yeni Dönem: Nafaka, Kamulaştırma ve Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Neler Değişebilir?

Son yıllarda hukuk sistemimizde gerçekleştirilen yargı reformları, vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmayı ve uzun süren dava süreçlerini hızlandırmayı amaçlamaktadır. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan 12. Yargı Paketi de bu kapsamda gündeme gelmiş olup, özellikle nafaka, kamulaştırma ve ortaklığın giderilmesi davaları bakımından önemli değişiklik beklentilerini beraberinde getirmiştir.

Henüz tüm düzenlemeler yasalaşmamış olmakla birlikte, son dönemde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bazı kararlar hukuk uygulamasında yeni bir dönemin habercisi niteliğindedir.

Süresiz Nafaka Tartışmalarında Yeni Aşama

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eş lehine süresiz olarak yoksulluk nafakasına hükmedilebilmekteydi. Özellikle kısa süreli evliliklerde dahi nafaka yükümlülüğünün ömür boyu devam edebilmesi uzun yıllardır kamuoyunda tartışma konusu olmaktaydı.

Anayasa Mahkemesi'nin son dönemde verdiği iptal kararıyla birlikte süresiz nafaka sisteminin mevcut haliyle devam edip etmeyeceği yeniden gündeme gelmiştir. Kararın ardından yasama organının yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.

Bugün itibarıyla mahkemeler halen mevcut kanun hükümlerini uygulamaya devam etmektedir. Ancak önümüzdeki süreçte;

* Nafakaya belirli süre sınırları getirilmesi,
* Evlilik süresinin dikkate alınması,
* Tarafların yaş, gelir ve çalışma durumlarının daha ayrıntılı değerlendirilmesi,
* Süresiz nafaka yerine süreli nafaka modeline geçilmesi,

gibi seçeneklerin gündeme gelmesi beklenmektedir.

Bu nedenle aile hukuku alanında son yılların en önemli değişikliklerinden birinin nafaka konusunda yaşanması kuvvetle muhtemeldir.

Kamulaştırma Davalarında Anayasa Mahkemesi'nin Tarihi Kararı

Taşınmaz hukuku bakımından belki de en önemli gelişme kamulaştırma davalarında yaşanmıştır.

Mevcut uygulamada kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında ilk derece mahkemesince verilen karar sonrasında taşınmazın idare adına tescili mümkün olabilmekteydi. Başka bir ifadeyle bedel yönünden istinaf veya temyiz incelemesi devam ederken dahi mülkiyet idareye geçebilmekteydi.

Anayasa Mahkemesi ise bu uygulamanın mülkiyet hakkı bakımından ciddi sakıncalar doğurduğunu değerlendirmiştir. Mahkeme, kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin kesin olarak belirlenmediği bir aşamada mülkiyetin idareye geçirilmesinin Anayasa'nın 46. maddesinde güvence altına alınan kamulaştırma esaslarıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu kararın ardından;

* Kamulaştırma bedeli kesinleşmeden tescil yapılması uygulamasının yeniden değerlendirilmesi,
* Maliklerin mülkiyet hakkının daha güçlü korunması,
* Bedel uyuşmazlığı sonuçlanmadan mülkiyet devrinin sınırlandırılması,

gibi yeni düzenlemelerin gündeme gelmesi beklenmektedir.

Özellikle devam eden kamulaştırma davalarında bu kararın taraf vekilleri tarafından yoğun şekilde ileri sürüleceği ve uygulamayı önemli ölçüde etkileyeceği açıktır.

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Beklenen Düzenlemeler

Miras kalan taşınmazlar ve paylı mülkiyete konu taşınmazlar bakımından açılan ortaklığın giderilmesi davaları da uzun süredir eleştirilmektedir.

Bugünkü uygulamada satış kararı verilmesi halinde taşınmaz açık artırma yoluyla satılmakta ve üçüncü kişiler de ihaleye katılabilmektedir. Bu durum kimi zaman aileye ait taşınmazların yabancı kişilere geçmesine neden olmaktadır.

Kamuoyunda tartışılan düzenlemeler arasında;

* İlk artırmanın yalnızca paydaşlara veya aile bireylerine özgülenmesi,
* Aile fertlerine öncelikli satın alma hakkı tanınması,
* Miras kalan aile taşınmazlarının korunmasına yönelik özel hükümler getirilmesi,

gibi öneriler bulunmaktadır.

Henüz yürürlüğe girmiş bir düzenleme bulunmasa da özellikle kırsal bölgelerde yaşanan mağduriyetler dikkate alındığında bu alanda da değişiklik yapılması ihtimali güçlü görünmektedir.

Hukuk Yargılamalarının Hızlandırılması Hedefleniyor

12. Yargı Paketi'nin temel amaçlarından biri de uzun süren dava süreçlerini kısaltmaktır.

Bu kapsamda;

* İstinaf ve temyiz incelemelerinin hızlandırılması,
* Elektronik yargılama sistemlerinin yaygınlaştırılması,
* Usul işlemlerinin sadeleştirilmesi,
* Mahkemelerin iş yükünün azaltılması,

amaçlanmaktadır.

Özellikle taşınmaz davaları, kamulaştırma davaları, tazminat davaları ve ticari uyuşmazlıklarda yargılama sürelerinin kısaltılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Sonuç

12. Yargı Paketi henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, son dönemde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar hukuk sistemimizde önemli değişikliklerin habercisi olmuştur.

Süresiz nafaka tartışmaları, kamulaştırma davalarında mülkiyet hakkının güçlendirilmesi ve ortaklığın giderilmesi davalarında aile bireylerinin korunmasına yönelik beklentiler önümüzdeki dönemin en önemli hukuk gündemleri arasında yer almaktadır.

Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin kamulaştırma davalarına ilişkin kararı, mülkiyet hakkının korunması bakımından son yılların en önemli kararlarından biri olarak hukuk tarihindeki yerini alacak niteliktedir. Önümüzdeki aylarda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yapılacak düzenlemeler ise bu değişim sürecinin yönünü belirleyecektir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }